Gülsen Tunçkal
649 şiiri ve 37 yazısı kayıtlı Takip Et

Avrupa sığınma evindeki bir türk kadını ( x adı ayşenur olsun )



Avrupa Sığınma Evindeki  Bir Türk Kadını (  x Adı Ayşenur olsun )


Ayşenur üniversite son sınıf terk, görücü usulu ile hiç tanımadığı ama Avrupa’da işçi olarak çalışan meslek lisesi mezunu bir genç adamla bir kaç kez telefon görüşmesinden sonra nişanlanıp ardından da ’’aile birleşimi’’ ile 2001 yılında evlenerek Almanya ya gelmesiyle problemleri başlayan gencecik bir Türk kızı.
Şimdilerde orta yaşlarda ve sırtında kambur olan evliliğinden 2009 yılında kurtulmuş bir kadın ( tam kurtulmuş olmamakla birlikte). Hemen, hemen Avrupa ülkelerine özellikle de evlenerek gelip sonradan evlilikleri bozulan, kimileri birilerinin yardımı ile kadın sığınma evine yerleşip daha sonra ayaklarının üzerinde duran kadınlar oldu, kimileri ise kader deyip çeyrek asırlık bir ömründen salt çocukları yüzünden sinesine çekti! İntihara teşebbüs edeni mi ararsınız, yoksa kendi kendini rezil edip serbest yaşayanları mı? Yolunu şaşıran kadınların fazla olması seçtiği erkeğin seçimi ile alakalı olmakla birlikte, kadının karakteriyle de bağımlı.
Gelelim genç Ayşenur hanıma! Almanya ya geldikten sonra eşinin kumar ve gece hayatının olduğunu ve vazgeçemediğini gören kadın, eşi Cengiz ile eve her geç gelmesinde münakaşa edince, Ayşenur - Bizim durumumuz böyle nereye kadar devam edecek diye isyanını dile getirdiğinde, sorumsuz kocası - Seni buraya ben getirdim, işte yol istemiyorsan çekip gidersin, sevdiğim otomat bağımlılığından sen kimsin ki geçeceğim, seni buraya getirip ’’ adam ettim be’’ yemek yemeyi bu kadar düşünüyorsan git kendini sat, demiş! Bu arada hamile olan kadına bunca ahkam kesmelerin haricinde eve erkek arkadaşlarını getirip içki alemleri yapmış ve meze sofralarını hazırlamaksa Ayşenur hanımın sözüm ona vazifesiymiş. Kadın üstüne basa, basa eve arkadaşlarını getirme dediğinde ona ağza alınmayacak küfür, tehditlerle karşılık verirmiş ve - Seni bu halinle bıraksam, sokak kadını olursun ama kendi paranı da kendin kazanırsın! Ve dahi nice ağır, pis ithamlar. Hamileyken dayak yemeler, her izine gittiğinde yalan yanlış Ayşenur’un suçlu olduğuna anne ve babasını inandırıp - Kızınız kendi başına buyruk, beni dinlemiyor, ayrılık söz konusu gibi iftiralar vs. Almanya ya telefon edip kızlarıyla konuşan ebeveynlerine Ayşenur - Beraber geldiğimizde Cengiz bunları, gözlerime bakarak söylesin, ben kızımın yanında dayak çok dayak yedim, Cengiz den - Ne olur, kızım okula gittiğinde bağır, çağır vuracaksan da vur ama onun yanında dövme diye yalvarırdım. Ayşenur ve eşi ayrılmadan bir yıl önce 2008 yılında Türkiye ye gittiklerinde kendi annesinin evinde kalmışlar. Babası; Damadının yırtıcı bir panter gibi kızına saldırdığını görünce de ipler tamamı ile kopmuş. Kızı yaşanan tüm olaylar, arbede, dayak, küfür hulasa her birini teferruatıyla anlatmış! Almanya ya döndükten sonra dayak olayı had safhaya çıkmış, kocası kendi kızına dahi acımayıp, onları dolaylı olarak yani yiyecek almamış, para bırakmamış kadın kendi yememiş yavrusuna yedirmiş. Daha ötesi, adam - Kadınsın git çalış, para edersin! Tarzı itici sözlerle kadını tahrik etmiş. Şiddeti, manen ve maddeden gören kadına - Elinden çocuğu alırım defol git, ananın, babanın senin mağduriyetini görmesi beni etkilemez. Tamam çocuğunu da al ve doğru Türkiye ye bir daha Almanya ya ayak basamazsın!
Ayşenur uzun bir süre psikolojik yardım almış. Kendini rahat ve hazır hissettiğinde, ebeveynlerinin yardımıyla hukuk yoluna gidip ’ Avukat aracılığıyla’ Almanya ya geri dönüp sığınma evine yerleşmiş, kız çocuğu o zaman 7 yaşında olan, şu an 13 yaşında,genç kızlığa adım atan, annesinin cici bir kızı olmuş . Ayşenur hanım ise, Almanca dilini geliştiren kendi ayaklarının üzerinde çalışan bir, ama eski eşinin evliyken’’ Git kendini sat’’ demesinin nefretini halen içinde taşımaktan kurtulamamış. Aylarca kadın sığınma evinde kaldıktan sonra önce çalışıp sonra da kendi evinin yolunu kızıyla tutmuş, orta okulu bitiren kızının erkeklerden nefretle bahsetmesinden oldukça rahatsızlık duyuyor fakat - En büyük örnek ben olunca maalesef kızıma istem dışı rol model oldum! Son sözüm lütfen iyi tanımadığınız biriyle izdivaç yapmayın, evlilik çocuk oyuncağı değil, kızımın ileri ki zaman aşımında, hayatına nasıl başlayıp nasıl biriyle mutlu mu yoksa sorunlu mu bir evlilik yapacağını inanın kestiremiyorum! Ben yine 7 yıl kayıp ile evliliği noktaladım, 25 koca çeyrek asır evli kalıp psikolojisi çöken canları ve hatta! Cehennem hayatı yaşayıp da Avrupa gibi yerde ayrıl(a)mayanları uçağın hangarında cenazesi, doğduğu ülkeye giden kadınları biliyorum.

Beğen

Gülsen Tunçkal
Kayıt Tarihi:27 Mayıs 2018 Pazar 14:16:08

AVRUPA SıĞıNMA EVINDEKI BIR TÜRK KADıNı ( X ADı AYŞENUR OLSUN ) YAZISI'NA YORUM YAP
"Avrupa Sığınma Evindeki Bir Türk Kadını ( x Adı Ayşenur olsun )" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
hotamisli
3 Şubat 2019 Pazar 12:44:17
Gulsen hanim,

Duyarliliginiz icin tesekkurler. Maalesef dunyanin her yerinde oldugu gibi Almanya veya baska Bati Avrupa ulkelerinde de acilar yasandi ve halen yasaniyor. Bu acilarin en buyuk sebebi basta ebeveynler. Evlat yetistirirken buyuk yanlislar yapiliyor
Daha sonra benden bu kadar deyip butun olup bitene seyirci kalabiliyorlar. Ebeveynler yani sira cevrede cok duyarsiz olmus.
Ben size turkiyeden bi misal vereyim. Izindeyim ve balkonda gec saatte cay iciyoruz. Bi apartman otedeki komsu cok kotu bi sekilde esine siddet uyguluyor. Isitme ozurlusu oldugum halde duyabiliyorum. balkon keyfi yapan diger komsular hemen iceri girdiler. Ben polisi aradim, cok gecmeden iki araba polis geldi. Serefsiz komsum gece yarisi esini asagiya gonderdi, kendi inemedi. Esi bi sey yok deyip polisi geri gonderdi ama cok gecmeden yani ayni gece psikopat serefsiz adam kaldigi yerden devam etmis. Dozu biraz dusurdugu icin duymadim.

Aile ici siddet her tarafta yasanabiliyor ve en kotusu maalesef koca bi toplum seyirci kalabiliyor, misalde goruldugu gibi.

Selamlar

Abdullah

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülsen Tunçkal 4 Şubat 2019 Pazartesi 21:25:27
Maalesef bu tür haberleri duydukça daha da üzülüyorum ama
bunlar bizim gerçeğimiz olmaya halen de devam ediyor Abdullah bey
Biz yıllar önce Türkiye'ye gittiğimizde Alanya'da silahlar patlamış
çoluk çocuk içeri girmiştik, aşağıdan polis sireni duyunca da
biraz olsun rahatlamıstık. İnsanlarımız mı cahil yoksa anlayış
kabiliyetleri mi kıt gerçekten de tartışılır. Bir ara kontrol için
balkondan aşağı baktık ki, tüm mahalleli caddeye dökülmüş polisler
uyarmasına rağmen kimse evine dönmedi, ne mi oldu? Silah yine patladı
kadın ağır yaralı 3 çocuk perişan ve katili hapiste :(( Aslında
kısa bir öykü yazsam da olurmuş fakat empati yoluyla çok üzülüyor
kendimi yıpratıyorum. Sizin başınıza gelenlere de çok üzüldüm
geçmiş olsun Abdullah bey, selam ve saygılarımla..

ramonzi
3 Şubat 2019 Pazar 09:00:49
Slm . Oncelikle boyle bir olaya duyarliliginiz icin tebrikler
Bende 22 sene kaldim hollandada. 3 sene once 2 kizim esimle turkiyeye dönus yaprim. Neslim orada heba olmasin diye. İnanin bu bahsettiginiz hayati turkiyeden giden gelinlerin yuzde doksani yaşiyor, nice fatma girik e benzetilen kadinlar akil hastanesine duştu. Nicelerinin piskolojisi bozuldu yarim akilla yasiyor. Avrupada turkler arasinda zalim bir kultur olusmus. Ne türk gibiler, nede avrupalı.. oralardan kurtulduguma şukrediyorum. Ben bile bir erkek olarak nelere maruz kaldim artik piskoloji ilaçlari aliyordum. İşyerlerim vardi sattim döndüm ulkeme. Şimdi şöforluk yapiyorum. Mutlu huzurluyum ulkemde . Avrupası batsin.
Tekrar emeginize saglik. Mutlu gunler diliyorum...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


hotamisli 3 Şubat 2019 Pazar 11:44:50
Bende yillardir hollanda yasiyorum ve yuzde 90 gibi oran abarti diyorum. Boylesi bi oran verebilmek icin hollandadaki tum aileleri tanimis olmaniz gerekir. Kaldi ki 400 binden fazla turk toplumunun hepsini tanimis olmaniz mumkun degildir.

In turkije leeft iedereen zeker heel erg gelukkig, ze hebben nooit ruzie. Daar worden nooit vrouwen vermoord of mishandeld, toch ??

Selamlar

Abdullah
Gülsen Tunçkal 4 Şubat 2019 Pazartesi 21:45:49
İyi akşamlar Ramonzi bey, siz 22 yılda dönmüşsünüz benim dönüş uçağın kuyruğunda mı olacak bilmem :(( Çocuklarım Danimarka da ve kesin dönüş sanırım yapamayacağım. Size bir yerde hak veriyor ve de katılıyorum. Diğer Avrupa ülkelerini bilemem ama Danimarka'daki yabancıların yaptıkları yanlışları yazsam sanırım oradan aforoz olmam gerekir. Cahile yenilmek ne acıdır. Bana şiir yazacağına Kuran oku, namaz kıl diyenleri biliyorum (Her koyun kendi bacağından asılır) demiş-semde. Elhamdülillah namazını da niyazın da her Müslüman gibi bilirim desem de! Meğerse onlar, laf olsun torba dolsun diye konuşuyorlarmış! Velhasıl benim jenerasyon değilde 3.
jenerasyon ancak şiirlerimi okuyor, Avrupalı Türkler! diyorum. Maalesef acı gerçekler, şiiri kale alan yoksa da bu onların kaybı. Selam ve saygılarımla..


Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
kul düşünce
27 Mayıs 2018 Pazar 14:30:09
böyle olaylar çok maalesef,,avrupaya gidip başa kakma konusu kadında erkeğine
seni ben geitrdim avrupaya diyebiliyor,,

ama bir erkek şayet erkekse eşine çocuklarına sahip çıkmak zorunda
erkek avrupada kadın türkiyede görücü usulü evliklerin pek çogu boşanmakla bitiyor
görücü usulü evliliklerin miadı dolalı çok oldu
şu da bir gerçek sevenlerde ayrılabiliyor
herşeyin başı insan olanla yolların kesişmesi
helal süt emmişlerle baş yastıga konması

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülsen Tunçkal 27 Mayıs 2018 Pazar 15:09:27
Evet olabildiğince çok ve can sıkıyor. Allah cc gençlerimizin yardımcısı olsun. Her yüreği sevgi ile çarpan sevdiğinle evlenmek ister elbet, iş ki karşısındaki gönül insanı ve de gerçek duygusunu sevgisini sevdiğine belli edeni bulsun. Şimdilerde nedense gerçek sevgi yok ya da benim görüşüm bu, her nedense bir samimiyetsizlik almış başını gidiyor. Bundan 10 yıl sonrasını düşünemiyorum bile. Çevremde gördüklerim, haberleri okuduğum gazeteler, TV ve vs. Hele bu boşanmalar başlı başına bir hengame :( Velhasıl çözüm de değil diyorum.. Saygılar üstadım..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.