Irmak Yosunkent
105 şiiri ve 54 yazısı kayıtlı Takip Et

İnsan mutlu olduğu yere aittir



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 5.5.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.


Hayatımın riskini göze aldığımın farkındaydım.
Geçen bunca zaman boyunca aklımın ucundan bile geçmeyecek bir karar vermiştim.
Ve tam hayata geçirme zamanıydı. Belki de bir dahası olmayacak günlerle gelen...
Ama içimde bir vefa borcu duruyordu. En azından ben öyle hissediyordum.
Uzun yıllar yaşadığım, her bir bankında saatlerce oturup düşüncelere daldığım,
ağaçlarının gölgelerinde doyumsuz sohbetler tattığım, her gelen yeni mevsimi
kendi özgünlüğünde tarifsiz coşkularla karşıladığım orayı son kez görmek istiyordum.

Son kez mevsimin çiçeklerine dokunmak, yollarını o zamanki duygularla tekrar yürümek,
içinden geçtikçe sokaklarının, patikalarının sakladığım özlemlerini son kez duyumsamak ...
Gidişleriyle hayatımda derin izler bırakanları, son uğurladığım yerlerine gidip
yüzümü vedalara yeniden sürmek, ellerini tuttuklarımın simalarını unutmamacasına
kalbime kazımak ...

Arkamdan bakanlar olsun istiyordum aslında için için,
Üzülenler ve hatta doyumsuzca sarılıp hoşçakallar dileyenler ...

Ama hayır. Tekrardan ne kadar inanılmaz bir karar verdiğimi anımsayıp
kendime geliyorum. Kimse hissetmemeli bu gidişi;
hele ki dönüşü olmayan yönlere gideceğimi.
Her şey son haliyle anlamlarında kalacak bir ayrılık olacak, diyorum. Ve onları,
o yerleri ve yarenleri en olağan halleriyle, her zamanki yalın bakışları ve buseleriyle
yadederek, içimde o halde alıkoyarak ve hep öyle kalmalarını istiyorum...
Bilseler nasıl bir gidiş, belki de o kadar sitem edecekler ki ve kim bilir nasıl kızacaklar
ve kimisi belki o an kopacak bile benden, kalbimden koparacak kendini
ve bu şekilde hatırlamak istemiyorum.

Sessiz, sakin, kendi halinde olmalı karşılaşmalar da ayrılıklar da...
Öyle ne ağdalı süslü konuşmalar ne de bendini aşan hırçınlıklar... Biliyorum ki
şu an yüreğim bunları kaldırmaya hazır değil.

Ve yaklaştıkça artan kuş sesleri, renklerin çoğalan canlılıkları ve ah o sularıyla ...
İçinden sayısız defa geçtiğim ve hatta bir sonbahar yağmurunda coşan
dereden atlattığım o hummalı ölüm anlarını yaşatan gece...

Işte, herkes beklediğim gibi nasıl da kendi halinde sarılmışlar dünyalarına...
Sanki hiç bitmeyecek gibi gidiş gelişler, koşuşturmalar, sesimi karşılayan eller ve gülüşmeler;
ağaçların altında öbek öbek insanlar. Nerden nasıl başlayacağım?
İlk hangisinin gözüne bakacağım ve en son hangisinden gideceğim…
O kadar zor ki bu bir kaç saatlik ziyaret; yarı hayatımı geçirdiğim bu yerleri,
bu insanları bir daha görmemecesine gidiyor olmak...
Ve ayaküstü, hissettirmeden kimseye, içten içe vedalaşmak…

Eğilip yerden ufak bir çakıl taşı alıp koyuyorum çantama. Sonra yoluma düşen
bir dal parçasından yeşil bir yaprak koparıp onu da taşın yanına sıkıştırıyorum.
Biraz daha yürüdükçe hergün geçtiğim bu geçitte, sanki şimdiden bir yabancılık hissediyorum.
Yıllarca kendimi ait olduğumu hissettiğim ve hayatıma ait bu yere
şimdiden o kadar uzak duruyorum ki...

İnsan mutlu olduğu yere mi aittir…

Bir an her şey, tüm yaşadıklarım bir rüya gibi geliyor. Öyle ki birazdan uyanacağım
ve tüm yaşadığımı düşündüğüm o uzun yıllar, hepsi sonsuz bir rüyanın parçası gibi dağılıp
gün ışığına karışarak renklerini kaybedecek gibi...

İnsan kalbi, diyorum kendi kendime ve başlıyorum monologlarıma.
Kendimle konuşmasam birileriyle konuşacağım ve dayanamayıp nerdeyse
aslında bu son gelişim, diyeceğim.
En iyisi biraz uzaktan seyredip kuşbakışı yapmak diyerek yana çekiliyorum.
Nasıl da içim eziliyor... Ah bu simalar, bu kahkaha sesleri, rüzgarın hafif esintisi
ve nereye gitsem de asla unutamayacağım bu mevsim kokuları.
İnsan nasıl unutur ki...

İçimden sözler veriyorum onlara. Sözler verdikçe daha bir hafifliyorum sanki.
Kendime terepati yaparak yürümeye devam ediyorum.
Ve adımlarım kendiliğinden en iyi bildiği bir köşeyle buluşuyor.
Yapılması en zor itirafı o zaman belli belirsiz yapıyorum nihayet;
Aslında tüm bu karşılaşma ve sonsuzluk anları en çok da o köşenin anılarını
kalbimin üstüne son kez ve derince kazımak içindi diyorum hafif tebessümle...
Tebessüm ve ardından gelen ılık damlaların yanağımı okşaması...

Ve o an en büyük yüzleşmeyi ve sitemi hem kendime hem sana yapıyorum;
Biliyor musun?  Evet bilmiyorsun ve sen hiç bir zaman bilmeyeceksin.
Ben artık gidiyorum, dönmemek üzere.
Aslında en iyi sen bilirsin; insan bir kere gitti mi buralardan, bir daha ...
Evet bildin işte, gidiyorum.

Sen gitmesen ben hiç gitmezdim ki…

Yosun Kokusu
4 Mayıs Anısına, unutulmayanlara…


Beğen

Irmak Yosunkent
Kayıt Tarihi:4 Mayıs 2018 Cuma 18:39:37

İNSAN MUTLU OLDUĞU YERE AITTIR YAZISI'NA YORUM YAP
"İnsan mutlu olduğu yere aittir" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"İnsan mutlu olduğu yere aittir" başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.