Devrim Boran
65 şiiri ve 32 yazısı kayıtlı Takip Et

Küllerinden yeniden doğan umut



küllerinden yeniden doğan UMUT

Yeniden doğanım. Küllerinden yeniden doğanım. Alev alev yanıp da küllerinden yeniden doğanım… Efsanelerde geçen adım, değişir dilden dile. Değişir yerden yere, adım ve de yazgım. Yeri gelir Simurg olurum. Yeri gelir Anka, yeri gelir Feniks, yeri gelir Tuğrul, yeri gelir Huma, yeri gelir Garuda, yeri gelir Kaknüs, yeri gelir Kaan Kerede, yeri gelir İmdigud olurum… Kızıl renkli gövdem, zümrüt yeşili kanatlarım, gökkuşağını andıran tüylerim, başımdaki sorgucum, yaldızlarla kaplı boynum, boynumu çevreleyen beyaz tüylerden halkam, bakırdan tırnaklarım, 100 delikli upuzun gagam ve yıldızlar kadar parlak gözlerim ile efsaneleri süslerim… Yeri ve göğü birbirine bağlayan Yaşam Ağacı’dır meskenim. Vaorukaşa Denizi’nden köklenip Kaf Dağı’ndan göğün 7. katına yükselen 9 kollu Yaşam Ağacı’nın tepesindedir yuvam… Sormayın yaşımı. 3 kez tanık oldum yıkılışına dünyanın… Erişilmez yüksekliklerden uçup, gölgemin düştüklerine mutluluk ve şans getiren Huma’yım… Yel estikçe, Ney’i andıran 100 delikli gagamdan çıkan nağmelerle müziği doğuran Kaknüs’üm... Yuvamdan havalanıp kanatlanışımla Yaşam Ağacı’nı titretip, bitkilerin tohumlarını yeryüzüne saçanım... (Kısas-ı Enbiya’da) Hicaz’a gidip Hz. Süleyman’ın meclisinde bulunan Anka’yım… Kaf Dağı’nda görüştüğüm Hz. Zülkarneyn’i yıldızlara çıkaranım… Hz. Musa’nın gazabına uğrayanım… (Şehname’de) Sam oğlu Zal’ı terk edildiği ormanda bulup, Elbruz Dağları’nda yetiştiren Simurg’um… Pers kahramanı Zal oğlu Rüstem’i tüyleriyle sağaltanım… (Mantıku’t-Tayr’da) bilge Hüdhüd’ün önerisiyle kuşların padişah seçip, aşılmaz 7 vadiyi geçerek, Kaf Dağı’nın ardındaki dergahına vardıkları Simurg’um… (Ramayana’da) tanrı Vişnu’yu sırtında taşıyarak, ölümsüz kılınan Garuda’yım… (Binbir Gece Masalları’nda) Şehzade Elmas’ı 7 okyanus aşırıp Vakak Şehri’ne ulaştıranım… (Manas’ta) Kuzgun Kara Batır’ı mengü suyu ile dirilten Kaan Kerede’yim… Doğunun ve batının hükümdarı Tuğrul’um… Ezazil’e uyup, Yasak Elma’yı yedikleri için Cennet’ten kovularak dünyanın iki ayrı ucuna atılan Adem ile Havva’yı yeniden buluşturanım… Yoldaşı Enkidu’yu yitirdikten sonra ölümsüzlüğün peşine düşen Uruk Kralı Gılgameş’i Tilmun Adası’na götürüp, Tufan’dan kurtulan Utnapiştim’e ulaştıranım… Tufan’ın ardından Nuh’un Gemisi’ni azgın dalgalardan koruyup, Nissir Dağı’na oturtanım… Olympos’tan ateşi çalıp, insanlara verdiği için Kaf Dağı’nda kayalıklara zincirlenen Prometheus’a kurtarıcısı Herakles’i getirenim…

Efsanelerde anılır oluşum, kadim zamanlara dayanır. Oysa, dingin bir ömür sürmüştüm Pandora’nın Kutusu açılana değin. Pandora’nın Kutusu açılıp da kötülükler yeryüzüne yayılana kadar yalnızca efsanelerde sahne almıştım. Olympos’un baştanrısı Zeus, düzenine başkaldıracak olan insanlığı cezalandırmak için ilk bakire Pandora’yı yaratmıştı. Pandora’yı yaratıp, yanında kesinlikle açmamasını öğütlediği bir kutu ile Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a göndermişti. Promete’nin Zeus’a karşı kendisini uyarmasına rağmen Epimete, güzeller güzeli Pandora ile evlendi. Neden sonra, merakına yenik düşen Pandora, kutuyu açtı ve bütün kötülükler yeryüzüne yayılmaya başladı. Yanlışının farkına varıp hemencecik kutuyu kapattı. Kapattı kapatmasına ya, kötülüklere çare olacak “umut” kutuda kapalı kaldı. Ve benim de ömrüm, Prometheus’un kurtarıcısı olarak, “insanlığa umut olmak” ile yazgılandı. Karanlığa karşı savaşanlara, zulme meydan okuyanlara, köleliğe boyun eğmeyenlere “umut olmak” düşmüştü payıma...

Efsanelerde anılır dururum ya, tarihin kanlı şafaklarıdır asıl yerim. Nerede bir direniş, nerede bir isyan, nerede bir ayaklanma, nerede bir devrim filizlenirse, orada boy veririm. Boy veririm umudu diriltmek için…

Barbarlığın beşiği Roma İmparatorluğu’na başkaldıran Spartacüs ve 73 yoldaşını Capua’daki gladyatör okulundan kaçırıp, Vezüv Yanardağı’na çıkaranım. Üç yıla yakın süren isyan sonucunda 6000 yoldaşı ile Appia Yolu’nda çarmıha gerilen Spartacüs’ün yaktığı isyan ateşini Anadolu’ya taşıyanım… Roma’nın dölü, zulmün beşiği Osmanlı’ya başkaldıran Şeyh Bedreddin’in müridi Börklüce Mustafa’yı Karaburun Dağları’na çıkaranım. “Yarin yanağından gayrısını ortak kılmak için” ayaklanıp, çarmıha gerilen Börklüce Mustafa’nın, başı vurulan Torlak Kemal’in ve ipe çekilen Şeyh Bedreddin’in yaktığı isyan ateşini Küba’ya taşıyanım… Yerlilerin soykırımı ve zencilerin köleliği üzerinde yükselen, zulmün son kalesi Amerikan emperyalizmine karşı “arka bahçe Küba”da başkaldıran Castro ve 11 yoldaşını Granma’dan alıp, Sierra Maestra Dağları’na çıkaranım. “Bağımsız Küba” düşünü gerçekleştiren Che Guevera’nın yaktığı isyan ateşini Tunus’a taşıyanım… 23 yıllık Ben Ali diktatörlüğünün pençesinde kıvranan Tunus’ta kendini yakarak isyanı başlatan Muhammed Buazizi’yim. Buazizi’nin yaktığı ateşi dünyanın sokaklarına taşıyanım…

devrim BORAN * 24 Ekim – 21 Kasım 2012 * İstanbul

Beğen

Devrim Boran
Kayıt Tarihi:28 Nisan 2018 Cumartesi 13:03:14

KÜLLERINDEN YENIDEN DOĞAN UMUT YAZISI'NA YORUM YAP
"küllerinden yeniden doğan UMUT" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.