belkibirharfimben
21 şiiri ve 346 yazısı kayıtlı Takip Et

Kıyametimiz yıldızlarımızın döküldüğü yerdedir



Kıyametimiz yıldızlarımızın döküldüğü yerdedir

Arkadaşım. Ben de tecrübe ettim. İnandım. İnfitar sûresi çok doğru söylüyor. Hakikaten de kıyamet geldiğinde yıldızlar dökülüp saçılır. Yani kıyamet, tastamam ayetin haber verdiği şekilde, ’yıldızların dökülüp saçıldığı zaman’dır. Yahut da yıldızların dökülüp saçılması onun bir alametidir, işaretidir, başlangıcıdır. Ne zaman ki, yıldızların dökülüp saçıldığını gözlerinle müşahade edersin, o zaman kıyametinin yaklaştığını anlarsın. Bu, büyük kainat için de öyledir, onun misal-i musağğarı (yani küçük bir özeti) olan insan için de öyledir. İnsan da yıldızlarının dökülüp saçıldığını gördüğünde kıyametinin yaklaştığını hisseder.

İnsanın yıldızları ne ola ki? Dur, acele etme, oraya geliyoruz. Her dünyanın kendisine göre yıldızları var arkadaşım. Hem kendisine göre bir seması da var. Mesela: Babası oğlunun yıldızıdır. Oğlu babasının yıldızıdır. Hangisi diğerini kaybetse gökleri üzerine düşer. Bildiğimiz sema, nasıl ki bütün varlığın beraberce seyrettiği ortak bir ekran gibidir, aynen öyle de, kimilerinin ekranı da kendilerine özel semaları gibidir.

Hayranı olduğu ünlülerin ölümü sıklaştığında kalbinde bir fanilik hisseder. Çocukluğundan beri onları sevmektedir. Çocukluğundan beri onların göğüne bakmaktadır. Çocukluğundan beri onlara ulaşmayı dilemektedir. Bütün bu yönelişler/bakmalar bizi kendi semalarımızın sahibi kılar. ’Kendi semalarımız’ ne demek? Belki şu demek: Dünyanın bir ortak ve gerçek seması vardır. Tamam. Doğru. Fakat dünyada yaşayan insanların da düşleri sayısınca kendilerine özel semaları vardır.

Yani demem o ki arkadaşım: Onlarla süslü bularak dünyaya geldiği her ne ise, insan, onu yıldızı tanır. Cenab-ı Hak, göğü yıldızlarla tezyin ettiği gibi, kişinin kendi semasını da (yüzünü çevirmiş olarak yaşadığı yer diyelim) arzularından/imrenmelerden inşa ettiği yıldızlarla teyzin etmiştir. Yıldızlara bakarak yaşayan insan nasıl onlara ulaşmak ister, ekranlara bakarak yaşayan insan da, aynı şekilde, yıldızlarına kavuşmak ister. Belki, biraz da fıtratımızdaki bu benzerlik yüzünden, Ferdi Tayfur’un şu şarkısı bize gökteki fanilikten yerdeki faniliğe bağ kurmamızı öğütler: "Yıldızlar da kayar durmaz yerinde./Solar güzelliğin kalmaz yüzünde."

O zaman buradan şuraya varabiliriz: Yıldızlarımız düşürüldüğünde belli ki kıyametimiz getiriliyor. Bu korku haktır. Öyleyse "Ashabım yıldızlar gibidir!" buyuran Aleyhissalatuvesselamın kelamından, bu perspektiften bakarak, bir dikkat de devşirebiliriz. Yani, kim ki bu yıldızları semamızdan düşürmeye çalışıyor, o bizim kıyametimize kastediyor. İşte, ben diyorum ki, ashab-ı kiramı gözden düşürmeye çalışan modernist zümresinin yapmak istediği şey de dinimizin yıldızlarına kastetmektir. Dinin yıldızları iftiralar ile gözden düşürülürse kıyameti de getirilmiş sayılır. Çünkü Cenab-ı Hakkın âdetullahı böyledir: Birşeyin kıyameti yaklaştığında yıldızları dökülüp saçılır. Göğümüz yıkıldığında biz de yıkılırız. Ve her neyin kıyametini getirmek istesek ilk sataştığımız şey onun yıldızlarıdır. Mekke’yi fethettiğinde Aleyhissalatuvesselam da putlara bunu yapmıştır.

Bir de şunu söyleyip yazıyı bitireceğim: Kur’an, musırrane, bize neden "Üstlerindeki göğe bakmazlar mı?" diye buyuruyor, hiç düşündün mü? Ben bunu biraz da şöyle anlayabiliriz zannediyorum: İnsanın üstündeki gökten başka gökleri de var. Hele modern insanın göklerinin sayısı parmaklarından çok. Hayalleri bir göğüdür. Arzuları bir göğüdür. Beyazperde bir göğüdür. Televizyon bir göğüdür. Fenomenleri bir göğüdür. Özenişleri bir göğüdür. Bütün bu gökler kendilerine özgü yıldızlarla süslenmiştir. Fakat yine bu gökler, en nihayet bulaşık beşer eliyle imal edilmiş, yani sahtedirler. Bize doğru bilgiyi ise ancak üstümüzdeki gök verir. Çünkü insan eli ona tesir edemez. Ondaki düzenin kurgusunu değiştiremez. Bozamaz. Etkileyemez.

İşte, ben de şimdi sana, bütün bu konuştuklarımızdan hareketle, şunu sormak istiyorum arkadaşım: "Üstlerindeki göğe bakmazlar mı?" sorgulamasıyla davet edildiğimiz şey, sanal ve sahte ekranlardan, gerçek ve ortak ekrana davet sayılmaz mıdır?

Beğen

belkibirharfimben
Kayıt Tarihi:17 Mart 2018 Cumartesi 13:52:29

KıYAMETIMIZ YıLDıZLARıMıZıN DÖKÜLDÜĞÜ YERDEDIR YAZISI'NA YORUM YAP
"Kıyametimiz yıldızlarımızın döküldüğü yerdedir " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.