prosayko
129 şiiri ve 8 yazısı kayıtlı Takip Et

Acemi aşk işçisi-züğürt tesellisi



Acemi aşk işçisi-Züğürt Tesellisi



Aşkı daire içine aldığım şiirlerde bi kaç kez buluştuktan sonra beni aradı ve yarın ablama geliyorum, seni de görmek istiyorum dedi. Gece on iki gibi beni hava alanından alsana... Durakta dedim, durakta beklerim..

Badem ustadan 250 lira avans istedim; "15’inde veririm"...
Burası Türkiye! dedi, bak gitmeyi düşündüğün o kübana’ da böyle zırt pırt avans filan da isteyemezsin, hatta bu kadar parayı ömründe göremezsin!
Adaletsizliğin, eşitsizliğin, eğitimsizliğin patetik tesellisiydi bu klişe benim için: Burası Türkiye!.
Kuran kursunda çocuğa tecavüz edildiğinde bile bu patetik teselliyle gülümsüyor politikacılar: Burası Türkiye! Olur böyle şeyler...
Avans istemenin de dahil olduğunu bugün öğrendim.
"Kübana değil dedim, Küba, para kalsın!"

Akşam ona son bi mesaj attım; orada olacağım. İlk telefoncuya girip telefonu 200 liraya okuttum.

Dışarıda ilk buluşma. Hani bütün gün bi nakarat takılır ya aklınıza, bi türlü atamazsınız, o haldeyim. Yalnız nakarat kulaklarımı tırmalamıyor, görsel benimki. Sabah işe başladığından beri, gözümün önünde bi yatak belirip duruyor. Aç, kapa fark etmiyor, Yatak hep orada. Yatak...Yatak...
İç sesim sakin olmamı söylüyor. İnsanlar önce oturur, konuşur, birbirini tanır ve ilişki ilerlerse de senin şu görsel nakarata doğru bir yürüyüş başlar, filan diyor. Oturmaya, konuşmaya ve yürümeye karşı değilim diyerek içimi tersledim. Onu yarın da yapabiliriz...

Yeni sevgiliyi beklerken her şey olabilir. Geç yada erken gelebilir, hiç gelmeyebilir.
Ne olursa olsun, beklerken zaman yavaşlar, bilirsiniz.
Sevgili gecikirse hatta zaman durur, aptallaşır, bunu da bilirsiniz, bilmiyorsanız etrafa bakın, bi saatine bi etrafa bakan mona lisa yüzlü gülmekle-ölmek arası birini bulun, o anlatsın. Konumuz o değil çünkü.

Hava alanında ki durakta beklerken son otobüste kalktı. Dedim otur, nereye gidiyorsun, daha müstakbel sevgilim gelmedi. Abi biz kalkalım dedi otobüs, geç oldu, zaten sevgilinde gelecekmiş, biz rahatsız etmeyelim. Şaşırdım; bu devirde bu incelik! Kalktı gitti.

Geciktikçe sevgili, "ölüm aşamasına" doğru ilerliyordum ki, o geldi.
Geldim dedi. Gördüm dedim. Geç geldin ve otobüs yok artık, senin gelme alışkanlıklarını öğrenmem lazım.
Sarıldım, biraz önceki hatalı ölüm kararım biraz sıkıntı yarattı. Rigor mortis, bilirsiniz işte, tüm vücudumla sertleşmiştim. Hep böyle hazır ol da mı bekliyorsun diye kızarmış bi yüzle sordu. Yok dedim, bu benim ölü halim... Oooo dedi...Oooooo... Espritüeliz. Yok dedim, bu gerçek, gelmeyeceksin sandım "ölüm gibi bi şey oldu".. Oooo dedi,... Ooooo... Edebi çalıntılar. Özdemir Asaf’a aşığım ben.
Hala görüşüyor musunuz dedim. Güldü sadece.

Onla ilgili beklentilerimi canlı canlı yakıyordu ve üstelik gülüyordu. Bak dedim ikinci adamlığa gelmedim buraya. Ay o bi şair dedi. Bende şairim dedim. ilişkim yok be, sadece şiirlerden tanıyorum. Peki dedim, kafam karışık bu gün, nasıl yapmalı kitabını okuduğumdan beri sürekli karışık aslında ya, neyse onu sonra anlatırım.

Çok sert tepki verdin dedi, Ben genel olarak sert bi adamım dedim, üzerine alma! Sen bana öyle sarıl sonra da üzerine alma de, alemsin işçi. Umarım ön gelişme formunu imzalarken, kağıda mürekkep akıtmazsın dedi. Merak etme dedim, ben tükenmez kalem adamıyım. İyisin dedi. İyiyim dedim. Cesursun dedi.

Konuşma güzel ve hızlı gidiyordu, yatak imgesi giderek canlanıyordu ve biz durakta yerimizde sayıyorduk.

Korktum, konuşma çok uzaklaşmadan ve kaza yapmadan onu yakalamalıydık. Gidelim dedim. Nereye dedi. Beni hazırlıksız yakalamıştı
Şu rengarenk ışıklar görünen yere gidelim dedim. Sanırım ora bizi aşacak kadar pahalı dedi.

Konuşma arayı iyice açıyordu, beynimdeki yatak imgesi giderek siliniyordu. Hızlı düşün dedim kendime.. Hızlı düşün...
Yatak kayboldu ve kulaklarımı tırmalayan "hızlı düşün nakaratı" komutayı ele aldı. Hızlı düşün diye düşünmekten başka hiç bi şey düşünemiyordum.

Taksi lazım mı bilader? Tabii ya. Hızır gibi valla bu taksiciler.
Taksiye binip konuşmayı yakalayalım, müsait bi evde ineriz dedim. Ablamın evi namüsait olabilir dedi. Benimki de hacıdan kiralık. Namusa ait sorunlar var dedim. Niye hemen eve gidiyoruz ki dedi, önce açık bi bar bulsak. Alkol alınca ben daha bir ben oluyorum dedi.

Hayatımın ölümcül bi şekilde ya taksi ya da bar seçenekleri arasında sıkışacağı hiç aklıma gelmezdi. Bu maddi duygusallık zaten hep gözlerimi yaşartır.
Uzaklardan korkunç bi ses geldi. Konuşma muhtemelen duvara tam o anda çarptı. Tamamen öldü, sonra 20 dakika hiç bi şey diyemedim.

Doğru tahmin etmiştim. Sesi bütün güzelliğini keserek geceyi böldü:
Ya üüüff! bana yazdığın şiirlerden ve herkese meydan okumandan seni enteresan bi adam sanmıştım. Sende herkes gibiymişsin. Beni eve bırak bari dedi.

Yüz kırk altı lira tuttu taksi. 150 lira uzattım, o indi, ben bekledim. Önce taksici sonra o, bana iğrenç bi mahlukata bakar gibi baktılar. Anladım dedim, üstü kalsın. Yüzlerdeki gerilim kendini hafif bi gülümsemeye bıraktı. Kapitalizmin 4 liraya bile duyguları değiştirebildiğini söyledim, bu sadece bi testti. Eyvallah abi şakacı adammışsın dedi taksici ve gitti.

Göz göze baktık bi süre birbirimize. Gözlerimdeki çaresizlik onun kalbine doğru riskli bi yolculuğa çıktı.
Hemen gitme dedi. Ablam uyuyorsa seni arar çağırırım, bi şeyler içer, konuşuruz dedi. Tamam dedim.
Yatak! yeniden görsel nakarat haline geldi, 15 dakika sonra acı gerçeği fark ettim. Telefonum yoktu ki. Ulaşamayınca belki gelir dedim, bi saat bekledim, üşüdüm, gelmedi. Gittim. Üşüdüm.

Ertesi gün kalan elli lirayla 3310 aldım. Sim kartı taktım ve ondan dört mesaj geldi:
3. kat 8 numara!..... Nerede kaldın!.... Gittin değil mi?.... Zaten uyumsuz bi çift olurduk, iyi oldu böyle olduğu...

Tamam diye yazdım. Ben zaten başlamadan biten aşkların adamıyım. Alışkınım.

Bu kendimi kandırmışlığım da benim züğürt tesellim işte. Sonra tanıdık bi hüzün geldi oturdu içime.

Hoş geldin dedim, epeydir yoktun...

Sayko

Beğen

prosayko
Kayıt Tarihi:16 Aralık 2017 Cumartesi 14:54:38

ACEMI AŞK IŞÇISI-ZÜĞÜRT TESELLISI YAZISI'NA YORUM YAP
"Acemi aşk işçisi-Züğürt Tesellisi" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Hicran Aydın Akçakaya
19 Aralık 2017 Salı 11:38:45

uykuya doyamayan, yatağına hasret, çok çalışıp az kazananların ülkesi burası

hüzün oturan boğa
sen bahtsız bedevi

ama hikaye iyiydi, çok sevdim, tebrikler...

Cevap Yaz
lacivertiğnedenlik
18 Aralık 2017 Pazartesi 21:40:03
her şey yıldırım hızıyla tükeniyor. pek çok etken var.

Cevap Yaz
Gule
17 Aralık 2017 Pazar 13:02:35
mona lisa sendromu...yarı yüz ağlamaklı, diğer yarısı gülmekte kararsız ...ve ortada kalmış bir yalnızlık...bir de paranın her yere telaffuz ettiği o metalik demirsi tat dudağında...maddiyatın yatağa kadar girdiği ve cilve attığı...bunlara rağmen alnındaki teri elinin tersiyle iten bir işçi gördüm...ağır ve sağlam adımlarla direniyordu karanlığa...

güzel anlatım...güzel yazı prosayko...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


prosayko 17 Aralık 2017 Pazar 23:14:25
Teşekkürler...
(Acemi aşk işçisi 4-5 yıldır bende yaşıyor. Hep doğruları bulmaya ve kendi sınıfında yaşamaya çalışan ama sık sık duygularına yenik düşen, okul eğitimi eksik ama kendini geliştirmeye çalışan, burjuvaziyle sürekli çatışmada olan içimizden birisi. Genelde kaybetse de içinde ki tükenmez umutlarıyla yeniden başlıyor)
Irmak Yosunkent
16 Aralık 2017 Cumartesi 22:16:46

Burası Türkiye, burda aşk ancak Badem ustalardan
borç istenerek yaşanabilir,
O Badem ustalar adını bile doğru dürüst söyleyemedikleri
Küba gibi ülkelere taş atarak kendi varoluşlarını
ıspat etme çabasına girerler, kendiliğin
ne olduğunu bilemeden,
Burası Türkiye; bazıları aşkın ne olmadığından çok
ne olduğuyla avunup dururlar ...

Diye çok şey söylemek isterdim de
Bu güzel, sadedil, gerçekçi hikaye karşısında
Sadece daha çok okuyabilmeyi umudediyorum
Prosayko'yu.
Bir süredir takip ettiğim kadarıyla
Süslü lafları değil, içinde gerçeği barındıran
şey'leri önemsiyor Prosayko. ..

Sevgi ve saygıyla.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


prosayko 17 Aralık 2017 Pazar 23:21:03
Çok güzel yazmışsınız.


Burası Türkiye birader...
Burası Türkiye kardeş...
Burası Türkiye gardaş...

Yedi bölgede aynı giriş... Duyunca tüylerim dikiliyor, yine hangi yüzsüzlüğümüz görmezden gelinecek, hatta şirinleştirilecek diye.


Anlatım:
Ben basitim, kahramanlarım da basit olunca yazmakta basit oluyor.


Teşkkürler...
fues
16 Aralık 2017 Cumartesi 20:24:26

hüzünler kardeş midir yav :)
benimkine çok benziyor da
...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


prosayko 17 Aralık 2017 Pazar 23:26:39


Dünya gözünde hüzünler ortak bence...


Gerçi anlayamadığım hatta çok komik bulduğum çeşitli hüzün türleri de var... Mesela bol sıfırlı maaşı bir önceki aya göre 2 lira eksik yattığı için 33 yere telefon açanların hüznü... Tanrım ne acılar...

:)

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Dramatik Buluntular
16 Aralık 2017 Cumartesi 15:11:31
Güzel bir öykü...Etrafta bu kadar düz anlatımlı, derinliksiz ve sıkıcı öyküler cirit atarken, bu öykü; ufak tefek imla hatalarına ve "yatak" imgesinin olumsuz çağrışımlar yaptıracak olmasına rağmen, anlatım, mizah ve sıra dışı imgelerle fark yarattığını düşünüyorum... Çünkü senin yüreğin, beynin ve duygusal zekan yeteneğinin merkezini oluşturuyor. Ve sevgili kardeşim bu tür anlatı, deneme veya hepsinin bir arada olduğu yazıları daha çok yazmanı bekliyorum.

Sevgilerimle...

Dramatik Buluntular tarafından 12/16/2017 6:27:21 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


prosayko 16 Aralık 2017 Cumartesi 18:17:40
Teşekkürler.. Adı üzerinde; hikaye. Ama kötü çağrışımlar olacağı kesin. Bazen görmek, bazen dokunmak yeter. Bazen sarılıp yatmak dışında herşey gereksiz birer teferruattır. Burada rituellerden arınmış bir işçi var
:)
Özlem Tarhan
16 Aralık 2017 Cumartesi 15:09:48
Umarım cidden yaşamamışsındır bunu; onca ironi ve esprinin içinde tur atarken bile içim acıdı çünkü! Hayat nasıl da savuruyor bizi o duygudan bu maddiyata; o maddiyattan bu duyguya.. Her şeyin satın alınabilirliğidir belki artık; bizi bu denli manik-depresif yapan. Oysa ki; suç bizde değil. Evet; burası Türkiye ve iyi ki de Türkiye ayrıca; temiz insanların ve onurun toprağı...

Bir de...

Şu Mona Lisa' lı benzetmeye bayıldım!

Sevgiyle Sayko...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


prosayko 16 Aralık 2017 Cumartesi 18:20:04
:)

Hikaye.


Bizim acemi işçi biliyorsun 3 yıldır mutlu bir aşk yaşamadı daha... Ustalaşacak bi gün...


Keyifli bir hafta sonu diliyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.