pomborya
115 şiiri ve 120 yazısı kayıtlı Takip Et

Karadeniz kadını olmak



KARADENİZ KADINI OLMAK

Karadeniz kadını olmak...
Yer kadiköy sahili.Kadiköy deyince akla ilk gelen işportacıların yanında, midyeci ve de balık ekmek beş TL diye yaygara kopartan, tezgah sahipleri..
Ay’ın on dördü, Gün’ün ön beşi değildi belki ama güzel bir gündü ve tam da Kadiköy’e gitme zamanı ve de gidip sahilde oturumak,o denizi seyredip, yarışırcasna gelip giden vapurlara bakıp, geçmişe dalmak..
Aynen ben de bunu yapmış, geçmişten gün alamamıştım belki ama o gün geçmişe gidip, geçmişi net bir şekilde yaşamıştım sanki.., Kadikö’e gitmiş, Kadiköy sahilinde oturmuş, denizi seyrederken,
balık ekmek beş lira..., diye bağıran satıcıların tezgâhından yayılan kokular tüm sahili sarmıştı. Tezgâhlardan birine yaklaşan bir kadın, hem kendisine, hem de yanında ki çocuğuna, birer yarım balık ekmek arası satın aldı Kadın’hem kendine, hem de çocuğuna yan tarafta ki balık tezgahndan satın aldığı balık ekmek arasını yerken, başka bir kadın gelip yanımıza oturdu.., oturur oturmaz da, çantasını açtı, çantasından çıkardığı sigara paketinden bir dal sigara alıp yaktı.
Kadına, içmeden olmuyor mu? dedim
Kadın, başını havaya kaldırdı, ağzındaki dumanı havaya üfleyerek, olmuyor, ha balık ekmek ha sigara, nasılsa ölmeyecek miyiz?
Sigara içen ölüyor da
Balık ekmek yiyen ölmüyor mu?
Televizyonları izlemiyor musun, baksana neler yiyoruz sigara onlardan daha temiz, dedi.
Sonra başını az önce kadının satın aldığı balık ekmek satan satıcıların tezgahına çevirerek, bak şunlara, onlar balık ekmeği nasıl hazırladığını biliyor muyuz?
Nasıl Temizliyor?
Nasıl yıkıyorlar, haberiniz var mı?
Boş versene, en azından sigaranın mikrobu yok, dedi ve derin bir nefes daha çekti sigarasından, bacaklarını da üst üste atıp,sonrada dumanı denize doğru üfledi ..
Kadına, Rizeli mi,?
Yoksa Artvinli misin?
Kadın yüzüme bakarak, sende mi anladın,
çok mu belli oluyor?
Artvinliyim, evet, dedi.
Benim eski ev sahiplerim de Artvinliydi de, bu yüzden kolaylıkla tanıyabiliyor, anlayabiliyorum, konuşmalardan’, deyince..
Kadın, Artvin’in, bir çok yeri var neresinden? dedi ve de başladı Artvin’in, ilçelerini saymaya.
Hopa mı, yoksa?
Kadın kendi Sorduğu soruya, yanıt vermiş oldu.
Evet, Hopalıydılar, evet Hopa dedim.
Kadın, ben de Hopalıyım ama ben Lazca konuşmuyorum, ben Hemşin’ce konuşuyorum dedi. Sustu sanıyorsunuz, öyle değil mi?
‘’Kadın bir başladı konuşmaya’, gelsin susturabilen sustursun.., ya insan kelime aralarında bir nefes alır değil mi? Yok, kadın adeta nefes almayı unutmuş gibiydi.
Arvinliler’in tam dört dili var ,Lazca, gürcüce, Hemşin’ce ve Türkçe, birkaç yerin de adını sayarak, buralarda konuşulan dilin daha çok ‘’doğuluların’’, şivesine benziyor,doğu şivesi var onlarda.Lazlarla, Hemşinlilerin şivesi Rize’nin şivesine benziyor, dedi,
Peki, sen nasıl ayırdın?
Sen nerelisin diye sordu..
Güldüm, bende Rizeliyim, deyince kadın şaşırdı, aa hiçte benzemiyorsun Rizelilere, burada mı doğup büyüdün?
Hayır, buraya gelin olarak geldim, yirmi yıldan çok oldu buralardayım…
Kadın, ben de on sekiz senedir buralardayım ama sen beni gene de tanıdın, dedi ve başladı anlatmaya.
Bizler çok çalıştık, Karadeniz kadınına çok haksızlık yapıldı.Bütün işleri kadınlar yaptı, erkekler ne yaptı?
Haklısın, Karadeniz kadını çok çalıştığı için kendilerine hiç bakamayıp, ihmal ettiler kendilerini…, bu yüzden de kocalarını Rus kadınların kaptırdılar, deyince..
Kadın başını sallayarak onayladı ama başını sallarken o bakışlardan kaç bin tane anlam dışarıya çıktı, saymak mümkün değildi.O an aldığı her nefes bir keşke, bakışlarında öfke fışkırıyordu kadının…
Ve Allahım’a çok şükürler olsun, o zamanlarda kocam beni buraya, İstanbul’a almıştı.. yoksa benim kocamda Ruslara gidecekti.. Çok kadın tanıyorum kocalarını Rus kadınlarına kaptıran. Ben köydeyken kocamın yanına sessizce giriyordum ki, kocam uyanmasın ,uyandığı zaman da, bir bahane uydurup, kurtuluyordum elinden.
Ne yapacaksın başka..
ev kalabalık ‘’evde banyomu vardı’, sıcak suyumuz mu vardı?
Nerde yıkanacaktık, şofbenimiz mi vardı?
.. Sabahın köründe kalk çay bahçesine git, çay topla, bağ bahçe, ahırda sığırlar yok ormandan odun kes, akşam eve gel, kaynana yemek yaptı mı, yapmadı mı, karnımız bile doymazdı bazen.
Yağmur yağdığı zaman da, çamaşırları yıka, ellerimizle çitilerdik okadar çamaşırı…
. Oturmaya zamanımız mı vardı ki..., Kocamıza zaman ayıracaktık. İnsana kalan o küçücük zamanı da uyuyarak geçirmek istiyorduk. Kocamın ayaklarını kucağıma alıp öpmek istiyorum ama kocam buna izin vermiyor…
Kadınlar yağmur çamur demeden tarlaya koşar, beline kadar ıslanmış ayakları çamur içerisinde, yiyecekleri ise biraz ‘’ekmek’’, biraz soğan, biraz da peynir, günü böyle geçiriyorduk.
Çay bu beklemeye gelmez, zamanı var ,sırası var, kotası var, yetiştirmek zorundasın.
Sınır açıldıktan sonra adamlar o kadınları görünce ağızları açık kaldı, kadınlarda ne istediyse verdiler erkeklere, adamların da gönülleri oldu.
Kadınlar tarlalara, erkekler de Rus kadınlarına gittiler.
İyi ki o zamanlar kocam beni buraya almıştı, yoksa benim kocamda gidecekti Rus kadınlarına, deyip sözlerini yineledi kadın
. Burada öylemi?
Banyo var ,şofben var, sıcak su var, her şey hazır ,hiç itiraz etmiyorum kocama. Ayaklarını yıkayıp kucağıma alıp öpeceğim ama kocam buna izin vermiyor, utanıyor üstelik.
Burası öyle değil ki..kocam çalışıyor ben yiyorum. Kendimi altı aylık evliler gibi hissediyorum, deyince..
Neden altı aylık?
Daha önceleri kaynanan mı vardı?
Kadın, evet…Kendi evimi kiraya verip, ben kiraya çıktım, tam altı ay oldu. Kaynanamın yüzünden çok huzursuz hissediyordum kendimi, çok karışıyordu bana.Şimdi ise çok rahatım, kocam geliyor işten, bana sarılıyor, şakalaşıyor, oynuyor benimle, ben utanıyorum yapma herif çocuklar var diyorum…, kocam aldırmıyor olsun onlar bizim çocuklarımız diyor.
Oh be dünya varmış, işte bu yüzden kendimi altı aylık evli gibi hissediyorum, diyerek yineledi sözlerini..
Kadın hızını almıyordu bir türlü. Kadına, soru sormaya fırsat bulamıyordum. Kadın kendi sorduğu sorulara gene kendisi cevap veriyordu.
Kadın, biraz üzgün biraz buruk, en önemlisi daha bir sakinleşti, ve Bir insanın en sağlıklı dönemi ne zamandır?
En çok ne zaman üretir?
Yirmi ila, kırk ‘’yaş’’ arası. Biz kadınlar o yaşları işkence çekerek geçiriyoruz, arkama bakıyorum da şimdi, hiç iyi günler hatırlamıyorum. Hep kötü anlar geliyor aklıma, hep kötü anıları hatırlıyorum. Neydi bu Karadeniz kadınlarının çektiği böyle, biz Karadeniz kadınlarına çok haksızlık yapıldı çok. Artık öyle değil. Şimdi herkes uyandı, köylere gazino bile var, hemen her köye yol gelmiş. Bizim ilçeye küçük Paris diyorlar şimdi. Olan biz eskilere oldu, bir çok yuva dağıldı giti boş yere
Gündüz yavuz...


Beğen

pomborya
Kayıt Tarihi:3 Eylül 2017 Pazar 21:07:42

KARADENİZ KADINI OLMAK YAZISI'NA YORUM YAP
"KARADENİZ KADINI OLMAK" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.