arıkan akar
141 şiiri ve 17 yazısı kayıtlı Takip Et

Çağımızın kronik hastalıklarından biri düşünsel edilgenliktir




Düşünsel edilgenlik ile beraber birilerinin bizim adımıza karar verdiği,individual paradigmanın iflas ettiği ve kişinin kendisini iyi ifade edememesinden dolayı diyalogda öz güvenini yitirdiği bir süreçtir.Bu sürecin, toplumsal bir refleks haline gelmesini ve sistemsel bir zemine oturmasını’’determinist bir algı ‘’ ile analiz ettiğimiz takdirde daha iyi sonuçlar elde etmemiz muhtemeldir.
Soğuk savaş sürecindeki iki kutuplu dünyanın ,bürokratik,askeri,ekonomi ve siyasi alanındaki rekabet ;şüphesiz toplumsal yapıları şekillendirmesi ile beraber ,bireylerin düşünsel mekanizmalarını da etkilemiştir. 1989 yılında Doğu Avrupa’da başlayan rejim değişikliği, ve soğuk savaşı simgeleyen Berlin Duvarı’nın yıkılması ile artık ABD,NATO ve onun müttefiklerinin hakim olduğu ‘’tek kutuplu bir dünya ‘’çağımızın tüm düzen ve toplumsal değer yargılarını ‘’absorbe’’ etmiştir.İmf, Birleşmiş Milletler,Nato,çok uluslu şirketler gibi tek kutuplu dünyanın temelini oluşturan bu kuruluşlar ,özelikle soğuk savaşının bitmesi ile beraber kapitalist zihniyeti tüm alanlara kanalize etmiştir.Böylece aşırı finansallaşmış denetlenemeyen bir ekonomik sistem,devasa boyutlarda işsizlik,gelir dağılımında adaletsizlik gibi sosyal ve iktisadi tahribatı gerçekleştirmiştir.Ekonomik saldırıyı meşrulaştırdıklarına göre artık kültürel dejenarasyonu gerçekleştirebileceklerdi.Ki öyle oldu.Dünyaya yaydıkları ve gittikleri her yerde (savaş ve sömürge yöntemi ile )emperyal çıkarlar doğrultusunda ,kendi düşünce kulüplerini o alanlara yığdılar.Peki bu nasıl oldu ?Teknolojik gelişimleri , bütün dünyanın aynı şekilde düşünebileceği,toplumların kendisine özgün değer yargılarını parçalayıp o parçacıklara despot bir zihniyet aşılayabileceği ‘’tek tip insan tipi’’ doğrultusunda kullandılar.Yarattıkları bu’’ortodoks- teknoloji ‘’ özellikle kitle iletişim araçları ile ortak ve genel zevk ve tercihlere sahip olan bir toplumu amaçlamışlardır.
Nietzeche kültürü; “geçmişten yararlanıp onu yeniden değerlendirmek (geçmişe tutsak olmadan) çağı yaşayabilmek için geçmişi hayat içinde kullanmak ve olmuş olanlardan yeniden tarih yapmak gerekmektedir.” şeklinde tanımlamıştır.Taylor kültürü, uygarlıkla eş anlamlı kullanmıştır. Taylor’a göre kültür ya da uygarlık, “insanın, bir toplumun üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, gelenek ve görenek ile her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür.”
Buradan anlaşılacağı gibi kültürel özgünlüğün çöküşü ,analitik sorgulamanın sonu olabileceği gibi düşünsel edilgenlik akışını da hızlandırmış oluyor.Kürselleşmenin her alanda yarattığı ‘’örgütsel ağ ‘’ bizim neden yaşıyoruz?kimin için ?nasıl ?gibi soruları sormamızı engellemiştir.Bu konuda Karl Marx’ın ‘’emeğin yabancılaşması’’ çalışmasına göz atmakda fayda var. ‘’ Kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir.’’
Yapısal antrolopolojist Edmund Leach 1966 Henry Myers derslerinde pozitivizmi şu şekilde tanımlamıştır:"Pozitivizm, ciddi bilimsel sorgunun, bir dış kaynaktan gelen nihai sebepleri aramayan ama direkt gözleme açık olan gerçekler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmasını söyleyen görüştür."Çağımız bir nevi neden-sonuç ilişkisinden çok ortaya çıkan sonucu sorgulamadan kabul etme ve gözlem gücünü başkalarına emanet etme sürecini yaşıyor.
Medeniyetler Çatışması, Samuel Huntington tarafından işlenen, Soğuk Savaş sonrasına tekabül eden 1990’lı yıllardan itibaren uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsurun politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler olmaya başladığını ve 21. yüzyılda da bu trendin devam edeceğini ifade eden bir tezdir.
Sonuç olarak; yaratılmak istenen tek-tip insan modelini yıkmanın yolu;çağımızın ekonomik,siyasi ve toplumsal koşullarını iyi analiz etmek ve daha sonra bu bilinç ile bu sürecin karşısında mücadele etmektir.Aksi takdirde günümüz uygarlığında bireyde özlem duyduğumuz yaratıcılık,keşif ve sorgulama mekanizması bir ütopya haline gelmiş olur .

Beğen

arıkan akar
Kayıt Tarihi:17 Ağustos 2017 Perşembe 13:32:30

ÇAĞIMIZIN KRONİK HASTALIKLARINDAN BİRİ DÜŞÜNSEL EDİLGENLİKTİR YAZISI'NA YORUM YAP
"ÇAĞIMIZIN KRONİK HASTALIKLARINDAN BİRİ DÜŞÜNSEL EDİLGENLİKTİR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
eyüp uysal
17 Ağustos 2017 Perşembe 21:54:36
"yaratılmak istenen tek-tip insan modelini yıkmanın yolu;çağımızın ekonomik,siyasi ve toplumsal koşullarını iyi analiz etmek ve daha sonra bu bilinç ile bu sürecin karşısında mücadele etmektir.Aksi takdirde günümüz uygarlığında bireyde özlem duyduğumuz yaratıcılık,keşif ve sorgulama mekanizması bir ütopya haline gelmiş olur ."
Bilgilendiren ve düşündüren yazınızı okumak güzeldi sayın Akar.Kutlarım.Saygılar.

eyüp uysal tarafından 8/17/2017 9:55:29 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


arıkan akar Yazının sahibi 17 Ağustos 2017 Perşembe 22:34:50
Teşekkür ederim sayın Uysal, saygılarımla..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.