BEKİR_ÇELİK
120 şiiri ve 6 yazısı kayıtlı Takip Et

Üç acir (acur)



ÜÇ ACİR (ACUR)

ÜÇ ACİR (ACUR)
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer tellal iken, pireler hambal iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, dedem düştü beşikte, ben kaçtım anam kovaladı,anam kaçtı ben kovaladım.Gittim gittim, dere tepe düz gittim,üç ay bir güz gittim arkamı döndüm baktım ki bir arpa boyu yol gittim.
Bilinmez zamanlarda ülkelerin birinde peri padişahının üç güzel kızı gezmeye çıkmışlar.Yemyeşil ormanlar,bahçeler bostanlar içinde.
O sırada adamlarıyla ava çıkan padişahın oğlu avın peşinde koşmaktaymış.
Bakmışlar padişahın oğlu yanlarına doğru geliyor.Üç güzel kız birer acir olmuşlar dala konmuşlar,bostanda.
Avının peşinden gelen padişahın oğlu tam yanlarında durmuş .Bakmış fark etmiş acirleri. Canı çekmiş o anda.
Koparmış almış birisini. Soymuş, soymuş götürmüş ağzına tam yiyecek.
__Pıırrr.diye uçuvermiş acir.
Padişahın oğlu şaşkın ne olduğunu anlayamamış.
Derken ikinci aciri de almış soymuş. Ağzına götürmüş tam yiyecekken;
__Yine pıırrr diye uçmuş. Ne olduğunu anlayamadan.
Padişahın oğlu şaşmış kalmış bu işe.
İnatla üçüncü aciri koparmış soymuş dalından. Tam ağzına götürüyormuş ki yemek için.Yine;
---Pırrrr ,diye uçmaya başlamış acir .
Ama bu sefer yakalamayı başarmış padişahın oğlu ayaklarından.
Bakmış ki ne görsün dünyada eşi benzeri olmayan güzel bir kız.
---İn misin cin misin söyle bana sen kimsin? Demiş padişahın oğlu.
Peri padişahının kızı gözleri yaşlı ve üzgün.
---Ne in’im ne de cin’im .Peri padişahının kızıyım.Neden beni tuttun da kardeşlerimden alıkoydun.Ben nasıl döneceğim bir daha onların yanına demiş.
Meğersem insan eli deyince perilikten çıkarmış peri kızları.
Padişahın oğlu,peri padişahının kızına hayran hayran bakmış.İkisinin de yüreği o an birbirine akmış.Aşık olmuşlar..
--- Seni alıp sarayıma götüreceğim evleneceğim amma böyle alıp götüremem , demiş padişahın oğlu peri kızına.
Peri kızını almış gelmiş bir kuyunun başına .Kuyunun yanında uzun mu uzun bir kavak ağacı duruyormuş.
Padişahın oğlu kavağa seslenmiş;
---Eğil kavak eğillll.
Kavak eğilmiş.Peri padişahının kızını kavağa bindirmiş.
---Sen burada beni bekle.Sakın kimseye görükme(gözükme). Bir ihityacın olursa bu sihirli sözleri söyle demiş.Ben gidip düyün alayının alıp geleceğim,demiş..ve;
---Doğrulll kavak doğrullll. Dedikten sonra hızla saraya doğru gitmiş.
Peri padişahının kızı beklemeye başlamış.kavak ağacının başına .
Aradan bir süre geçmiş. Kuyuya yakın bir yere halburçular çadır kurmuş.
Bir halburçu kızı su almaya gelmiş kuyuya.
Tam eğilmiş kuyuya kovasını uzatacak.Bir de ne görsün suyun yüzünde dünyalar güzeli bir kızın şavkı..
Suya düşen şavkı kendisinin sanan halburçu kızı bir anda sevinçten deliye dönmüş. Kaldırmış kabı kaşığı neyi varsa taşlara çalmaya başlamış.
Derken kavak ağacında bekleyen peri kızı dayanamamış seslenmiş.
----Bacım bacım boşa kaplarına taşlara ne vuruyon,suya düşen şavk benim şavkım, demiş.
Sesle ürken halburçu kızı yukarı bakmış ki ne görsün.Gördüğü şavkın sahibi kendi değil.peri kızının şavkıymış meğer.
---Ne arıyon orda bacım, demiş.Üzüntüyle.
---Amann ne sen sor ne de ben söyleyim demiş peri kızı
Bunun üzerine halburçu kızı peri kızına ;
---İn hele aşağıya da dertleşelim demiş..
Kız;
---Eğil kavak eğilll, demiş. Kavak eğilmiş.
Kavaktan inen kız anlatamaya başlamış başından geçenleri.
Derken halburçu kızı peri kızına;
Hele şu kuyudan su çekelim de seni bir güzel yıkayalım padişahın oğlunun yanına böyle kirli gitme demiş.
Kuyudan su çekmişler.Peri kızını yıkamış.
--- Gel şu güzel saçlarına da bir güzel tarayım, öreyim demiş.
Başlamış peri kızının saçlarını taramaya.
O sırada yanında taşıdığı agılı (ağı;ağu, zehir) iğneyi çıkarmış gizlice.
Peri kızının başına sapladığı gibi ağılı iğneyi yuvarlamış kuyuya.
Tam o sırada peri kızının başından iki damla kan toprağa düşmüş. Düşmesiyle de bir çift güvercin olmuş uçmuş.
Peri kızının elbiselerini giyen halburçu kızı kavağa oturmuş ve sihirli sözleri söylemiş;.
---Doğrul kavak doğrulll.
Kavak doğrulmuş.Peri kızının yerine geçen halburçu kızı padişahın oğlunu beklemeye başlamış.
Derken, bir süre sonra davullarla zurnalarla gelmiş, gelin alayı.
Padişahın oğlu sevinç ve heyecanla kavağa seslenmiş.
---Eğil kavak eğilll. Kavak eğilmiş.
Bir de ne görsün padişahın oğlu kavak ağacına bıraktığı peri kızının yerine sanki başkası geçmiş.
Şaşırmış ama peri kızının elbiseleri içinde ve kavakta olduğundan ne olduğunu anlayamamış.Şaşkınlık la sormuş:
--Kız sana noldu böyle?
Halburçu kızı;
--Ne olacak padişahın oğlu attın beni kavak ağacının başına güneşten karardım, demiş.
Ne yapacağını bilemeyen padişahın oğlu .Mecburen halburcu kızını almış götürmüş.Bu değil de diyememiş.
Kırk gün kırk gece düğünün ardından evlenmişler.
Yalnız,
O bir çift güvercin de bırakmamış padişahın oğlunu. Onlarla saraya uçmuş ve sürekli etrafında dönmüş.
Durumu bilen halburcu kızı padişahın oğluna;
---Padişahın oğlu aş eriyom. Canım güvercin eti çekiyor.Şu güvercinleri vur da yiyeyim demiş.
Güvercinlere kıyamayan padişahın oğlu;
---Bunlar o kadar güzeller ki yazık onlara.Ben sana başka güvercin bulurum.Dese de halburçu kızını vazgeçirememiş..
Çaresiz güvercinleri yakalayan padişahın oğlu kesmiş güvercinleri. Güvercinlerin kanı birikmiş bir çukura.Ve o anda bir iğde ağacı boy vermiş.Kocaman bir iğde olmuş.Açmış çiçeklerini mis gibi kokular sarmış şehrin dört bir yanını.
Derken aylar günler geçmiş. Halburçu kızı doğurmuş.
Padişahın oğlunu iğde ağacının kokusuna hayran olduğunu görmüş.Ondan uzaklaştırmak için.
_--- Şu iğde ağacını keste bebeğime beiş yap demiş.
Padişahın oğlu;
Bula bula bu güzel ağacı mı buldun kestirecek .Olmaz kesemem dese de .Mecburen razı olmuş bilmeden.İğde ağacını kesmiş ve beşik yaptırmış
Halburçu kızı bebeği beşiğe yatırmış.Beşik gıyyık (gıyyık:Çuvaldız) olmuş bebeğe batmış…Bebek ağlayınca beşikten çıkarmış.Bebek susmuş.Beşiğe yatırmış gene başlamış ağlamaya.
Üçüncü sefer yatırdığında beşiğe bebeği..Beşik hepsi gıyyık olmuş dağılmış.Padişahın oğlu şaşmış kalmış.Bu nasıl oldu diye.Ama anlayamamış.
Ne yapacağını şaşan padişahın oğlu gıyyıkları fakire fukaraya dağıtmaya karar vermiş.
Tellâl çağırmış;
---Duyduk duymadık demeyin,soğan ekmek yemeyin.Padişahın oğlu gıyyık dağıtıyor ihtiyacı olan gelsin alsın.
Tellalı duyan insanlar koşmuş gelmiş.Almışlar birer gıyyık dönmüşler.
Derken şehirde kimsesiz yaşlı bir kadın varmış.Gdiip bende alayım bir tana demiş.saraya varmış.
---Padişahın oğlu! duydum ki millete gıyyık dağıtıyorsun acı (acı:hem acımak anlamında hem de lütfen ne olur anlamlarında kullanılır) bir de bana ver .demiş
__Valla nene geç kaldın.Hepsini dağıttım demiş.
---Oğlum heç mi yok hele bi bak demiş.
---Kalmadı ama gene de bi bakım demiş padişahın oğlu.
---Şanslıymışsın gene nene. Aha bir tane kalmış. Onu da sen al, demiş padişahın oğlu.
Gıyyığı alan nine evin yoklunu tutmuş. Eve varmış.Elindeki gıyyığı tağaya (tağa:Evlerde duvarın içine yapılan dolap niyetine kullanılan boşluk)atmış.Sonra yeniden gezmeye çıkmış.
Meğerse peri kızının canı o gıyyıktaymış.
Nene evden çıkınca canlanıp çıkıvermiş.
Etrafın perişan halini görüp dayanamamış. Etrafı süpürmüş.Ocağı yakmış.Yemek yapmış.Bakmış ki nene geliyor tekrar gıyyık olmuş tağaya saklanmış.
Kapıyı açan yaşlı kadın neye döndüğünü şaşırmış.Ev temizlenmiş.Ocak yanmış.Yemek hazır ocakta.
Ne olduğunu kim yaptığını anlayamamış.Yemeği afiyetle yemiş.Sıcacık oda da uykuya dalmış.
Sabah olmuş çıkmış gitmiş.Peri kızı gene çıkmış gıyyıktan etrafı temizlemiş, toplamış.Ocağı yakmış yemeği hazır etmiş.Bakmış yaşlı kadın geliyor gene gıyyık olmuş tağaya saklanmış.
Kapıyı açan kadın hayretler içinde kalmış.Kim yapar bunu diye düşünse de bir anlam verememiş.Yemeği yeyip sıcak odada uykuya dalmış.
Üçüncü gün yine çıkmış kapıdan gitmiş. Yaşlı kadının çıktığını göre peri kızı gıyyıktan çıkmış başlamış evi süpürmeye.
Kapı bir anda açılmış yaşlı kadınla yüz yüze gelmiş.Yaşlı kadın;
---İn misin cin misin? Söyle bakalım sen kimsin? Demiş kıza;
---Ne in’im ne de cin’im peri padişahının kızıyım, demiş ağlayarak peri kızı.
Ve bir yandan ağlamış bir yandan anlatmış başında geçenleri bir bir.
Peri kızıyla beraber ağlayan nine;
---Üzülme kızım, bak bende kimsesizim.Sen bundan sonra benim kızımsın.Birlikte yaşar gideriz, demiş.
Ve böylece birlikte yaşamaya başlamışlar.
Aradan birkaç zaman geçmiş. Padişahın oğlunun sürüyle atları varmış. Bakımı zor olduğu için adamlarına danışmış.Ve halka emanet olarak dağıtmaya karar vermiş.Emanet alıp bakacaklar aynı zamanda da işlerini görecekler ama çağrıldığında geri getirecekler.
Tellâl çağırmış;
--- Duyduk duymadık demeyin soğan ekmek yemeyim.Padişahın oğlu atlarını emanet dağıtıyor almak isteyenler gelsin alsın.
Herkes koşuşmuş,.seçip seçip almışlar en güzellerini.
Peri kızı;
___Anaa şu hayırsız padişahın oğluna gitsen, bir at alsan,Kendini sevemedim bari atını sevsem demiş.
Yaşlı kadın gitmiş padişahın oğluna ;
---Oğlum duydum ki at dağıtıyormuşşun acı bir tanede bana ver demiş.
---Nene sen ne yapacaksın atı demiş.padişahın oğlu.
---Sen ver ne yapacan, demiş.
---Valla nene sende hep en sonda geliyon atlar kalmadı ki demiş.
---Oğlum her gelene var da ben gelince mi yok oluyor? demiş.
---Hele bir bakayım nene kaldıysa vereyim demiş.
Neyse padişahın oğlu girmiş bakmış ahıra at yok. Sadece hasta kötü bir tay var ölmek üzere.
--Valla nene şansına küs at kalmamış. Aha bu hasta kötü tay var istersen al ama ölür zaten demiş.
_--Olsun oğlum sen gene de ver, demiş yaşlı kadın.
Ve almış getirmiş tayı. Bahçeye de bir ahır yapmışlar.
Peri kızı yürüdükçe arkasında otlar bitermiş. Güldükçe güller açarmış.Tay da bunları yer beraber dertleşir beraber ağlarlarmış..
O hasta ve zayıf tay iyileşmiş kocaman güzel bir at olmuş.Dama sığmaz olmuş.
Padişahın oğlu günlerden bir gün atların halini görmek için tekrar çağırmaya karar vermiş.
---Duyduk duymadık demeyin soğan ekmek yemeyin. Her kim aldıysa padişahın oğlunun atlarından alsın geri getirsin, demiş tellâl.
Demiş demesine ama kimse sağlam bir at getirmemiş.
Kimisi atın yuralını kimisi kemiğini getirmiş.Kimse atlara iyi bakmamış..Bakmadıkları gibi ağır işlere koşmuşlar ve hepsi ölmüş.
Padişahın oğlu üzülmüş ve sinirlenmiş.
---Hiç mi bir tane kalmadı? diye sormuş adamlarına.
---Valla efendim kimsede yok bir tek yaşlı kadın kaldı sormadığımız demişler.
---Ölmeye ölmüştür amma gene de bir sorun hele, demiş padişahın oğlu.
Askerler gelmiş.Yaşlı kadının kapısına.Atın yaşayıp yaşamadığını sormuşlar.o da yaşıyor demiş.
Padişahın oğlu istiyor götüreceğiz demişler.
Götürün yalnız kapıyı sökmeniz lazım demiş kadın.
O sırada peri kızı atın yanına gitmiş ve ata tembihlemiş_
Ey at güzel at derdimin ortağı at.Git padişahın oğlunu sırtına bindir gezdir, dolandır, meydana git yat kalkma ben gelene kadar demiş.
Dama sığmaz olan atı almış götürmüşler padişahın oğluna.Atın güzelliğini gören padişahın oğlu hayran olmuş. Eyerletip binmiş heyecanla.
At gezmiş, tozmuş, gitmiş meydana yatmış.Ne yapmışlarsa kalkmamış.
Ne kadar at bakıcısı varsa uğraşmış yerinden kaldıramamışlar atı.
---Hele gidin neneyi çağırın o bilir belki atın dilinden demiş, padişahın oğlu.
Askerler gelmiş durumu yaşlı kadına anlatmışlar gelip kaldırmasını söylemişler.Kadın;
---Bir sefer ata bakan ben değilim, kızım, demiş.İkincisi benim kızım öyle kapıdan çıkıp gitmez demiş.Buradan oraya kadar yoluna halı döşerseniz bir çiftte altın terlik getirirseniz ancak öyle gider diye şart koşmuş.
Askerler hem gülmüş hem şaşırmışlar.
Gidip padişahın oğluna anlatmışlar.Padişahın oğlu şaşırmış ama at ta kalkmıyormuş.İçini bir merak kaplamış.
Şartlarını kabul etmiş. Ve meydandan kızın evine kadar halı döşenmiş. Bir çift te altın terlik getirilmiş.
Altın terlikleri giyen kız, halının üzerinde salına salına gitmiş.Atın yanında varmış.Padişahın oğluna derin derin bakmış. Ata eğilerek;
---Kalkkk güzel at kalk. Sahibinden ne hayır gördüm ki sende de hayır görüm kalkkk,demiş
Bu söz üzerine at silkinip kalkmış.
Kız başka bir şey demeden gözleri dolu dönmüş evine.
Padişahın oğlu bir tuhaf olmuş. Bu kız neden böyle dedi.Atın sahibi benim.Ben ne yaptım ki bu böyle söyledi demiş.Ve içine şüpheler düşmüş.
Tellâlı çağırmış yanına.
--- Git şehre haber sal herkes gelsin padişahın oğlu dertlerinizi dinleyecek demiş.
Halburcu kızı durumu fark etmiş.
---Sanane milletin derdi sana mı kaldı? demiş.
Vazgeçirmeye çalışmış ama padişahın oğlu vazgeçmemiş bu sefer
Herkes gelmiş derdini anlatmış. Padişahın oğlu elinden geldiğince yardım etmiş.
Kim kaldı ? Kim kaldı ? Yaşlı kadının kızı kaldı demişler.
Gidin onu da çağırın onu da dinleyeceğim demiş, padişahın oğlu.
Peri kızı gelmiş.Padişahın oğlunun karşısına çıkmış.
Peri kızını gören halburçu kızı ne yapacağını şaşırmış.
Milletin derdi bize mi, kaldı? Çekte git şuradan diye kovmaya kalkmış.
Padişahın oğlu engel olmuş.
---Anlat bakım derdini,demiş.
Peri Kızı;
--Ne anlatım padişahın oğlu. Hangisini anlatayım?
Beni ayağımdan yakalayıp babamdan bacılarımdan ayırdığını mı? Kavağın başında bırakıp gittiğini mi, halburçu kızının başıma ağılı iğne saplayıp kuyuya yittiğini mi? Bir çift güvercin oldum döndüm etrafında tutup kestiğini mi ? iğde oldum saldım kokularımı anlarsın diye. Kesip beşik yaptığını mı? Söyle padişahın oğlu hangisini anlatayım,demiş.
Ve böylece her şey gün yüzüne çıkmış.Gözyaşları içinde birbirlerine sarılmışlar.
Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar.Muratlarına ermişler.
Halburçu kız ne mi olmuş?
Halburcu kızının önüne biber arkasına tuz dökmüşler.(Buradaki ön ve arka tabirlerini +18 olduğu için öyle yazdım)Bebeğiyle birlikte iki deli katıra bağlayıp dağlara taşlara salmış..
Padişahın oğluyla peri kızı da ömürlerinin sonuna kadar mutluca yaşamışlar.
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

B.ÇELİK (Yalnızdost) 28/05/2017 18:35


Bu hekiyeyi defalarca dinlediğim Gocanam Hanım Çelik’ e borçluyum
.Mekanı cennet olsun nur içinde yatsın.

Beğen

BEKİR_ÇELİK
Kayıt Tarihi:28 Mayıs 2017 Pazar 19:31:38

ÜÇ ACİR (ACUR) YAZISI'NA YORUM YAP
"ÜÇ ACİR (ACUR)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
tülay cemali
28 Mayıs 2017 Pazar 22:16:05
Merhum babam anlatırdı hem de defalarca geçmişe yolculuk etmiş oldum sayenizde yüreğinize sağlı. Selamlar

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


BEKİR_ÇELİK 28 Mayıs 2017 Pazar 22:19:41
Aynı hikaye mi? Tüm geçmişlerimizin mekanı cennet olsun.Silinip gitmesin diye yazdım dilimin döndüğünce.Selam ve saygılar...
tülay cemali 28 Mayıs 2017 Pazar 22:37:59
Evet aynı hikaye, iyi düşünmüşsünüz eski hikayeler ders niteliğinde anlıyana tabi elinize emeginize saglık. Saygılar...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.