Irmak Yosunkent
105 şiiri ve 54 yazısı kayıtlı Takip Et

Yazmak ve yazmak...



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 27.3.2017 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bir zamanlar hayran olduğum ve kısa aralıklarla çıkan bütün kitaplarını hiç kaçırmadan okuduğum bir yazar vardı. O kadar beğenirdim ki hakkında çıkan tüm haberleri gazetelerden kesip biriktirirdim. Bu şekilde bir anı klasörü oluşturmuştum. Böyle bir takıntı vardı işte-hoş hala devam etse de- bazen ilginç olan, kimsenin aklına bile gelmeyecek şeyleri anı diye saklardım.

Hayatına dair çok az ama bana göre bir dünya dolusu bilgi edinmiştim. İstanbul’un dışına hiç çıkmamış, hatta evinden bile çok nadir çıkıp uzun saatler boyunca aralıksız odasına kapanarak yazdığı haricinde fazla bir şey yoktu aslında elimde nasıl yazdığına dair. Bildiğim annesi ile yaşadığı ve bir de sürekli olarak yazdığı, hep yazdığı... Bir taraftan hayal gücüne hayret ederken, diğer taraftan hayran da kalırdım ki hiç görmediği hayatları, benzer kişilerle karşılaşmadığı halde nasıl böyle gerçekçi kurgularla yazabiliyor, diye düşünürken hayranlığım iki katına çıkardı. Tam anlamıyla ideolüm olmuştu…

Derken aradan hayli bir zaman geçti. Son birkaç kitabı daha çıkmıştı ama yaşam işte, sadece çıkan kitaplarının duyumunu alabilmiş, okuma imkanı bulamamıştım.
Bu arada yaşam benim etrafımda çok farklı kulvarlarda dönmeye devam ettikçe, tanıdığım yüzler, tanık olduğum olaylar ve içinde bulunduğum durumlar bende bambaşka bakış açıları, duygular ve düşünceler uyandırmış geliştirmişti...

Tabi bu arada dünyayı küçücük yapan çok önemli bir gelişme olmuştu. İnternet diye bir bilişim ve erişim sistemi ülkede de gelişmiş ve istemediğin kadar bilgi, kitap, düşünce, duygu bombardımanı ve daha sayamadığım birçok olay olgu bir tıkla dünyayı önüne serercesine gözlerinin önünde bitivermeye başlamıştı. Bu da ayrıca bir konu…

İnternet demişken, bir gün haberler, makaleler, şiirler ve yazarlar... diye gezinirken bir haber dikkatimi çekti. Tabi çekmesiyle geçmiş yıllara, anılara ve o dönem duygu ve düşüncelere dalmam da o denli hızlı olduki... Haberi okudukça sanki dünya daha hızlı dönüyor, kalp atışlarım bir hızlanıyor, sonra bir an duruyor ve ben bir çırpıda haberi okuyup sona gelme telaşıyla hiçbir şeyi duymadan, dışarıdan hiçbir şeyin dikkatimi dağıtmasına izin vermeden ve sanki her an okumam bölünecekmiş telaşıyla bülteni hızlı hızlı aşağı doğru kaydırarak okumaya devam ediyordum.

Olay kısaca şuydu ki; iyi bir okur tarafından yapılmış bir araştırma deliller ve yorumlarla hayran olduğum yazar hakkında bir gerçeği gün ışığına çıkarıyordu. Eline iki kitap almıştı. Biri yabancı bir yazarın kitabı, diğeri de benim bir zamanlar hayran kalarak okuduğum yazarımın kitabıydı. Karşılaştırma şöyleydi; hemen hemen birbirine denk gelen sayfaları açıyor ve içinde yazılanları karşılaştırıyordu. Ayrıca görselle de bunun ispatını yapıyordu. Yazılanlar çok az farkla olay ve olgular, konular, hatta paragraflar da dahil hemen hemen aynı idi. Yabancı yazarın kitabı daha önce yazılmış bir kitaptı.

Hani insan bir şeye çok inanır, değer verir ve kendinden parçalar oluşturur buluştuğu değerin kattıklarıyla; kendini oluşturur bir anlamda. Sonra bunun bir yalan ya da sahte olduğunu, düzmece olduğunu öğrenip bu gerçeklikle yüzyüze gelince bir an ya da uzunca bir zaman yıkıntılar altında kalmış gibi hisseder ya kendini, o an onu o kadar derinden yaşamıştım ki... Kandırılmış olmak insanın yaşayabileceği en ağır duygulardandır diye düşünüyorum. Ki bizim yazarımız Nobel ödülü bile alıp dünyaca tanınmış bir yazardı da. Ve onca insan onu severek okuyordu. Başka dünyalara gittiler onun yazdıklarıyla. Bir sürü duygu düşünce yarattılar kendilerinde...

Geçenlerde yine bir haber duydum ve bu da ilgimi çekti hemen. Ve bu yazarı düşündürdü tekrardan. Bir yerde yazarlık dersleri veriliyor diye bir bildiriydi duyduğum. Evet yazarlık eğitimi de belki gereklidir. Ama en önemli şeyin hissetmek olduğunu düşünüyorum artık. Hayal gücünün yoğun olması ve sıradan bakmamak gerektiği ki yazar ya da şair zaten herkes gibi baksa, o zaman yazmaya ne gerek var ki. Birilerini bir yerden başka bir yere taşıyamayacaksa, birilerinde bir duygu yoğunluğu ve bakış genişlemesi yaratamayacaksa ve zaten herkesin tanık olduğu olay ve olguları ve daha bir çok yazım konusunu ki en önemlisi de yaşamı başka bir gözle görmeyip başka yönleriyle ele alamayıp, olduğu gibi aktaracaksa... Zaten herkesin bildiği, gördüğü ve de duyduğu şey’leri tekrar etmek...

Birebir tanık olunmasa bile, bir şeyleri hissederek yazmak, yaşanıp da açığa çıkarılamayan duyguları dile getirebilmeyi, sorgulamayı ve sorgulatmayı... Daha sayamadığım birçok yazarlık meziyeti vardır ki en önemlisi elbette her konuda olduğu gibi bu konuda da niçin yazdığının bilincinde olmaktır. Amaçtan kopuk yazı ya da şiirler bir yerden sonra tarihe karışıyor. Ya da genelleşmeyen, önemli bir kesime hitap edemeyen, en önemlisi de insanın gelişimine, duygu ve düşüncesine hitap edemeyen kelimeler yığını olarak kalıyor.

Yıllar yıllar öncesinden yazılan ve hala bugün yazılmış gibi okunan şiirleri ya da ölümünün üzerinden yıllar geçse de sanki dün bizimle yaşamış gibi bize hitabeden şair ve yazarları düşündükçe, yazma konusunda katedilecek bir dolu yol olduğunu görüyorum. Elbette yazarı ya da şairi çoğaltan, etkin ve kalıcı kılan okurun bilinci ve beslenmesidir ki bu karşılıklı bir akıştır…

ırmak


Beğen

Irmak Yosunkent
Kayıt Tarihi:26 Mart 2017 Pazar 01:10:51

YAZMAK VE YAZMAK... YAZISI'NA YORUM YAP
"Yazmak ve yazmak... " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Dr Şaban Kalyoncu
27 Mart 2017 Pazartesi 20:17:44
İnsan arafta
Pozitif kutup Ruh ve melek
Negatif kutup Nefs ve şeytan
Iki kutbu Arafında AŞKLA
Dengede Tutar İNSAN, esenlikler dileklerimle...

Cevap Yaz
Nar-ı Çiçek
27 Mart 2017 Pazartesi 17:02:52


Kandırarak yazanlar bugün değilse birgün rezil oluyor bu bir dünya kuralı unutma Allah büyük kimse kimseyi kandırarak biryerlere çıkamaz bu her konuda aynı.

Yazmak evet bir nevi tedavi şekli iyi ki diyorum iyi ki...


Herneyse sevgili Irmak seni okumak ne güzel.


Tebriklerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:23:43

Teşekür ederim Nar,

sevgilerimle.
Irmak Yosunkent Yazının sahibi
27 Mart 2017 Pazartesi 16:35:58
...

Irmak Yosunkent tarafından 3/27/2017 4:24:12 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Den(iz)
27 Mart 2017 Pazartesi 10:57:44
Benzer bir olayı bende yaşadım .Yazar adını açıkça veriyorum Ahmet Altan. Kitabı Aldatmak.

Yıllar önce bir sahaftan gözüme ilişen adı duyulmamış Amerikalı bir yazarın kitabını almıştım. O yıllarda bile içeriğini çok hafif ve gereksiz bulduğum halde okumuş olmak için okumuştum. Ama kitabın dili çok basit olduğu için aklımda kalmış yinede. Aradan yıllar geçti ve Ahmet Altan-Aldatmak ile çok satanlar listesinde. Yazarı zaten normalde sevememiştim. Ama herkes bu kitaptan bahsedince hadi bende okuyayım bari dedim. Okuyunca şok şok şok... Sonra o eski kitabı çıkarıp buldum yeniden ve sadece isimler değişik . Diğer kitabın adını hatırlayamadım. İş yerinde olduğumdan elimin altında değil. Evde bulursam geri döner yazarım. Olaylar birebir..

Yazarcılık oynamak başka şey yazar olmak başka şey ...

Sevgilerimle...

(Ezgi) Deniz tarafından 3/27/2017 1:28:38 PM zamanında düzenlenmiştir.

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


deniz-ce 27 Mart 2017 Pazartesi 13:26:19
"aldatmak" ahmet altan'ın kitabı. Sanırım karıştırdınız.
Den(iz) 27 Mart 2017 Pazartesi 13:40:34
Evet :)) Çetin Altan nereden çıktı yahu... İş arası edebiyat bu kadar oluyor işte. Teşekkür ederim.. Hemen düzelteyim ben bunu ...
Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:22:32

Ahmet Altan ı biliyorum Ezgi, Aldatmak kitabını okudum,
diğer yazar Paulo Coelho onun da Aldatmak diye aynı isimde kitabı var,
onu da okudum zamanında...
her iki yazarı da bir dönem beğenerek okudum, hala da
beğendiğim yazarlar arasındalar.

Fakat senin belirttiğin tarzda bir benzerlik bulmadım bu iki kitap arasında.

Teşekür ederim katılımına,
sevgiler.
Den(iz) 27 Mart 2017 Pazartesi 18:05:54
kitap bu :

Birazcık Evli- Gail Parent
Posted on 08 Kasım 2012 by Seyahat Eden Kitaplar
Standard

Marjorie Weissman kardiyolog olan kocası David’in kendini bir tanrı gibi hissetmesinden sonra bir şeylerin ters gittini anlamıştı. David de 38 yaşındaki karısı Marjorie’nin Manhattan’daki tiyatro kursuna katılmasının çok da olağan olmadığının farkındaydı. Ancak her ikisinin de farkına varmadığı çekingen ve aşırı kilolu kızları Julie’nin hamile olduğuydu. Birazcık Evli asla unutmayacağınız, gözünüzden yaş getirecek, sizi kahkahalara boğacak nefis bir roman.

Kaynak: http://www.kitapyurdu.com

Ben Amerikalı bir yazar dedim . Paulo Coelho Brezilyalıdır :))) .Ayrıcada sevdiğim bir yazardır İsmini unutmazdım.

Kitapların adı aynı demedim ki içerikleri aynı dedim. Neyse işte eve gelip bulunca yazdım hemen ... Okursanız benzerlik haklı olduğumu gösterecek. Bu kitap Aldatmak kitabından çok çok önce yazılmış.Yani ç/alıntıyı kim yapmış göreceksiniz. İspat etmek için niye bu kadar uğraştım onuda anlamadım ya neyse.

Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 18:18:11
Bence de niye bu kadar uğraştın ki.. :)
Bir ıspata gerek yoktu, burada bahsedilen çok farklı şeyler...
yine de teşekürler.
Den(iz) 27 Mart 2017 Pazartesi 18:42:01
Ben farklı ne anlattın anlamadım o zaman ilginç...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Doğan Güneş.
27 Mart 2017 Pazartesi 03:23:26
Neruda'nın şiirlerini sahiplenenle bahsettiğin yazarın yapıp ettikleri arasında
kalın bir çizgi var, ilkin bu kalın çizgilerin ayırdına varmamız gerekiyor Irmak..
Yoksa ya tümden yargısız infaz etmiş oluruz ya da çok lütüfkar davranırız..
Senin yazın bu anlamda kalın çizgileri çok net belirtmiş diye düşünüyorum..

Birde ben bu duruma 'Ruh çalması' diyorum..Her hangi bir hikaye,şiir, roman da
bir karakterin duyguları ile özdeşleşmek en hafif deyimle kişiye hüzün yükler
fakat o ruha-duyguya dair sahipleniş korkunç bir biçimsizliğe dönüştürür kişiyi..
Sanırım sen de en çok o biçimsizliğe dair yüksek sesle düşünmüşsün..
Yazarın o seni oldukça heyecanlandıran, kimi yerde sarsan, coşkular taşıyan
hikayeyelerinde bir süre sonra derin hayal kırıklarına bırakması, senin deyiminle
'yıkıntılar altında kalmışlık hissi' işte o, yazarın sahiplenişinin biçimsizliğidir birazda..
Sevgiler..




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 18:11:36

İşte buydu doğan, "ruh çalması", ne güzel söyledin.
Her iki şekilde de ruh çalması, hem yazarın hem de okurun...
Edebiyat ve edebiyat ürünleri kendisi etik olandır.
Etik bir amaçtan ve görevden doğmuştur edebiyat.
İnsana ait olan en kötü yanları açığa çıkarıp
eğitmek ve dönüştürmek gibi değer bir amacının yanında;
güzel ve yaşanası olanı da açığa çıkarıp, çoğaltma, büyütme;
insan ruhuna dair hergün hergün yeni keşiflerle
katkılar sunma gibi yaşamsal bir öneme, değere sahip.
Bu anlamıyla, insanlar kendini tatmin adına da olsa, farklı siyasi ya da
kişilik yozlaşmasından kaynaklı farklı emellerle de olsa
edebiyata yapılan ve insana yapılan bir çirkinlik elbette..

:) Pablo Neruda'nın şiirlerini alan adamdaki (çalmış diyemiyorum) ,
masumiyet mi desem,-gülümsüyorum burda- çizgi kalın evet...

teşekür ederim.
Sevgiler..
CaNMaYBuLL.
27 Mart 2017 Pazartesi 01:56:25




Aslında bu karşılıklı alkıştır ,dersek daha anlamlı olmaz mı ? Zira yazılan şiir ve nesirler evvelin elinden çıkıp geleceğin kollarına düşüyor. Hangi ağızdan düştüğü ya da hangi coğrafyadan geldiğinden çok kaç kişiye eşlik ettiği daha önemlidir ...



Şimdi elimde kalan ve okumadığım 4/5 yazarın dünyasına girmek ve o dünyadan kendime yeni dünyalar yaratmak için bencilce çabalıyorum... Lakin bencilliğimi mazur gör, eril bir dilden kurtulmaya çalışan kadın yazarların dünyası daha vicdanlı ve daha duyarlı.



"Yazmak ve yazmak... " Hadi kolay gelsin dostum !



onca sevgiler ve Tebrikler :)


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:16:11

Ben buna katılmıyorum Can, bu benim anlatmak istediğim dialektiğin
tam tersi bir durum. yazar ürünüyle bütünleştiği ölçüde yazardır ki
ben burada kimin kaleminden çıkmış, ne önemi var demiyorum, diyemem.
Teşekür ederim,
sevgiler.
arıkan
27 Mart 2017 Pazartesi 01:26:32
yüreğinize sağlık enfes bir anlatım güne yakışan bir eser,şaire saygılarımla...


"herkez bir şeyden etkilenir ama hepsini aynı olarak yazmak ve düşünmek bile akla zarar"
"ekmeyi fırandan almak zor değil ,ama sıcak duygular kopya soğunda üşür"

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:10:26

bütünleyici deyimler için teşekür ederim,

saygılarımla.
hena
27 Mart 2017 Pazartesi 01:14:41

Yazmaya dair söylenecek ne çok söz oluyor değil mi Irmak...
Tebrik ederim,güzel bir yazıydı.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:08:26

Evet çoktu biliyordum ama bildiğimden de çokmuş,
teşekür ederim Hena.

sevgiler.
glenay
26 Mart 2017 Pazar 19:02:07
Yazınızdaki yazara takıldım. Böyle bir romanı, öyküyü her neyse adeta kopyalayıp, ben yazdım diye okura sunmak büyük bir saygısızlık, ayıp. İnsan başkasıyla değil, kendisiyle bir şeydir.

Tebrikler Irmak hanım,
güzel bir yazıydı.

sevgiler..

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


deniz-ce 27 Mart 2017 Pazartesi 13:39:04
orhan pamuk dışında nobelli yazarımız yok diye biliyorum.
Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:05:35

Ne güzel bir tablo olmuş burda,
bir de Deniz hanım ayrıca teşekür ediyorum, duyarlılığınız için...

her ikinize de sevgiler.
glenay 28 Mart 2017 Salı 00:10:34
Ben de Orhan Pamuk diye tahmin etmiştim.
Sevgiler..
Mahvash
26 Mart 2017 Pazar 18:39:01
yazmak herhalde çok sıkıcı olmalı demişti bana birisi

ne diyebilirsin ki böyle bir düşünceye
bişey diyemedim kem küm ettim

eskiden herşey daha ulaşılmazken kelimelerin dünyasına ilk kez tanık olduğumda daha bir duygu yoğunluğu yaşardım

şimdi ise kelimeler tanıdık alışılmış
şimdi ise peşinden koşturacak hayal dünyam yok ya da çok sığ
büyüdüm galiba :)


ne desin ırmak bişeyler lazım derim bir kıvılcım




2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 17:01:30

Benim düşündüğüm ya da düşünemediğim tek şey var sevgili Munise,
Hayalsiz bir yaşama insan nasıl sığar'
bu hiç ama hiç ne aklıma ne de yüreğime sığmayan
bir tükeniş, ki zaten kelimelerin anlamı hayallerinin
büyüklüğü ve yoğunluğuyla çoğalıyor, aynı kelimedir ama
her sabah başka başka anlamlarla dolar yüreğine.

Her şeyin, özellikle kelimelerin tekrar ettiği yerde
insan bilincine müdahale etmeli,
edebilmeli.. Ne dersin demişsin, bunları içimden geldiği şekliyle
seninle paylaşıyorum Munise,

sevgiler..
Mahvash 27 Mart 2017 Pazartesi 17:40:12
teşekkür ederim ırmak
Aynur Engindeniz
26 Mart 2017 Pazar 14:54:55
Çok güzel bir yazı.
Sevgiler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:51:02
Teşekür ederim Aynur hanım,
sevgiler...
lacivertiğnedenlik
26 Mart 2017 Pazar 14:45:51
yazara değil de yazılanlara odaklanmak daha iyi gibi..yazılar her daim besler insanı..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:38:56
Burada ironi yaptığını düşünüyorum Aysu,
teşekür ederim,
sevgiler.
CaNMaYBuLL.
26 Mart 2017 Pazar 14:38:43




Bir yazar olarak yorum yazsaydım belki sırasıyla cümlelerim saflık ve açlığın bir arada büyümesiyle ulaşabildiğim tatminkârlığı tarif eder dururdum.



Eğer bir okurun olarak yorumlasaydım belkide beklenmedik şeyler kadar beklediğim şeyler arasında cümleler arar ve size sorardım.


Ama sadece edebiyatdefteri arkadaşım ya da arkadaşın olarak söylüyorum. Koşullar ihtiyaçları doğurur ama ihtiyaçlar yeterince güçlüyse ihtiyaçlarda koşulları doğurabilir... Bir yazarım okurunu doğurması, bir okurun yazarından doğarak var olması gibi...




2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülüm Çamlısoy 26 Mart 2017 Pazar 14:50:15
Sonuç itibariyle bu bir etkileşim üstelik hayaller de duygular da sadece kişiye özel bir kimlikte gelişen.

Misal: Benim de fazlasıyla etkilendiğim yazarlar var lakin bu bir sunum ve evet, Can'ın da dediği gibi: Var olmak yine iç içe gelişen o bağlaçların ulaştığı hacim.

Yeter ki insan kimliğini ve umutlarını yitirmesin.

Üstelik yetenek bir şekilde şekillenmeli hele ki gelişim denen olgu bitimsiz iken.

Şahsına münhasır olmalı kalem hele ki öğrenmek ve okumak da katkı sağlarken.

Dileyen dilediğini okur ama bu demek değil ki; taklit ediyor ya da kıskanıyor bilakis sürece iştirak eden öğeler tümü.

Günün sözü ne de güzel özetlemiş gündemi.

Saygılarımla sayın Yosunkent.
Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:37:28

Teşekür ederim Gülüm hanım,
Kesin olan o ki herkes kendine hitabedeni, kendiyle özdeşleşeni okur,
onda kendini bulur. Karşılıklıdır fakat yazar veren, okuyucu daha çok alandır.
Yazarlığın insana ve de insanlığa yön vermek gibi
güçlü bir misyonu olduğuna inancımı tekrarlamak istiyorum.

sevgiler.
Dr Şaban Kalyoncu
26 Mart 2017 Pazar 11:12:42
Hiç bir yere gitmeye gerek yok,
Kimim sordum perişan oldum soldum aşka doğdum
Bir ben var bende benden içeri yi arayınca yanaktaki ben olarak dışarı çıktım
Dıştaki sonsuzluk içteki sonsuzluğun yaşanmasıdır,
İnsan dalgalar aleminde yüzmektedir düşünce ışık ses deniz dalgası gibi deniz olamayacağına göre dalgaların keyfini çıkar, esenlikler dileklerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:50:08
Teşekür ederim,
saygılar.
Dilek USTA
26 Mart 2017 Pazar 10:55:26
Hayranlık duyup ,gözümüzde büyüttüğümüz insanların kocaman bir YALAN makinesi olduğunu anladığımızda ne kadar üzülüyor insan gözünde büyüttüğü cüceye......
Kendi olmayı beceremeyenlerin başvurduğu bir yöntemdir yalanla bürülü yavan kişilik.
Emek hırsızlığının ortaya çıkması ne kötü bir durum bir yazar veya bir şair için..

Sevgilerimle.. Mutlu pazarlar

Dilek USTA tarafından 3/26/2017 10:44:42 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:48:47

Teşekür ederim Dilek hanım,

sevgiler.
Can Fırat
26 Mart 2017 Pazar 01:55:17
masa başı çalışmaların ne olduğunu iyi bilir bizim bura insanı
yılarca hiç Ankara'dan,İstanbul'dan ayrılmadan ısmarlama hikayeler dinledik
tıpkı sizin masa başı çalışmalarla yılarca aslında başkasını okumanız gibi

çok hayatı bir konu olan emek konusuna değinmek çok değerli zira emek hırsızları ve meslek ahlakı taşımayan o kadar çok gasp varki sorma değerli şair

sevgiler şair

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 27 Mart 2017 Pazartesi 16:47:40

Her şey biraz da emeğin gaspıyla başlıyor Can,
gaspeden açısından tamamen kişiyi yozlaştıran ve
gaspedilen için kişilik parçalanmalarının belki de temel sebebi;

önemli olan insanın bunun bilincinde olması,
Teşekür ederim,

sevgiler..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.