Necati Kavlak
183 şiiri ve 195 yazısı kayıtlı Takip Et

Osmanlı diye bir millet mi var?



Osmanlı Diye Bir Millet mi Var?

İnat ettim! Taa ki uyanıp,Tanrı Dağları Doruklarından Aral Gölüne akan Irmakta; yüzümüzü yıkayıp uyancıya kadar, bazen ayak tabanımızı, bazen koltuk altımızı gıdıklaya cağım.
Uyanmayı hep birlikte başarabilirsek, kendimize gelince çekerim elimi; gıdıklamaktan vazgeçerim.
Cumhuriyet çocuğu olarak, Osmanlı hayranlığını içime sindiremiyor, kabul edemiyorum.
İnkar edecek de değilim elbette. Türklerin engin tarihinde bir Osmanlı İmparatorluğu var.
Hem de, bu gün kü bir insan ömrü göz önüne alınarak hesap edilirse; uzun süre yaşamış da denebilir.
Hz Adem’in 2000 sene Hz Havva’nın 2040 sene yaşadığı düşünülürse o zaman da, çocuk yaşta yıkıldığı söylenebilinir.
Madem ki Osmanlı diye bir devlet var öyleyse biz neyi tartışacağız*,
Hemen, lafı uzatmadan özet olarak konuya girelim.
Osmanlı ismi; bir ırk, bir etnik kimlik değil, bir hanedanlığın adı!
Osmanlı Hanedanlığının atası sayılan, Osman Gazi Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundan bir Türk idi.
Her Türk gibi Osman Gazi’de iyi bir askeri talim ve terbiye alarak yetişti.
Selçuklu İmparatorunun uç beyi olma şerefine nail oldu. Anadolu’nun Türkleşmesi faaliyetlerine katıldı.
İmparatorluğa yürüyen Türk Devletinin temellerini attı.
Kötü mü etti elbette hayır. İyi mi etti tabi ki bin kere evet!
Lakin geldiğimiz noktayı iyi değerlendirmek, tarihi doğru okumak; geleceğimizi sağlam inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Kısaca ifade etmek gerekirse Osmanlı bir isimden doğmuş bir hanedanlık!
Bir milletin adı değil!.
Bir soyun,bir etnik kökenin; bir nesebin geçmişi değil!
İmparatorluğa uzanan tarih çizgisinde hem eksileri hemde artıları var. Artı ve eksileri ile birlikte tarihe mal oldu ve tarite kaldı.
İyilik ve kötülüğünü tartışmak değil amacım, tarih olan Devleti yeniden inşa etmeye çalışmanın beyhudeliğini dile getirmek.
Özellikle duraklama ve gerileme dönemindeki Osmanlı’nın neyini özlüyor, nesine özeniyorsunuz?
• Sarayda ki cariyelerle yaşanan halveti mi yoksa nikahsız çok eşliliği mi?
• Harem-i Hümayun’da ki (400’den 1600’e kadar değişen ) esir cariyeleri mi?
• Padişah’ın kendi oğlunu, şehzadenin; kendi öz kardeşini boğarak öldürdüğü baba ve kardeş cinayetlerini mi?
• Türklerin Devlet yönetiminden dışlanmasını mı?
• Devşirmelerin devleti yönetmesini mi çok arzuladınız?
• Yoksa, Devşirme gençler için kurulan, Türk çocuklarının kabul edilmediği “Enderun “ devşirme mekteplerini mi?
• Vilayetlerin paşalara kese kese altın karşılığı satılmasını mı yoksa Anadolu’nun bir uçtan öbür uca cehaletini mi
• Yoksa, Sivas Valisi İbşir Paşanın güzel eşini isteyen Sultan İbrahim Hayranlığınız mı, su yüzüne çıktı?
Biliyorum bu yazıyı mısırdaki sağır Sultan yazsaydı benim sorduğum bu soruları, aynı ifadelerle olmasa da; bir başka kalıp içinde sorardı.
Bu beylik soruların cevabını azıcık mürekkep yalayan her okur yazar bilir.
Aslında tarihin derinliklerinde, gün yüzüne çıkartılması gereken o kadar çok gizemli gerçekler var ki,insanın yazarken yüzü kızarır.
Yüzümüz kızarmasın diye üstü örtülü dokunalım da siz merak ederseniz derinliğine inini verin.
Hiç kimse saray Ağaların zulmü yüzünden Anadolu’nun harap olduğunu bilmediğini söylemesin!
Afyonkarahisar’da Haydaroğlu, Konya civarlarında Katırcıoğlu, Halep taraflarında İbşir Paşa ve Seydi Ahmet Paşa’nın Anadolu’yu ateş gibi yakan zulmünü Türk Halkı unutur mu?
Katırcıoğlu’nun yolları kesip Hacca gidenleri soyduğunu, İbşir’in adamlarının köyleri bastığını, ahalinin mallarını gasp ettiğini; kadın ve kızlara tecavüz ettiğini de tarih kitaplarına ben yazmadım.
Size bir kaynak vereyim!
Ahmet Refik Altınay’ın KADINLAR SALTANATI’NI, Alphonse de Lamartine’in Osmanlı Tarihine ucundan kıyısından bakınca, aklı selim, gerçek medeni insanın; Osmanlıya hayranlık duyma hevesi şişirilmiş balonun söndüğü gibi söner.
Tarih’i değişik kaynaklardan biraz incelediğimiz de, Osmanlı’nın Cumhuriyetten eksilerinin olduğunu görür; fazlası olmadığına tanıklık ederiz.
Şu su götürmez bir gerçek ki, Anadolu insanı Cumhuriyetle Anayasal hakka kavuştu, birey olduğunu cumhuriyetle öğrendi.
Türk kadın cariye olmaktan, esir pazarlarında alınıp satılmaktan Cumhuriyet kurulduktan sonra kurtuldu.
Türk deyince dili şişenler, Atatürk dememek için bin dereden su getirenler; Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde iktidar olanlar, Padişah İsimlerini yaşatmak için Köprüye- geçite verirken: Alenen Atatürk’ü unutturmak istiyorlar.
Unutturabilecekler mi? bu sorunun cevabını gelin rahmetli İsmet İnönü Versin.
Hadi Canım Sende…




Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:28 Ağustos 2016 Pazar 10:58:42

OSMANLı DIYE BIR MILLET MI VAR? YAZISI'NA YORUM YAP
"Osmanlı Diye Bir Millet mi Var?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
chaotica
29 Ağustos 2016 Pazartesi 09:52:21
Köprünün adını görüp Atatürk'ü hatırlayacak olan hatırlamasın daha iyi.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gül ESEN 29 Ağustos 2016 Pazartesi 12:13:27
sayın chaootica ...öncelikle 1950 dediğim genel evlerin hızla açıldığı yıl ve bu sizi çok rahatsız etmiş galiba rahatsız olmayan cümlenin içinde yazdım fahişelik Ademden gelen ve Baskıcı erkek hegomanyası diyelim buna :) zevk için yapılanlarda olacaktır elbetnihayetinde nefis...Rabbim korusun nefsimizi...Gelelim celal doğan konusuna bu olay 1990 yıllarında olan bir konudur...işte linki :)
http://www.habername.com/haber-hdp-g-antep-celal-dogan-107154.htm....

Gerisi Tarihin derinliğinde en az sizin kadar bilgilizyiz ...Görsellikler yalan söylemez....Salcı bacılar ve iskilipli hocalar tarihe geçmiş insanlardır ve dersim katliamı...Ve boraltan övündüğünüz tarih szlık kaplamış göl gibi...

emine şemnlikliyi okumam...tarih hocalarının proğramlarınıda hiç kaçırmam...Ülkemiz dirilişte .ve biz karanlık yıllardan çıkıyoruz üzerimize güneş doğdu ..iyi günler-esen kalınız alivedrçi ...
chaotica 29 Ağustos 2016 Pazartesi 13:04:51
Yorumunuza cevabımın ne kadarını okuduğunuzu ve anladığınızı bilmiyorum. Linke ihtiyacım yok zira size olayın 90'larda olduğunu yazdım.

Genelevlerin açılması ya da kapanması beni çok da ilgilendirmiyor. Sonuçta fahişeliğin yasal zeminde yapılması da yapılmaması da devletin tasarrufunda. Gönül ister ki kadınlar da erkekler de eşcinseller de cinsel aktiviteyi geçim kaynağı haline getirmek zorunda olmasın.

Ülkenin dirilişte olduğu konusu sanırım dönem itibariyle görecelileştirildi. Eskiden rakamlarla konuşulurdu, günümüzde rakamlar ülke aleyhinde olduğu halde aksine inanan ciddi bir güruh var ki sanırım benim görmediğim bir şey görüyor olmalılar.
levent taner
29 Ağustos 2016 Pazartesi 09:41:25
Kıymetli Hocam Merhaba

Günümüzün Neo-Osmanlıcılığını ben de pek anlayamam

Kim bilir idrak noksanlığı vardır belki de bende

Hatta neo osmanlıcı hayrola diyesim gelir

Tarihsel bağlamda anakronik bir duruş taşır her şeyden evvel

Geçmişi inşa etmek bugünün amacı olmamalıdır derim

Tarihten ders almak ve hatta beslenmek o elbette farklıdır

Kültürün tarifi de akla gelebilir

Bir milletin tüm bir tarihindeki maddi ve manevi ögelerden faydalanması, geliştirmesi, gelecek kuşaklara aktarması misalidir

Dün bugün yarın üçgeninin ayakları bizleri karşılar şüphesiz

Şairin "ne harabi ne harabatiyim, kökü mazide olan atiyim" demesi de pek meşhurdur ya

Maziden istifade etmek ama orada boğulup kalmamak hani

Zaman geleceğe doğru akıyor, geçmişe doğru değil ki

Açıkçası başarısız devlet, ülke ve milletler maziperestliğe tutulabilir

Biz son on beş yılda başarıdan başarıya koşarken neden duygusal bir maziciliğin rüzgârına kapılıyoruz?

Siyasi bir rant alanı kılmaktan başka nedir ki bu?

Siz yazınızda Osmanlı düşmanlığı yapmamışsınız kanımca

Osman Gazi'yi olumlu karşılıyorsunuz her şeyden önce

Kuruluş ve yükselme devrine sözünüz yok

Gerileme ve çöküş devrine karşı çıkıyorsunuz genel anlamda

Yalnız hocam, özellikle çöküş dönemini homojen bir yapı zannetmekte bizi fazlasıyla yanıltır diye düşünüyorum

İmparatorluğun biraz hatta belki de önemli ölçüde ihmal ettiğimiz evresi 19'uncu asır olmasın?

Kimi zaman imparatorluğun en uzun asrıda denir ki ben çok haklı bulurum

Oysa her asır yüz yıldır değil mi?

Ne ki, içerik bağlamında dolgun bir evredir

Bizler eğer Cumhuriyet dönemine değer veriyorsak Osmanlının son asrını yabana atmamalıyız

Modernleşme tarihimizin düşe kalkada olsa temellendiği dönemdir serde

Tanzimat ve meşrutiyetin arabesk bir alafrangalık getirdiği söylenebilir, levanten gayri müslim kanalla bir komprador modernleşmesi doğurduğu aşikârdır da hatırı sayılır bir birikimdir neme gerek

Siyasal toplumsal dinamiklerin Cumhuriyet dönemine evrildiğini ne yazık ki ne Osmanlıcımız ne Cumhuriyetçimiz tam anlamıyor

Neo Osmanlıcımız özünde Tanzimat ve Meşrutiyet dönemini sevmese bile Cumhuriyet dönemine karşı eleştirel bağlamda kullanmayı ihmal de etmez

Ne zaman Cumhuriyet dönemi inkılapları konu olsa, hayır efendim o inkılapların Osmanlının son demine uzanan bir evveliyatı vardır denir

Mühimmat sağladığı ölçüde mühimdir hani

Yine Kemalist-Atatürkçü yapılanmamıza bakarsak Cumhuriyet gökten zembille inmiş gibidir ekseri

Türk tarihi dendiğinde 1923'den bu yananın dışına çıkamayan insanımızda azımsanamaz

Yahut, yapay bir eski Türk tarihi bahsi yallah

Arada bağlantı sağlayan, köprü vazifesi gören Selçuklu-Osmanlı evresi kayıp halka

Bu da bir garabettir ki, Neo-Osmanlıcılığı peyda etmesede azdıran da biraz budur, hatta önemli ölçüde

Demem o ki, siyasi istismardan yakınıyoruz ama nedenler bağlamında ciddi bir muhasebe, öz eleştiri de yok gali

Evet erken Cumhuriyetin Osmanlıyla zıddiyeti kaçınılmazdı çünkü yaşanandı, Osmanlı yıkılan Cumhuriyet kurulan iken çatışma doğal değil mi?

Ne çare ki, kaç nesil sonra hala taşlar yerli yerine oturmuyor vesselam

Farklı ideolojik-politik yapıların estirdiği rüzgârların yukarlarda meydana getirdiği sirkülasyonlar ve hava akımlarını göz ardı etmemeliyiz bu noktada

Birde hocam başlık

"Osmanlı Diye Bir Millet mi Var?" derken siyasi tarihte o çağların ümmet evresi olduğunu göz ardı etmemeli derim

Milli veya ulusal devletlerin olmadığı eleştiriside biraz havada kalabilir açıktır ki


Nihayet Hocam

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza selam ve saygılarımla...




2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 29 Ağustos 2016 Pazartesi 11:04:30
Taner bey Günaydın!

Öncelikle vakit ayırıp uzun uzadıya, makaleyi yorumladığınız teşekkür ederim.
Yazılan yorumları görünce, yazdığım yazının beklediğim sesi getirdiğini düşünüyorum.
Yazıya başlığı koyarken de çok düşündüm. Yazıya okuyunca elbette Neo Osmanlıca görünsem de Oğlumun adını Fatih koyacak kadar köklerine, tarihine sahip çıkan biriyim.
Köklerine sahip çıkmakla, Cumhuriyeti yok farz etmek, Cumhuriyetin Türk Milletine kazandırdığı kazanımları küçümsemek aynı şey olmasa gerek.
Gerçekte, anlatmak istediğim Cumhuriyet kazanımlarına sırt çevirmeme gereğini ortaya koymaktır.
Biliyorsunuz siyaset iktidara odaklı yapılır, her şey siyasetçi için mubah gibi görünür ve gösterilir.
Lakin İçine düştüğümüz açmaz, her şeyin siyasetle başlayıp bitmediğini acıkça ortaya koymaktadır.
Sizin "Biz son on beş yılda başarıdan başarıya koşarken" teşhis ve tespitinize "bayındırlık" yatırımları hariç katılmam mümkün değil.
Siyasetçilerin Türkçeyi ters yüz ederek başarısızlıktan başarı üretmeleri başarıdan başarıya koşmak değildir.
Hem iç siyasette hem de dış politikada Türkiye yoksulları oynuyor.
Lafla peynir gemisinin yürümediğini Mısırdaki sağır sultan bile duydu ve SİSİ Türkiye'ye haber yolladı.
İnsanlar şapkasını önüne koyar, bitaraf olarak düşünürse; benim ne anlatmak istediğimi doğru okur.
Şu anda Türkiye Afganistan gibi! ne zaman nerede canlı bomba patlayacak kaygısıyla tedirgin.
Lafı çok uzatmanın bir anlamı elbette yok. Gerçek demokrasilerde insanların düşünme ve düşüncesini paylaşma özgürlüğü var. Bizim Anayasamızda da Fikir özgürlüğü yazılı. Bunu niçin yazdım? Düşünceden korkmamak, rahatça konuşmak gerektiğinin altını çizmek için.
Atatürk ne istemişti, " Fikri Hür Düşüncesi Hür Yani Nesil" İşte biz o neslin yetişmesini savunuyoruz.
Kula kulluk İmparatorluğu yok etmiştir. Katkılarınız biçin bir kere daha teşekkür ederim.

Selam ve sevgilerimle!
Esen Kalın.
levent taner 29 Ağustos 2016 Pazartesi 12:07:50
Estağfurullah kıymetli hocam

Neo Osmanlıcı dediğim siz değilsiniz

Günümüzde Osmanlıcılık yapan çevrelerden söz ettim

Yine hocam, Biz son on beş yılda başarıdan başarıya koşarken vurgumda ironiktir aslında

Hizmetler, yapılanlar elbette var ancak maziperest psikolojiyi yermek için ifade ettim

Hani derim ki, bir yandan başarıdan başarıya koştuğumuz, dünyanın liderliğine oynadığımız vurgusu yapılıyor, bu doğruysa neden geleceğe değil de geçmişe dönük yüzümüz

Cümlenin öncesi ve sonrasını alırsak o cümlem aslında bir tespit değil paradoks veya çelişki vurgusu naçizane

Yoksa haklı bir itiraz zemininde görüyorum sizi

Detaylarda not düşmek gereği duysamda

Saygı ve selamlarımla...
yok,sul
29 Ağustos 2016 Pazartesi 09:01:15
Erol taş abim olsa da bir gülse şimdi

ya da tecavüzcü coşkun

herneyse müslüman türk kimliğini yıpratmaktır amacınız ve hizmetinizin yönü de artık malum
gizlisi saklısı kalmadı

Cevap Yaz
glenay
29 Ağustos 2016 Pazartesi 00:03:31
Size yürekten katılıyorum.
Yazdıklarınızın altına imzamı atarım.
Osmanlı gerçekten halkının mutluluk ve refahını düşünseydi
Hala yaşıyor olurdu.
Ülkemizi adeta elleriyle veriyorlardı düşmana. Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı.
Burada yorum yazan arkadaşlar da bu sayede özgürce yazabiliyorlar.

Tebrikler gönülden,

selam ve saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 29 Ağustos 2016 Pazartesi 11:21:30
Günaydın Hanım Efendi!


Katkılarınız için sonsuz teşekkürler.


Saygılarımla.
Gül ESEN
28 Ağustos 2016 Pazar 23:35:15
Kısaca ifade etmek gerekirse Osmanlı bir isimden doğmuş bir hanedanlık!
Bir milletin adı değil!... DİYORSUNUZ?.... Hoş diyorsunuz da !

Peki Mustafa Kemal Atatürkü ele alalım öncelikle !

İlkokulda adı Mustafa :) Hocasınında adı Mustafa bir karışıklık olmasın diye Şemşi efendi( israil 2.başbakanın babası şimon zvi) ve metamatik hocası da diyor ki; senin bundan böyle adın Mustafa Kemal.!

..Derken efendime söyleyim aradan bir savaş geçer ve Antlaşmalarla sınırlar çizilir ; Ey aziz Amerika deyip bir TC kurulur; sonra devrim üzerine devrim
ve birden Atatürk Mustafa isminden rahatsız olur ve kendi isteği ile "bundan böyle beni adım KAMAL" der ve nufusa kayıt bu şekilde yapılır :) ..kendisine göre bir açıklaması var Atatürk 'ün; ona göre KAMAL demek KALE demek...Gelelim Türk Dil Kurumuna.... Harf devriminde desteğine ihtiyaç duyduğu Ağopyanı oraya atar (DİLAÇAR) ....Karşılıklı birbirlerine soyadı verirler..

Şimdi soruyorum size Atatürk ; Türkün ne kadar atasıdır ki !... Atatürkçülük bir milletin adı olmuş :) kemalizm bir yaşam şekli olmuş...

Yazınıza koymuş olduğunuz resimle ne demek istediniz???.. Osmanlı da kadın emtiaydı da şimdi onurlu bir pozisyonda mı :) TC de Genelevin yasal olarak tüm illerde açılması hangi düşüncenin versiyonu ve misyonudur... Hayat kadınlarının sırtından TC gelir vergisi kazanıyor mu kazanmıyor mu ?...işin özüne baktığında Hayat kadını Ademden gelen bir yaşam şekli değil mi ?

1950 lerde Gaziantepte genelev açılırken; o zamanın Belediye Başkanı; bugünün chp milletvekili Celal Doğan kurban kesmedi değil mi?...İstanbulda ise açılan genelevlerin reklamı cumhuriyet gazetesinin ön sayfasında "ülkemizde ki üstlerine gelen amerika ordusu için hazırlanan hayat kadınları"... bu çirkeflik için binanın bakımına ( boya ve badana için) boy boy reklam verildiğini bizler tarih sayfasından okuduk sizler neden görmemezlikten geliyorsunuz...

ve Atatürkün hayatındaki kadınlarının sayısını biliyor musunuz?..

Çankaya Hatıratlarını Safiye Aylanın dilinden dinlediniz mi hiç...Yoksa ki Osmanlıya yakışmayan halvetler Cumhuriyet kurucusuna yakışıyor mu...Fikriyenin ölümünden bahsedin biraz ve birazda Halit Ziya Uşaklıgilin ailesinden bahsedin bence :) ...Latife Hanım amcasızadesinin oğluyla neden kavgalıydı...

Gelelim günümüz kadınına ; Cumhuriyet kadını, tahsil hayatına atıldı diyorsunuz!... Halide Edip Adıvar( Türk müdür? ) eğer Türk ise eğitimi (onbaşılığı ve gazetecilik hayatı)Cumhuriyet dönemine mi aittir :)


Mine Mutlu ,Feri Cansel ,Arzu Okay, Zerrin Eğeliler vb gibiler hangi dönemin kadıncıklarıdır acep :) Osmanlı dönemin kadınları mıdır


Sizi bilmem ama Biz Osmanlı yanımızla gurur duyuyoruz; o günün şairlerinden Mehmet Akif Ersoy hayatının ele alalım biraz da ...

Hayatının sonunda rencide olup kıymetsiz ölümünün arkasında yatan gerçek nedir ?; Abdulhamitin bedduasına mashar olmasıdır; O günkü ayaklanmalarda asi idi kendi deyimiyle ; tarih yazıyor biz okuyoruz arkadaşım) ...Lakin, sonradan içinde bulunduğu hatanın farkına; yapılan devrimlere ve Abdulhamit döneminde ki Kızıl sultanı diye hicvettiği şiirlerine baktıkça çokça kahroluyor Chp ile ters düşüyor; ve sonucunda da Mısır da ödülü oluyor :(


Ah paşemo bu örnekler yazmakla bitmez...Osmanlı 600 yıldır dünyayı yönetti; siz hala devlet miydi sorusunu çözememişsiniz...Bizlere de kabullendirmeye uğraşıyorsunuz; ne diyelim !






Ruh meselesi..Bizim ruhumuz Kayı boyu ve onun soyu.. ..Bizde Osmanlı Ruhunun altına imzamızı atarız... Osmanlı Sultanları hiç bir zaman putlaştırılmamıştır ! Mesele işte burada :) ....Kal selametle .





Gül ESEN tarafından 8/29/2016 12:19:28 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


chaotica 29 Ağustos 2016 Pazartesi 09:50:52
Celal Doğan 1943 doğumlu. 7 ila 10 yaşlarında genelev açılıyor diye kurban kestiğine inanmak ya da inandırmak için beyninizin hangi lobunu kullanıyorsunuz. Bahsettiğiniz olay 90'da oldu ve Refah Partili Şevki Yılmaz o zamanın parasıyla 6 milyar lira dolaylı yardımda bulundu genelev çalışanlarına. :))

Ayrıca Uşakizade ailesi şaibelidir. Afyon'daki M. Kemal'in İzmir'e geleceği haberini Fransa'dan alıp gemiyle İzmir'e gelip Türkleri İzmir'e limandan sokmayan Yunan askerini pasaportuyla ikna edip yalısını karargaha dönüştürüp M. Kemal'i nasıl ağırlamayı ve tavlamayı becerdiğini anlatırsanız Latife konusu aydınlanır. Ayrıca kaynak diye işaret ettiğiniz Latife M. Kemal'in çok içmediğini anlatır....

Arap Fatı, Giritli Narin, Atlıases Kamer, Kirteli Nefise ve Balatlı Ayni... Bunlar Kanuni döneminde nam salmış birkaç dişi fahişe. Dişi deme nedenim bunların erkek olanları da var adlarını vereyim mi? Osmanlı İmp. birkaç milyon kilometrekarelik büyük bir imparatorluk, nam salmak iletişimsizliğin de olduğu bir dönemde kolay olmasa gerek!

Bir de şu 600 yıl dünyayı yönetme meselesi kimin matematik dehası? Birinci kuruluşu daha oturtamadan 1413'te ikinci kuruluş faslı... Ne zaman muktedir oldu? Preveze'den sonra çünkü deniz hakimiyeti olmadan olmaz, di mi? Ne zamana kadar? Karlofça'ya kadar yani 1699. Yani kabaca 160 yıl... Haa bu arada biz Preveze ile sadece Akdeniz'de muktediriz. Avrupa dünyanın öteki tarafının nimetlerini yemeye başlamış bile. 1792 Yaş Anlaşmasıyla da defacto olarak Osmanlı İmp. yıkılmıştır ama satranç tahtası üzerinde gerekli olduğundan dolayı hanedan ortadan kaldırılmamıştır.

Tarih bilgisi mantıkla birlikte yürütüldüğünde güzelliği ortaya çıkan bir disiplin. Emine Şenlikoğlu gibi bir cahille Fesli Deli Kadir'den alınacak malumatla Osmanlı'ya aşık olmamak lazım, zira bu en çok Osmanlı'ya haksızlık olur.
Çakır--Bey
28 Ağustos 2016 Pazar 20:09:52
Necati Üstadım... Atatürk; sadece belli bir partinin veya grubun değil, bu ülkenin bir değeridir. Tıpkı Osmanlı gibi.... Lakin siz; Osmanlıya öylesine cephe almışınız ki...
İstanbul un fethin ne bile, barbarların istilası diyecek haldesiniz.
Demem o ki; siz varken, tarihimize düşman aramaya bile gerek kalmayacak yani.

çakır-bey tarafından 8/28/2016 8:30:48 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Serhat BİNGÖL
28 Ağustos 2016 Pazar 14:34:32

Kıymetli Necati Abim, sürprizlerle dolu birisiniz her seferinde beni şaşırtmaya devam ediyordunuz...:)

Osmanlıyı zihninizde yazıda geçen şekliyle tanımlıyorsunuz öyle mi?Aslında sizde haklısınız tarih yazıyorum diye zırvalayanların, milli tarihi mahalle karılarının muhabbetiyle anlatanların ve eğitim müfredatını ermeni tarihçilerin oluşturduğu bu ülkede, insanların Osmanlıyı böyle tanımaları da çok normal ve gayet doğal.

Demek, Osmanlı da esir ticareti yapılıyordu? Enderun mekteplerine (Devşirmelerin arasına)Türkler alınmıyordu? Osmanlıda halk cahildi! onun içinde Atatürk ve silah arkadaşları öğrenimlerini İngiltere'nin Oxford ve Cambrdige Üniversitesinde okuyup tamamlamışlardı öyle mi? İlahi Abim,

Sayenizde pazar gününe tebessümle başladım siz çok yaşayın emi...:)..:)..:)

Saygı ve sevgilerimle


Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.