Göktürkmen
40 şiiri ve 115 yazısı kayıtlı Takip Et

İmam camide gül dalında güzeldir.



İmam Camide Gül Dalında Güzeldir.

Gül dalında, imam-yahut hocaefendi takımı da camide güzeldir...

O her gece, hani yatsı namazından evvel ikisi de çok büyük müslümanlar(!) olan Feto ve Reco (bir de Apo var ama onun kulvarı başka) yıllarca birlikte yoldaşlık ettikten sonra, Allah’ın Türk ulusuna bir lütfu olarak birbirlerine düştüler !..

Feto’nun diğerini indirmeye yönelmesine mazeret, yangına düşmüş gibi sala okumalarına ne denilebilir bilemiyorum!?

Sanırsınız "Allahsız komünistler, kefere Kemalistler" (!) bunlara saldırmıştır !...

Ama saldıranlar büyük alim ve dini (!) bütün bir müslüman(?) Fetoş hocaefendidir!

İlk bir kaç gün okunan selaları anımsayanlar "din için.. iman için.. Allah için sokağa çıkın !" şeklinde canhıraş-höykürdüklerini bilecektir, buyurun bakalım buradan yakınız ?!

Bunların ikisini bilmeyen de sanki 2011’e kadar memleketin çivisini ve cılkını birlikte çıkarmadıklarını sanar, gül Allah’ım gül !...

Yani bunların ikisi de müslümanın koyusu değiller miydi?!

Birbirlerini alâ-ü valâ dandilleyip durmuyor muydular?

Hem sahte ve hem suhte çıkar müslümanlığının "buyrun cenaze namazına" halidir!

Bunlara sadece gülünür.. gülünüz lütfen ve bilsinler ki daha iyi günleri bunların !

Allah’ın dinini, kitabını, elçisini iktidarlarının devamı için ticaret metaı haline getirenler kahrolacak, gazab bullacaklardır !

Ahan da yazıp, çiziyorum şuraya !

Şu memleketin son on dört yılda (din-iman deyu deyu) geldiği, getirildiği nokta ortadadır...

Ama Allah’ın bir lütfu ve adalet-i ilahisi olarak bu sahtekar yobaz-mürteci takım, sırf şahsi ve tariki menfaatları yüzünden, bu şekilde ve hep birbirine düşmeye devam edecektirler.

Bunların haşâ dinle-imanla alakası olduğunu düşünenlerin, din-i mübini dalâlettedir.

İmam-Hatipler ve her türlü tarikat, cemaat; Allah için, İslam dininin bu topraklardaki selameti için acilen kapatılsın !...

Türkiye’nin en az iki yüz elli yıllık imam ve cami ihtiyacı kadrosu "tıka basa pastırma" halinde na-münhaldir :)

Demek ki neymiş?

Yani her sakalllı-cübbeliyi, keramet sahibi hocaefendi müslüman filan sannmayacak ve saymayacakmışsınız !...

Ve tabi her kara çarşaflıyı-türbanlıyı da mümine bacınız bilmeyecekmişsiniz.

Bunlar kesinlikle Alllah ile kandıranlar olmaya kandıranlardandır ve fakat her ne yapsalar Allah’ı kandıramayacaklardır.

15 Temmuz 2015 tarihli bu ilahi birbirine düşüş, Allah’ın din tuzakçılarına karşı en hayırlı olan tuzağıdır.. bunun en önemli göstergesidir !

Devamı gelecek ve bunlar birbirini yemeye (şiddeti artarak) devam edecekler!

Ama olan bunlarla birlikte, bunların peşine takılmış saf-saftirik (besleme) ettikleri halkımıza ve güzelim ülkemize olacak.

Bizim orada şey derler, "it ölür ama daladığı da ölür !"

Allah adına yetkiliyiz.. sizi onun adına biz yöneteceğiz diyenlerle, bunların her söylediğine inanıp, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağarmış.

Valla ben demiyorum Görklü Birtengri buyuruyor.

Görüyorsanız yağmaya başladı bile.. fırkateyn, tank, uçak ve bombanın Feto hali şeklinde...

Allah iki tane (güya) müslümana kızıp, tepemize pislik yağdırıyor.

Ne büyük tezat ve ibretin ilginçliğidir değil mi?!

A.Kutlu Ayyüce
08 Ağustos 2016

Beğen

Göktürkmen
Kayıt Tarihi:8 Ağustos 2016 Pazartesi 15:36:24

İMAM CAMIDE GÜL DALıNDA GÜZELDIR. YAZISI'NA YORUM YAP
"İmam Camide Gül Dalında Güzeldir." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Göktürkmen Yazının sahibi
7 Eylül 2016 Çarşamba 17:31:46
VATANI, CANIMIZ PAHASINA KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Misak-ı Milli Kulesi'nde Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere

"Aziz Atatürk,

bugün Büyük Zafer'in 94. yıl dönümünü millet olarak büyük bir gurur ve heyecanla yad ediyoruz.

Tüm yokluklara rağmen, Kurtuluş Savaşımızı büyük zafere ulaştıran azim ve inançla emanetiniz olan Cumhuriyeti payidar kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

Ülkemizi bu kutlu yürüyüşünden alıkoymak isteyen terör örgütlerinin hain saldırılarına aldırmadan istikbal mücadelemizi yürütüyoruz.

Bu yıl hayata geçirdiğimiz Osman Gazi Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi ülkemizin gurur kaynağı olan mücadelemizin birer tezahürüdür.

Zatı alinizin ve aziz şehitlerimizin bize emaneti olan bu vatanı canımız pahasına korumaya ve büyütmeye devam edeceğiz. Ruhun şad olsun" mesajını yazdı.

Daha fazla: https://tr.sputniknews.com/turkiye/20160830/1024616930/erdogan-30-agustos-anitkabir-defter.html


Göktürkmen tarafından 9/7/2016 5:34:00 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
23 Ağustos 2016 Salı 17:27:27
"...

FLAŞ!..

BAŞBAKAN ANITKABİR DEFTERİNE BAKINIZ NE YAZDI

23.08.2016 14:20

YILDIRIM: BÜYÜK ATATÜRK

YÜKSEK Askeri Şura (YAŞ) üyeleri, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Anıtkabir'i ziyaret etti.

Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki YAŞ heyeti, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilecek toplantı öncesi Anıtkabir'e gitti.

Aslanlı Yol girişinde komutanlar tarafından karşılanan YAŞ heyeti üzerinde 'YAŞ üyeleri' yazan çelenkle Atatürk Mozolesine kadar yürüdü.

BAŞBAKAN DUA ETTİ

Atatürk'ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu.

Yıldırım, saygı duruşunun ardından dua etti.

Yıldırım başkanlığındaki YAŞ heyeti, Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.

Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başbakan Yıldırım, deftere şunları yazdı:

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETTEDİR"

"Büyük Atatürk, Yüksek Askeri Şura heyeti olarak huzurunuzdayız.

'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini eksiksiz olarak hayata geçirmek, demokrasimizi en ileri düzeye ulaştırmak ve milli iradeyi tehdit eden bütün unsurları bertaraf etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Biliyoruz ki ülkemiz demokrasi, hukuk ve adalet temelinde güçlendikçe, siyasi, askeri, ekonomik ilerlemesini sürdürecek, bölgemizde barış ve huzur için ümit kaynağı olacaktır.

Dünyanın güçlü devletleri arasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti, masum çocukların bile hedef alındığı haince terör faaliyetlerini, darbe teşebbüslerini ve vatandaşlarına yönelecek her türlü tehdidi bertaraf edecek kudrettedir.

Bu anlayışla 2016 yılı Ağustos Dönemi Yüksek Askeri Şura çalışmalarımızın hayırlı olmasını diliyor, bize bağımsız bir devlet bırakan bütün şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyoruz."

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM..." (DHA).



Göktürkmen tarafından 8/23/2016 5:36:57 PM zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 23 Ağustos 2016 Salı 17:34:18
Büyük kurucu ve kurtarıcı Mustafa kemal ATATÜRK'ün devlet ve ulus formülü en az beş yıl bu ülkenin barış ve kardeşlik içinde büyük bir devlet olmasını sağlayacaktır.

Göktürkmen Yazının sahibi 23 Ağustos 2016 Salı 17:49:59
Üstetki açıklamadaki "beş yıl" ifadesini sehven yazmışım.

BU küçük yerde hep ayzım yanlışı yapıyorum.

O kısmı "...az beşyüzl yıl olarak...."düzeltiyorum.

Özür dilerim...
chaotica Yazının sahibi 7 Eylül 2016 Çarşamba 17:44:54
Başbakan kendisine Sayın diye hitap edecek kadar mesafeli miymiş?
Göktürkmen Yazının sahibi 7 Eylül 2016 Çarşamba 17:59:23
Yani onun, alıntadığım sayfayla ilgisi olması kuvvetle muhtemel...

Ben yazıları aynen alıntıladım.

Böyle bir açıklamada bulunabilirim.

Esenlik...
Göktürkmen Yazının sahibi
15 Ağustos 2016 Pazartesi 10:06:02
Değerli Leyla Gülsüren, siz ısrarla büyük ve bütünsel yapıyı görmek yerine bölümsel, yani tariki-cemaatsal kapalı grup oluşumların çıkarları zaviyesinden konuya bakmaya devam ediyorsunuz !

Sizce bu alt sosyolojik grup yapıların çıkarları,asıl büyük kitle olan halk-ulus toplumsal yapıyla çelişen bir sınıfsal çıkar ayrıştırmasına neden bile olsa, bunu normal görüp; inatla bu minvalden devam ediyorsunuz.

Bir tarikatın, bir mezhebin, bir etninin, veya bir cemaatin çıkarı size göre, içinde yer aldığı büyük kitleye ters olabiliyor.

Onlar zaten önemsiz ve zındık-dinsiz(!) adamlardır.

Yaşasın bizim tarikat, cemaat, etnik yapımız, filan yani (!)

Varolsun Kürd Said veya Cübbeli, Menzil Şeyhi vs.. bilumum önderimiz valla(!)

Bunlar Allah ve Resulunun dini için kamuya açık tüm sınavlarda soruları çalabilirler, Tüm ihale ve ekonomik paylaşımı sen-ben-benim oğlan yaklaşımlı dağıtabilirler, her tür mevki makama sadece kendilerinden olanı layık görebilirler, sadece bunlar gibilerin evlatları işe girebilirler, çok ama çok normalite(!) halidir.

Sorduğunuz zaman da "Kur'an'da akrabaya yardım edin, destek çıkın yazıyor" derler.

Valla doğru(!) var mı Kur'an'da böyle bir şey .. var!

Buna çok yakın şeyler yazıyor mu, evet yazıyor !

Demek ki "derler" diye bilinen fıkra da çok doğrudur.

Derler.. neler derler hem de!

Din mi peki?

Kafalarına göre pekala din(!) valla...

Hatta devleti ele geçirmek için, son on dört yılda olduğu gibi şu küffar cumhuriyet düzenini(!) "dar-ül İslam" etmek için ahmak bir şeyh-şıh veya hocaefendinin zırvalarını Allah emrinden daha eftal(!) bilebilirler.

Eğer devleti ele geçirseler, bu sefer IŞİD, Boko-Haram, Taliban, El Nusra filan, bunların yapacakları yanında yedi yunmuş bez kalacaktır.

Nufusumuzun din adına yaklaşık %40 arıtabilirler, ne var canım cihattır sonuçta(!)

Tertemiz, keyiflerine göre mümin-müslüm(!) nüfus işte daha ne ?!

Misler gibi(!)

Şuna emin olun, böylesi yaklaşımdaki bir din anlayışı hakikaten Kur'an'a(!), Allah'a(!), İslam'a kısaca Sünnetulah'a (!) yakışır ve uygun(?) bir yol yöntemdir !

Zaten bu hal de "sünnet"e ya da siz sever şekilde yazarsam "ehl-i sünnet vel cemaat" dinine uygunsa, hiç ama hiç bir sorun(!) yoktur.

Sonuçta bunların hepsi "kefere Kemalist", "Allahsız komünist" "zındık" filan değiller mi?

"Mürted", "kafir", "tağut düzendir" der geçerler.

En doğru din, örnek olsun Said Kürdi cemaatgilerin İslamı'dır(!)

Ya da Menzilcilerin(!)

Yalnız şu var:

Diğer benzeri cemaat ve tarikatların tümünün İslam'ı, bunların tarikat veya cemaatları yanında da sapkındır.

Örnekleri çeşitleme bakımından elimde çok zengin bir liste olduğu malumunuzdur !

Bitti gitti !

Ya da battı gitti, bilemiyorum!

Bendeniz, işte bu nedenlerden ve tehlikelerden mütevelit bir kompleks dizgeyle, sonuçlar-sebepler ayrılmazlığı bağlamında bir çözümleme yöntemi tercihiyle yazıyorum.

Ki, yazdıklarım sizin normal kabul ettiğiniz o çok meşhur dinselliğin "akli ve tahkiki" sınırlarına dahil kısımdadır.

Sizin tercihiniz olan "nakli-taklidilik" gibi, bu tercihde ortodoks- sünni İslam inancı dahilindedir, bunu anlatmak istiyorum.

Yani heterodoksal İslam ile filan alakası yoktur.

Ve bu durum benim inancıma (sünnet-sünnetullah.. din-dincilik-ahbar ve ruhbanlık sorunsalı) ters olmasına rağmen, yine de "ehl-i sünnet vel cemaat" dairesindedir.

Yapı, bizatihi haliyle Kur'an ve Sünetullah kaşıtı bir dinsel zehirlenmişlik, yobazlık mikrop üretme vasat, Allah adına durumdan vazife çıkarmak ve zulüm jenaratörlüğü haldedir !

Ve dahi burada da kalmayıp, Tanrı'dan yetki alarak insanları bu hastalıklı, zehirli, cemaatçı,-mezhepçi-tarikatçı halli dincilikle yönetmek istemektedir.

Allah adına recm-kıtal yapmak, kendi yazdıkları zırvaların (Mesnevi, Risale-i Nur gibi ürünlerin) Kur'an'ın üzerinde olduğu iddiası dahil, yani moda tabiriyle "her şey dahil" mürtecilik arzediyorsa...

Bunun fayda ve zarar muhabesi ortada duruyor diyebiliyorum !

Alenen hem de...

Hanımefendi, eğer bunların darbesi gerçek olsaydı, görecektik Hanya-Konya arasındaki "öreke" oransalığını !

Yani Gülseren hanım, efendim.. Birtengri aşkına siz nerede yaşıyorsunuz?

Bir de siz sanırım bu oluşumların içindesiniz, hiç mi size ters gelmiyor olan bitenler.. cariyelik, kölelik, muta nikahı, kadının herşeyden soyutlanması, şiddet, cinayetler, sabi-sübyan çocuklara tecavüz ve sarkmak !?

Anlayamıyorum.. ama siz anlatın, anlatabilin.. söz veriyorum anlayacağım !

Türkiye'de, Mısır'da, Libya'da, Irak'ta.. son örneğiyle Suriye'de !...

Ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde ?

Bunlarda mı "ofsayt" yani; "bunlar da mı gol değil ?"

Kürd Said ya da bilindik ismiyle" Bediüzzaman Said-i Nursi" ye gelince, tüm referansları ve yaptıkları ile zaten o da ortadadır.

Şimdi sizinle bu adam üzerinden ( Said-i Kürdi) karşılıklı reddiye veya güzelleme türevli gereksiz bir polemiğe girmeyeceğim.

Kürt Teavün ve Tealiciliği, İslam Tealiciliği, Abdülhamid ve Atatürk ile yaşadıkları ve" Nurculuk" adı altındaki icraatlarıyla çok açık-seçik bir kişilik değil midir ?!...

Bir insan eğer hem Atatürk ve hem de Abdülhamid-i Sani ile sorun yaşıyorsa farkedilmemesi kaabil olmayan bir "sapma hali" vardır.

Eksantritel bir durum ve konumlanma gerçeği vardır!

Feto örgütü, Med-Zehra, Yazıcılar, Okuyucular, Konseyciler, Müslüm Gündüzcü ekip ve bu adamın bilumum tüm Türk ve Kürt versiyonlu "N.T." takipçileri, ziniyet bakımından aynıdır.

Sorun Feto'da değil, onun esinlenip, etkilendiği dinsel kaynağı ve piri Said-i Kürdi'dedir !

Bunların Türk, cumhuriyet ve Atatürk düşmanlıklarının sebep-sonuç safhalanmasında, hep bu malum büyük islamcı(!) şahıs vardır.

Bir başka konu ise emperyalizmi, kapitalizmi, sömürgeciliği birbirinden ayrıştırarak sadece bölümsel bir seçimle, birini karşınıza almak ama diğerleriyle de canciğer olmak gibi bir mücadele yönteminin olduğunu sanmaktır!

Hanımefendi Allah'ın (örnek olsun) ekonomik sistemi liberal-serbest piyasa ekonomisi filan değildir.

Niyeyse, bu tür oluşumların tümü bu sistemden yana saf tutmuşlardır?

Yine farz-ı muhal, Amerika ve Hristiyanlar istiyor diye dinde tahrifler değiştirimler yapılamaz !...

Peki, neden güle oynaya yapabiliyorlar?!

Hani malumunuzdur:

"Diyalog"- "hoşgörü"- "İbrahimi dinlerin kardeşiliği", "Dinler bahçesi"...

Bunların hepsi Said-i Kürdi'nin başının altından zuhur etmiştir.

Bunları "masonik" yapı başlığı altında basit ve kolaycı bir şekilde geçiştiremeyiz.

Öyle ki tüm dinci, mezhepçi oluşumların bunlarla (kapital-emperyal-koloniyaliteyle) olan ilgisini görmemezlikten gelemeyiz !

Kör bir insanın bile farkına varabileceği kadar belirginleşmiş bu dejeneratif ilişkiler zinciri, bu yapıların içinde var olan ulusal, dinsel ve sınıfsal çelişki ve farkları gözetmeden, toptancı ve kolaycı bir çözümleme yoluyla geçiştirllecek boyutta olmaktan çok uzaktır.

Türkiye'de 15 Temmuz'da olanlardan sonra mızrak çuvala sığmamaktadır.

Uyanın lütfen.. farkedin, herşey farkında olmakla başlıyor.

Son olarak sünnet ve Sünnetullah konusunda sizinle ciddi anlamda yazışmak isterim.

Önermemi evvelce yazdım...

Birtengrinin peygambere ihiyacı yok diyorum, son tahlilde...

Söz konusu Allah olunca yalavaç, kitap filan ikincildir.. talidir, kısmidir; teferruattır !

İnsanın, tüm peygamberlerin atası sayılan İbrahim yalavaç ve haniflik dini bağlamında olup bitenler bakımından düşünüldüğünde, bu önermemin değerini bulma anlamında hak ettiği yere geleceğini sanıyorum, hatta buna eminim!

Kaçanın da, kovalayanın da belirsiz olduğu bir ortamda, Allah için kılınan farz namazının, peygamber sünneti namazları yanındaki sayısı ikiye üçe katlanır halde (az) hale gelmişse, salt buna bakınca dahi konunun vehameti ortaya çıkmaktadır.

Sakal-ı Şerif sapması, "türbecilik", "ayak izi tapıcılığı", "şeyhi olmayanın şeytanı olur" yalanını "su içer" edayla söylemek dahi, gelinen noktayı açıklar.

Anlayana tabi...

Bu arada, biliyor musunuz efendim; görmek sanıldığı gibi gözle değildir.

Şimdi siz tutup, kâlp gözü filan diyeceksiniz ama; inanın kâlp dahi kalp olmuştur.

Görmek; biriktirmek ve bilmek yoğunlukla koşut gidiyor, diyebiliyorum.

Gör(e)memek bununla ilgilidir.

Biriktirmediğinizi, bilemiyor (mümkünü yok), göremiyorsunuz.

Lüfen görebilmek için entelektüel okumalar yapınız.. eşeltirel (tahkiki) akıl tercihli olunuz ve böylelikle biliniz ve biriktiriniz...

Öngörmek, songörmek, tamgörmek ayrımına henüz değinemiyorum bile !...

Esenlikler dilerim.


Göktürkmen tarafından 8/16/2016 2:26:44 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
beren yılmaz
15 Ağustos 2016 Pazartesi 02:38:21



Mazi dalında bir lütuf ! Mazi her’şeye ‘rağmen, lütfun sunduğu bir tutam gül’ün harcı değil mi?

Akrebin sarsılmaz mücadelesine ,diğer bir akrebin savunma refleksine ,Diana’nın kaza süsü ile öldürülmesine benzer… Kim kimi zehirledi ya da kim kimi öldürdü biliyor musunuz? Hiç’ !

Tanrının zenginliği ve dayanılmaz iktidar mücadelesi, kullarını sarsmış ki, sarsıntı taaaa camilere kadar ulaşmış. Ama camilerin için hafta içi boş lakin cuma günleri dolup taşar nedense…İnananların aklı haftada bir gün tanrıya düşmesi de iyi bir şey kanımca.

Şu gerçeği yine kendimce söylemek isterim. Din ,dindarların mutlak zaferi için bir ikbal ve daha sonra iktidardır. İktidar sahibi dindarlar, bütün yasa-dışı işlerin legal savunucusu durumundayken ,legal olmayan işlerin de allah adına yapılan işler sınıfına alarak kendilerince tertemiz ruhlar olarak ortalıkta dolaşırlar. Ak/paklar yani…

İnsana önce eğitim ve daha sonra din anlatımı ile yetiştirilmeliler…Aksi halde cemaat ve tarikatlar ÜLKESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ…



"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden yıpratan kötülükler hep din kılıfı altında küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı davranışı dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz müslümanız, hepimiz dindarız, artık bizim dinin gereklerini, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bizim dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidir... Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, ulusun yararına, İslâmlığın yararına uygunsa, hiç kimseye sormayın, o şey dindir. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun bir din olmasaydı, kusursuz olmazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı "

"Efendiler ve ey ulus biliniz ki,Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,dervişler,müritler ülkesi olamaz.En doğru, en gerçek tarikat uygarlık tarikatıdır"

Mustafa Kemal Atatürk





1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen 15 Ağustos 2016 Pazartesi 11:07:48
Çok yakın ve koşut düşünüyoruz...

Benim hakkımdaki düşüncelerinizin değiştiğini görmek sevindiricidir.

Yorum katkınız ve okuma nezaketiniz için etkraren teşekkür ederim.

Esenlikle, değerli Beren YILMAZ...
sami biberoğulları
15 Ağustos 2016 Pazartesi 02:13:31

''İmam-Hatipler ve her türlü tarikat, cemaat; Allah için, İslam dininin bu topraklardaki selameti için acilen kapatılsın !...''

İslam Dininin selameti için tarikat, cemaat ve İmam-Hatipleri kapatıyoruz ? Dahiyane bir fikir.(!)

Hani tarikatlar evet, cemaatler evet. Hatta İmam-Hatiplerin sadece imamlık ve hatiplik mesleğine hazırlayan okullar haline dönüştürülmesine ve sayılarının azaltılmasına da evet diyebilirim de '' İslam dininin selameti için İmam Hatiplerin kapatılması fikrini anlayabilmem mümkün değil.

Yani ülkenin güvenliği için askeri okulların kapatılmasını istemek,

Ülkeye adaletin gelmesi için Hukuk fakültelerinin kapatılmasını istemek,

Ülkede sağlıklı bir ekonominin kurulması için İktisat fakültelerinin kapatılmasını istemek,

Ülkede herkesin ruh ve beden sağlığına kavuşması için tıp fakültelerini, sağlık meslek okullarını kapatmak gibi bir şey bu.

''Mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim'' diyen kafa. Vara vara vardığınız sonuç bu mu?

İslam dininin bu ülkedeki selameti için İmam hatipleri kapatmak ama başka hiç bir alternatif sunmamak?

Helal olsun diyorum başka da bir şey demiyorum.

Uzun zaman oldu karşılıklı muhatap olmayalı. Bu süre içinde kendinizi bayağı aşmışsınız. Tebrikler (!)

Cevap Yaz
Leyla Gülsüren
15 Ağustos 2016 Pazartesi 01:06:59
Beyefendi, "Ben, sizin yazdığınız komplo teorisi ve "masonizm" konusundaki yaklaşımınızı çok kolaycı ve bilindik-basit bulduğumu belirtebiliyorum." diyorsunuz.

Oysa sizin toptancı yaklaşımınız, daha kolaycı ve son yüz yılda çok tekrarlanan, gerçeklikten uzak, çok bilindik bir yaklaşım.

Said-i Nursi ile neden Mücadele ediyorsunuz anlamadım, O çok kıymetli bir İslam Alimidir, Fetullah güleni bu Cemaate yerleştirenlerin amacı da budur, sizin yaptığınız türden bir savaşın zeminini hazırlamaktır.

İslama, temiz Müslümanların üzerinden saldıramadıkları için, temizin yanına pisi, doğrunun yanına yanlışı yerleştirerek saldırıyorlar. Tıpkı İşid'i Orta doğuya yerleştirip Müslümanlara saldırmak için bahane ürettikleri gibi.

Ayrıca Sünnet, Sünnetullah bunlar birbirinden farklı amaçla kullanılan kelimeler değildir. Daha önce benim sayfamda yaptığınız yorumda "Allah, Peygambere Muhtaç değil, Peygamber Allah'a muhtaçtır" demiştiniz. Böyle bir yorumu yapma gereği neden duydunuz anlamadım. Çünkü, Müslümanlar Peygamberi ve başka insanları olduğundan farklı bir konuma koymazlar. Müslümanların vefat edeni bir Peygamber dahi olsa, arkasından Müslümanların yaptığı tek şey, dua ve selamdır.

Peygamberimiz (sas.) ve bütün Peygamberler, insanlığa, Allah'ın (c.c) Müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdiği, her yönleriyle ahlak ve davranışlarıyla inananlar tarafından örnek alınmasını istediği, Allah'ın emirlerini tatbiki olarak gösteren insanlardır.

Biz Müslümanların izinden gideceği tek önder Peygamberimiz (sas.)dir.

Cemaatleri, Ruhbanlığa benzetiyorsunuz

"Allah ile kul arasındaki ahbar ve ruhbanlıkbu din dışı halli yapıyı mutlaka dağıtmamız gerekmektedir." diyorsunuz.

Beyefendi burada da kolaya kaçıyorsunuz. Ruhbanlık keyfiyetten, Cemaatler ihtiyaçtan doğmuştur.

Hilafetin kaldırılması, Ümmet birliğinin dağılması, sıradan dini yaşantının kanunlarla engellenmesi sonucu, Müslümanlar kendi varlıklarını birliklerini, ibadetlerini koruma amaçlı bir araya toplanmışlar ve Cemaatler oluşmuştur.

Hrıstiyanlar keyfiyetten, ibadetleri kanunlarla engellenmiş değilken, fazladan ibadet yapmış olmak için Ruhbanlık yaptılar ve Ruhbanlık sınıfı oluşturdular. Müslümanlar dinlerinin olmazsa olmazı Farzları yerine getirebilmek imandan dinden çıkmamak ve birliklerini korumak için Cemaatler kurdular.

Sizin komplo teorisi dediğiniz şey apaçık gerçeklerdir.

Müslümanların Hilafetin kaldırılmasından sonra, Cemaatler halinde gurup gurup olmasından maksat, Müslümanların ayrıştırılmasına, Irklara bölünüp çatıştırılmasına engel olmak ve Müslümanların yeniden birlik olmasını sağlamak içindi.

Bu nedenle Cemaatlerin içine sızdılar, Cemaatler hedef oldu ve toplum nezdinde itibar kaybettirilmeye çalışıldı, yalnız itibar kaybı değil tabi bir taşla çok kuş vuruldu, böyle Cemaatleri Müslümanların birliği için bir umut gören Milletler, bu yapılara hemen kucak açıyorlardı, bundan da yararlanarak bütün dünyada maddi manevi güç elde ettiler.

Bunu kimler yaptı, sanırım size komplo teorisi gibi görünen yer de burası. Fetöyü terör örgütü olarak kabul ediyorsunuz, Pkk'yı, İşd'i terör örgütü olarak kabul ediyorsunuz, o terör örgütleri kime çalışıyor bunu anlamak istemiyorsunuz, ya da o kadar uzun boylu düşünmek istemiyorsunuz.

Osmanlıyı parçalamayı başaran, Kurtuluş savaşında bizlerle savaşan ve Müslümanları ırk temelli devletçiklere ayırmayı başaran, Hilafeti kaldırtan ülkelerin, Müslümanların tekrar bir araya gelmesine bu gücün tekrar etmesine karşı önlem almaları şaşılacak bir durum değildir. Buna komplo teorisi diyenler ancak kendisi bir komplo içinde olabilir.

"İtikat-amel/iman ve ibadet tercihi şekline dair dizgeyi, nakli ve taklidi olan akim konumdan; akli ve tahkiki faal bir duruma gelme amaçlı olaraktekrar gözden geçirme ve değiştirme tavsiyem olabilir." diyorsunuz.

Bunun için kanuni düzenlemelerin Müslümanların yaşayışına ters düşmeyecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Halk dinini özgürce yaşasın ki, farklı guruplara Cemaatlere ihtiyaç duymasın ve olağan haliyle ibadetlerini yeni nesillerine tatbiki olarak aktarabilsin. Dini yaşantı kesintiye uğrayınca, dini yaşamaya gayret etseniz bile haliyle taklidi olma olayı baş gösteriyor. Bu nedenle kanunlar dini yaşantıyı zorlaştırmamalı, kesintiye uğratmamalıdır. Mesela Cuma günleri resmi tatil olmalıdır....

Ümmetçiliğe gelince onuda nasıl anlıyorsanız... Ümmetçilikle kavga eden, Ümmetle kavga ediyordur. Ümmetiz biz. Müslümanların birlik olması, Ümmetin birlik olması demektir. Şu anki AB ve ABD'de Yahudi ve Hrıstiyan Ümmetçiliğinin bir ürünüdür. Ümmet olmak, yalnız duygusal ve dini yönden ele alınan bir durum değildir, küçük balık olup, büyük balıklara yem olma durumundan kurtulmanın da tek çıkar yoludur.

PAPA'lığın devam ettirilmesi, AB, NATO, ABD, bütün bunların kurulması da hep bu mantık nedeniyle değil midir?

Sizinle ve sizin gibi düşünenlerle kesinlikle anlaşamayacağımız doğrudur,

Allah yolunuzu aydınlatsın, esen kalın.















Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
13 Ağustos 2016 Cumartesi 20:46:17
"Bizim Yunus" kardeşim ben hal-i ve elan-i hazirun realite ve kaliteden bahsediyorum, hepsi ortada güzel kardeşim.. o anlamda imamdı, hatipti, cemaatti.. tarikattı acilen tasfiye...

Ortadakiler bahsettiğiniz ayet kırattaki oluşumlar ve adamlar mıdır acaba diye de düşünmek gerekiyor?

Esenlikle...


Göktürkmen tarafından 8/13/2016 9:01:39 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
13 Ağustos 2016 Cumartesi 20:37:47
Size sadece işiniz gücünüz "irast gelsin" diyebilirim, pek değerli Gül ESEN hanımefendi...

Üslup frekansı uyuşmazlığı, bizim iletişimimizden hiç bir sonuç çıkmayacağını ifade ediyor.

Yine de teşekkürler yorum yapma inceliğiniz için, zahmet etmişsiniz esenlikle...


Göktürkmen tarafından 8/13/2016 9:40:35 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 13 Ağustos 2016 Cumartesi 20:49:00
Bu arada lütfen kimse Gül ESEN hanımfendinin veya başka bir kimsenin yorum ve katkılarını silmesin.

İzin vermiyorum, insani iletişim kuraları ve tekamülü dairesi i tüm katkılar saygındır.

Rica ediyorum, lütfen...
Gül ESEN Yazının sahibi 13 Ağustos 2016 Cumartesi 20:55:02
evet frankasımız tutmuyor sizinle ; lakin çok beyefendisiniz Yörükoğluna yakışır türkmenlere yakışır edanız var..sizinde işiniz rast gelsin.. bunu bilir bunu söylerim ..iyi ki varsınız ...Teşekkür ederim
Göktürkmen Yazının sahibi 13 Ağustos 2016 Cumartesi 21:00:43
Çok teşekkür ederim değerli hanımefendi, bilmukabili duygu ve düşüncelerle, dostluk ve saygılar gönderiyorum.

İyi geceler dilerim, çok değerli Gül ESEN...
Gül ESEN
13 Ağustos 2016 Cumartesi 20:26:29
senin geleceğini görüyorum Göktürkmen kardeşim..sözcü gazetesi köşe yazarlığı

De hadi kolay getirsin tengrim mengrin :) ..iyi hoş diyonda bu fetoşun herkesle samimi resimleri var:) Türkeşle de samimimi fotoğrafları var...Bir Erbakan hocayla yok... ona da demediği kalmamış prostatlı mehdinin (kendisini öyle ilan etmiş de) ...Bak şimdi Türkeş'in zehirlenmesinden bahsediyorlar gerçekse ki gerçek gibi görülüyor; şu bizim gelin hanım için ne canlar gitmiş diye de düşünmeden edemiyorum

Ne oldu "hele dur on beşinden sonra neler olcek " deyip; Başbakanlığını ilan eden ve daha öncesinde de oğlumla ben geziye destek verdik diyen gelinimizin hali; maşallah hiç buralara değinmiyoruz :) lakin felsefeyi deviriyoruz ; amma velakin, .. 25.000 kişiyle saraya yürüyordu ya bak işte bizde bunları araştırıyoruz.. Nurettin Verenin dilinden düşmeyen şu garip hallerle bu vatanı Fetöye satanların inine girilmiştir artık ...Rabbim ülkemizi eşkiya ruhlu canavarlardan korusun diyorum...Göklerden gelen kararlar kaderin çizgisini çizmiştir Yörük kardeşim :) ...Felsefi olarak konuyu ele almadım çünkü felsefik değil yazınız siyasiydi; siyasi cevap verdik...şimdi ben yazdım ya bak şimdi atlayan atlayana :)...selam ve muhabbetle ...hiç zahmet edip silme birazdan bu yorum silinir :))))))) çünkü Diktatörler idam etmeyi sever !

Gül ESEN tarafından 8/13/2016 8:31:04 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
BizimYunus
13 Ağustos 2016 Cumartesi 18:03:03
İmam-Hatipler ve her türlü tarikat, cemaat; Allah için, İslam dininin bu topraklardaki selameti için acilen kapatılsın !... , diyorsunuz maalesef.

Maide-8:
Ey iman edenler! Allah için kavvâmîn olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
13 Ağustos 2016 Cumartesi 11:22:51
Değerli Leyla Gülsüren hanımefendi, öncelikle katkınız için teşekkür ederim.

Benim 1993 yılında beri Fetö denen bu adam ve ekibi konusundaki yaklaşımım, hal-i hazırdaki örgüt konusunda "yahu bunlar da neymiş böyle abi !" çizgisine gelenlerden daha farkında ve tehlikeyi avazı çıktığı kadar haber veren bir duruş eylemliliğindeydi.

Bu yapıyı, benzeş tüm tarikat ve cemaat türlerini kapsar şekli ve genişletilmiş haliyle düşünmeyi doğru buluyorum.

Devleti ele geçirme ve toplumsal atomizasyon amaç anlamında hepsi aynılar...

Yani ne yaparsanız yapınız, bu yapıların tümü hastalıklıdır.

Allah'a değil, "kula kulluğun" kulluğu gibi bir ucube dinsellik üretim odağı halindedirler!

Ve kesinlikle İslami olmadıklarını rahatlıkla söyleyebiliyorum, bu tür yapıların hemen hemen tümünün hristo-judaiklerin eline geçmesiyle, olanı bitenleri bununla doğru orantılı düşünmek gerekiyor.

Son sekiz yıldır bu site dahil her platformda Fetocular, Apocular, mandacılar, Adem-i merkeziyetçi liboş siyasi yapı referanslılar ve bu işin nirengi noktasında olan Kürd Saidçilerle (Said-i Nursi) mücadelem yüzden başıma gelmeyen de kalmadı...

Ben, sizin yazdığınız komplo teorisi ve "masonizm" konusundaki yaklaşımınızı çok kolaycı ve bilindik-basit bulduğumu belirtebiliyorum.

Bu konuda size acizane, birbirinden ayırmadan emperyalizm- kapitalizm ve kolonyalizmle aynı anda mücadele etmekle koşut giden, bir öneri eylem-söylemi birliği içinde olma önerisi yapabilirim.

Bu ifsad bloku halindeliğe karşı yapılacak mücadele, birini diğerinden ayırmadan toplu bir karşı-anti literatür ve birikimi şeklinde olacak toplumsal cephe tabanlı birlik duruşudur.

Bunun dışındaki tüm yollar geçici rahatlamalarla birlikte, sorunu besleyip büyütmek dışında dışında hiç bir işe yaramaz...

Önemli olan ulusun birliği ve devletin dağılmadan ve olabildiğince istiklal-i tam olmaya yönelik bir süreçle ayakta kalmasıdır.

Devleti olmayanlara bakıldığında, özellikle hepsi de islam olan ülkeler bağlamında; söylediklerim daha net anlaşılacaktır.

Böyle yazmakla daha açık anlatabilirim, öyle umuyorum...

Bu Eş'ari-Selefi, tekfirci yapının hadiscisi din anlayışındaki, sünnet-Sünnetullah çelişkisinde ilkinde yana tavır almışlığı siz dahil, acilen terk etmek gerektiği biçiminde bir yol önerim olabilir.

İtikat-amel/iman ve ibadet tercihi şekline dair dizgeyi, nakli ve taklidi olan akim konumdan; akli ve tahkiki faal bir duruma gelme amaçlı olaraktekrar gözden geçirme ve değiştirme tavsiyem olabilir.

Dinin toplumsal bileşimi ve çözümü içindeki ulus-sınıfsalığı irdelemenin dinle ilgili pek çok emik/öznel doğruyu, etik/nesnel gerçekçiliğe (objektiviteye) dönüştürebileceği şeklindeki bir tespitimiz de olabilir.

Ulusal sorun ve milli demokratik devrimi, yani kısaca ulusal aşamayı mutlaka tamamlamayı amaçlamamız gerekmektedir.

Allah ile kul arasındaki ahbar ve ruhbanlıkbu din dışı halli yapıyı mutlaka dağıtmamız gerekmektedir.

Ve siyasi dincilik, mezhepçilik veya ümmetçilikten sarf-ı nazar etmekle; sizin deyiminizle "masonik" etkin yapıyı bu şekilde etkisizleştirebileceğimizi düşünmekteyim.

Bir de Atatürk formülünün, bu ülkenin birliği için en az beş yüz yıl daha çok iyi bir karışım olduğunu savunmaktayım.

Biz sizinle kuvvetle muhtemel (yine) anlaşmayacağız ama gelip katkı yapma nezaketi göstermişsiniz.

Bu nedenle cevabi önerilerimizle, teşekkürlerimizi yazmamız elzem olmaktadır.

Yazmış oluyorum...

Esenlikler dilerim...


Göktürkmen tarafından 8/13/2016 8:56:27 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Leyla Gülsüren
13 Ağustos 2016 Cumartesi 02:20:19
Mason lobisi beyefendi, dini Cemaat değil.

Herkesi kandıran, bütün dünya ülkelerine ve Türkiye'ye yerleşen yapı, Müslüman görünümlü yahudi projesi olan Masonlardır.

Merkez üsleri, İsrail, Amerika ve İngilteredir. Onlar öyle eğitimli olurlar ki, Laik vatandaşlara Laiklik dersi, Dindar Müslümanlara din dersi, kanı bozuklara da vatana ihanet dersi verirler, bolca para da verirler, insanımızdan çaldıkları parayla kendi amaçlarına hizmet eden kalemşörlerde tutarlar. Hatta aydın, akademisyen görünümlü kuklalarına Terör bildirisi bile imzalattılar. Hatta Atatürk posteri ile Apo posterini, Atatürk gençliği ile pkk'nın gençlik yapılanmasını kan kardeş bile yaptılar gezi olaylarında.

Ülkemizde ve dünyada çeşitli gurupların görünümünü alarak Halkları içeriden çatıştırıp, sonra kendi taraftarlarını çağırıyorlar "yetiş avrupa, yetiş Amerika, müdahale et" laiklik elden gidiyor! Şeriat elden gidiyor! diktatör var!" diye feryat edip kendi ülkelerini, bizim Ülkemizi işgal edip, yağmalaması için çağırıyorlar. "Gezide ve Kobani olaylarında çağırdıkları gibi"

Dikkat ettiniz mi! Gezi olayları sözde ağaç için başladı, sonra Diktatör devireceğiz dediler sonra, halkı sokağa davet ettiler "gençler tarih yazıyorsunuz" dediler ve sonra binlerce insanın içinden, Alevi gençlerini cımbızla seçip öldürttüler.
Birde baktık ki, ağaç için başlayan, diktatör devireceğiz diye devam eden olayları Alevi/Sünni çatışmasına doğru evirmeye çalışıyorlar. Neyse ki Alevi Kardeşlerimiz de bu oyunları görüp bozdular. İşte bunlar böyle fitne bir güruhlar.

Geçmiş tarihlerdeki yine kendi sebep oldukları acıları kaşıyarak mezhep ve ırk çatışması çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz yalnızca Allah'a güvenip dayanıyoruz. ELBET, ALLAH BU FİTNE GÜRUHUN BELASINI VERECEK.

Siz dini konulara da hakim bir yazarsınız Yahudilerin dünyayı iki kez fesada boğacağını ve azgınlık derecesinde kibre kapılacaklarını bildiren ayeti kerim üzerine düşünmüş olmalısınız. Hem bu fesatlarını bildiren Hadisi şerifte mevcut. Bir hadisi şerifte şunlar yer alıyor:

“Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır.' diyecek. Sadece 'Gargat Ağacı' bunu söylemeyecek, çünkü o Yahudi ağacıdır.”

(Kitab¬ul Fiten H. 2239)

Hamd olsun Rabbimize, artık Yahudilerin bu tuzaklarını gördük.

Gerçekten bu fitneci güruhun elinden uzun zamandır Milletimiz çok çekti.

Biz Alevi/Sünni Kürt/Türk kardeşçe yaşıyoruz, bizi birbirimize düşürmeye çalışanlar bizden görünüp, bizden olmayanlardır, yahudiler ve onların paralı askerleridir.

İşid ve Pkk ve Fetö ve akademisyen takımı, bunları yöneten hep yahudilerdir, Hrıstiyanlar ise onlarda önceden bunlara yakayı kaptırdıkları için bu işin içindeler.

Tabi siz bu mevzuları zaten biliyor olmalısınız.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.