Tek Bir Güne Sığmayan Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...
Bir Dünyevî
453 şiiri ve 244 yazısı kayıtlı Takip Et

Devlet baba… nerdesin?



… Ötüken, Segedin , Sakkala, Semender, İtil, Ordu-balık, Kaşgar, Gurganci, Nişabur, Rey, Gazne, Lahor, Diyarbakır, Tebriz, Erciş, Kazvin, İsfahan, Konya, Bursa, Edirne, İstanbul, Ankara…

Börü-Budun, Ak Saçlılar, İhtiyarlar, Kurucular, Teşkilat, Ajanlar, Yeni Dünya Düzeni, Fikir Akımları, İki Kutuplu Dünya, Atom Bombası, Dinler, Din Savaşları, Mezhepler, Mezhep Savaşları, Bankalar, Banka Savaşları, Paralı Askerler, Tımarlar, Yeniçeriler, Şövalyeler, Köleler, Köle Ticareti,

Putlar, Putculuk, Put İsimleri, Kurganlar, Kral Hazineleri, Piramitler, Dağlar, Mağaralar…

Yazar- Kitap İsmi
Murat Kınıkoğlu- Bozkırın Efendisi
S.G. Agacanov- Oğuzlar
Ahmet Turgut- Bozkırın Sırrı-Türk Peygamber
Beyazıd Akman- Dünyanın İlk Günü
Beyazıd akman- Son Seferad-Sultan Beyazıdın Savaşı
Hasan Kahraman- Operasyon Kudüs
Ali Naci Karacan- Lozan
Mustafa Armağan- Büyük Osmanlı Projesi
Fikret Oğuztürk - Ortaçağı Özledim 1-2-3
Ahmet Haldun Terzioğlu - Selçuk Bey
Ahmet Haldun Terzioğlu - Ak Saçlılar Meclisi
Ahmet Haldun Terzioğlu - Alp Urungu
Okay Tiryakioğlu- Alparslan
Okay Tiryakioğlu- Çaldıran
Okay Tiryakioğlu- Süleyman Han
Okay Tiryakioğlu - IV Murat
Ayfer Kafkas - Esrarname
Kemal Tahir- Devlet Ana
İsmail Bilgin- Osmanlılar Geliyor
Hasan Arif- Aşkın Son Nefesi
Muharrem Eryılmaz- Büyük Hun İmp-Attila
Hasan Bayraktar- Kılıçarslanın rüyası- Gizemli Kılıç
Erdal Sarızeybek- Şemdinli’de Sınırı Aşmak
Osman Pamukoğlu- Ey Vatan
Seyfullah Arpacı- Sultan II Abdulhamid
Salih Gülen - Rüyadan Devlete-Osman Gazi
M Samih Fethi - Timur
Hakan Kağan - Yeniçeri
Manole Neogae- Üç Bozkırlı-Attila-Cengiz-Timur
Wladımır Batrol- Alamut
James Boschert- Alamut
James Boschert- Alamut Fedaisi
James Boschert- Fedai
Hüseyin Tekinoğlu - Türkler
Ekrem Şama - Boğaz Harbi
Ahmet Şimşirgil- Kayı 1- 2
Cemal Kutay - Sultan Abdülaziz’in Avrupa Günlüğü
Sadık Yalnız Uçanlar- Dede Korkut Kitabı
Ali Çimen - Tarihi Değiştiren Konuşmalar
H.Hüseyin Maltepe- Çanakkale-Kalbe Gömülü Değerler
Erol Manisalı- Avrupa Çıkmazı
Faruk Yılmaz- Ah O Yemendir
Aydoğan Vatandaş-Mustafa Aydın- Kod Adı: Kılıçbalığı
Gökçen Çatlı - Babam Çatlı
Turgut Özal Hamle Derneği- Yeni Türkiye’nin Mimarı
Hasan Oktay Anar - Amat
Rıchard A.Clarke- Akrep Kapısı
Darrel L.Bock - Da Vinci Şifresinin Kırılması
İskender Pala - Mihmandar
İskender Pala - Od
Selman Kayabaşı - Teşkilat
Selman Kayabaşı - Karar Odası
Selman Kayabaşı - Hanedan
Selman Kayabaşı - Kafkas Ruleti
Yavuz Bahadıroğlu - Merhaba Söğüt
Yavuz Bahadıroğlu - Cengaver
Yavuz Bahadıroğlu - Buhara Yanıyor
Yavuz Bahadıroğlu - Elveda Buhara
Orkun Uçar-Burak Turna - Metal Fırtına
Osman M. Öztürk-Ersin Yükselay - Metal Fırtına’nın Kırılması-Ay Yıldız’ın Yükselişi
Burak Turna - Metal Fırtına 5- Karanlık Savaş
Orkun Uçar - Kayıp Naaş
Burak Turna - Metal Fırtına 2
Orkun Uçar - Saygın Ersin- Derin İmparatorluk
Burak Turna - Üçüncü Dünya Savaşı
Türkiye Gazetesi- Türk Sultanları


..
..
…
Tahtlar, Taht Kavgaları, İktidar, İktidar Mücadeleleri…

Suikastlar, Suikastçiler, Bombalar…

1 Dünya Savaşı’nın çıkış sebebi bir suikast miydi?

“Sırp gencinin Avusturya-Macaristan krallığının prensine yaptığı suikastten sonra başlamıştır.”
2. Dünya Savaşı’nın çıkış sebebi neydi?

“Almanya’nın Polonya’yı işgal ettiği 1 Eylül 1939 kabul görür.”

Peki, insanları, devletleri öldürmeye iten sebepler ne?

Ülkemizin yakın geçmişindeki suikastler, patlayan bombalar…?

Abdulhamid: 1876 tarihinde tahta çıktı, 1905’te suikast girişiminde bulunuldu.

Atatürk:1923 yılında CB oldu, 1926 yılında suikast girişiminde bulunuldu.

Özal’a, Muhsin’e, Abdim İpekçi, Uğur Mumcu, Eşred Bitlis, (Susurluk olayı), Adnan Kahveci, Ali Gaffar Okan, Çetin Emeç, Necip Hamlemitoğlu, Recep Yazıcıoğlu….

Her suikast girişimi sonucunda, suikastten kurtulanlar iktidarlarını güçlendirdiler bir müddet, kurtulamayanlar ise, zaten devre dışı bırakılmış oluyordu.

Her suikast girişimi sonucunda bir dizi siyasi ve politik değişimler meydana geliyordu dünyada. Devletler yıkılıyor, devletlerin yönetim sistemi değişiyor, kimi zaman bir bölge ya da bölgeler, kimi zaman da tüm dünyayı etkisi altına alan savaşlar alıp başını gidiyordu.

Ankara’mızda yani son başkentimizde ardı ardına patlayan bombalar da, ya ülkemizin yönetim şeklinin, ya da bölgemizdeki sınırların değişmesi veya 3. Dünya savaşına gebe bırakmamış mıdır düşüncelerimizi…?

Suikastler-bombalar kimi zaman dış devletlerin etkisiyle, kimi zaman da içteki çıkar çatışmaları sonucunda devlet ve millet yörüngemizi değiştirmiştir.

Millet ve toplum içindeki kutuplaşmalar artmış, mahallemizde, evimizde bile karşıt siyasi görüşler nedeniyle insanımız birbirine düşman ve hain gözüyle bakmaya başlamıştır.

1789 yılında meydana gelen Fransız İhtilali, zaten var olan millet- ırk-din savaşlarının, millet savaşları da dünya savaşlarının daha geniş bölgelerde meydana gelmesine sebep olmuştur. Ham madde, pazar, petrol ve su vb savaşlarının gerekçeleri ve bahaneleriyle durmadan savaş savaş savaş…Kan ve Gözyaşı…

Son yüzyıla kadar insanlığın kırsal nüfusu, şehir nüfusundan her zaman çok olmuş, insanlar kırsala ve kırsaldaki tanıdıklarının yanına geçerek bir şekilde savaşın yıkıcılığından kurtulmaya çalışmışlardır. Ekseri ailelerin erkek bireyleri ve çocukları devletler tarafından mecburi askerliğe alınmış, nüfus sayıları da çoğu zaman savaşların belirleyicisi olmuştur.

Ülkemizdeki çoğu köy yerleşimlerinin coğrafi konumları bile bu kaçışa, bu yıkıcılıktan kurtulmak için yapılan yer değiştirmelerinin bir sonucu değil midir? Sadece ülkemizde değil bir çok bölge ve kıtadaki köy yerleşimleri buna örnek verilebilir.

Lakin şehirlere mecbur, şehirlere bağımlı hale gelmiş toplulukların gideceği yer neresidir?

Tarih boyunca zaten taht kavgaları, millet-kavim, bölgesel, din vb savaşlar hiç eksilmemiştir dünyadan.

Ve artık savaş teknolojilerinin gelişmesiyle bir şekilde robotlar ile savaşlar sürdürülmektedir. Robotları ve elektronik alet ve makineleri kullanan yetiştirilmiş askerler, profesyonel askerler, paralı askerler (tarihin her döneminde olduğu gibi) devletlerin vurucu güçleri olmuştur.

Lakin son yüzyıldaki dünya ve bölge savaşlarının yıkıcılığı, ister istemez bazı birleşmeler ve toplulukların oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Ki bu topluluklar bile halen çıkar siyaseti ve politikası ile insan hak ve hukuk politikasının savaş alanına dönüşmüştür.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Arap Birlikleri, Türkçe Konuşan Ülkeler, Balkan ülkeleri, Şanhgay Beşlisi, Afrika Birlikleri, Karadeniz çevresi ülkeler, Akdeniz Havzası devletleri gibi çeşitli oluşumların içinde taht ve iktidar mücadeleleri devam etmektedir.

Yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzerine insan olarak tüm bu kargaşayı, kan ve gözyaşını sona erdirecek bir “devlet baba” arayışımız da devam etmektedir. Daha doğrusu devlet içinde, kim kimin hakkından gelirse, babamız da, anamız da o olacaktır. Bizler, birey olarak kimiz ki? Baba ve anamızı seçebilelim…!

Bizler, son devrin nefes alıp veren bireyleri olarak bu sistemi düzeltebilir miyiz? Yani savaş düzenini yıkabilir miyiz?

Devletimizin içinde son 10-15 yılda ve halen devam etmekte olan, meydana gelen hukuki cinayetlere bile etkimiz olamamış ve olamıyorken, bu hukuki cinayetlerin meydana geldiği sıralarda çoğumuz bir tarafı tutup, diğer tarafın imüğüne binmeye çalışırken, devranın dönmesiyle güçlünün güçsüz, güçsüzün güçlü duruma gelmesini de siyasi tarafgirliklerimiz ve düşüncelerimizle açıklamaya çalışırken, ateş her daim düştüğü yeri yakmaya devam edecektir.

Tarihte veya tarihimizde kendi rızası ile iktidardan çekilen bir iktidar sahibi bilen var mıdır? Benim bildiğim II. Murat’tır. II. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet lehine tahtan çekilmiştir. Çekilmiştir, çekilmesine de tekrar tahta davet edilmiş veya çağrılmıştır. Ne için çağrılmıştır, Varna savaşında ordunun başına geçmesi için…

Tarihi değiştiren veya değiştirmek için yapılan bir çok siyasi hesap hala tozlu raflarda, bilemediniz sırlar içindedir. Canınız yanar insan olarak insanların başına gelenlere ve düşünmeye başlarsınız benim başım, benim canım ne zaman yanacak diye de hiçbir şeyi düzeltmeye gücünüz de yetmez, iradeniz de…

Sevgili insanlar, yurdumun insanları…

Ankara bombaları, canımızı yakmıştır. Lakin tarihte meydana gelen olayları düşününce bu can yangınımızın bir ehemniyeti kalmıyor ki…

Bu patlamaların sonuçları ise, 10 yıla kalmaz devlet, bölge ve dünya sistemi üzerinde göreceğiz.

Devletimizin yönetim şekli değişecek. Çünkü şu anki devlet sistemimiz belediye başkanı ile vali arasında sıkışıp kalmaktadır, merkezi idaremize de bu sıkışmışlığı uyarlayabiliriz.

Sınırlarımız da değişecektir. Küçülür müyüz, büyür müyüz? 1683’ten sonra devamlı savunmada olan devletimiz Sakarya Muharebesiyle taarruza geçmiştir. 1974 Kıbrıs harekatı ile genişlememiz devam etmektedir.

Ortadoğuda tekrar hakim güç olur muyuz?

Rusya’da Bolşevik ihtilaline benzer bir ihtilal, Abd’de güney-kuzey, beyaz-siyah, eyaletler arası çekişme veya Kızılderili ile sonradan gelenler arasında bir karışıklık çıkıp ülke geneline yayılırsa, ihtimal tekrar ortadoğuda hakim güç durumuna dönmüş oluruz. Peki, Türkiye, İran ve Arap birliği arasındaki güç çekişmesi bir birlik kurulur mu? Çok zor…

3. dünya savaşı meydana gelirse, belki de dünyanın yarısı yaşanmaz hale gelir…

Peki, insanlar, devletler, gizli teşkilatlar artık savaşmayalım, asırlardır birbirimizi yemekten bıktık deyip, devlet ve ülkeler arasında insan vakar ve şerefine yakışır bir sistem kuralım derseler, çok uzak bir ihtimal olsa da yangınlar bölgesel düzeyde kalır ve dünyayı etkilemez.

Lakin insan fıtratına hiçbir zaman yetinme duygusu galebe çalamamıştır ki, her zaman daha fazlasını isteyen bir yapımız var. Hep en güçlü “ben” olmak istiyoruz…

İnsanın, insana kul köle olması, bir insanın bir insanın kurduğu teşkilat ve sisteme bende olması düşünen insanlar için züldür.

O zaman oturup yeniden bir devlet ve devlet sistemini yeniden kuracağız.. Herkes ayrı telden çalıyor, tarikat ve cemaatler, siyasi partiler, partilere kuyruk olmuş sendikalar, 70-80 li yıllarındaki birbirine düşman edilenler....Çünkü devletimiz devlet değil, hukuğumuz hukuk değil, demokrasimiz demokrasi değil…Eğer birlikte kuramazsak devlet sistemimizi, birimiz diğerinin ne hakkını tanıyacak, ne de hukuğunu… Her ölüm, her bomba bizi birbirimize düşürmek için kullanılıyor, buna müsaade edemeyiz, etmemeliyiz…ister dış güçler diyelim, ister içerideki iktidar mücadelesi, bizler birbirimize sahip çıkamazsak, birbirimizi dışlar isek, halimiz daha da harap olacaktır...


Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:14 Mart 2016 Pazartesi 17:46:34

DEVLET BABA… NERDESIN? YAZISI'NA YORUM YAP
"Devlet Baba… Nerdesin?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.