savaş karaduman
72 şiiri ve 5 yazısı kayıtlı Takip Et

Gözyaşlarının rengi yoktur...



Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Afrikada, Türkiye’de… Ya da dünyanın hiç tanımadığımız her hangi bir ülkesinde, nerede olursa olsun yaşanan acıların, yüreğimizden yükselen çığlıkların ve gözyaşının rengi yoktur… Acılar hep aynı biçimde yüreğimizi yakar, çığlıklarımız hep aynı biçimde içimizde bir volkan gibi patlar ve acıların izini taşıyan gözyaşlarımız hep aynı biçimde gözpınarlarımızdan bir sel gibi taşar…
Dünyanın neresinde olursa olsun, insan yanımızı yakıp küle çeviren, insanlığımızın geçmişini, tarihini, kültürel değerlerini ve doğamızı tahrip eden ve dünyanın tüm insanlarıyla kardeş ve dost olabilme ihtimalimize insafsızca saldıran ve yaşam alanımız olan dünyamızı başımıza yıkarak yaşanmaz kılan tüm silahların ve savaşların rengi: ölüm kalım rengidir. Tarifsiz acıların, anlamsız düşmanlıkların, nefretin, ırkçılığın, faşizmin, yıkımın, felaketin, açlığın sömürünün, yokluğun ve yoksulluğun acımasız rengidir savaş… Ve o kahrolası ve yıkılası burjuva iktidarların (insanların ölümü pahasına) insan ve doğa üzerindeki egemenliklerini sürdürebilme gayretlerinin ve tapındıkları paranın rengidir savaş…
Oysaki: savaşların ve çatışmaların ortasında kalarak bir merminin ya da bir şarapnel parçasının hedefi olan eşlerine, babalarına, analarına, çocuklarına, oğullarına ve kızlarına ağlayan anaların, babaların ve çocukların gözyaşlarının rengi yoktur… Beyaz ya da siyah, kızıl ya da sarı… Rengimiz ne olursa olsun acının ve gözyaşının rengi yoktur.
Ülkemizde ve dünyamızda farklılıklarımın bir zenginlik olarak görüldüğü… Farklılıklarımızın hor görülmediği ve ötekileştirilmemize neden olmadığı… Farklılıklarımızın asimilasyon ve inkâr yöntemleriyle yok edilerek tek tip insan olmaya zorlanmadığımız… Farklı insan kimliklerimizin ve farklı insan renklerimizin savaş ve ölümlerle karanlığa ve tek bir renge boyanmadığı… Başka anaların çocukları tarafından kendi çocuklarının öldürülmediği ve kendi çocuklarının da başka anaların çocuklarını öldürmediği bir dünyada barış içinde yaşamak tüm anaların özlemidir…
Gençlerin dağa çıkmasına ve devlete karşı savaşmalarına neden olan ve yıllardır çözülmeyi bekleyen ve şimdiye kadar hep şiddet ve savaş yöntemleri ile çözülmeye çalışılan Kürt sorununun siyasal ve demokratik yöntemlerle çözümüne yanaşılmaması ne yazık ki, karşılıklı çekilen acıları, ölümleri ve gözyaşlarını çoğaltmaktan başka hiçbir işe yaramadı. Anaların gözyaşlarını dindirmek, yaşanan acıları ve ölümleri durdurmak için siyasal ve demokratik adımların devlet ve hükümetler tarafından cesaretle atılması, muhatapları tarafından savaşın ve çatışmaların bir an önce sonlandırılması ve barışın, kardeşliğin, özgürlüğün egemen olduğu demokratik bir ülkede yaşamak hepimizin yararınadır.
Açlığın, yokluğun, yoksulluğun, acıların ve gözyaşlarının sofrasında beslenen hangi Türk anası, hangi Kürt anası gözünden bile sakınarak bin bir emek ve zahmetle büyüttüğü ve yaşamlarının en güzel ve en renkli çiçeği olarak koklayıp bağırlarına bastıkları evlatlarının cansız bedenini görmek ister ki?
Ateş düştüğü yeri yakar… Hangimizin yüreği evlatlarının cansız bedenleri kendilerine teslim edilen anaların yüreği kadar yanabilir ki? Hangimizin sözleri anaların yüreğinde kopan fırtınaları dindirebilir ve acılarını hafifletebilir ki? Hangimizin gözyaşları anaların yüreğinde patlayan ve acıları çoğaltarak akan bir volkan gibi düştüğü yeri yakıp küle çevirebilir ki? Hangimiz dağda bir köy mezarlığında ya da bayrağa sarılı tabutların arkasında yürürken kalabalığın arasında yitip giden analar kadar ıssız ve dipsiz bir yalnızlığa mahkûm olabiliriz ki? Hangimizin yüreği çocuklarına memesindeki sevgi sütüyle hayat verip büyüten analar kadar çocuklarının yüreklerinden kopartılmasına ve yaşamlarının ellerinden çalınmasına dayanabilir ki? Hangimiz çocuklarını bir daha geri dönmemek üzere kara toprakla buluşturan analar kadar çocuksuz zamanların ve yalnızlıkların dayanılmaz ağırlığını yüreğimizde taşıyabiliriz ki? Ve hangimiz gülüşleri ölüm tarafından çalınan analar kadar çocuklarının gülüşüne duyulan sonsuz bir özlemle yaşayabiliriz ki?
Ya babalar… Çocuklarının ölümü karşısında babalarında yüreği yanar… Üzeri külle örtülmüş görünmez bir ateş gibi sessiz, içerden, yavaş ama derinden bir kor gibi yanar… Yanar, yanar, yanar… Dokunanın elleri yanar… Ve hiç insani olmayan ve “erkekçe” bir tavrın ürünü olarak ortaya çıkan “erkekler ağlamaz” anlayışının dayanılmaz ağırlığı altında ezilerek, gözyaşlarını saklamaya çalışsalar da, babaların gözyaşları her zaman yüreklerindeki yangına bir su gibi akar… Akar, akar, akar… Ve ölen çocuklarının ardından babalarda ağlar…
Eşimizin, sevgilimizin, baba ve anamızın ve çocuklarımızın ölümüne neden olan ve insan yaşamını yok eden savaşlara biz karar vermedik… Ama barışa birlikte karar verebiliriz. Doğanın bize sunmuş olduğu en güzel armağan olan insanı içimizde öldürmek ve insan yaşamını savaşlarla sonlandırmak yerine insan yaşamını birlikte özgürleştirebilir ve insanlığa sunulmuş bir armağan olan dünyamız da savaşın ve nefretin ayrıştırıcı gücüne karşı, sevginin birleştirici gücüne sığınarak aşka dair düşlerce, kardeşçe ve özgürce yaşayabiliriz.
Ve artık, insanlığın düşmanı, zulmedicisi, kıyıcısı, hükmedeni ve katili olmamalı insan…
İnsanın sevgilisi, dostu, kardeşi ve dudaklarımızda sere serpe uzanan bir gülüş olmalıdır insan…

(25 Şubat 2016)

Beğen

savaş karaduman
Kayıt Tarihi:25 Şubat 2016 Perşembe 18:19:51

GÖZYAŞLARıNıN RENGI YOKTUR... YAZISI'NA YORUM YAP
"Gözyaşlarının Rengi Yoktur..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
beren yılmaz
26 Şubat 2016 Cuma 09:29:01
Çok doğru ve yerinde saptamalar ve oldukça objektif ..insan fikirlerini saptırmadan da yaza biliyormuş deme ki. acının rengi olmaz ' dili dini ve tabi ki' sınırı.. keşke hiç savaşlar olmasa ve hiç bir Anne ağlamasa ..

sevgilerim ile. tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


savaş karaduman 7 Mart 2016 Pazartesi 17:24:30
yorumunuz için çok teşekkür ederim...barış, sevgi ve şiir tadında kalın...
Irmak Yosunkent
26 Şubat 2016 Cuma 09:23:38
Aslında bizim çok önemli sorunlarımız vardı hocam;
Mesela bir ayak takımını oluşturmaya çalışıyoruz.. Ayaklar birbirine karıştı senin ayağın benim ayağım ... Bu sorunu bi halledebilseydik memleketin diğer sorunlarına da sıra gelecekti.
Diğer sorunlar derken şu aşk ızdırapları hiç bitmiyor ki..
Nere dönsek istisnasız herkeste bir acı kalmış gönül koyduğu oyunbozarlik yapana.. hal böyle olunca yaz yaz acı dinmiyor!
En büyük çelişkimiz de hece ile imge yi ya da simgeyi... Her ne ise barıştıramadik. Bu noktada barış olsaydı toplumsal barış mutlaka kendi üstüne bişeyler alırdı ..
Ahh bu hırsızlar! !! Neler neler yapılmadı yazılmadı ki onları caydırmak için. Yok olmuyor. Hırsızlığın yolsuzluğun önüne geçemiyoruz!
İşte hocam bunca ağır sorunlar altında cebellesirken elbet gözyaşı rengine de sıra gelir birgün,
Yok hocam gözyaşlarının rengi yok ama işte ......

Cevap Yaz
Irmak Yosunkent
25 Şubat 2016 Perşembe 22:56:02

bir kalem olur da ancak bu kadar içten ve objektif yaşanan gerçekliği anlatabilirdi.
ne acının, ne çığlıkların ne de gözyaşlarının rengi, sınırı, ucu-bucağı yok değerli kalem, fakat ne yazıkki herkes aynı acıyı hissetmiyor, çığlıklara kulaklar tıkalı, gözyaşlarına duyarsız bakışlar..

Ve artık, insanlığın düşmanı, zulmedicisi, kıyıcısı, hükmedeni ve katili olmamalı insan…
İnsanın sevgilisi, dostu, kardeşi ve dudaklarımızda sere serpe uzanan bir gülüş olmalıdır insan…

ancak böylesi dilekler ve böylesi bir yaşam insana yakışanı olurdu.

yüreğine selam hocam..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


savaş karaduman 7 Mart 2016 Pazartesi 17:26:09
yorumunuz için çok teşekkür ederim...barış, sevgi ve şiir tadında kalın...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.