sami biberoğulları
526 şiiri ve 1514 yazısı kayıtlı Takip Et

Camideki şeytan



CAMİDEKİ  ŞEYTAN


Aslında bu gün Köy Enstitüleri ile ilgili olarak başladığım serinin ikinci bölümünü yayınlayacaktım ama bu yazıyı yayınlıyorum. Sebebini okuyunca anlarsınız.

Bu gün (15.01.2015) Günlerden Cumaydı ve pek çok Müslüman gibi ben de Cuma Namazına gittim.

Mahalle camimizden içeri girdiğimde bir baktım bizim her zamanki imam değişmiş. Onun yerine daha genç bir başka imam kürsüde vaaz veriyor.

Vaazın konusu Allah’ın ( C.C) bizi ne kadar sevdiği.

İşin aslına bakarsanız Cübbeli Ahmet Hoca’nın dediği doğru. Bizim ülkede bir vatandaş uykusuzluk sorunu mu çekiyor? Koy önüne Kur’anı ya da başla okumaya, anında uykusu gelir. O bakımdan da vatandaşa dikkat ederim, neredeyse yüzde sekseni Cuma günleri ezan okunur, biter ondan sonra camiye girer.

Bizim mahallede de öyledir. Cemaat caminin altındaki çay ocağında oturur çay içer, birbirleriyle sohbet eder ama kimse merak etmez ‘’ Acaba imam ne anlatacak bu gün?’’ Diye.

İmam kürsüye çıkıp da ‘’ Muhterem cemaat ‘’ dediği anda o muhterem cemaatin yüzde sekseni caminin dışında, eğer varsa bahçesinde ya da çay ocağındadır ki genelde her caminin altında ya da bitişiğinde bir çay ocağı mutlaka vardır.

Bazı camilerde imamlar biraz dişlidir. ‘’ Ulan madem ki siz cami içine girip de beni dinlemiyorsunuz, ben de kendimi size zorla dinletirim’’ Hesabı caminin dört bir tarafını hoparlör doldururlar. Haydi sıkıysa dinleme vaazı.

Yani bazı camilerde vatandaşın kurtuluşu yoktur o vaazdan.

Gerçi imam ‘’ Muhterem cemaat ‘’ diye vaaza başladığında cami dışındakiler çoktan başlamışlardır kendi aralarında ‘’ Ne olacak bu memleketin hali?’’ Muhabbetine ve de imamın ne anlattığının farkıda bile değillerdir ama neticede imamın sesi onlara kadar ulaşır.

Minareden ‘’ Allahu Ekber’’ sesi yükselene kadar çay, kahve, gazoz ve bazıları sigara içmeye devam ederler.

Bizim mahalle farklıdır

İnanmayan gelsin görsün diye adres yazıyorum: İstanbul- Ümraniye- Soyak-Yenişehir’de Selman-ı Fârîsî Camiidir bizim cami. ( Ataşehirde de var aynı adla, o değil)

Bizim cami belki de herhangi bir yerinde musalla taşı olmayan tek camidir.Bizim camimizden bir ölünün selası okunmaz. Cenaze filan da kaldırılmaz. Sekiz senedir tek cenazeye ya da sela olunmasına şahit olmadım.(Cuma selaları hariç tabii ki)

Bir bahçesi filan da yoktur. Alt tafafta Kur’an kursu( Sürekli olanlardan değil,daha ziyade yazın hizmet veriyor.) şadırvanlar, tuvaleti ve bir çay ocağı vardır.

Bizim camide ezan okunduğu vakit en fazla elli metre yakınında o ezanı duymak mümkündür. O bakımdan çoğu kez namaz vaktinin girdiğini bizden bir kaç kilometre uzakta olan Mimar Sinan Camiinde okunan ezandan anlarız.

Bizim mahalle camiinin ezan sesi çok uzaklara, hatta mahalle içine bile gitmez çünkü mahallemiz zengin kesiminin daha yoğunlukta olduğu bir mahalledir ve ezan sesi ile o kesimi rahatsız edemeyiz. İlk kez geçen Ramazanın başında sahurda bir iki gün davul çalındı, sonra iptal.. O bakımdan Cuma günleri cami içinde verilen vaazın sesinin dışarı çıkması da zinhar mümkün değildir. Yani cemaat bile rahat rahat çayını içebilir aşağıdaki çay ocağında.

On binlerce insanın oturduğu toplam beş sitedeki tuzu kuru kesimden vakit namazlarına gelen olmaz. Cuma namazına ise sadece üç kişi gelir. Beş siteden sadece biri olan Palmiye sitesinin bir camii vardır. Ufak bir mescit büyüklüğünde. Onu bile kavga döğüş yaptırmıştır site halkı. Bir kısmı ‘’İstemiyoruz’’ diye tuttururken bir kısmı ‘’Yahu bir ölümüz olduğunda kaldıracağımız bir camimiz olsun’’ demişler de zorlukla ikna edebilmişlerdir diğerlerini. Hoş ölüleri de o camiden değil de Karacaahmetteki Şakirin Camiinden kalkar ya neyse…Bizim gibi ortadirek ya da daha aşağılarda Dereboyundaki gecekondularda yaşayanların cenazesi peki? Vallahi bilmiyorum nereden kalkar. Ölene mölene rastlamadım bizim buralarda. Birilerinin eksildiğini fark ediyoruz ama ne zaman öldü, ne zaman namazı kılındı, nerede kılındı, nereye defnedildi bilmeyiz.

Her camide olduğu gibi bizim camide de ezan sesini bekleyen bir başka grup daha vardır ki onlara dilenci diyoruz kısaca. Ezan sesi ile birlikte onlar da cami kapısı önündeki yerlerini alırlar.

Dilenciler aslında üç gruba ayrılır tüm camilerde: 1- Kadrolu dilenciler: Bunlar her Cuma mutlaka cami önündedirler. İşlerini aksatmaları söz konusu değildir 2-Mevsimlik dilenciler: Bunlar arasıra camimize uğrayan gezici dilencilerdir 3- Sözleşmeli Dilenciler: Bunlar da her Cuma günü ellerinde bir kutu ile cami kapısı önünde dikilip ‘’ Camiye yardım, camiye yardım…Ne verirsen elinle o gelir seninle ‘’ diyerek dilenen, taşeron sistemi ile görev ifa eden dilencilerdir.

Evet..Bu gün camiye yaklaştığımda ilk gözüme çarpan mevsimlik dilenciler oldu. Üç tane kadın yedi-sekiz civarında çocuk, cemaatin tamamen camiye girmesini bekliyorlardı kapı önündeki yerlerini almak için. Çocuklar yalın ayak, başı kabak ama oldukça şen bir şekilde cıvıldaşıyor, anneleri de ‘’ Sokağa fırlamayın sakın, arabalar geçiyor, dikkat edin’’ diye çocuklarını uyarıyordu.

Ben camiye girdiğimde imam ‘’ Allahın(C.C) bizleri ne kadar sevdiğini örnekleriyle anlatmaya başladı ve devam etti.
*******
Muhterem Cemaat !

Allah(C.C) Hazretleri bizi o kadar seviyor ki…
******
‘’Allah Hazretleri’’ sözü bana biraz acayip gelse de ilk etepta buna fazla takılmadım. Ne bileyim ‘’Hazret’’ kelimesi bana sadece ululayalım istediğimiz insanlar için kullanılır gibi gelir hep. Yani Hazreti Muhammed(S.A.S) olur da Hazreti Allah olmazmış gibi gelir nedense.
******
Muhterem Cemaat !

Allah(C.C) bizi o kadar seviyor ki, mesela bizi sevdiği için biz bu gün burada, bu camiye gelebildik?
******
Cemaatin neredeyse yarısı ha uyudum ha uyuyacağım durumunda yine ama ben can kulağı ile dinliyorum. Dinlemesine dinliyorum ama o anda kesinlikle bu mubarek makamda olmaması gereken bir varlık, yani Şeytan ense kökümde bitiyor.

-Lan Sami sorsana.
-Oğlum defol başımdan yaaa. Burada rahat bırak bari. Hem ne soracakmışım ki?
-Sor ki: ‘’ Hoca efendi ! Peki camiye gelemeyecek kadar yaşlı ve hasta olanları, sakat olanları Allah sevmiyor mu? O yüzden mi gelemiyorlar?
-De get lan lanet Şeytan. İnsanı dürtüp durma

Yok ama öte yandan pek de haksız sayılmaz. Öyle ya şimdi bu camiye gelmek için can attığı halde hastalığı, yaşlılığı ya da sakatlığı sebebiyle gelemeyenleri Allah sevmiyor mu?

Neyse…Allah’ın bildiğini biz bilemeyiz elbette. Hocanın da bir bilidiği vardır elbet böyle konuştuğuna göre...

Ezan saati yaklaşıyor. Cemaat fazlalaşmaya başladı. İmam artık en can alıcı misalini verecek. Yani şu ana kadar verdiği misaller değil ama cami neredeyse doluyken vereceği misal hepsinden can alıcı olmalı ki daha fazla insan bu vaazdan müstefid olsunlar ( Yani istifade etsinler. Daha da yani, faydalansınlar)
****
Devam ediyor:

‘’Muhterem Müslümanlar !

Allah’ın (C.C) bizi ne kadar sevdiği ile ilgili bir misal daha vereyim:

Adamın biri varmış. Dinle imanla hiç alakası yokmuş bu adamın. Namaz filan kılmazmış. Adam ölmüş. Adamı bir odaya almış melekler ve ‘’Sen burada bekle, biz bakalım senin hesabında ne var, ne yok? ‘’ Demişler.
*****
Şeytan yine ensemde:

-Adamı niye ayrı bir odaya koymuşlar ki? Ya adam ‘’ Hesapta hile yaptınız. İtiraz ediyorum ‘’ derse?
-Lan Şeytan ! Sapıtma ! Melekler hile yapmaz.
-Unutma. Bir zamanlar ben de melektim.
-Oğlum bela mısın sen? Cami içinde küfür mü edeyim? Defolup gitsene.
****
İmam Devam etti:

‘’Adam merakla bekliyormuş. Az sonra tekrar gelmişler melekler. Adam heyecanla sormuş ‘’ Ne oldu? Ben nereye gidiyorum? Cennete mi cehenne mi?’’
****
Şeytan yine ensemde?

-Ulan herif benden beter Şeytan olduğu halde bilmiyor muymuş cehenneme gideceğini?
-Lan oğlum. Umut işte. Vatandaş ‘’ Belki bir umut’’ diyordur.
****
İmam devam etti:

‘’Melekler:’’ Vallahi defterine baktık, tek bir iyi amelini göremedik. Yüce Rabbimiz ‘’Atın cehenneme ‘’ Dedi. Diye cevap vermişler.

Adam üzüntüyle boynunu bükmüş. ‘’ Peki Allah benden bahsederken hiç benim için ‘’kulum’’ dedi mi?’’

Melekler birbirlerine bakmışlar. Sonra adama ‘’ Evet, o kulumu cehenneme atın.’’ Dedi.

Adam başlamış sevinmeye. ‘’ Madem Allah bana ‘’kulum’’ dedi, o zaman cehennem önemli değil. ‘’
****

Şeytan yine uzattı sivri burnunu:
-Tam cehenneme giderken oluyor mu?
-Ne oluyor mu?
-İmana gelmek diyorum. Oluyor mu?
-Bilmem…Oluyor herhalde.
-O zaman Kızıldeniz yarılıp da içinde boğulacağını anladığı anda ‘’Ben de inandım, ben de Müslümanlardanım’’ diyen Firavunu niçin affetmedi?

Yine haklıydı galiba. Öyle ya Kur’anda ne buyurmuştu Yüce Allah?

‘’Biz, İsrailoğulları’nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları’nın kendisine inandığı ilahtan başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.

Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 90-92.Ayetler)
****
İmam vaazını bitirdi, duasını yaptı. Ardından dört rekat Cuma namazının sünnetini kıldık ve daha sonra minbere çıktı hutbe için.

Altmış iki yıllık ömrümde ilk defa bir imamın, hutbeyi cep telefonundan okuduğunu gördüysem de çok yadırgamadım. Neticede insanlarımız artık kendilerini her türlü kaza ve beladan koruması için Kur’an-ı Kerimi bir flaş belleğe yükleyip boyunlarına asıyorlar. Hutbe cep telefonundan okunsa o kadar da acayip olmaz.

Hutbenin konusu da nifak ve fitne üzerineydi. Nifak ve fitne üzerineydi ama ben hâla vaazda takılı kalmıştım.

Acaba öteki aleme gittiğimde benim hesap defterine göre ben de cehenneme gidecek olsam, o anda da meleklere ‘’ Allah benim için ‘’kulum dedi mi?’’ diye sorsam?

Yani neticede alnı secde görmüş bir insan olduğuma göre o adam için bile ‘’ Kulum’’ diyen Allah(C.C) benim için haydi haydi der.

Sonrasında ben bir sevinç gösterisinde bulunsam? Öyle ya ( Hâşa) Allah nasılsa her şeyi bilmiyor(!) nerden bilecek benim gösteri yaptığımı?

Sonra Allah (Hâşa) merak edip sorsa meleklere ‘’ Bu adam niye böyle sevindi?’’ diye? Melekler de ‘’Ey Rabbimiz senin ona ‘’Kulum’’ dediğine sevinmiş gibi görünüyor. Vallahi biz görüntünün yalancısıyız’’ deseler. Allah ‘’Hımmm ben duymamıştım onun ne dediğini. İyi ki de söylediniz. Tamam…Madem öyle bunu da bağışladım’’ deyip beni de cennetine alır mıydı?

İmama uyup iki rekat Farz olan Cuma namazı kılacağız artık.

İmam’’ Muhterem cemaat ! Saflarımızı sıklaştıralım ki aramıza şeytan girmesin’’ Dediği anda Şeytan son kez göründü: ‘’Aman aman..Çok da meraklıydık sanki sizin namazınıza.’’

İçimizden ama topluca ‘’ Euzubillahi mineşşeytanirracim. Bismillahir Rahmanirrahim’’ dediğimizde Şeytan kayboldu birden.

Namaz bitti ve dışarı çıkmaya başladık.

Taşerona bağlı dilenciler ‘’ Camiye yardım’’ diye topluyorlardı her zamanki gibi. İlle velakin az önce çatır çatır Türkçe konuşan mevsimlik dilenciler bir anda milliyet değiştirmişlerdi.

-Savaşş. Suriyeee…Savaşş..Suriyeee. Sadaka..

O kadar komiktiler ki kendi çocukları bile annelerinin bir anda Türk uyruğundan Suriye uyruğuna geçmelerine katıla katıla gülüyordu. Ben ise ‘’ Yok size sadaka. Cennet garanti nasılsa’’ deyince Aptal aptal suratıma baktılar.

Ne diyorum biliyor musunuz?

Ne olur…Ya Rabbim ne olur…İnsanları irşad edecek mürşidler, insanların huzuruna çıkıp bir şeyler anlatmaya başlamadan önce azcık düşünseler ‘’ Karşıma şöyle bir itiraz çıkarsa nasıl cevap veririm’’ diye. Ama düşünmüyorlar. Çünkü sormuyoruz. Sorgulamıyoruz. Cami içinde çok masum bir soruyu sormayı bile ayıp ve günah sayıyoruz. İmamlarımız, din adamlarımız ne anlatırsa anlatsın, itirazsız kuzu gibi dinliyoruz.

Yahu düşünebiliyor musunuz? Yine bu camide bir Ramazan Bayramı öncesinde İmam kimlere zekat verilebilir konusunu anlatıyor. Saydıkları içinde ‘’ Müllefe-i Kulub’’ denen bir grup var.

El kaldırdım ‘’ Hocam ! Müellefe-i Kulub nedir anlatın ki cemaat onu da anlasın ‘’

Millet kızgın kızgın bana bakıyor: Sanki çok kötü bir şey yapmışım ya da hepsi ‘’ Müellefe-i Kulubun ne olduğunu biliyormuş gibi’’

İmam bocaladı resmen. ‘’ Iııı..vıııı’’ ettikten sonra ‘’ Yani yakınımızdaki Müslümanlar’’ deyiverdi.

Ben imamı da bozmamaya dikkat ederek ‘’ Yani kalbi İslama yatkın olduğu halde henüz Müslüman olmayanlar…Bu tür yardımlar yapıldığı takdirde İslama geçmesi ihtimali olanlar, değil mi hocam?’’ dediğimde ‘’ Evet onlar’’ diye cevap verdi.

Diyorum ki:

Lütfen soralım, sorgulayalım, bunun ayıbı da yok günahı da. Ama ne var biliyor musunuz? ( En başta kendimi dahil ederek söylüyorum) O camide sorulacak bir soru ve ona verilecek zaman en az beş dakika daha camide kalmamıza sebep olacak. Oysa bizler o camide vaaz dinlerken ve namaz bittikten sonra aynen 1. Resimdeki gibiyiz. ‘’Bir an önce bitse de gitsek. Offff hutbeyi amma da uzattı ha. Bir daha bu camiye gelmem. Falanca camide hutbeyi daha kısa tutuyor hoca.’’Diyen bizler bir de soru sorarak ve cevap alarak mı zaman kaybedeceğiz? Hem zaten ne demişler: ‘’ İmam ne derse desin, camaat bildiğini okur’’

Bizde sorgulamaya, sormaya, öğrenmeye bu isteksizlik, İmamlarımızda ve bazı sözde din adamlarımızda dedesinin dedesinin dedesinden günümüze kadar aktarılırken bir sürü değişikliklere uğrayarak zamanımıza gelindiğinde artık aslından çok çok uzak hikayeler haline gelmiş bir sürü uydurma olduğu müddetçe din düşmanlarına, hatta dindarlara bile diyanetin fetvası denen o rezalet şeyin bir siber saldırı olduğunu anlatmamız imkansızdan da öte imkansız olacaktır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not: Ben ilk defa görsem de hutbelerin cep telefonundan okunması oldukça yaygınmış resim 2 de görüldüğü gibi. Ayrıca bazı camilerde hutbeler ayrıyeten minbere asılan bir perdede görsel olarak da sunuluyormuş ki bu güzel bir uygulama. En azından kulağı duymayanlar gözleri ile takip ederler.

Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:16 Ocak 2016 Cumartesi 00:04:13

CAMİDEKİ ŞEYTAN YAZISI'NA YORUM YAP
"CAMİDEKİ ŞEYTAN" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Bir tutam hayat
19 Ocak 2016 Salı 13:11:59
Gerçekten,
hiç bir işe yaramayan, uydurma hikayeler anlatmaktan vaz geçmeli vaizler.
Halkın yararına şeylerden söz etmeli.
Eğitimli imamlarda bu konu bariz fark ediliyor.
İnsanı uyutmuyor, dikkati üzerlerinde toplamayı başarabiliyorlar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 19 Ocak 2016 Salı 23:01:36
Çok teşekkürler sevgili Gökhan.

Umarım Diyanet bu konuya öncelikli olarak el atar.

Aksi takdirde bu milleti Adnan hocca, cübbeli hoca, Yaşar Nuri gibilere teslim etmek zorunda kalır ki millete yazık olur.

Selam ve sevgilerimle.

bekir odaci
17 Ocak 2016 Pazar 00:32:07
Hocam dediğiniz gibi imama soru soramıyoruz vede imam diyorsa doğru diyordur diyerek es geçiyoruz bir an önce bitsinde çıkalım diye düşünüyoruz vs vs Birde bazen bilmem kaç bin sevap yazıyor diye söyleniyor buda bana abartılı geliyor sevapsa sevaptır niye binlerle ifade edilir ki gerçekliliği ne derece onuda bilmem emeğinize sağlık saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 16:56:52
Sevgili Bekir.

O bahsettiğin bin sevap, yetmiş bin sevap konusunu ben de merek ediyorum. Bu sevap denen şeyin ölçü birimi nedir? Klo ile mi, metre ile mi, yoksa gigabayt, megabayt, sedibel gibi ölçü birileriyle mi ölçülür?

Bir gün soracağım galiba dayanamayarak.)))))))))))

Selam ve sevgilerimle.
Filiz Şahin.
16 Ocak 2016 Cumartesi 22:43:58
şeytan cinlerdendir melek değil

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 16:58:50
Vay kerata vay. Ben hep önce melekti sonra şeytan oldu sanıyordum. Demek cinmiş ha?

Neyse bunu da araştırayım.

Selam ve sevgilerimle.
Filiz Şahin. 17 Ocak 2016 Pazar 19:34:55
ben de melek diye bilirdim sonra bir kurcaladım cinler tayfasındanmış ama onlarında başıymış
şef müdür gibi bir şey
Yekta Attila
16 Ocak 2016 Cumartesi 17:50:18
Değerli hocam, benim ilk aklıma gelen şey siber saldırı olmuştu...
Siz de, filmi çok gerilere sarmak gerektiğini ifade etmişsiniz ve bunu yapabilenin, yani dini bâtıla boğan sürecin tarihsel, siyasal panoromasını çıkarabilenin/görebilenin şaşkınlığa düşmeyeceğine inanıyorum...
Zaten konjonktürün ruhunu da başka türlü anlayamayız...
İmkansız bir labirente bırakılmak isteniyor bu coğrafya, bu kültür, bu toplum...

Selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:08:43
Sevgili Yekta.

O olay siber saldırı. Lakin diyanette de hiç kusur yok değil. Her saçma soruya cevap vermek zorunda mısın kardeşim ''Def ol lain şeytan'' de gitsin.


Neyse karışık bir konu o. Ama bir saldırı ile karşı karşıya olduğumuz kesin.

Selam ve sevgilerimle.
Murat Çakır (şeker29)
16 Ocak 2016 Cumartesi 11:11:44
samı hocam bizim camiye gel desem uzak,sen yine takıl boş ver.....zaten imamalar bu müslümanları uyutan kişiler değilmi...yeryüzünde müslümanalr katledilirlen onlar hala yeşilay kızlay agacı sulayalım namazı kılalım diyerek narkozluyorlar....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:10:25
O da ayrı dert sevgili Murat.

Caminin içindeki adama niçin ''Camiye gel'' denir hiç anlamıyorum. Caminin içinden ''Gel'' diyeceğine, dışına çıkıp da gel desene?


Selam ve sevgilerimle.
tacettin yıldırım
16 Ocak 2016 Cumartesi 10:37:36
teravi namazlarını erken bitiren hocalara jet hoca lakabı takılırdı...çoğu hocalar sureleri hızlı okuyayım diye çok yanlışlar yapıyorlar.... yine çok yerinde bir yazı.... saygılarımla hocam

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:24:10
Değerli abim.

O jet imamlar yüzünden gitmekten vaz geçtiğim pek çok cami olmuştur ama çok şükür bizim mahallenin imamları bırak jet kıldırmayı iki rekatta bir selam vererek kıldırıyorlar teravih namazını. )))

Selam ve sevgilerimle.
İlhan Kemal
16 Ocak 2016 Cumartesi 06:52:51
Gerçi hutbe dinleyen bir leopar, sonrasında yardıran çita ama olsun.

Cuma hutbesinde içi geçenleri bir Pazar ayinine Ortodoks kilisesine bekliyorum: Akılları başlarına gelir, ellerindekinin degerini bilirler. Saygilarimla.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:34:44
Sevgili Arkadaşım.

Gülhane parkında gördüğü aslandan başka kedigillerden bir hayvanı yakından görmemiş biri olarak o resmi hazırlayan vatandaş da aradaki farkı fark etmemiştir mutlaka. Bu durumda belgeselleri daha dikkatle seyretmek gerekiyor.

Öteki husus daha önemli benim için. Çok çok çocukluğum hemen patrikhanenin dibinde geçse de bir ortodoks ayini görmedim. Sanırım onlarda uyuyanlar fena halde dürtülüyor. Yanlış anlamamışımdır umarım.

Selam ve sevgilerimle.
İlhan Kemal 17 Ocak 2016 Pazar 20:21:18
Ortodoks ayinleri... Uzundur. Hele ön ayine, Orthros'a da giderseniz üç buçuk saati bulabilir (Yoksa normalde bir buçuk ila iki buçuk saat arasıdır) Boşuna doldurmuyorlar ikonalarla kiliseleri. Bakacak, seyredecek bir şeyler lazım. Belki de yakın bir gelecekte onlar da imamların yaklaşımını benimser, büyük ekrandan ikona slayt şovu yapıp ikonalardan tasarruf ederler.
Serhat BİNGÖL
16 Ocak 2016 Cumartesi 01:54:10
Kıymetli hocam

Çok keyifli ve bir o kadarda düşündürücü bir yazı. Camilerde rastladığımız bu olumsuzluklar hepimizde benzer iç çatışmalara neden olabiliyor. Sanırım bu rutin ve akla pek yatkın olmayan vaazlar diğer dinlerin din adamlarının vaazları içinde geçerli. Dolayısıyla işin bu kısmına çok takılmamak lazım sonuçta ast olan ibadet anıdır.
İmamın biri vaazında namazın özelliklerini anlatırken namazın son rekâtında selam verdiğimizde sağ tarafımızda ki, melek namaz esnasında aklımızdan geçen iyilikleri not eder. Sol tarafımızda ki, melekte namaz esnasında ki aklımızdan geçen kötülükleri not eder ve rabbimize bildirir demiş vaazı bitirdikten sonra cemaat namaza durmuş. Adamın biride kıldığı namazın son rekâtına geldiğinde sağ tarafında ki meleğe esselamü aleyküm ve rahmetullah deyip başını sol tarafına çevirdiğin de sol tarafında ki meleğe de ulan selam verilecek adam değilsin ama diyerek yinede selamını vermiş.

Yani dediğiniz gibi imamlar vaazlarında verdikleri örneklerin akla yatkınlığına dikkat etmeli.

Saygı sevgilerimle.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:39:00
Sevgili Serhat.

Vatikanda hâla şeytan çıkarma ayinleri yapılıyormuş iyi mi? Ona baktığımızda bizimkilerin ufak tefek abartılarını hoş görü ile karşılayabiliriz demek isterdim. ama demiyorum.

Madem ki bizim dinimiz en son ve en mükemmel dindir o halde her şeyi ile mükemmel olmalıdır. Biz kendi dinimizden sorumluyuz. Hele hele de Kur'ana dayanan bir iddiamız var: En son ve en mükemmel din...

Selam ve sevgilerimle.
ummueytem
16 Ocak 2016 Cumartesi 01:39:55
beğeniyle okudum

tebrikler başarılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:39:42
Çok teşekkürler arkadaşım.

Selam ve sevgilerimle.
Kederli
16 Ocak 2016 Cumartesi 01:20:39
Hocam merhaba. Pek yorum yazmasam da, aşağı-yukarı her makalenizi okuyan biriyim.

Din konusunda kendimi ''fetva'' verecek konumda görmesem de, bir noktayı belirtmeden -hem de Allah'ın izniyle kendimden ve yazdığımdan gayet emin olarak- sayfanızı kapatmak istemiyorum:

O camide -imam da dahil- namazı ve duası kabul olan tek kişi sizsiniz kanaatımca!

Bunu şaka veya latife olsun, diye yazmadım. Yazınızı okumaya başlar başlamaz, dinimize karşı olan samimiyetinize ve gerçekçiliğinize inandığım için yazdım. Ve Yüce Mevla'nın da, samimi (isminizin bile bu kelimenin içinde geçmesi tesadüf olmasa gerek) ve gerçekçi insanlara diğerlerinden çok daha yakın olduğuna kesin kanaat getirmiş bir insan olmam, bu yorumu yazmama neden oldu.

Mevla işinizi daima rastgetire....

Saygı ve selamlar


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:41:32
Çok teşekkür ederim değerli Hocam.

Dilerim Yüce Rabbim de sizin baktığınız gibi bakar bana.

İçten ve samimi yorumunuz için tekrar teşekkürler.
papatya07
16 Ocak 2016 Cumartesi 00:56:46
Fırsat buldukça yazılarınızı okumaya çalışıyorum. sıkmadan,ağdalı cümleler kullanmadan duygu ve düşüncelerinizi çok güzel ifade ediyorsunuz adeta yaşatıyorsunuz o anı. Ayrıca bilgilendiriyorsunuz,düşündürüyor,sorgulatıyorsunuz.Daha ne olsun.
Çalışmalarınızda başarılar diliyor,saygı ve sevgilerimi yolluyorum.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:42:28
Çok teşekkürler değerli Meslektaşım.

Selam ve sevgilerimle.
DeliGarip(Sezai KAYA)
16 Ocak 2016 Cumartesi 00:35:54
Evet ağabey!Maalsef ne kadar da güzel bir konuyu eksik de olsa kaleme almanız çok güzel...

Nacizane!!!

Beş altı yaşımdan beri babamın öğrettiği Namaz Sureleriyle Namazımı eda ederim.Bu da demek oluyor ki 50 yıldır bu sureleri okurum.
Namaz kılarken Niyet ve süphaneke ardından euzü besmele........
Bakıyorum yanımda ki adam hoooooppp Rüku secde.........
Ben daha birinci rekatı bitirmeden dört rekat hoooop Esselamü aleyküüüümmm.

Tövbeeeee estağfirullah.
Namaz mı kılayım yoksa onu mu takip edeyim.Kendimden utanıyorum Abim yahu.
Ben 50 yıldır demek ki sureleri tam okuyamıyorum.Tadili erkana uyamıyorum.

Bir de Abim.Şu Hoca efendiler son zamanlarda tekbirlerde ''ELLAHÜ EKBEAR'' Demiyorlarmı?
Aha bir Estağfirullah daha.Yav Hocam ben bunu ''ALLAH U EKBER'' biliyordum.Nereden çıktı bu Tekbir.

Bir de! Hoca efendiler kendi işlerini yapıyorlar.Cemaate Namaz kıldırmıyor İbadet yaptırmıyorlar!!!
Nereden çıkardın Lan Sezai deme!!!

Ezan biter Müezzin efendi hemen Kaamete başlar.Yav ben daha Ezan duasını okuyamadım.Acelen ne efendi.
Ağabey uzadıkça uzayacak en iyisi!!!

Yüreğin dert görmesin Anlatım ve konu Müthiş.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 17 Ocak 2016 Pazar 17:47:18
Sevgili Sezai.

Sen de bir başka ama önemli konuya değinmişsin.

Bizim camilerden bir an önce çıkmak gibi bir acelemiz olduğu gibi bazı hocaların da bu tür aceleleri olduğuna şahit oluyoruz maalesef.

O cemaatin hızlılığı konusuna gelince.

Cami haricinde özellikle yaz aylarında tam anlamıyla mayışık olan Fethiye ve Antalya'lıların, camide ne kadar hızlı olabildiklerini görünce hep içimden ''Ya Rabbim. Mucize denilen şey bu olsa gerek'' diye düşünmüşümdür.)))))

Selam ve sevgilerimle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.