athena
0 şiiri ve 26 yazısı kayıtlı Takip Et

Bir ankara sabahından



Bir Ankara sabahından

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 5.10.2013 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Kış erken geldi.Hazırlıksızdık.Yazdan çıkmak istemiyoruz ki hazırlık yapmaya pek de istekli değiliz.Bu arada sonbaharın papucunu dama attım ondan bahseden yok .Bazı şehirlerde sonbahar yaşanmıyor.Ankara böyle bir şehir.Keşke yazdan direk kışa geçmesekde bu gri şehre çok yakışan sonbaharı da yaşayabilsek.Evet,olmuyor ne yazık ki. Böyle bir erken kış günü helede haftanın da son iş günüyse o sıcacık yataktan çıkmak tam bir işkence.5 dk daha 5 dk daha ve abartısız bir 20-25 dk daha uyanık geçirilir yatakta ve artık bir silkinip kalkarsın kalkarsın yoksa işe geç kalacaksın ! Doğal olarak geç kalktığın için hızlı bir şekilde hazırlanıp ayak üstü belki bir şeyler atıştırıp evden çıkarsın.Titrek bir tipsin ya tabiki başlığınıda örtersin kimin ne düşüneceğini umursamadan.Henüz erken diyen bir sürü kişiye karşı yalnız bir titrek,boşversene.Eldivenlerimi çıkarmadığıma şükretsinler çıkartmış olsam tam günü.Soğuğa yiğitlik olmaz derler eskiler kesinlikle haklılar.Dışardaki buz gibi havayla tema edince doğru bir karar verdiğimiz anlarız zaten.

Şanslıyız makam şoförümüz var.Sıcak bir arabaya bineceğim en azından.Araba gelir gelmez dışarının soğuğundan arabanın sıcağına atarız kendimizi.Klasik sabah haberlerini dinleyerek işin yolunu tutarız.Eskisi gibi haber dinlememe gibi bir handikapı olan birine sabah gazete başlıklarını okuyan birinin olması böylece gündemin çok da uzağına düşmemek ilaç gibi gelir.Gündemin her zaman ateşli ve dalgalı olduğu böyle bir zamanda.Yolda bize çeşitli insan manzaraları eşlik eder.Öğrenciler,memurlar.Ankara memur şehirdiri bilirsiniz herkes bir yere yetişme telaşında.Kızılaya yaklaştıkça insan seli artarak yolculukta bizi yalnız bırakmaz.Bizde yaklaşırız iş yerine ve varır varmaz arabanın sıcağını soğutmadan bir an önce kendimizi içeri atarız.

Büromuz cephe olarak diğer bürolara göre şanslı bir konumda nasıl olsa sıcaktır diye düşünerek adımımızı atmamazı ile yüzümüze odadan çarpan bir soğukla kendimize geliriz.Anlaşıldı,montlar çıkmayacak ! Yavaş yavaş tamamlanan büro ekibinden de gelen herkes benimle aynı düşüncede olmalı ki kimse montunu çıkaramaz.Tam bir nostalji üşüyoruzzzzzzzz kaloriferler yanmıyorrrrr nerde bu idari işler müdürü de diyemiyoruz aksi gibi oda klimalı ama klimalar bozuk.Kendin pişir kendin ye.İyi ki semaverimiz var.Çaylarımız olur olmaz sıcak bir çay ve semaver biraz daha açık kalsın ki buharıyla ısınalım diye düşünürüz.Camlar semaverden yükselen buharla ve dışarının soğuğuyla çarpışınca iyice buğulanır.Bizde ısınmaya başlarız.Isınalım ki işlerede başlayabilelim.
Bu arada yine büronun en şanslısı bence benim.Edebiyat defterini açarım.Sıcacık bir yuva gibi.Şu an hangi şarkıyı dinliyorsun diye sorar bana defter aaa evet henüz seçmedim ki.Böylesi bir güne buzzzzz gibi bir şarkı gider aslında ama biz yeterince üşüdük bakarız listemize ne var ne var.Madonna,hım neden olmasın.Biraz hareket biraz 80 ler hiç fena olmaz.İlk şarkı american pie(filmini sevdiğimi söyleyemem ama müziğini severim)

Çayım,müziğim ve defterim ben gayet iyiyim böyle ama yan taraftaki inşaatta çalışanlar için aynı şeyi söyleyemeyecek olmak kötü.Ekmek parası kar kış dinlemiyor.Yaşça büyükde bir amca kepçenin başındaki.Bir ateş yakmışlar biraz ısınıp belki kısa bir çay molası ama soğuğun en orta yerinde verilen kısa sıcak mola sonrası zorlu bir çalışma onu bekliyor.Sanırım büro hiç de soğuk değil.Yanımızdaki o inşaatta çalışanları görünce soğuktan şikayetçi olmak biraz şımarıklık gibi geldi aslında.Peki,sustum..

Zaman ilerliyor.Sabahın soğuğu yerini biraz olsun güneşli bir güne bırakabilecek mi.Güneş hafiften göz kırpacak gibi ama işi zor.Bulutlar pek geçit verecek gibi görünmüyor.Güneşin hiç şansı yok.

Yazın dönüp yüzüne bakmadığımız adaçayı,zencefil,yeşil çay kapanın elinde kalır.Kimimiz şallar kimimiz montlar ve elimizde ısınma umuduyla sıcak içeceklerimiz ve dünden kalma konuşmalarla yeni bir günü öğlene kavuşturmaya çalışırken fonda bize madonna "I’ll remember" eşlik eder ve birazda iş vaktidir diyerekten işimize döneriz...


Beğen

athena
Kayıt Tarihi:4 Ekim 2013 Cuma 11:23:36

BIR ANKARA SABAHıNDAN YAZISI'NA YORUM YAP
"Bir Ankara sabahından" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nizeral
25 Şubat 2014 Salı 22:31:28
Baba ocağı İstanbul'da olan, ama Ankara'nın aşığı birine nasılda tatlı geldi bu kesit. İçimden oh olsun yine Ankara'yı anlatmışlar dedim. Bu sene o eskisi gibi soğukta olmadı. Oysa sizin aksinize Ankara'nın o yanaklarımı jilet gibi kesen soğuğunun nasıl hayranıyım bir bilseniz. Hoş bir yazıydı, yanındayken bile özlediğim şehri anmak, bir kızılay sabahı o koşuşturmacayı hatırlamak. Herkesin asık yüzüne bakıp tahminlerde bulunmak. Tebrik ederim..

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


athena Yazının sahibi 25 Şubat 2014 Salı 22:42:00
Haklısınız bu sene daha kurak,beyaza hasret, yağmura hasret( şu iki günü saymazsak eğer maşallah diyelim yağmur Ankarayı hatırladı ve iki gündür biizmle) daha ılıman denebilecek bir kışı bitirmek üzereyiz nerdeyse.Geçen hafta 20 dereceyi ve güneşi gören ağaçlar aldatıcı bahara kanıp nerdeyse tomurcuklandı bile.Ama Ankara bu güven olmaz kışına mart o tomurcukların canını yakabilir.

Soğuk havayı çok sevmediğim için herkese çokda şirin gelmeyen Ankaranın tek şikayetçi olduğum zamanı kış ayı olur.Ama Ankarayı yinede severim, kışın bile.Özellikle kışın giyindiği gri,kapalı,kasvetli kostümüyle bir çok insanın Ankarayı haksız yere itici bulduğu havası bile size huzur verebilir.Her mevsimi ayrı güzeldir.İnsan iklimi, sabah-akşam koşuşturması, Kızılayın İstanbul gibi yormayan ama günün hemen her saatinde akan insan trafiğine kapılmak sizi günün tüm yorgunluğundan kurtarabilir.

Ankaraya dair güzel anılarınızın olması ve Ankarayı iyi hatırlayan bir Ankara sevdalısını sayfamda ağırlamak mutlu etti.Teşekkürler.
Nizeral 25 Şubat 2014 Salı 22:48:25
17 yaşında geldim 9 yıldır Ankara'dayım o benim yalnız kalışımda ki ilk göz ağrım kimseye laf söylettirmem :). Sevmediğim isimlerden bile Ankara şarkıları dinlerim. Hayatımın bir yılı daha bu şehir de geçecek sonrasında kısmetse diğer yılları da, tabi devlet baba tamam derse. Bende hep Ankara ile ilgili birşeyler yazmak istemişimdir. Ama hiç bir şey Ankara kadar güzel olmuyor zihnim de yazmaya çekiniyorum. Dediğiniz gibi İstanbul bana daha çok çapkın bir şehir gibi geliyor sevdiğini her dakika aldatacak. Kışları bile öyledir kar yağar bembeyaz silüete hayran bakarken bir bakmışsın güneş tepeden o benim kadınım diye pis pis sırıtıyor. Ankara öyle mi sevdiği zaman delikanlı gibi sever. Karı kardır bir defa yağar 3 hafta kendini izlettirir. Daha ciddidir, daha sevilesi, daha mert dünyanın hevasını peşinde koşmaz gibi geliyor bana :). Ankara'da muhtemelen herkes için aynı doğan bir güneşi anlattığınız için Ankara adına tekrar teşekkür ediyorum..
athena Yazının sahibi 27 Şubat 2014 Perşembe 15:06:03
Aslında bu yazıda Ankarayı hak ettiği kadar onurlandıramadım malum sadece Ankarada bir sabaha dokundum.Ankarayı hak ettiği şekilde yazmak kolay değil ama Ankara ile ilgili güzel tespitlerinize canı gönülden katılıyorum. İnşallah devlet baba Ankarada devam etme şansını versin ve Ankarayı birde sizden okuyalım:) Doğma büyüme nerdeyse ömrünü Ankarada geçirmiş birisi olarak Ankaranın en sevmediğim özelliği(aslında bu Ankaranın suçumu bilemiyorum) Ankara havaları,müzikleri bir türlü sevemedim bu şehirin müziği daha asil olmalıydı ama nedense saçma sapan sözleri olan Ankara müziklerini,Ankaralı şarkıcıları çok sevemedim sevebileceğimide sanmıyorum..
Nizeral 27 Şubat 2014 Perşembe 20:21:12
Ankaranın müziğini de seviyorum ben saçma bir biçimde. Her ne kadar tarzım olmasa hoşlanmayacağımı düşünsem de zamanla se3vdim hatta arada açar kendim dinlerim. Bilmiyorum o müziklerin kendi içinde bir feryadı var aslında, direnmeyip kendinizi bırakır biraz da sabrederseniz farkedebileceğinizqe inanıyorum. Bilmem niyesice/ölmem gidesice/sürüm sürm sürünesice yar geldi şarkısında da görmek için zorlarsanız farkedebileceğinizi umuyorum. :)
athena Yazının sahibi 27 Şubat 2014 Perşembe 21:33:32
Direnhatice modundayım ya bilmiyorum direnişi bırakırsam severmiyim o müzikleri.Sözleri daha makul şarkılarını belki dinleyebilirim o direnişi kırıp ama yinede Ankaraya müziklerini sevme noktasında ihanet edecek gibiyim:) white lion when the children cry ı dünyadaki göz yaşı akan tüm çocukları düşünerek ama Ankaraya ithaf ederek dinleyeceğim.
Nizeral 27 Şubat 2014 Perşembe 21:58:48
Bende Türkçe'den başka dil bilmediğimden yabancı müziği prensip olarak dinlemiyorum :). Ama gerçekten kendinizi bir bırakın o müziğe kendince ne kdar hoş olduğunu keşfedin, özleyeceğiniz zamanlar bile gelebilir.
ersinbaşeğmez
8 Ekim 2013 Salı 10:11:27
kendi halinde bir yazı

hiç bir şey anlatmadığını sandıran

ama
çaktırmadan günlük hayatta yapılacak ufak kaçamaklarla

mutlu olmanın anahtarlarını

çaktırmadan okurun bilinç altına
akıtan yazı

tebriklerimle

günü çok ama çok hak etmiş


tebriklerimle

Cevap Yaz
Oktay Coşar
5 Ekim 2013 Cumartesi 23:59:51
Çok güzeldi Hatice.

Cevap Yaz
Emine UYSAL (EMİNE45)
5 Ekim 2013 Cumartesi 22:03:02
Bu yazı, bugünkü benim halim tercüman olmuş. İşten eve gelince dondum :( klimayı açtım, çalışmadı. Bari yatağım ısınsın diye kalkıp yükte duran elektrikli battaniyeyi çıkarıp yatağıma serdim. İyi bir uyku çekerim inşallah. Nasılsa yarın pazarrr.

Tebrikler günün yazarına, sevgiler...

Cevap Yaz
müget
5 Ekim 2013 Cumartesi 16:37:34
tebrikler. güzeldi.

Cevap Yaz
_Akif_
5 Ekim 2013 Cumartesi 16:34:47
Betimlemeler çok hoştu.
Akıcı bir anlatım var, sıkılmadan okuyabiliyor okur.
Tebrik ve saygılarımla...

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Bir tutam hayat
5 Ekim 2013 Cumartesi 09:55:40
Eveeet!...
İlgi ile okuduğumuz bir yazı.
İşin içinde Ankara oldu mu, bir bukle dikkat kesilmemiz gerekiyor.
Ankaralı değilim, orada doğup büyümedim ama, altı yıllık bir çalışma hayatım olmuştur orada...
Küçük oğlum, 1,5 yaşında idi geldiğimizde,
ayrılırken ilkokul ikiye geçmişti.
Kızlarım, ortaokulu, liseyi okudular...Üniversiteyi kazandılar...
Bayağı güzel günlerimiz geçti orada.

Ankara, soğuk memlekettir.
-10,15,20 normal karşılanır kış mevsiminde oralarda...
Karadeniz'in +5 inde, Ankara'nın -20'sinden daha çok üşürsünüz.
Ankara'nın havası sihirlidir adeta.
Kolay kolay hasta etmez insanı.
Yaşadığım semtte yıkılmaya başlanan gecekondular vardı.
Bazılarında Roman vatandaşlarımız barınıyorlardı...
Çok görmüşümdür sabahın erken saatlerinde işe giderken çocuklarını...
-5 derece hava sıcaklığında,
ayakları çıplak, don giymeden buzlar üzerinde koşuştuklarını...
Hiç hasta flan da olmuyorlardı...

Sözü uzattık efendim.
Ankara olunca, tutmak mümkün olmuyor kalemi.
Alıp başını gidiyor kendi bildiğince.

Çok güzel anlatmışsınız Ankara'yı...
Ama,
son kısmında da itiraf ettiğiniz gibi,
sizin yaşama şartlarınız güzel.
Dışarıdakilere Allah yardım etsin.

Zevkle okudum.
Çok güzeldi anlatımınız...

Cevap Yaz
grafspee
4 Ekim 2013 Cuma 11:42:24
Benzer kadere mahkum Eskişehir'de de benzer olaylar yaşanıyor :)) ben de sabah gelirken caddeye kurulan pazarda pazarcıları şöyle bir süzdüm. Elhamdülillah dedim bindim arabaya. Ama yaz gitmeyeydi iyiydi. Milletin boşuna kalbi Ege'de kalmıyor işte Hatice :))

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.