Mustafa Göktekin
392 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

OSMANLI ÖLDÜ MÜ(?)



OSMANLI ÖLDÜ MÜ(?)


Osmanlı öldü mü? Osmanlı resmen 1923 yılında bütün bakiyeleri ile birlikte Anadolu sınırları dışına çıkarıldı. Peki, Osmanlı sadece Anadolu’dan mı ibaretti ki Anadolu’dan ve İstanbul’dan çıkarılınca tamamen tarihte yerini aldı ve tarih sahnesinden çekildi?
O zaman ne diye bütün bir Türk Milleti Bosna-Hersek’te Sırplar tarafından şehit edilen Boşnakların ardından gözyaşı döktük, yardım kampanyaları düzenledik, uluslar arası piyasada Bosna-Hersek’in haklarını korumak için mücadeleler verdik? Boşnakların dili bizim dilimize benzemez, renkleri bizim rengimize benzemez bizimle ne gibi bir bağları vardı ki? Aliya İzzet Begoviç’i ne diye kendimizden biri gibi, bizim kendi kahraman bir devlet adamımız gibi sevip bağrımıza basıyoruz?
Kosova bize çok mu yakın? Bağımsızlıklarını ilk biz tanıdık? Arnavutlar Türklerin bir kolu mu ki, onların bağısızlıklarına kavuşmaları için gayret ettik, mücadele verdik ve ilk tanıyan biz olduk? Geçin Makedonya’yı neden kalkınmaları için Yunanlıların karşısında ve Makedonların arkasında durduk?
Filistin, Filistin için ABD ve İsrail’i ve daha bir sürü ABD ve İsrail yandaşı ülkeyi karşımıza almak pahasına Halit Meşalleri, Yasser Arafatları, Mahmut Abbasları hem de yanlışlarını bile ülkemize çağırdık ve arkalarında olduğumuzu, desteklediğimizi bütün cihana ilan ettik. Filistinli Arapları kendi ırktaşları arkalarında durmadığı halde, yalnız bıraktıkları halde biz onları uğrunda şehitler verecek kadar, şehit olacak kadar savunduk ve yıllarca ama yıllarca İsrail ile ilişkilerimizi kâtiplik seviyesinde tutarak destekledik. Hâlbuki biz Türk onlar Arap’tılar…
Osmanlı 1923’te öldü! Öldüğü için Batı Trakya’daki kardeşlerimizin sıkıntıları için mücadele veriyoruz. Bulgaristan’daki Pomaklar ve Türkler zulme uğruyor biz 300 bin tanesini ülkemize kabul ediyoruz zulümden kurtarmak için. Kafkaslardan yurdundan kovular Ahıskalılar onun için öz yurtları için Türkiye’ye, Anadolu’ya sığınıp yerleşiyor ve yurt ediniyorlar.
Türkiye nevzuhur, Hüda-i nabit bir devlet olduğu için bütün bunlar başımıza geliyor. Düşünün ki; Anadolu’da Osmanlı’nın hüküm sürdüğü toprakların hangisinden gelip yerleşmemiş ve Anadolu’yu öz vatanı saymamış insan var. Türk milletini ırk kavramı ile değerlendirdiğinizde, kültür olarak ret ettiğinizde bu gelen unsurları aldığınızda geriye ne kalır?
Kendinden menkul devlet adamları tarafından idare edildiği zamanlarda bile Osmanlı mülkünün neresinde bir acı, sancı, ızdırap varsa milletin ve devletin vicdanı orada olmuş, orada atmıştır. Gerek millet ve gerekse devletimizi idare edenler oralardan gelen inleme sesine asla bigâne kalamamışlardır.
Bu gün hala Batum, Kırım, Erivan, Musul, Kerkük, Erbil, Şam, Lübnan, Medine Mekke, Bosna, Selanik, Viyana, Tuna nehri, Vistül Nehri, Karadağ daha adını saymak için sayfaların yetmeyeceği şehirler bizim yürek sınırlarımızın içindedir ve her hatırladığımızda, her işittiğimizde yüreğimizden bir şeyler kopar ince ince! Hala Kanije Tiryaki Hasan paşayı bekler melül melül. Türkülerimiz; Tuna’ya, Pilevne’ye, Estergon’a türküler yakarız hasretle. Madem biz 782 veya 778 bin kilometre kareden ibaretiz Osmanlı öldü de neden hale yüreğimizde bedenimizin diğer parçalarının acılarını taşımaktayız? Neden hiç görmediğimiz illerin hasreti ciğerimizi parçalar? Neden o zaman bizler hala Kafkasların, Balkanlar’ın hasreti ile yanıp tutuşuruz?
Osmanlı öldü mü sizce? Osmanlı ölmüş ise her gece rüyalarımızı süsleyen zafer ayı Ağustos aylarında yüreklerimizin kıpır kıpır olması neyin nesi? Neden kutluyoruz Osmanlının zaferlerini?
Osmanlı yıpranmış olsa da, bu gün bedenimizin üzerinde başka isimlerde devletler hüküm sürse de, üzerimize gaflet ve tembellik toprağı atılmış olsa da, biz kendimizi koyun sürüsünün içinde bir kuzu gibi görsek de Osmanlının ruhu hala içimizde, aramızda dipdiri duruyor. Bedenin üzerinde neresinde bir rahatsızlık olursa Anadolu’yu haberdar ediyor ve ses veriyor. Hala bedende hayat var, hala ruh sağlıklı.
Evet, Yeni bir Osmanlı hayali kurmak gibi bir lüksümüzün olmadığını biliyoruz. Ama Osmanlı bize öylesine bir miras ve misyon bırakmış ki, ister istemez reflekslerimiz Osmanlının mirasına sahip çıkıyor ve onun görevlerinin yerine getirilmesi için bedenimizi harekete geçiriyor. İşte bütün yıpranmış ve yıkılmışlığımıza rağmen bizi egoist, emperyalist yapmayan bu miras. Bizi Müslüman ve İnsan yapan, bizleri hangi kökenin mensubu olursak olalım Müslüman-Türk bizi bir kültür ve iman etrafında birleştiren bu miras.
Sizce Osmanlı öldü mü? Bence ölmedi.
Bizden söylemesi…

Mustafa Göktekin


Beğen

Mustafa Göktekin
Kayıt Tarihi:20 Aralık 2012 Perşembe 22:41:36

OSMANLI ÖLDÜ MÜ(?) YAZISI'NA YORUM YAP
"OSMANLI ÖLDÜ MÜ(?)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Turgut Yıldızan
5 Ocak 2013 Cumartesi 16:51:07
BU EMPERYALİST SALDIRI VE POLİTİKALAR SÜRDÜKÇE OSMANLI HEP HATIRLANACAKTIR.OSMANLI HEP YAD EDİLECEKTİR,OSMANLIYA KARŞI YAPILAN YANLIŞLIKLARDAN HEP PİŞMANLIK DUYULACAKTIR.ÇÜNKÜ OSMANLI VARKEN HER MİLLET KENDİ SINIRLARI İÇİNDE KENDİ DEĞERLERİNİ VE KENDİ VARLIKLARINI KULLANARAK HAYATLARINI HUZUR İÇİNDE İNSANCA DEVAM ETTİRİYORLARDI.TIKANDIKLARI ZAMAN OSMANLI ÇÖZÜM BULUYOR VE İNSANLAR VARLIKLARINI HEM DE TOPLUM OLARAK DEVAM ETTİRİYORLARDI.KALEMİNİZE SAĞLIK ABİ.SELAM VE DUA İLE.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.