va varsay
38 şiiri ve 5 yazısı kayıtlı Takip Et

Ses bayrağımıza ne kadar sahip çıkabiliyoruz



SES BAYRAĞIMIZA
NE KADAR SAHİP ÇIKABİLİYORUZ

Son zamanlarda; yabancı dillerin istilasına uğrayarak, gitgide yozlaştırılmaya çalışılan güzel Türkçe’mize yeteri kadar sahip çıkamadığımızı düşünerek; ülkesini, milletini, bayrağını, cumhuriyetini seven her Türk vatandaşı gibi, endişeleniyor ve üzülüyorum.
Bu konuda duyarsız kalmak mümkün değil. Kurum ve kuruluşlar olarak, birey olarak, bütün değerlerimize sahip çıkmamız gerektiği gibi; bizi biz yapan değerlerin en önemlilerinden biri olan dilimize sahip çıkmak için, gücümüz yettiği kadar, elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.
Teknolojinin de gelişmesiyle özellikle son yıllarda, özellikle gençlerimiz; Türkçe konuşmayı ve yazmayı unuttular sanki. SMS dili, internet dili derken; ne konuştuklarını anlıyoruz, ne de yazdıklarını. Gün geçtikçe de bu durum daha da içinden çıkılmaz hale geliyor. Nerede yanlış yapıyoruz? Bu soruyu defalarca sorup cevaplarını aramalıyız. Çözümler üretmeli ve uygulamalıyız.
Şimdi güzel Türkçe’mizin ne hale geldiğini gösteren örnekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

YABANCI KELİME KULLANMA HASTALIĞI HAKKINDA...

Günümüzde ulu orta yabancı kelime kullanımı çok yaygınlaştı. Bilerek veya bilmeyerek yabancı kelime kullananların sayısı çok fazla....
Şimdi yaygın olarak kullanılan bazı İngilizce kelimelerin yerine;
DAHA GÜZEL TÜRKÇE KARŞILIKLARI

Refuse etmek: REDDETMEK (Türkçeyi bir çırpıda REDDETME ahmaklığını gösterenlere yazıklar olsun!)
Realize etmek: GERÇEKLEŞTİRMEK (Bir Türk için kendini GERÇEKLEŞTİRMEK, Türk olmak ve Türkçe konuşmakla mümkündür.)
Tolere etmek: HOŞ GÖRMEK( Diline ve kültürüne yabancılaşanların soytarılıklarını HOŞ GÖREMEYİZ.)
Çek etmek: DENETLEMEK(Dilimize saldıranların yanlış Türkçe kullanımlarını DENETLEMEK gerekir.)
İmpres olmak: ETKİLENMEK (Yabancı kelime kullananların ukalalığından ETKİLENİP onlar gibi olmak isteyenlere yazıklar olsun!)
Asimile olmak: SİNDİRİLMEK(Dilimize yaba ncılaşıp ulu orta İngilizce kullanmak yabancılar tarafından esir alınmak ve SİNDİRİLMEK değil de nedir?)
Konsensus: UZLAŞMA(Dilimize sahip çıkma konusunda UZLAŞMAMIZ gerekir.)
Handikap: ENGEL (Dilimize ve kültürümüze düşman olanlar yükselmemiz ve gelişmemiz önünde en büyük ENGELdirler!)
Trend: EĞİLİM (Dilinden uzaklaşanların soytarılığa büyük bir EĞİLİMİ ve istidadı vardır.)
Dejenerasyon: YOZLAŞMA(Yabancı kelime kullanmayı şeref saymak YOZLAŞMANIN ta kendisidir.)
Primitiv: İLKEL(Diline ve kültürüne yabancılaşanlardan daha İLKEL kim vardır?)
Atraksiyon: GÖSTERİ (Bugünlerde yabancı kelime kullananların ahmaklık GÖSTERİSİNE tanık oluyoruz .)
Complex: KARMAŞIK(Ulu orta İNGİLİZCE KELİME kullananlar çok KARMAŞIK ve sorunlu bir kişiliğe sahiptirler.)
Cool: HARİKA, MÜKEMMEL(Türkçe düşmanları, ukalalıkta ne kadar da MÜKEMMELdirler.)
Outline: TASLAK, ANA HAT( Sürekli yabancı kelime kullanıp Türkçe’ye yoğun bir saldırı ba şlatan yazar,
çizer ve aydın TASLAKLARI kendilerine de mi saygı duymazlar acaba?)
Sekûrity: GÜVENLİK(Dilimizi ve kültürümüzü savunmada bir GÜVENLİK elemanı gibi olmalıyız.)
NatureL: DOĞAL(Dilini ve kültürünü hemencecik satanları soytarılık, ukalalık ve hainlikle suçlamaktan
daha DOĞAL ne olabilir?)
Quiz: KISA SINAV.(Yabancı kelime kullanma hastalığına yakalananları KISA bir Türkçe SINAVINA tabi tutarsak içlerinden kaçı bu sınavı geçer acaba? )
Dil öğrenilsin bir lisan bir insan ,daha güzel bir şey yok ,çeşitlilik iyidir.
Ama şu görgüsüzlüğü bırakmak gerek. İngilizce konuşuyorken araya Türkçe kelime ekleniyor mu? Türkçe’de hangi durumu karşılayan kelime yok ki araya İngilizce serpiştiriliyor anlamak mümkün değil.
’’Whisne’’ (Vişne) , ’’Taxim’’ (Taksim) , ’’Balcon’’ (Balkon) , ’’Roumelie’’ (Rumeli) , ’’Mat Rock’’ (Matrak) , ’’DoRock’’ (Durak) ’’Pasha’’ (Paşa) , ’’Efendy’’ (Efendi) , ’’Exen’’ (Eksen) , ’’Berdush’’ (Berduş) , ’’Dishi’’ (Dişi) ya da ’’Eylül’s’’, ’’Hammam’’, ’’Cahide’s’’ gibi bar, lokanta, pastane, hatta dergi ve sanatçı adlarının yabancı dil kurallarına göre yazılarak kullanılması, Türkçe’deki bozulmaya yepyeni boyutlar kazandırıyor.(Alıntı)
Örneğin ’w’ harfiyle yazıyorlar. X harfi de Türkçe’de olmamasına rağmen kullanılıyor.
Mesela ’kuaför’ kelimesi eskiden her yerde ’kuaför’ diye yazılırdı. Şimdi bir sürü çeşit yazan
var. ’Coufeurre’ yazan, ’coffeur’ yazan da var. Bu şekilde bir dil yozlaşması var.
Mesela BBC’ye ’bi-bi-si’ diyoruz. Ama hiçbir İngiliz, TRT’yi böyle okumuyor, (ti-ar-ti) diyor.

Biz gerçekten bir özenti içinde, belki İngilizce bildiğimizi göstermek için, kendi Türkçe olan adlarımızı bile yabancı dil kurallarına göre yazıyoruz, okuyoruz. Bunları sorgulamamız lazım.
MECLİS KOMİSYONUNUN TESBİTLERİ
Türkçe’deki bozulmayı araştıran Meclis Araştırma Komisyonu dilimizin yozlaşmasına karşı ve doğru kullanılması hakkında önemli tespitlerde bulunmuş.
İşte öneriler:
Yabancı dille eğitimden ve sınavlarda test yönteminden vazgeçilmeli.
Eurovision Şarkı Yarışması’na mutlaka Türkçe eserle katılınmalı.
Yabancı tabelaya yüksek vergi getirilmeli.
Medya kuruluşlarının adları Türkçeleştirilmeli.
Haber ve program sunucuları, Türkçe yeterlilik belgesine sahip olmalı.
Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adları Türkçeleştirilmeli. Reklamlarda,yabancı kökenli kelime ve adlara yer verilmemeli.
Alfabede bulunmayan harf ve işaretler, işyeri adlarında da yer almamalı.
Bilgisayar, internet ve cep telefonu dili Türkçe olmalı.
Spor terimleri Türkçeleştirilmeli.
Türk coğrafyasında Türkçe eğitim yapan okullar desteklenmeli.
Öğretmenler Türkçe dil yeterlilik sınavına tabi tutulmalı; başarılı olanlar ödüllendirilmeli.
Nasreddin Hoca, Deli Dumrul, Keloğlan gibi kahramanlarla ilgili çizgi film ve programlar hazırlanmalı.
Kitap sevgisi ve kitap kullanma becerisi kazandırmak için karnelere kitap kullanma notu konulmalı.
Ders kitaplarının içinde imla kılavuzu ve sözlük de yer almalı.
Birey olarak yapabileceklerimiz:
1. Dil bilincimizi ve bilgimizi arttırmak(kendimizin ve başkalarının)
2. Var olan bilgileri kullanmak
3. Bilişim terimlerini zenginleştirmek

Uygar bir toplumun eğitimli bireylerine, dilini oya gibi, hatta bir kuyumcu duyarlığı ile işlemek yaraşır.
Bundan sonrası: Umarım, sizler de kamu bilişimcisi olmanın gücünü “Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diyen Atatürk’ün gösterdiği yönde daha da bilinçli bir şekilde dilimizi kullanmalı ve sahip çıkmalıyız.
YILLARA GÖRE DİLİMİZ NE HALE GELMİŞ BİR BAKALIM
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden eminbir sesle ’akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim.."
Yıl: 1975
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ’hayırlı akşamlar’ dedim.."
Yıl: 1985
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ’iyi akşamlar’ dedim.."
Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim.. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ’selâm’ dedim.."
Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. ’Hav ar yu yavrum?’"
Güzel dilimiz ne hale gelmiş değil mi? Bu konuda düşünme zamanı geldi de geçiyor. Bir an evvel dilimize sahip çıkıp gerekeni yapmalıyız.
Türkçe sözcüklerle ilgili çok güzel bir habere çok sevindim. İnanıyorum ki sizler de sevineceksiniz.
YAKAMOZ DÜNYANIN EN GÜZEL SÖZCÜĞÜ SEÇİLDİ
60 ülkeden yaklaşık 2 bin 500 kelimenin yarıştığı sözcük yarışmasında birinciliği
Türkçe’deki “Yakamoz” aldı.
Bu konuda yapılan açıklamada, ayın sudaki yansımasını ifade eden “Yakamoz” sözcüğünün,
orijinalliği, anlamı ve kültürel önemi açısından birinciliğe layık görüldüğü bildirildi.
Yarışmada ikinciliği, horlamak anlamına gelen Çince “Hu lu” kelimesi kazanırken,üçüncülüğü de Afrika’daki Luganda dilinde “düzensiz” anlamına gelen “Volongoto” sözcüğü elde etti.
TDK’dan “YAKAMOZ” sözcüğünün anlamı;
1 . Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı:
2 . Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı.

Yarınlara umutla bakmaya devam ediyoruz ama, yarınları hazırlayan da bizleriz. Bunu unutmamak gerek. Değerlerimize sonuna kadar sahip çıkacağımız yarınlarda, yaşama dair her şeyin daha güzel olması dileğim!..

LİSAN

Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize.
İstanbul konuşması
En sâf, en ince bize.

Lisanda sayılır öz
Herkesin bildiği söz;
Ma’nâsı anlaşılan
Lûgate atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş, Türkçedir;
Eski köke tapmayız.

Açık sözle kalmalı,
Fikre ışık salmalı;
Müterâdif sözlerden
Türkçesini almalı.

Yeni sözler gerekse,
Bunda da uy herkese,
Halkın söz yaratmada
Yollarını benimse.

Yap yaşayan Türkçeden,
Kimseyi incitmeden.
İstanbul’un Türkçesi
Zevkini olsun yeden.

Arapçaya meyletme,
İran’a da hiç gitme;
Tecvîdi halktan öğren,
Fasîhlerden işitme.

Gayrılı sözler emmeyiz,
Çocuk değil, memeyiz!
Birkaç dil yok Tûran’da,
Tek dilli bir kümeyiz.

Tûran’ın bir ili var
Ve yalnız bir dili var.
Başka dil var diyenin,
Başka bir emeli var.

Türklüğün vicdânı bir,
Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisânı bir.

Ziya Gökalp

Bir ulusun büyüklüğü nüfusunun çokluğuyla değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla belli olur.
Victor Hugo


Beğen

varsay
Kayıt Tarihi:25 Şubat 2008 Pazartesi 12:07:31

SES BAYRAĞIMIZA NE KADAR SAHİP ÇIKABİLİYORUZ YAZISI'NA YORUM YAP
"SES BAYRAĞIMIZA NE KADAR SAHİP ÇIKABİLİYORUZ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
pelin
25 Şubat 2008 Pazartesi 23:59:53
Alıntılarla bütünleşmiş, duyarlı ve herkesin büyük bir dikkatle okuması gereken bir yazı olmuş ama ne yazık ki insanlarımız bu konuda fazla duyarlı değiller...

Aslında bu konuda sayfalarca yazı yazılabilir...
Önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konu...

Ellerinize,emeğinize ve duyarlılığınıza sağlık...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.