Turgay COŞKUN
80 şiiri ve 101 yazısı kayıtlı Takip Et

İŞTE GELDİM GİDİYORUM 20



İŞTE GELDİM GİDİYORUM 20

İŞTE GELDİM GİDİYORUM

Bölüm 20

-Merhaba efendim… Nasılsınız?

Delikanlı yaklaşıp elini uzatmıştı bile kızın babasına ve hemen elini öpmüştü.

-Berhudar ol evladım. Sen nasılsın?

-Teşekkür ederim efendim.

Tabii sonra abisine elini uzattı. Ayaküstü biraz sohbet sonrası delikanlı memleketine gitmek üzere ayrıldı yanlarından.
…………………………………………

Günler çabuk geçiyordu. Tatil bitmiş okula dönmüştü delikanlı. Siyasi atmosfer daha kızışıyor, okula dışarıdan sızmalar oluyordu. Ufak ufak kavgalar başlamıştı. Üstüne üstlük şahsi meselesi olanlar da kavgayı siyasi gibi gösteriyor, taraftarlarıyla o insanı dövüyorlardı. Böylece kişisel konular, siyasi hareketler, öğrencilik hepsi birbirine karışmıştı. Artık her insan, yaşlısıyla, genciyle, çocuğuyla kendini çok önemli görüyor, çocuklar bile kendilerini adeta devlet başkanı sanıyorlardı. Gözlüyordu genç adam olanları. Her kafadan bir ses çıkıyordu.

Okul, patlamaya hazır bir bomba gibiydi. Arayı bulmaya, gençleri sakinleştirmeye uğraş veren öğretmenler olduğu gibi, gizli toplantılarla daha da kışkırtmaya çalışan öğretmenler de vardı. Durum kontrolden çıkmak üzereydi.

Karnede yedi adet kırık not vardı. Aileden de gizlemişti. Derslere dönse okulda kavgalar başlayacaktı. Diğer arkadaşları da aynı durumdaydı. Bir yandan okulda kendi tarafındaki olanlarla seri toplantı yapıyorlar, diğer yandan karşı tarafın önde gelenleriyle toplantı yapıyorlar; okulda kavga olmaması için uğraş veriyorlardı. Biliyorlardı ki; kan bir kez döküldü mü, bir daha asla durmazdı. Kan davası oluşur ve sürer giderdi. Neyse ki karşı taraftakiler de düşünce olarak olumlu insanlardı.

Delikanlı ve diğer birkaç arkadaşı, artık geceleri hep dernekte oluyor, uykusuz kalıyorlardı. Tesadüfen tüm sınıfı kendi görüşündeydi ve yatakhane yoklamasında idare ediyorlardı.

Bir sabah dört gün uykusuzluk sonrası okula geldi. Ders başlamak üzereydi ve hemen sınıfa gitti. Hem uykusuz, hem açtı. Sıraya oturur oturmaz uyumuştu farkında olmadan. Tüm ders öğretmenleri “Uyandırmayın” demişlerdi. Belki de kıyamamışlardı. Diğer arkadaşları yemekhaneye gidecekken omzunda bir el hissetti. Kafasını kaldırdı; çok değer verdiği, çok sevdiği, baba gibi gördüğü öğretmeniydi.

-Hadi bakalım. Uykunu aldın. Doğru yemeğe!

-Sağol hocam. Özür dilerim.

-Benden değil oğlum, kendinden özür dile. Okulda kavga çıkmasın diye kendini yok ediyorsun. Farkına var artık! Devlet yok mu? Onlar uğraşsınlar. Sen derslerine baksana!
Sessizce ve mahcup yemekhaneye yöneldi.

Elini cebine attı giderken; bir ölü serçe vardı. Uyurken cebine koymuşlardı. Tüm sınıf aynı görüşteydi ve bunu nasıl yaparlardı? Aklına geldi sonra… Bir ders Beden Eğitimi idi. Belki o sırada, sınıfta kimse yokken birileri gelip koymuştu. Anlamını düşündü bunun. Basbayağı bir ölüm tehdidiydi. Arkadaşlarına da söylemeliydi ve hemen tedbir alınmalıydı.

Yemekten sonra konuştular kumsalda. Artık herkes tehlikedeydi, daha dikkatli olunmalıydı.

Kız arkadaşı ile de sorunlar yaşıyordu. Haklıydı kız aslında… Delikanlı kendini öylesine gençlik sorunlarına kaptırmıştı ki… Çok zaman kavga ettikleri için ona da morali bozuktu. Başlamadan biten bir şeyler vardı sanki arada.
………………

Ufak tefek kavgalarla yılsonu geldi. Yedi zayıf duruyordu yerinde. Üç tanesi önemli dersler, dört tanesi ise hiç bir öğrencinin kalmayacağı çok basit derslerdi. Önemsiz denilen derslerin hocalarına gitti, rica etti; hepsi de “Olmaz” dediler. O yıllarda dört ders bütünleme sınavları hakkı veriyordu. Dörtten fazla olursa sınıf tekrarı demekti. Diğer üç önemli dersin hocasıyla görüştü; onlar da bir şart koştular. Onluk not sisteminde sadece tek yazılı sınav yapacaklardı ve yedi alırsa, diğer notlarına bakmaksızın geçer not vereceklerdi.

Delikanlı üç gün üç gece sürekli çalıştı. Günde sadece bir saat ya da iki saat uyudu. Kimseyi yanına yaklaştırmadı. Beklenen gün geldi. Üç dersten de aynı gün sınav olacaktı. Çünkü notların idareye verilme süresine sadece bir gün kalmıştı.

Girdi sınava delikanlı. Aynı gün notları öğrendi. Birinden dokuz, diğer ikisinden sekiz almıştı. Rahat bir nefes aldı. Artık bütünlemeye kalmıştı. Dört ders de çalışmak istemiyordu. Hepsi yetenek dersleriydi.

…………....

Böylece yılsonu geldi. Kız arkadaşıyla artık küslerdi. Üzülse de elinden bir şey gelmiyordu. Dernek faaliyetleri ise devam ediyordu. Hissediyordu ki; hayatı artık çok şeylere gebeydi.
……………….

Memleketinde de tatil boyunca dernek çalışmalarına katılıp okula döndü. Dört dersin tamamında, biri tek ders sınavında olmak üzere, başarılı oldu ve sınıfı geçti. Artık son sınıftı…

Gençlik hareketleri artık çığırından çıkmıştı. Kan su gibiydi ve kardeş kardeşi gözünü kırpmadan yok etme çabasındaydı. Yeni yılda yapılacak olanları görüşmek için, beş arkadaş dernekte toplantı tertip ettiler. Hepsi derneğe gittiler.

Toplantı başlamıştı ve delikanlı düşündüğü şeyleri anlatıyordu. Birden kapı açıldı ve çok samimi bir arkadaşı geldi. Delikanlının bir yakınının geldiğini söyledi. Delikanlı da toplantıdan çıktı. Onların devam etmesini söyledi.

Yolda yürüyorlardı… Sordu delikanlı:

-Kim geldi?


(Yirminci bölümün sonu)

Beğen

Turgay COŞKUN
Kayıt Tarihi:8 Ekim 2012 Pazartesi 15:36:36

İŞTE GELDİM GİDİYORUM 20 YAZISI'NA YORUM YAP
"İŞTE GELDİM GİDİYORUM 20" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nezahat Yıldız Kaya
13 Ekim 2012 Cumartesi 19:19:58
Gelen kim ola ki...
Sevdigi ile de arasi kotu:(

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 13 Ekim 2012 Cumartesi 21:41:31
Sürpriz.. :) Teşekkürler yoruma...

Saygılar...
zzeynepp
9 Ekim 2012 Salı 20:54:25
hızlandırılmış bir bölüm olmuş :) bu aradaçocuğun kız arkadaşı ne zaman oldu anlayamadım bile :)

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 20:57:19
Evet... Bu bölüm hızlandırılmış oldu... Çünkü öğrenci için kayda değer olay yoktu..

Ama kız arkadaşı sanırım 9. bölümden beri var...

:)

Teşekkürler değerli yoruma...

Selamlar...
zzeynepp 9 Ekim 2012 Salı 21:01:58
ya kkıza teklif açmadı bişey yapmadı kız onun sevgilisi oldu ben oraya takıldım kusura bakmayın :):)
Turgay COŞKUN Yazının sahibi 10 Ekim 2012 Çarşamba 17:31:25
Evet... Haklısınız.. Teklif ettiğini konuşma olarak yazmadım... Zaten teklife zaman da kalmıyor.. Ama bir bölümde kız arkadaşı olduğunu aralarının bozulduğunu belitrmiştim..

Hani bazen yıldırım gibi gelişir ya :)))))

İlginiz ve dikkatiniz için teşekkürler...
gulnagme
8 Ekim 2012 Pazartesi 21:48:49
Bu bölüm sakin, sessiz, fırtınasızdı. Acaba dedim, fırtına öncesi sessizlik miydi?

Öğretmenin davranışı bu kez gerçekten babacanca tavırdı. Belki, de delikanlının sınıfı geçmesinde en büyük etkenlerdendi. Ama o ölü kuş kafaları karıştırdı. Bir ölüm tehditi miydi yoksa şaka mı? O dönemlerde böyle bir şaka olacağını sanmam. O halde bir tehditti. Arkadaşlarının artık daha çok sahiplenmesi lazım delikanlıyı bence.

Sınıfı geçerken önemli derslerin öğretmenleri de çok baba gibi, ana gibi davranmışlar. Şunu da gördüm ki; delikanlı çok zeki. İsterse üç günde öyle notlar alabiliyor.

Ve yine tam yerinde bölümün sonu... Bir sonrakinde de sürpriz bir başlangıç olacak...

İçten tebriklerimi, sevgi ve selamlarımı bırakıyorum...,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 16:48:05
O ölü kuş şaka değil bir tehdit, bir gözdağıydı. Zaten arkadaşları delikanlıyı korumak için bu bölümde tedbirlerini aldılar. Ve delikanlıyı, kendisi kızsa da korudular.

Delikanlı zeki evet... Pratik ve anlık düşünen bir zekaya sahip.

Teşekkür ediyorum güzel yorumuna... Seni sayfamda her daim görmek bir onurdur bana...

Sevgiler, selamlar...
Dilek USTA
8 Ekim 2012 Pazartesi 21:33:58
Yazınızı okurken kendi öğrencilik yıllarım aklıma geldi. 80 öncesi kaos ortamı ve kardeşin kardeşi bir hiç uğruna öldürdüğü yıllar.. Allah o günleri bir daha yaşatmasın inşallah..
Suskun bey.. kim geldi acaba.. yine merak ettim.. yine çok güzeldi... Kaleminize sağlık.. başarılar dilerim diğer yazınız için... Saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 16:39:21
Maalesef öykü şu an o yıllarda...kardeşin kardeşi vurduğu yıllarda yani... O zamanın düşmanları şimdi kardeş olduklarını anlasalar keşke daha fazla geç kalıp ülkeye zararlar verilmeden.

Kimin geldiğini bugünkü bölümde açıkladım... :)

Teşekkürler değerli yoruma...

Saygılar...
Sev_tap
8 Ekim 2012 Pazartesi 20:39:13
Hakikaten yazım diliniz ve aktarım kabiliyetiniz çok çok iyi...insan hiç sıkılmıyor yazdıklarınızı okurken ve dahası da olsa okusam diyor inanın...delikanlıyı daha neler bekliyor bakalım, göreceğiz:) teşekkür ve selamlarımla Turgay bey...saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 16:35:56
Çok teşekkür ediyorum onur veren yorumunuza...

Saygılar, selamlar...
küsss
8 Ekim 2012 Pazartesi 19:49:58
Hımm... Sanki delikanlının kızın babasıyla ve abisiyle tanışma faslı biraz kısa kesilmiş gibi geldi bana suskunyazar,yani beklentiler sanki daha farklıydı...Burda biraz daha acaba hislerden ya da ne bileyim arada geçen konuşmalardan bahsedilemez miydi acaba dedim kendi kendime...

Delikanlının kızla arasının kötü olmasına ve sonra küsmelerine çok üzüldüm,belli ki işler hepten çığırından çıkacak:(

Ölü serçe?Aynı fikirde olan bir topluluktan kim neden yapsın bunu?Dışardan biri mi yoksa bir casus mu?Casussa fena...Olaylara gebe desenize...

Diğer yazıdan sonra bu defa da babacan bir öğretmen."Hem öylesi var,hem böylesi" der gibiydi:)

Gelen delikanlının ailesinden biridir gibi geliyor bana ama tabi bilemem.Bekleyip göreceğiz.

Selamlar abi...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 16:34:05
Öykü yazmak gerçekten zor aslında... Neden biliyor musun? O yıllara döndüğümüzde yazarın da bir hayatı var tabi; ve o hayatla öykü bağdaştırılarak birçok isimle ilgili fiskoslar yapılabiliyor. İşte tam burda hassas dengeyi tutturmak zorunda yazar. Hem öyküsünü korumak, hem de bazı insanları sözlerden uzak tutmak gerekiyor...

Zate bu bölüm o düşünce trafiğinde biraz sakin geçti :)

Ölü serçe dışarıdan bir tehdit ve gözdağı...

Gelen kişi bugün yayınlandı :)

Selamlar... :)
Seher_Yeli S.ZerrinAktaş
8 Ekim 2012 Pazartesi 16:20:44
Aslında bu bölüm sessiz ve sakin geçmiş görünüyor ama satır araları o kadar dolu ve fırtınalı ki, anca o dönemleri yaşayanlar bilir. Ben o araları siz yazmasanızda okudum birer birer.
Gelen kim merak ettim açıkcası. Yine bir ipucu vermeden bitti ne yazık ki...

Emeğinize, yüreğinize sağlık hocam. Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 9 Ekim 2012 Salı 16:29:08
Satır aralarını okumanıza sevindim. Dediğiniz gibi, o yılları yaşamayan bilemez.

Geleni bugünkü bölümde açıkladım :)

Teşekkürler değerli yoruma...

Saygılar...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.