Turgay COŞKUN
80 şiiri ve 101 yazısı kayıtlı Takip Et

İŞTE GELDİM GİDİYORUM 18



İŞTE GELDİM GİDİYORUM 18

İŞTE GELDİM GİDİYORUM

Bölüm 18

Gözlerini kapadığı için bir şey göremiyordu. Kapamadan önce gördükleriyse, hayrete düşürmüştü zaten delikanlıyı. Meşrubatçıdaki yedi ya da sekiz civarı insan, işyerinin başka bir köşesinde toplanmışlardı. Sinmiş ve korkulu gözlerle sadece izliyorlardı. Delikanlının olduğu tarafı yalnız bırakmışlardı; sanki gelenler rahat rahat vursun bir insanı diye.

Saniyeler içinde düşündü. Toplum nezdinde bu kadar ucuz muydu ki can? “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” zihniyetinin mi esiri idi artık herkes. “Ben yaşayayım kim ölürse ölsün” demekti bu. Okuduğu kitaplar böyle anlatmıyordu toplumu oysa. Bir can gidiyordu ve herkes sinmişti. Kurtarma çabası bir yana, adamların rahat vurmaları için yer bile açmışlardı sanki. Sert bir sesle gözlerini açtı.

-Hadi bakalım! Oyun bitti çocuk; bizimle geliyorsun.

Koyu yeşil bir jeep göründü az ilerde. Hızla geldi ve meşrubatçının önünde durdu. Plakasının ortasında AA harfleri vardı. Ön camının hemen altında da “POLİS” yazıyordu.

Şimdi bir yandan seviniyor, diğer yandan üzülüyordu. Seviniyor; çünkü hiç değilse ölümden kurtulmuş oluyordu. Üzülüyor; çünkü belki tutuklanacak, hatta okuldan atılacaktı.

Polisler iterek araca aldılar delikanlıyı. Üçü birlikte bindi, diğer üçü orada kaldı. Polis aracı hareket etti. Delikanlı tedirgindi. Önde oturan yaşlı polis konuşmaya başladı.

-Söyle bakalım, neden kaçtınız? Kaç kişiydiniz? Orada gizli ne yapıyordunuz? Arkadaşlarının adı neydi?

-Ben yoldan geçiyordum. Baktım bir grup var. İçki içiyor, yemek yiyorlardı. Davet ettiler; “Ben içki kullanmam” dedim. Onlar da yemeklerinden ikram ettiler. Siz geldiğinizde artık kalkmıştık.

-Eeeeeee sonra? Gerçekten çok heyecanlı ya! Merak ettim sonunu bu hikâyenin. Sonra ne oldu?

-Sizlerde tabanca görünce hepimiz kaçtık.

-Evet ya… Profesyonel bir kaçış hem de. Her biriniz ayrı yere…

Genç polis atıldı birden söze.

-Amirim ben gördüm. Bu var ya yedi yaşlarında bir çocuğa tecavüz ediyordu.

-Yapma ya! Desene çok ağır suç… En az otuz yıl yer. Vah vah! Üzüldüm şimdi. Gencecik de biri.

-Ne yapalım amirim. Kendi düşen ağlamazmış. Ufacık bebeden ne istediler?

-Haklısın. Yarın hemen mahkeme ve avukat bile vermezler. Direk otuz yıl.

Delikanlı hayretle dinledi. Otuz yıl önemli değil de, ya bu tecavüzcü suçlaması? Annesi, babası kimsenin yüzüne de bakamazdı. Lanetli biri olurdu. Birden gözyaşları boşaldı. Hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlıyordu. Böyle bir iftira aklına bile gelmemişti. Öndeki yaşlı polise döndü:

-Gerçekleri söylersem beni bırakır mısınız?

-Söyle lan! Hatta oraya götürelim seni, ne yaptıysanız orda anlat. Sen öğrenci misin?

Sessiz kaldı delikanlı.

-Sana sordum! Bak iyi niyetimizi yok etme.

-Evet abi… Öğrenciyim.

-Nerede okuyorsun?

Delikanlı söyleyince, öndeki yaşlı polis aracı sürene döndü:

-Bizim o okulda öğrenciler arasında adamımız var mı?

-Var amirim.

-Telsizle hemen ara. Bunun adını ver. Hemen okula gidip temas kursunlar. Bu kişi neymiş, neyin nesiymiş öğrensinler.

-Sabah mı amirim? Şimdi uyuyorlardır.

-Yok! Hemen.

Bu arada parka geldiler. Delikanlı boya kutusunu gösterdi. Fırçayı da buldular. Yazıları not aldılar. Amir sürücüye seslendi:

-Hadi bakalım! Karakola… Bu gecelik misafir edelim.

-Abi hani bırakacaktınız.

-Bu saatte nereye gideceksin? Misafirimiz ol.

Karakola geldiler. Tüm ceplerini kontrol ettiler. Sadece demir paralar ve kimlik vardı cebinde. Amir olan, daktilodaki resmi polise döndü.

-Yaz bakalım. Bol miktarda beyannameler, bir adet küçük kesici alet, içinde uyuşturucu şüphesi olan sigara paketi…

-Amirim bunlar bende yok ki!

-Sus lan! Anarşist! O zaman gerçeği söyle.

Başka gerçek yoktu ki. Boyayı da vermişti. Sustu.

-Atın nezarete! Sabaha kadar kalsın.

Açtılar kapıyı. Bir karış kadar su vardı. Ayakkabısı ve çorapları suyun içinde kaldı. On dakika sonra üşüdü ve titremeye başladı.

Sivil polisler gitti az sonra. Karakolda dışarıya bakan nöbetçi ve güler yüzlü bir resmi polis kaldı. Resmi polis nezarethanenin penceresinden seslendi.

-Yeğenim sahi sen hangi taraftansın?

Sustu delikanlı. Aksi görüşteyse başı belaya gidebilirdi. Çünkü polisler de ikiye ayrılmıştı. Pol-Der ve Pol-Bir… Israr etti gülerek:

-Yeğenim bizim yetkimiz yok. Şurda sohbet ediyoruz. Mert olursan sana söz çıkartırım ordan.

Delikanlı gerçekten titriyordu. Söyledi.

-Yahu şunu daha açık söylesene… Ben ne anlarım sağdan soldan. Gomonist misiiiiiiiin yoksa faşist misin?

-İkisi de değilim abi.

-O halde Ecevitçi misin, Türkeşçi misin?

Usanmıştı delikanlı ve söyledi. Polis gerçekten de kapıyı açtı. Kendi odasına aldı. Sobanın yanına oturttu.

-Amirim bizlere getirmişti. Bir sandık muz. Ye sabaha kadar. Biz de yeriz.

Bir de çay getirdi. Artık şaşırıyordu delikanlı. Bu da laf almanın başka yöntemi miydi? Ama açtı. Görgüsüzler gibi saldırdı muzlara.

Epeyce sohbet ettiler. Polis gerçekten siyaseti bilmiyordu. Hatta “kaçmazsan kardeşim gibi davranım. Yooook kaçarsan vururum!” diyordu.

Sabaha karşı telefon çaldı. Bir ses “Delikanlıyı derhal bırakın” diyordu. Polis itiraz ediyordu. Tutanaklar var görevden alınırım diyordu. O ses kararlıydı. Polis de kararlıydı. Karşıdaki kişi öfkeyle kapattı teli.

Sonra bir daha… Bir başkası bir daha… Sürekli aranıyor, bırakılması isteniyordu. Arayanların isimleri geçince delikanlı beynine yazıyordu. Polis bırakmadı.

Sabah olmuştu ve artık saat sekiz civarıydı. Geceki sivil polisler geldi bir hışımla.

-Hazırlayın bunu! Mahkemeden hüküm çıktı. Kararı aldık. Otuz yıl yedi. Cezaevine götürün!

Delikanlı kalbini tuttu…


(On sekizinci bölümün sonu)


Beğen

Turgay COŞKUN
Kayıt Tarihi:4 Ekim 2012 Perşembe 17:03:44

İŞTE GELDİM GİDİYORUM 18 YAZISI'NA YORUM YAP
"İŞTE GELDİM GİDİYORUM 18" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nezahat Yıldız Kaya
13 Ekim 2012 Cumartesi 19:11:36
Sanki isin icinde bir bit yenigi var ya, banami oyle geldi, gorecegiz de iyisine rastlasam keske..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 13 Ekim 2012 Cumartesi 21:39:09
Teşekkürler takibinize... Gerçekten onur verdi...

Saygılar...
handan akbaş
6 Ekim 2012 Cumartesi 10:32:56
Aaa polis olabilecekleri hiç aklıma gelmemişti, okuyucuyu şaşırtmayı başarıyorsunuz,
Şimdi sicili de lekelenecek bu gencin, öğrenciliği etkilenir, merakta bırakıyorsunuz okuyucuyu, selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 6 Ekim 2012 Cumartesi 19:14:43
Maalesef polistiler...

Sicil için yarını beklemek gerek...

Çok teşekkürler Handan Hanım... Yorumunuz her daim değerlidir...

Saygılar...
gulnagme
5 Ekim 2012 Cuma 13:27:27
Kahramanın başı fena dertte. Polis şefi kararlı gibi olayı tamamen çözmeye. Çünkü mahkemesiz 30 yıl zaten verilemez. Amaç kahramanı korkutmak galiba.

Dizi sıkmadan devam ediyor. Anlatım her zamanki gibi çok güzel.

Devamını bekliyorum...

Tebriklerimi, sevgilerimi, selamlarımı bırakıyorum.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 5 Ekim 2012 Cuma 13:54:24
Dediğin gibi kahramanın başı fena derecede dertte. Öğrenciyken karakola düşmesi hiç hoş değil tabi.

Devamı olacak. Okur sayısı eksilse de devam edecek :)

Sevgiler, selamlar... :)
Neva Ney
5 Ekim 2012 Cuma 12:35:01
Doğrusunu söylemem gerekirse serinin önceki bölümlerini okumadım.. ilk serisinden başlayarak okuyacağım vakit buldukça. Paylaşı için teşekkürler. Saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 5 Ekim 2012 Cuma 12:54:25
Ben teşekkür ederim güzel yoruma...

Saygılar...
su_misali(Gülhun Ertilav)
4 Ekim 2012 Perşembe 22:43:05

otuz yıl mııı??

el insaf hocam

yine en heyecanlı yerinde kesilmiş, artık okumaya başlarken bunu kabullenerek okuyacağım demekki

bu öyküyü kitaplaştırmalısınız hocam

hani bir söz var ya kitapsız olmamak adına:)))

tebrikler diyorum bu bölüm içinde

saygı ve hürmetlerimle hocam



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 23:48:13
Şimdilik 30 yıl :)
Amir öyle söyledi.

Kitap konusu kısmet meselesi... Var ise kısmette neden olmasın ki :)

Teşekkür ediyorum değerli yoruma...

Selamlar arkadaşım...
Sev_tap
4 Ekim 2012 Perşembe 20:09:59
valla ben de kalbimi tuttum:( hangi görüşte olursanız olun, o günler gitsin ve bir daha gelmesin diliyorum...ama ülkenin hali de günden güne iç karartıcı durumlara doğru sürükleniyor şimdi...biz yine de iyi düşünelim ki iyi olsun, başka çare yok..kaleminizi içtenliğimle kutluyorum, tebrikler, saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 23:34:51
O yılların görüşleri devam etse de bitse de; o yıllardaki düşmanlıklar bitmeli. Yurt için, bu güzel ülke için elele vermeli insanlar...

O yılların gençleri, şimdinin orta yaşlılarındaki idealizm bunu gerektiriyor...

Teşekkürler güzel yoruma.. :)

Saygılar...
İpekyildiz
4 Ekim 2012 Perşembe 19:50:58
Çok merak ettim sonunu...

Kutlarım
Saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 23:19:16
Sona doğru gidiyor sayın yazarım...

Beğeniniz ve ytakibiniz mutlu etti..

Saygılar...
küsss
4 Ekim 2012 Perşembe 19:35:17
uppps!!!

yolculuk için hazırlanmadan önce yazını okumadan çıkmak istemedim abi..nasıl kurtulacak delikanlı gerçekten merak içindeyim..ve bu gitgide yakın gelen delikanlının kurtulması lazııım(özellikle hapishane gibi bi yere böylesi birdamgayla girmeyi düşünemiyorum) kesin birileri bu çocuğun başına çorap örüyor:(( ama er-geç ortaya çıkacağını umuyorum..

saygılar suskunyazar..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 23:07:23
Delikanlıya birşey olmaz.. Olsa olsa hapis yatar. Ama yaşı da 18 den küçük idi değil mi? Yani sahi... 30 yıl nasıl aldı ki?

Şaka bir yana...

Öykü sürecek.. Ben kısa keseyim diye düşündüm; ama sürdürmeye karar verdim...

Selamlar değerli kardeşim...
küsss 6 Ekim 2012 Cumartesi 12:33:55
erdal eren ve diğerleri nasıl aldıysa o da aldı be abi..o kadar biliyoruz artık maalesef o yılları:((

sürsün tabi..okumak öyle zevkli ki..çok da önemli bir konu.

selamlar daha da değerli abim..
zzeynepp
4 Ekim 2012 Perşembe 18:46:17
ya abi böyle bir yerrde bitirir mi insan.............

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 18:55:29
Haklısın aslında. :)))

Ama işte bir yerde bitmesi lazım. Ki, bitimin en az heyecanlı olduğu bölüm de bu bölüm :)

Takibiniz ve ilginiz için yürekten teşekkürlerimle...

Selamlar...
Seher_Yeli S.ZerrinAktaş
4 Ekim 2012 Perşembe 17:12:38
Değişen hiç bir şey yok. Yine istedikleri gibi delilleri kendileri yaratarak suçlayıp mahkum ediyorlar insanı. Yazık çok yazıkkkk...:(((((

Halk olarak kime inanacağız kime güveneceğiz bilmiyorum. Allah sonumuzu hayır etsin hocam. Acı olan ne biliyor musunuz? Tarafların adı değişti, insanları değişti ama oyunlar hala aynı. Uyan, uyanın, uyanalım artıkkkkkkk...

Yüreğinize, emeğinize sağlık hocam. Saygılarımla...

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 18:41:27
Bu öyküyü en fazla on bölüm olarak düşünmüştüm. Bilinmezden gelecekti bir canlı ve bilinmeze gidip kaybolacaktı. Bölümlerde de dikkat çekecekti bazı olaylara ve ders verecekti. Şimdi 18 bölüm oldu ve hala delikanlı çağda; büyütemedim iyice.

Demek ki ders olabilecek ne çok şey varmış imsan ömründe.

Öykü bence hedefinde değil hala. Çok şey var daha vurgulayacağı. Ancak okurun sıkılmasından da koruyorum doğrusu ve kararsızım.

Teşekkürler güzel yoruma...

Saygılar...
Seher_Yeli S.ZerrinAktaş 4 Ekim 2012 Perşembe 21:37:47
Kendi adıma ben hiç sıkılmıyorum ve tam tersi merakla bekliyorum. Sizler yazın ki geçmişteki yapılan hataları tekrarlanmasın. Lütfen çok bencilce olacak ama okuyan bir kişi olsa bile devam edin. Allah sağlık verdiği sürece ben okuyacağım. Saygılarımla...
Turgay COŞKUN Yazının sahibi 4 Ekim 2012 Perşembe 22:31:05
Çok çok teşekkür ediyorum...

Saygılarımı sunuyorum...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.