|
|
|
-3- Eli Asalı Yüreği Tasalıların Devamı
ELİ ASALI YÜREĞİ TASALILARIN DEVAMI -3-
-Yedinci kişi-
Haydarpaşa’dan Kurtalan’a Saçlarını ağartana kadar Kara trene kömür attı Sivas Ali babada bir ev yaptı. Çapıtlı tünellerde isi yuttu. Ne aşılmaz dağlar aştı Zamanla yarıştı Kavgadan yana bakmadı Bütün düşüncesi barıştı Her istasyonda harman harman Göz yaşlarıyla imzalanan ................Ayrılıklara tanıktı. Ve her istasyonda son bulan hasretliklere Adetâ yeniden doğmalara Kucak kucak canı cana koymalara ...........................Yüreği yanıktı Her istasyonda ölülerde bıraktı, şehitlerde Yol verdi yön verdi Vagon vagon Mehmetçiğe Şarkılar türküler oldu söylendi ....................Üniversiteli gençliğe Açlığı, yoksulluğu, Amerika’nın süt tozunu ...............Kızıl hançer kan taşıdı Anadolu’mda analarımız avratlarımız Renkli buğday çuvalları gibi ağızsız dilsiz Köy köy yüklendi vagonlara Kent kent indirildi vagonlardan Soyludan soysuzdan ......Hepsinden haberdardı bu adam Sempatizan diye türkülere El salladı diye dağlara Evi kundaklandı Ali babada Baba ocağı nedir bilmemiş ............Ana kucağı görmemiş Köyde ki evi de yanıp yakılmış İşte bu yüzden kaş kirpik ütülmüş Eğer her derdine yer verseydik burada Yaylanın al armudunda asılmış gibi uzar acı ızdırabı .....Amcası, kızıyla birleştirdi eten tende bu canı İşte köyün bu kara mizahı da ...............O eli asalılardan biri Her zamanki gibi... Seni ötekinden ayırtmadan İkinci masaya, üçüncü kişi oturdu
Sekizinci kişi
Köyün en eski iş bilmezi İki koyun bile güdemezi Masaya dördüncü kişi olarak oturdu Çocuklarının aldığı sıfır traktörü Kahvehane duvarının dibinde ..................Halâ tartur ediyordu Halbuki ne traktör dönecek tarlası Ne de traktör kullanacak yeteneği Ne de O iman tahtasında
İnsanlığa dair bir resim vardı O Anasının malını da kumara verdi
Deve gözündeki kavaklar Dik dik dağın yamacına sarınan Kızıl kayaların gölgesinde Anasının çığırtkanlığıyla büyüdüler Ne yatağına sığmaz sellere ..................... Göğüs gerdiler O vadinin sahibi gibiydiler Şu iş bilmezin sattığı adamlar Baltalarına sarılan geldiler Başı güneşe değen Köklerine iki kulaç kavuşmaz O kavakları ................Sele verdiler Kamyon kamyon yüke vurdular O adamın çocukları da Simitçi dükkanlarıynan Hiç birisi okuyamadan Bu adama ..........En baba değer verdiler Köyün en üstüne ........ Evin en hasını yaptılar
Tavukların en avanağı ..........Kuş gribinden habersiz Eli asalıların En büyük besin kaynağı Bisgivit kırıntılarını topluyordu ....................Masanın altında Bazen Yere düşürülen Leblebi ve kabak çekirdeği ............ Bulduğu da oluyordu
Dokuzuncu kişi Kaysı ağaçlarının dibine Gübre koymaktan henüz gelen Bıyığı kır kalabalık Zorun oğlu Kişe git diye hınçla ..........Kırk beşlik ayağıyla vurdu Bir kez daha Kanatlarının işe yaramadığını .......................Gören tavuk Yolunmuş tüylerini Havalarda dağınık dağınık bırakarak Vaaah vaaah çekerek ............. Canını zor kurtarıyordu
Kuzu çobanı çocuk Elinde söğüt çubuk Kuzuyu yaylımdan getirdi Kahvehane ..........Kuzuların yolunun üstü Oğlaklar oynayıp zıplayıp İçeri girmemek için Dört ayak üstüne düştü Arkalarından kara kura kık döktü ................Yaptıkları keçilikti Kuzular daha ehli kamil Bütün hepsi Bütün herkesin Elini eteğini öpmek istedi Ama bütün oyuncular Kis kis diye rettetti Çekip gittiler meleşi meleşi Hemen bitişikteki .................... Ağıllarına
Artık akşam üstüydü Garson amcası yorgun düştüydü Alt yanı adana şalvarı .....................İş tulumu Üst yanı Antalya plajı giysili ................Üniversiteli kız Garsonluğu devraldıydı ......Argo kelimeler rafa kalktı Biraz önceki lanlar lunlar Ana avrat küfredilen taşlarda .............Rahata kavuştular Halbuki o küfürleri Çoluk çocuk kadın kız herkes Bağdan bostandan Dört bir yandaki Serilmiş kaysılarla sararmış Toprak dam üstlerinden de .....................Duyuyordular
Şimdi sanki oynayanların hepsi ...........Öğretmenlerinin önünde uşaktı Bir çay yerine Beş çay aldılar Öğretmen hanım Sen hep başımızda ol Bu işe çok yakışıyorsun dediler
Hüseyin Zengin
Bu üç bölümlük uzun şiire gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.
|
|
|
Acaba Nedir?:
acı
,
ali
,
avrat
,
baba
,
bir
,
birisi
,
büyük
,
çay
,
çocuk
,
dağlar
,
daha
,
dört
,
en
,
gibi
,
git
,
göğüs
,
halbuki
,
hep
,
iki
,
kadın
,
kan
,
kara
,
kelimeler
,
kır
,
kirpik
,
köy
,
nedir
,
o
,
öpmek
,
resim
,
sıfır
,
son
,
süt
,
traktör
,
türküler
,
üç
,
vagon
,
ve
,
yorgun
|
|
|
24 Mart 2008 Pazartesi 01:20:14
Uzun şiirlerde konunun dağılması olasılığı vardır ama şiirinizde ki öykü tadı,şiirinize akıcılık vermiş hiç yormadan su gibi aktı dizeler
tebrik ederim saygılarımla.
Nihal Mirdoğan tarafından 3/24/2008 1:20:42 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar 16:46:56
Tavukların en avanağı ..........Kuş gribinden habersiz Eli asalıların En büyük besin kaynağı Bisgivit kırıntılarını topluyordu ....................Masanın altında
Hayat... gerçek,sitem, isyan... Belki daha söylenecek çok şey var ama susmak gerekecek...
Tebrik ve saygımla
|
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar 12:19:32
çok güzel hikaye tadında bir şiir okudum sayenizde. kutluyorum emeğinize sağlık
|
|
|
|
22 Mart 2008 Cumartesi 08:41:00
dostum şiire yorum yok çünkü ne yazacağımı bilemişyorum sevgiler sunarım iyiki varsın
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 21:36:19
yine kutlarım şairi güzel bir üçleme çıkmış ortaya tebrikler gönülden...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 20:23:28
şiirin başında bindim haydarpaşa'dan,sonunda indim eminönünde:)coşmuşsunuz hocam.kutlarım verdiğiniz emeğe saygılar.sevgiler...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 19:31:29
okuduğum en güzel öykülerden biriydi desem harikaydı saygılar...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 16:14:49
Neredeyse uzanıp dokunacağım bir sahne, oyuncular ve yazar... Hani o kadar canlı , o kadar gerçek ki... çok mükemmel kaleme alınmış . Samimi , duyarlı. Kutluyorum efendim...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 14:40:47
gerçektem harikaydı..
yüreğinize sağlık..
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 14:38:08
Yaşama dair ayrıntılar bu sayfada dile geliyor...
Başarılara imza atan yüreği kutluyorum...
saygılar...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 13:19:13
çok güzel bir şiir kutlarım
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 12:47:51
Uzun özel ve güzel şiir bir kez okumak kafi gelmedi ben tekrar okuyacağım sayfanıza selam ve sevgilerimi bırakıyorum tebrikler
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 12:37:19
Anadolu kokulu insan öykülerini
senin kadar güzel kim yazabilir
çok güzel seriydi yaşama insana dair
... iyi ki varsın can dost sevgilerimle
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 12:30:00
Haydarpaşa’dan Kurtalan’a Saçlarını ağartana kadar Kara trene kömür attı Sivas Ali babada bir ev yaptı. Çapıtlı tünellerde isi yuttu. Ne aşılmaz dağlar aştı Zamanla yarıştı Kavgadan yana bakmadı Bütün düşüncesi barıştı Her istasyonda harman harman Göz yaşlarıyla imzalanan ................Ayrılıklara tanıktı. tebrikler güzel dizelerdi.
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 12:18:40
Bitti..gittim...
Yüreğine sağlık sevgili "kehya"...
Saygılarımla...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 11:58:23
öykü tadında yürek tınılarından geçtiler
sevgiler
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 11:08:57
Emeğinize yüreğinize sağlık...
sevgilerimle...
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 10:15:17
Şiirin adı bile tek başına şiir. Kaleminizi seviyorum.
Kutlarım / saygılarımla
|
|
|
|
21 Mart 2008 Cuma 09:57:43
Hikaye tadında şiir bitti sanırım, keşke devamı gelseydi. Güzeldi, tamamen . Sevgiyle...
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|