|
|
|
AYIRDI BİZİ KARA ELMAS
( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )
Şiirin Hikayesi
Şiirim 3 mart 1992 yılında Zonguldak İli Kozlu nahiyesinde gece 03-00 de Nakıs Deniz seviyesinin 570 .m Derinliğinde Meydana gelen Grizu(Karbondioksit sıkışması) patlaması ve 250 Madencinin vahim bir şekilde yanarak şehit olması nedeni ile madenciyi anlatan bir şiir Şuanda Genel Maden İşçileri Sendikası Uzun Mehmedin İlk kömürü bulmasından bu yana yani 1848 yılından günümüze dek Maden Ocaklarında 67 Vilayetten hayatını kaybeden Madenci anıtı mevcuttur. Şehit olan madencinin sayısı 3000 üzerindedir. Zonguldak en büyük kaybını 3 Mart 1992 yılında 250 maden şehidini vererek yaşamıştır Ulusumuzun Karabük, Erdemir, Ereğli Demir çelik fabrikaları, Sıvas bakır işletmeleri ve Devlet Demir yollarının Mustafa Kemal ATATÜRK zamanında önemsemesi ile Bir çok fabrikaların yurt sathında açılmasında Zonguldak madeninin desteği ile kurulan Demir ve Çelik fabrikaları öncülük etmiştir. Cumhuriyet Kuruluş yılından günümüze kadar Zonguldak Emeğin Başkenti kabul edilmiştir. Atatürk Zamanında çıkarılan kanunla yeraltı Zenginlikleri Savaş yıllarında kullanılmak üzere Maden-i Fehmiye kanunu çıkarılmıştır ve halen yürürlüktedir Deniz seviyesinden-50.m ile -1000.m kotları arasında her 100.m derinlikte galeriler mevcuttur. Kömür rezervleri 150 ile 300 yıl daha Ulusumuza katkı vereceği tubitak tarafından açıklamalar yapılıyor. Kendimde 1998 yılında 2 maden mühendisi arkadaşımla beraber söz konusu olay yerini görme imkanı buldum.(ÇOK ACI BİR TABLO YAŞADIM) Söz konusu anımı bir gün yazılarım bölümünde açıklayacağım. Dünyanın en zor mesleği madenciliktir. En helal alın teride madencinin kazandığı alın teridir. Saygılarımla Şair 67 Ali Cemal AĞIRMAN
Yıl 3. Mart. 1992.
Yemiştim sanki son yemeğimi. Giyinmiştim, giyinmiştim Madenci elbiselerimi. Taktım baretimi. Öptüm sevdiklerimi.
Allahısmarladık. Eşim, çocuklarım, dostlarım. Maden bu, hiç belli olmaz. Belki, belki kalırım..
Sanmayınız ki sizlerden Sizlerden sanmayınızki dargınım. 570.m .derinlikte. Rızık aramak ise. Benim kaderim.
Son,gülücüklerimle. İnmiştim, maden ocağına. Son kez, bakınmıştım. Karanlıkta sağa, sola.
Baretimdeki önümü . Aydınlatan, ışık. Şahit olmuştu. Son ayrılığımıza.
450,570.metre derinliklerde. Çalışan. 250. Madenci Candık. Aldı götürdü bizi. Ekmek parası uğruna. Ne yazıkki, Kara Elmas.
Bürümüştü, Kozlu yu. 3.Mart günü hüzün dolu bir yas. Yutmuştu, gencecik Madencileri. Ne yazık ki acımasız, Karaelmas.
Sığmıyordu Yanan , kavrulan, cesetlerimiz.. Ne acı ki.,Hastahane morglarına.
Elveda ,dostlarımız. Elveda. Ne olur , ne olur. İyi bakınız, hemi. İyi bakınız.. Sevgili yavrularımıza
SAYGILARIMLA 24.Haziran.1998 Şair 67 Ali Cemal AĞIRMAN
|
|
|
|
09 Mart 2008 Pazar 14:06:05
* * * H A R İ K A S I N I Z* * * ** * * * * * * * * * * * * * * * * * * ** Saygın yorumlarınız için Zatıalilerinize çok teşekkür ederim, Gönül dostları, Saygın yürekler Duygularınız, adeta pınar olup, Denizlere, Deryalara hatta Okyanuslara akıyor, buharlaşıyor Aydedenin güzelliğini, Yıldızların ışıltısını, Güneşin sıcaklığıını alarak tekrar duygu olarak yüreklerimize sağanak halinde yağıyor. Bu nedenle Siz gönül Can dostlarımı bir kez daha kutluyorum İyiki varsınız iyiki yazıyorsunuz Engin Sevgi, Saygı, muhabbet dolu Selamlarımla efendim Şair 67 Ali Cemal AĞIRMAN
|
|
|
|
08 Mart 2008 Cumartesi 23:54:23
Allahısmarladık. Eşim, çocuklarım, dostlarım. Maden bu, hiç belli olmaz. Belki, belki kalırım..
Sanmayınız ki sizlerden Sizlerden sanmayınızki dargınım. 570.m .derinlikte. Rızık aramak ise. Benim kaderim. + TÜM MADEN ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN. Aziz dostum yüreğim sızlayarak okudum 2 kez gözlerim doldu ağladım. Malesef ülkemizin acı gerçeklerinden biri. Yazan yüreğiniz dert görmesin.
Size dost diyebilmek mutlulukların en güzeli. Saygılar
|
|
|
|
08 Mart 2008 Cumartesi 15:07:53
hocam kutluyorum yüreğine sağlık....
|
|
|
|
07 Mart 2008 Cuma 21:36:57
450,570.metre derinliklerde. Çalışan. 250. Madenci Candık. Aldı götürdü bizi. Ekmek parası uğruna. Ne yazıkki, Kara Elmas.
Bürümüştü, Kozlu yu. 3.Mart günü hüzün dolu bir yas. Yutmuştu, gencecik Madencileri. Ne yazık ki acımasız, Karaelmas.
Sığmıyordu Yanan , kavrulan, cesetlerimiz.. Ne acı ki.,Hastahane morglarına.
Elveda ,dostlarımız. Elveda. Ne olur , ne olur. İyi bakınız, hemi. İyi bakınız.. Sevgili yavrularımıza _________________________________________________ Duyarlı yüreğinize sağlık.O acıya bizi de ortak ettiniz.Öyle ki hayatın acılarını tatmayanlar onun olgunluğundan eksik olurlar.Tümüne Allah'tan rahmet ve acılı ailelerine sabırlar diliyoruz...
Saygılarımla...
|
|
|
|
06 Mart 2008 Perşembe 17:26:25
Duyarlı yüreğe selam acıtsada içimizi hayat işte devam ediyor nurlarda yatsınlar ualarım onlarla. Yüreğinize sağlık ...Saygılarımla...
|
|
|
|
05 Mart 2008 Çarşamba 11:42:43
kutlarım abicim duyarlı bir şiirdi.. gönlüne sağlık selam olsun yazan ele
|
|
|
|
05 Mart 2008 Çarşamba 03:37:45
Kara elmasın acıklı hikayesini yansıtmışsınız dizelere ekmek parası içi sürülen bu hayat kim dayanabilir ve garantisi olmayan gelecek umut ciğerlere solunan ölümle pençeleştiren o hava
tebrik ederim değerli dost duyarlı yüreğine sağlık
|
|
|
|
04 Mart 2008 Salı 23:45:26
Elveda ,dostlarımız. Elveda. Ne olur , ne olur. İyi bakınız, hemi. İyi bakınız.. Sevgili yavrularımıza
çok hassas duygu dolu bir yürek yazmış .ya hüzün lendim:(( yüreğiensağlık saygılar..
|
|
|
|
04 Mart 2008 Salı 23:06:13
Kader arkadaşları..Ölümü bile göze alarak çalışmak zorunda kalmak ne acı...Hayat dikenli bir yol...yaşamak bi tesadüf...Allah yardımcıları olsun demekten başka şey gelmiyor elimizden..hassas bi konuyu işlemişiniz...Kutlarım sizi şair67...Kaleminiz susmasın...
|
|
|
|
04 Mart 2008 Salı 15:56:24
Emeğe değer veren, Alın terini inkar etmeyen sahiplenen yüreği kutluyorum Emekçisini, şiirleri ile yazıları ile Saygın yorumları ile taçlandıran, onurlandıran yüreği Saygı ve Sevgilerimle Selamlıyorum Ulusumuza, Ayyıldızlı Şanlı Bayrağımıza, Atatürk Türkiyesine, Laik Cumhuriyetine, dürüst namuslu onurlu Alın teri ile çalışan emekçisine, Ulusun hak ve çıkarlarını savunan yüreklere selam olsun Selam Türkiyem, Selam Anadolum, Selam Güzel şirin Vatanım, Selam Emekçi dostlarım Selam Saygılarımla şAİR 67 Ali Cemal AĞIRMAN
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
04 Mart 2008 Salı 02:43:51
AH DOSTUM ....SANKİ ORTAK MI DÜŞÜNÜYORUZ NEDİR....
***************************SÜPERSİN ŞAİRİM****************************
...............İŞÇİLER KİME GÜVENECEK ??????.............. Toplumsal yaşamla ilgili olarak yapılan tüm yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalar, egemen sistem hangi sınıfın çıkarlarını koruyorsa, o sınıfın istek ve beklentileri doğrultusunda gerçekleşir. Ancak bu durum her zaman, herkes tarafından açıkça görülemez. Aksi takdirde insanların genel olarak sisteme, onun koruyucusu ve kollayıcısı olan devlete olan güveni sarsılır. Sermayenin elindeki en etkili yaptırım, işçileri fazla çalıştırma, düşük ücret verme, işten çıkarma gibi uygulamaları istediği zaman hayata geçirebilme imkanının olması. Fakat sistemi bir bütün olarak ayakta tutan nihai yaptırım, devletin ezilen sınıflar üzerindeki baskıcı gücü doğrudan harekete geçirip yetkilerini kullanabilmesi. "Kamu düzenini sağlamak" adına haklarını arayan işçilerin karşısına kolluk kuvvetlerini dikebilmesi. Bu nedenle, grev yapan ya da hakkını arayan işçilerin kimi zaman dövülmesi, gözaltına alınması ya da tutuklanmasını olağan bir gelişmeymiş gibi yansıtması. En geniş anlamıyla işçilerin haklarını kullanmaları söz konusu olduğu zaman devlet, sınıfsal işlevi ve genel karakterinin doğal bir sonucu olarak, düzeni koruma bahanesiyle hemen her zaman işçilerin karşısında, patronların yanında yer alıyor. İşçiler ise yanlarındakileri ve karşılarındakileri tanıdıkça, kime güveneceklerini, kime güvenmeyeceklerini kendi çalışma ve yaşam deneyimleriyle öğrenmeye devam ediyorlar. Bu durumu somut örneklerler üzeriden açıklayalım. Yasal haklarını kullanarak Tek Gıda-İş Sendikası'na üye oldukları için işten atılan Yörsan işçilerinin direnişi sürüyor. Yörsan işçileri bir taraftan direnişlerini sürdürürken, diğer taraftan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve yargının bir zahmet meseleyi inceleyip lehlerine karar vermesini bekliyorlar. Ancak bu sürenin giderek uzaması, işçilerin direnme gücünün şöyle ya da böyle kırılmasının önünü açmak demek. Bu durumun da kimin işine yaradığı ortada. Benzer bir şekilde, Sincan Organize Sanayi Sitesi'nde bulunan Birleşik Metal-İş üyesi TEGA işçileri, çalışma koşullarının ağırlığına ve ücretlerin düşüklüğüne tepki göstererek sendikalaştılar. Bunun üzerine patronun işçiler üzerindeki baskıları yoğunlaştı. Yaşanan baskılarla birlikte işten atmalar başlayınca işçiler tereddüt etmeden greve çıktılar. Ancak grev haklarını kullanırken, benzer durumlarda olduğu gibi, güvenlik görevlilerince tartaklandılar, sanki suç işlemiş gibi jandarma tarafından gözaltına alındılar. Haklarını ararken, birdenbire haksızlıkların mağduru oldular. Yörsan'da, TEGA'da ve benzer aşamalardan geçen pek çok işyerinde yaşananların ortak noktası, devlete ve onun yasalarına güvenerek örgütlenen işçilerin normal yaşam koşullarında tartışmasız güvendikleri yerlerin, iş insanca yaşamak için hakkını aramaya gelince yanlarında değil, karşılarında olduklarını görmeleri. Sınıf mücadelesinin sadece yasal düzenlemelerle, güvencelerle değil, bizzat kendilerinin haklarına sahip çıkmasıyla mümkün olabileceğini öğrenmeleri. TEKEL işçilerinin Ankara eylemi bu açıdan ibret vericiydi. İşçiler hafta başında TEKEL'in özelleştirilmesini engelleyebilmek için Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya geldiler. Özelleştirmeye karşı tepkilerini dile getirdiler. Ancak akşamüzeri işçiler "Vatan sana canım feda" dedikçe, buz gibi havada "Alın size vatan" dercesine polis panzerlerinden püskürtülen biber gazları ve tazyikli suların hedefi oldular. Benzer bir saldırı cuma günü İstanbul'da yaşandı. Yeri geldiğinde her fırsatta "Türkiye güçlü bir ülkedir" diyenler, fabrikalarına sahip çıkan TEKEL işçilerinin onurlu direnişi karşısındaki korkularını, polis panzerleriyle, biber gazları ve polis şiddetiyle gidermeye çalıştılar. Yaşamını işgücünü satarak sürdüren bütün işçilerin çıkarları ortak olduğuna göre "İşçiler kime güvenecek" sorusunun cevabı açık. İşçiler önce kendilerine, sonra birbirlerine güvenecekler. Çünkü ancak kendilerine ve birbirlerine güvendiklerinde, onları bölmek ve birbirine düşürmek isteyenlerle hiçbir ortak yanlarının olmadığının farkına vardıklarında, sömürülen bir sınıfın üyeleri olarak, neden daha fazla güçlenmeleri gerektiğinin bir zorunluluk olduğunu görecekler. ******************************************************************************************* *************************************************************************** ******************************************************* ********************************** *********************
|
|
|
|
03 Mart 2008 Pazartesi 23:39:35
Bürümüştü, Kozlu yu. 3.Mart günü hüzün dolu bir yas. Yutmuştu, gencecik Madencileri. Ne yazık ki acımasız, Karaelmas.
Sığmıyordu Yanan , kavrulan, cesetlerimiz.. Ne acı ki.,Hastahane morglarına. tebrik ederim üstat şairlik bu işte saygılarımla
|
|
|
|
03 Mart 2008 Pazartesi 23:36:18
Sığmıyordu Yanan , kavrulan, cesetlerimiz.. Ne acı ki.,Hastahane morglarına.
Elveda ,dostlarımız. Elveda. Ne olur , ne olur. İyi bakınız, hemi. İyi bakınız.. Sevgili yavrularımıza
üstadım;
o hassas yüreğinizi selamlıyorum. kabul buyurunuz. susuyorum......... sadece susuyorum.
|
|
|
|
03 Mart 2008 Pazartesi 23:33:24
Ne yazık ki kader mi desem ihmal mi desem,böylesi canlarımız gidiyor,evlatlar öksüz yetim kalıyor.Bir lokma ekmek uğruna çekilen cefadır karaelmas.Diri diri mezara gömülmek gibidir karaelmas.Rabbim her birini korusun.Allahım yardımcıları,yardımcımız olsun değerli kardeşim.Duyarlı yüreğin varolsun.
Saygılarımla
Bahar
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|