Edebiyat Defteri

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım. (Dostoyevski)
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
   


 
Şiir Bilgi
30.01.2008 tarihinde eklendi.
239 çoğul gösterim yapıldı.
228 tekil gösterim yapıldı.
13 yorum yapıldı.
 

   

 

KEKLİK AVI -4- Dvamı


KEKLİK AVI -4- Devamı

Şaşkına dönen Alliş
“Ulan yavrum sen köye gitmedin miydi
O kırık burnunla ta buralara mı geldin”
Derken aslında...
Keklikleri kaçırdığına kızmadaydı.
Ahmet burnunun acısıyla köyüne döndü.

Üç kardeşi birbirinden ayrılmamak kaydıyla
Önlerinden giden izleri takip ederek
Avluyaya gitmek üzere
Boğazda kaynak suların da donduğu
Buzların üstünden geçerek
Sayanın kapılı kayasından çıkarak
Balık çıkmazın yamacından dolanırken
Artık tan ağarıyor
Döllük kayasından kalkan iki kartal
Gökte havalanıp havalanıp
Ve süzülürken ardıçlıya
Keklikler kartallardan kurtulmak için
Zurba zurba balık çıkmazın içine dökülüyordu.

Bu yamaç hiç bir yamaca benzemez
Burada hiç kimse ayağı kaysın istemez
Başka bir yamaçta ayağının kayması
Karda takla atıp yuvarlanıp gitmesi
En keyif alıp eğleneceğin durum olabilir
Fakat balık çıkmazın yamacı
Yaz baharın bile herkesin korkulu rüyasıdır
Bu kış günlerinde ayağı kayanın ölümü olabilir
Balık çıkmaz işte böyle amansız
Çetin dik yamaçları tahta gibi düz
**Çaldan ibaret darboğaza inen ***şuuldur

Bu şuula kapılı kayadan önce boğazdan girilir
En az on göl geçilir, balık çıkmaza gelinir
Temmuzun sıcağında bile
Bu göllere girmek cesaret işidir
Çünkü; bastığın bütün taş yaş sabun gibidir
Eğer bağıracak olsan
O derin mağaraların içinde
..................Kendi sesin kendini vurur
Yani orası balıkların son durağı
Uzun bir tüneldir kimsenin giremediği,

Ahmet’in kardeşlerinden ortancası Gazi
İki zurba kekliğin balık çıkmaza dökülmesine
Daha fazla dayanamadı
O tahta gibi çal’ın çalısız çırpısız yüzüne aşağı
Kaptı bıraktı kendini, kayarak düştü dibe
Bir var ki göl buza kesmişti, kırılmadı
Gazi hiç bir şey düşünmeden
İçine düştüğü kekliklerden
......................İkisini tutabildi
Geri kalan keklikler for for uçup gitti
Nerede olduğu umurunda değil
Keyiften gülüyordu ağzı kulaklarında
Mutluluk yankılanıyordu çığlıklarında

Avcılarsa; Göremedikleri,
Başına ne geldi bilemedikleri
O genç avcı için dillerini bıçak açmıyor
Sanki hepsi donup kalıyorlardı bir bir
Ve bir tek kardeşleri ağlıyordu zır zır

Alliş kafasını sallayarak kendine geldi bir anda
Gazi’nin büyüğü Hasan’ın kafasını okşadı
“Hiç korkma bir şey olmaz kurtaracağız,
sen hiç durma köye git, üç dört tane ****sicim kap gel”dedi..
Hasan o yamaçtan kayıp düşeceğini düşünmeden
Koşar adım ayrıldı oradan.
Ve Alliş gayet serinkanlı!..
Gazinin dayısı dizini döven Cafer Ve Balı’ya
“Gelin” dedi çabuk.
Galanın dereden geçip
Akreplinin dereden inip
Korukoyak’lı Çamo’nun kavaklarından
Allişin baldırı kalınlığında
Bir *****serviyi acı güçleriyle kırdılar
Dallarını gövdesinden kopardıkları ağacı
Sürükleyerek tez getirdiler
Gazinin kayıp düştüğü yerden aşağı bıraktılar.

Gazinin de sevinci...
Bu dipsiz kuyudan nasıl çıkacağını
Düşünmeye başladığında artık
Sesinde titreme okunuyordu
...................Gözünde korkaklık
Köyden ip getirirler diye umutlanıp
Kendi kendine verirken ferahlık
.........Bir ağaç düştü dibe düştüğü yere
Ağaç dört dam boyu vardı
Sanki uzuuun bir telefon direği
Ağacı devirmeden metre metre
Önce başını kayaya yaslayarak
Sonra dibini ileri alarak
Düştüğü kayanın ön yanına eletti
Yani bedeninden daha iyi tanıyordu
Bu dağların taşların her yanını
Yazın buralara inip az mı taşlamıştı
Balıktan suyu gözükmeyen
.......................Bu balık çıkmazı

Alliş görmediği Gazi’ye
Sesiyle ulaşmaya çalışıyor
Ağaçla nereye kadar çıkacak merak ediyordu.
Ama Gaziden cevap gelmiyordu.

Gazi ağaçtan sonra
Kayanın karlarını elleriyle temizleyerek
Düştüğü kayanın üstüne tırmanarak çıktığında
Kendisine uzanmak isteyen
El ele tutuşmuş
Yamaçtan aşağı zincir olmuş
İnsanları gördü
Nasılda tuhafına geldi güldü güldü
Ve dedi...”Ben sizden yukardayım baksanıza”...

Yukarda kilerinin en küçük hatası
Herkesin dibi boylaması olacaktı.
Alliş işte bunun için hiç durmadan konuşuyordu
“Kolunuz kopsa bile sakın elinizi bırakmayın ha,
.........herkesin canı herkesin elinde” diye
Artık herkes geniş bir nefes aldı
En altta olan cüce Cafer
“Seni ben o şuula yeniden atmaz mıyım”
diye ******kef verirken, çok sevinmedeydi.

Ahmet atını boğaza söğüde bağladı
Elinde sicimler kapılısayı geçtiğinde
En önde ki Alliş yine Ahmede bağırdı
“Yavrum o atla o yolları nasıl geldin?
Yoksa kuş mu olup uçtun?
Bak kardeşini kurtardık geç bile kaldın.
Ama bu gazinin yüreği seninkinin
Beş on katı bilesin!!” dedi.
Ve Gazi’ye dönerek...
“Bak ağılda diş bilediğin Balı
Herkesten daha daha çok çabaladı
Omuz omuza el ele vermezsen
Bu derenin tepenin acımasızlığına
Ne sen dayanabilirsin ne ben” dedi.



*Zurba – Kekliğin kendi yumurtasından çıkardığı bir gurup keklik sürüsü 15- 20 civarı

**Çal – Sırf kayadan taştan oluşan dağ, yamaç

***Şuul – İki dik uçurum arasında dar boğaz.

****Sicim – İp – Köylerde yük taşımada kullanılır.

***** Servi – Uzun ve düzgün kavak ağacı

******Kef - Tehdit.


   
Acaba Nedir?: acı , adım , ağaç , balık , ben , bıçak , bir , böyle , cesaret , cevap , daha , derin , dört , döven , en , geç , gibi , gitmek , hepsi , hiç , iki , ip , kadar , kalan , kayıp , kaynak , kırık , korkma , kurtulmak , kuş , küçük , metre , nasıl , nefes , nereye , o , son , tahta , takip , tan , telefon , tez , uzanmak , üç , ve , yamaç
 Yorumlar
 
31 Ocak 2008 Perşembe 00:09:42
yüreğine sağlık kutlarım kalemin daim olsun
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 17:26:30
öyküyü şiirselleştirerek anlatmak bellki de güzel bir metot. netice şiirsel akıcılık bize daha çok okumayı sağlayacaktır. kutlarım sizi.

Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 17:18:21
Omuz omuza el ele vermezsen
Bu derenin tepenin acımasızlığına
Ne sen dayanabilirsin ne de ben ....

Şiirinizde de dediğiniz gibi o zor şartlar altında yaşanmışlığın verdiği o ağırlık ancak böyle atlatılır zaten , nasıl da geliveriyor insanlar bir araya ve nasılda sarmaya çalışıyorlar birbirlerinin yaralarını ... Ben bu şiirlerinizde dostluğa dair , insan olmaya dair çok şeyler buluyorum kendimce ve sanki bu şiirlerinizle ouyanlara bir ders veriyorsunuz insanlık adına ve bundan dolayı sizi kutluyorum Kehya , umarım bütün insanlar öğrenirler bir gün ınsanlığı , sevgilerimle ........
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 15:29:14
her zaman ki gibi güzeldi tebrikler.......
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 14:50:42
Gel şu KEKLİK AVI şiirinizin 32 tekmilini birden yayınlayalım.:))
Tebrikler... Hoş bir anlatım devam ediyor öykü tadında.
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 13:51:20
Usta kalemden enfes bir yorumlama...

Kutlarım

SEVGİYLE...
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:25:04
:)

Bende kutluyorum :)

Mor-Beyaz-Keklik

Saygılarımla...
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:23:41
Büyük bir keyifle okudum.
Çok güzel ve içten.
Muhabbetle.
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:16:54

emeğinize sağlık

sevgilrimle...

kaleminiz susmasın

hilal.
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:49:28

Omuz omuza el ele vermezsen
Bu derenin tepenin acımasızlığına
Ne sen dayanabilirsin ne ben”

bu final mükemmel
yazmalı yüreklere
slogan olmalı dillerde

emeğine yüreğine sağlık dost
sevgiyle

 
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:39:39
şiir
fakat öykü tadında damaklarımızda haz bırakıyor
saygılar
 
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:03:34

“Bak ağılda diş bilediğin Balı
Herkesten daha daha çok çabaladı
Omuz omuza el ele vermezsen
Bu derenin tepenin acımasızlığına
Ne sen dayanabilirsin ne ben” dedi. tebrik ederim saygılarımla üstat

 
30 Ocak 2008 Çarşamba 10:35:59
Anlamı derin muhteşem dizeler, şiirdi kutlarım.
Saygılarımla..
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
hosting Haberler Fıkra Dünyası Sağlık Merkezi Sağlık Bilgisi
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.