|
|
|

KEKLİK AVI -4- Dvamı
KEKLİK AVI -4- Devamı
Şaşkına dönen Alliş “Ulan yavrum sen köye gitmedin miydi O kırık burnunla ta buralara mı geldin” Derken aslında... Keklikleri kaçırdığına kızmadaydı. Ahmet burnunun acısıyla köyüne döndü.
Üç kardeşi birbirinden ayrılmamak kaydıyla Önlerinden giden izleri takip ederek Avluyaya gitmek üzere Boğazda kaynak suların da donduğu Buzların üstünden geçerek Sayanın kapılı kayasından çıkarak Balık çıkmazın yamacından dolanırken Artık tan ağarıyor Döllük kayasından kalkan iki kartal Gökte havalanıp havalanıp Ve süzülürken ardıçlıya Keklikler kartallardan kurtulmak için Zurba zurba balık çıkmazın içine dökülüyordu.
Bu yamaç hiç bir yamaca benzemez Burada hiç kimse ayağı kaysın istemez Başka bir yamaçta ayağının kayması Karda takla atıp yuvarlanıp gitmesi En keyif alıp eğleneceğin durum olabilir Fakat balık çıkmazın yamacı Yaz baharın bile herkesin korkulu rüyasıdır Bu kış günlerinde ayağı kayanın ölümü olabilir Balık çıkmaz işte böyle amansız Çetin dik yamaçları tahta gibi düz **Çaldan ibaret darboğaza inen ***şuuldur
Bu şuula kapılı kayadan önce boğazdan girilir En az on göl geçilir, balık çıkmaza gelinir Temmuzun sıcağında bile Bu göllere girmek cesaret işidir Çünkü; bastığın bütün taş yaş sabun gibidir Eğer bağıracak olsan O derin mağaraların içinde ..................Kendi sesin kendini vurur Yani orası balıkların son durağı Uzun bir tüneldir kimsenin giremediği,
Ahmet’in kardeşlerinden ortancası Gazi İki zurba kekliğin balık çıkmaza dökülmesine Daha fazla dayanamadı O tahta gibi çal’ın çalısız çırpısız yüzüne aşağı Kaptı bıraktı kendini, kayarak düştü dibe Bir var ki göl buza kesmişti, kırılmadı Gazi hiç bir şey düşünmeden İçine düştüğü kekliklerden ......................İkisini tutabildi Geri kalan keklikler for for uçup gitti Nerede olduğu umurunda değil Keyiften gülüyordu ağzı kulaklarında Mutluluk yankılanıyordu çığlıklarında
Avcılarsa; Göremedikleri, Başına ne geldi bilemedikleri O genç avcı için dillerini bıçak açmıyor Sanki hepsi donup kalıyorlardı bir bir Ve bir tek kardeşleri ağlıyordu zır zır
Alliş kafasını sallayarak kendine geldi bir anda Gazi’nin büyüğü Hasan’ın kafasını okşadı “Hiç korkma bir şey olmaz kurtaracağız, sen hiç durma köye git, üç dört tane ****sicim kap gel”dedi.. Hasan o yamaçtan kayıp düşeceğini düşünmeden Koşar adım ayrıldı oradan. Ve Alliş gayet serinkanlı!.. Gazinin dayısı dizini döven Cafer Ve Balı’ya “Gelin” dedi çabuk. Galanın dereden geçip Akreplinin dereden inip Korukoyak’lı Çamo’nun kavaklarından Allişin baldırı kalınlığında Bir *****serviyi acı güçleriyle kırdılar Dallarını gövdesinden kopardıkları ağacı Sürükleyerek tez getirdiler Gazinin kayıp düştüğü yerden aşağı bıraktılar.
Gazinin de sevinci... Bu dipsiz kuyudan nasıl çıkacağını Düşünmeye başladığında artık Sesinde titreme okunuyordu ...................Gözünde korkaklık Köyden ip getirirler diye umutlanıp Kendi kendine verirken ferahlık .........Bir ağaç düştü dibe düştüğü yere Ağaç dört dam boyu vardı Sanki uzuuun bir telefon direği Ağacı devirmeden metre metre Önce başını kayaya yaslayarak Sonra dibini ileri alarak Düştüğü kayanın ön yanına eletti Yani bedeninden daha iyi tanıyordu Bu dağların taşların her yanını Yazın buralara inip az mı taşlamıştı Balıktan suyu gözükmeyen .......................Bu balık çıkmazı
Alliş görmediği Gazi’ye Sesiyle ulaşmaya çalışıyor Ağaçla nereye kadar çıkacak merak ediyordu. Ama Gaziden cevap gelmiyordu.
Gazi ağaçtan sonra Kayanın karlarını elleriyle temizleyerek Düştüğü kayanın üstüne tırmanarak çıktığında Kendisine uzanmak isteyen El ele tutuşmuş Yamaçtan aşağı zincir olmuş İnsanları gördü Nasılda tuhafına geldi güldü güldü Ve dedi...”Ben sizden yukardayım baksanıza”...
Yukarda kilerinin en küçük hatası Herkesin dibi boylaması olacaktı. Alliş işte bunun için hiç durmadan konuşuyordu “Kolunuz kopsa bile sakın elinizi bırakmayın ha, .........herkesin canı herkesin elinde” diye Artık herkes geniş bir nefes aldı En altta olan cüce Cafer “Seni ben o şuula yeniden atmaz mıyım” diye ******kef verirken, çok sevinmedeydi.
Ahmet atını boğaza söğüde bağladı Elinde sicimler kapılısayı geçtiğinde En önde ki Alliş yine Ahmede bağırdı “Yavrum o atla o yolları nasıl geldin? Yoksa kuş mu olup uçtun? Bak kardeşini kurtardık geç bile kaldın. Ama bu gazinin yüreği seninkinin Beş on katı bilesin!!” dedi. Ve Gazi’ye dönerek... “Bak ağılda diş bilediğin Balı Herkesten daha daha çok çabaladı Omuz omuza el ele vermezsen Bu derenin tepenin acımasızlığına Ne sen dayanabilirsin ne ben” dedi.
*Zurba – Kekliğin kendi yumurtasından çıkardığı bir gurup keklik sürüsü 15- 20 civarı
**Çal – Sırf kayadan taştan oluşan dağ, yamaç
***Şuul – İki dik uçurum arasında dar boğaz.
****Sicim – İp – Köylerde yük taşımada kullanılır.
***** Servi – Uzun ve düzgün kavak ağacı
******Kef - Tehdit.
|
|
|
Acaba Nedir?:
acı
,
adım
,
ağaç
,
balık
,
ben
,
bıçak
,
bir
,
böyle
,
cesaret
,
cevap
,
daha
,
derin
,
dört
,
döven
,
en
,
geç
,
gibi
,
gitmek
,
hepsi
,
hiç
,
iki
,
ip
,
kadar
,
kalan
,
kayıp
,
kaynak
,
kırık
,
korkma
,
kurtulmak
,
kuş
,
küçük
,
metre
,
nasıl
,
nefes
,
nereye
,
o
,
son
,
tahta
,
takip
,
tan
,
telefon
,
tez
,
uzanmak
,
üç
,
ve
,
yamaç
|
|
|
31 Ocak 2008 Perşembe 00:09:42
yüreğine sağlık kutlarım kalemin daim olsun
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 17:26:30
öyküyü şiirselleştirerek anlatmak bellki de güzel bir metot. netice şiirsel akıcılık bize daha çok okumayı sağlayacaktır. kutlarım sizi.
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 17:18:21
Omuz omuza el ele vermezsen Bu derenin tepenin acımasızlığına Ne sen dayanabilirsin ne de ben ....
Şiirinizde de dediğiniz gibi o zor şartlar altında yaşanmışlığın verdiği o ağırlık ancak böyle atlatılır zaten , nasıl da geliveriyor insanlar bir araya ve nasılda sarmaya çalışıyorlar birbirlerinin yaralarını ... Ben bu şiirlerinizde dostluğa dair , insan olmaya dair çok şeyler buluyorum kendimce ve sanki bu şiirlerinizle ouyanlara bir ders veriyorsunuz insanlık adına ve bundan dolayı sizi kutluyorum Kehya , umarım bütün insanlar öğrenirler bir gün ınsanlığı , sevgilerimle ........
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 15:29:14
her zaman ki gibi güzeldi tebrikler.......
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 14:50:42
Gel şu KEKLİK AVI şiirinizin 32 tekmilini birden yayınlayalım.:)) Tebrikler... Hoş bir anlatım devam ediyor öykü tadında.
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 13:51:20
Usta kalemden enfes bir yorumlama...
Kutlarım
SEVGİYLE...
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:25:04
:)
Bende kutluyorum :)
Mor-Beyaz-Keklik
Saygılarımla...
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:23:41
Büyük bir keyifle okudum. Çok güzel ve içten. Muhabbetle.
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 12:16:54
emeğinize sağlık
sevgilrimle...
kaleminiz susmasın
hilal.
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:49:28
Omuz omuza el ele vermezsen Bu derenin tepenin acımasızlığına Ne sen dayanabilirsin ne ben”
bu final mükemmel yazmalı yüreklere slogan olmalı dillerde
emeğine yüreğine sağlık dost sevgiyle
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:39:39
şiir fakat öykü tadında damaklarımızda haz bırakıyor saygılar
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 11:03:34
“Bak ağılda diş bilediğin Balı Herkesten daha daha çok çabaladı Omuz omuza el ele vermezsen Bu derenin tepenin acımasızlığına Ne sen dayanabilirsin ne ben” dedi. tebrik ederim saygılarımla üstat
|
|
|
|
30 Ocak 2008 Çarşamba 10:35:59
Anlamı derin muhteşem dizeler, şiirdi kutlarım. Saygılarımla..
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|