|
|
|

KEKLİK AVI -4-
24-01-08 KEKLİK AVI – 4 – Ne zaman av lafı açılırsa açılsın Yer mekan neresi olursa olsun Köyün en saygın körü Anı Hasan Taaaa ışımadan... Sayanın mağaraya vardığını Bir *zurba kekliği Bir tekini bile çırpındırtmadan Tek tek yakaladığını Ne bitmez keyifle anlatırdı.
Kehyanın torunu Ahmet Nasılda imrenirdi... Anı hasanın yaşadıklarını yaşamayı ..............Hep aklından geçirirdi. Kar akşamdan topuğa çıkmıştı O gün şafak atmadan, Sayanın mağaraya varmak üzere .............Geceden yola çıktı. Diz boyu karı yara yara gitmek ....Her babayiğidin harcı değildi. Yeğin yağan karın altında Sırtında ağır yük taşıyor gibi ........................Terledi Ahmet Bu eski köyün yolu ki İki sarp yamacın arası Birde suyu akar yılan eğrisi Sağlam buz tutmuş olması ........Şanslılığıydı Ahmet’in (Çünkü; suya değmeden geçecek geçitleri Bu yolu at eşekle bile kullanamazsın ..............Temmuzun sıcak günlerinde de) Kar durmadan yağarken ............İzini kapatıyor Ahmet’in
İki yamacı sarp kayalarla çevrili iki dağ İçinde bir korku, ürperti saçıyordu ağ ağ Kurtların üçlü beşli guruplar halinde Gezdiğini duymuş biliyordu da hatta Böyle endişe böyle korkuyla ...............Göğveli’nin ağıla geldi Işımadan sayanın mağaraya gitmeyi Göze alamadı Boğaz denilen yer ki Bu dereden gelen suların kaynak yeri Temmuz sıcağında buz gibi çıkan su Ilık akar ki öyle kışta görünür buharı Düşünür o sular buz tutmamışsa deyi
Anlaşılır gibi değil birde zaman sorun Hani hava açık değil ki yıldıza baksın Şafağın atması ne kadar yakın bilsin
Sağır Halilin Balı da Damının karını sürümeden Işımadan sayanın mağarada olmalıyım diye ....................çıktı yola Balı Ahmet’ten daha korkak daha tedirgindi Köyden çıktı göğ taşın dibinde ..................Birilerinin gelmesini bekledi Ahmet’in üç küçük kardeşi Abiilerinin yokluğundan istifade ederek Yola çıktılar köyü çıkana kadar ışır diyerek
Alliş köyün en cüsseli pehlivanı Köyün en son evinden Cüce Cafer’in kapısını çaldı “Daha ne duruyorsun kalk yolda hiç iz yok kimse gitmeden gidelim” diye uyardı. 7-8 kişi gök kayaya geldiklerinde Bir öksürük sesiyle irkildiler... Ardından kardan adama dönen Balı’ya ................Güldüler, güldüler, güldüler... Alliş iri ve güçlü ayaklarıyla çığır açıyor Geridekiler birbirlerinin izine basa basa yürüyor Kar hiç durmadan yağmaya devem ediyor Arkalarında iz kalmadan kapanıp gidiyor. Göğvelinin ağıla geldiklerinde ...................Sanki birer kardan adamdılar Halâ hiç kimse ne zaman şafak atacak ...............................Tahmin edemediler Balı sarsılı sarsılı üstünden karını döktü Göz gözü görmeyen kapkaranlık Bir dizine direkli ağılın içine girdi Aynı bir kör gibi Değneğini sağa sola sallayarak Sırtını verip oturabileceği .........................Bir direk arıyordu Değneği sert bir şeye değdi ama ..........Kesinlikle bu bir direk değildi Ahmet sırtını verip uyuyakaldığı ........................Direğin dibinden Burnuna inen değneğin hışmıynan Ve burnundan şar şar akan kanıynan uyandı
Göz gözü görmüyor Ne yapılacak kimse bilmiyor. Ahmet’in daha bıyığı terlememiş kardeşleri “Bilerek mi vurdun” diye diş biliyorlar Ahmet soğukkanlılıkla kardeşlerini azar etti Mendilini ikiye bölüp burnuna tepti Kimselere bir şey demeden o hersle çıkıp gitti
Alliş sayanın mağaraya varmak üzereyken Keklikler zurba zurba for for uçmadaydı Mağaraya tilki mi girdi diye hayladı Ahmet içerden garip bir sesle “Üç tane tutabildim” diye hayıflanmadaydı
Şaşkına dönen Alliş “Ulan yavrum sen köye gitmedin miydi O kırık burnunla ta buralara mı geldin” Derken aslında... Keklikleri kaçırdığına kızmadaydı. Ahmet burnunun acısıyla köyüne döndü.
*Zurba - Her kekliğin yumurtasından oluşan 10- 15 tanelik keklik sürüsü
Uzun diye Devamını yarıan bıraktım.
|
|
|
Acaba Nedir?:
anı
,
av
,
bir
,
böyle
,
buz
,
daha
,
en
,
garip
,
gelen
,
gibi
,
gök
,
gün
,
hiç
,
iki
,
kadar
,
kaynak
,
kırık
,
kör
,
küçük
,
mekan
,
o
,
öksürük
,
sıcak
,
son
,
şafak
,
üç
,
ve
,
yakın
,
zaman
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 23:48:21
Çok güzeldi değerli arkadaşım arkası yarın gibi iple çekeceğim hikayenin ikinci kısmını
Sevgi ve hürmetimle
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 20:47:37
Seriyi kaçırmadan okuyorum bu da çok güzeldi üstat Geçmiş olsun acil şifalar dilerim muhabbetle
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 18:36:48
Alliş sayanın mağaraya varmak üzereyken Keklikler zurba zurba for for uçmadaydı Mağaraya tilki mi girdi diye hayladı Ahmet içerden garip bir sesle “Üç tane tutabildim” diye hayıflanmadaydı
Şaşkına dönen Alliş “Ulan yavrum sen köye gitmedin miydi O kırık burnunla ta buralara mı geldin” Derken aslında... Keklikleri kaçırdığına kızmadaydı. Ahmet burnunun acısıyla köyüne döndü.
tebrikler güzel bir şiir meydana gelmiş akıcı olduğu için aslında uzunluğunun önemi yok yinede okunurdu ,selamlarımla
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 16:33:11
tebrik ederim sevgili kehya...keklik avına özendirdiniz...=)
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 16:02:06
yine kaleminden güzel bir çalışma..
yüreğine sağlık..
sevgilerle
hilal.
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 16:01:08
Öykü tadında, çok güzel bir çalışmaydı...
Sevgiler ÖZ' den...
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 15:37:48
Umarım ciddi bir rahatsızlık değildir , size geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum ...
Hayata dair hikaye gibi şiirinizi büyük bir zevkle okuyorum ve devamınıda bekliyorum , kutlarım sizi , sevgilerimle .....
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 14:35:07
yine harikaydı şiiriniz.. ve geçmiş olsun dileklerimide sayfanıza bırakıyorum.. yüreğinize sağlık sağlıcakla kalın
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 13:18:10
Tebrikler güzel bir eser okudum..selamlarımla
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 12:23:28
Ne zaman av lafı açılırsa açılsın Yer mekan neresi olursa olsun Köyün en saygın körü Anı Hasan Taaaa ışımadan... Sayanın mağaraya vardığını Bir *zurba kekliği Bir tekini bile çırpındırtmadan Tek tek yakaladığını Ne bitmez keyifle anlatırdı. tebrikler dostum çok güzeldi.eline sağlık.bende kekliği çok severim.
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 12:12:42
yureginiz hic dert gormesin begeniyle okudum devmini bekleriz saygilarimla
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:54:19
Tebrik ederim emeğinize saygılarımla.
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:32:53
Geçmiş olsun...
Mor ve beyaz ustası (ben buna niye taktıysam)
Yüreğine sağlık...
Saygılarımla..
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:30:47
bir romanın sayfasında kaldım sevgiler yüreğine
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:21:54
Şunu iyi bilin ki... Yorum bırakan, zaman ayırıp okuyan bütün şiir dostları, Ta yüreğimde olduğunuzu bilesiniz. Kaç gündür biraz rahatsızlığım dolayısıyla sayfalarınıza uğrayamadığım için çok üzgünüm. Herkese çok teşekkür ederim sağolunuz.
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:21:47
evet davamını beklıyorum saygılar......
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:09:56
okurken yaşatıyorsun dost Ahmetin kanının aktığı karlara beleniyor gözlerim
bu arada Kehya ailenin lakabı galiba yanılmıyorsam yüreğine sağlık sayfana gelmek dolu dolu dönmek her dem iyiki de yazıyorsun sevgiler saygılar
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:06:37
Şaşkına dönen Alliş “Ulan yavrum sen köye gitmedin miydi O kırık burnunla ta buralara mı geldin” Derken aslında... Keklikleri kaçırdığına kızmadaydı. Ahmet burnunun acısıyla köyüne döndü.
AVLANDIK BİRAZ.KUTLARIM.RABATLI
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 11:05:33
Keyifle okudum. Yine çok güzeldi. Kutluyorum kaleminizi.
Saygılarımla.
|
|
|
|
29 Ocak 2008 Salı 10:51:25
Güçlü anlatım ..Keyifle okunası..Kutluyor ve şiirsel öykünün devamını bekliyorum...Sevgiler Selamlar
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|