|
|
|
|
Eklediği son sesli şiirler
|
Beni Bana Sormuşsun / 1
“ Muhatabı kendini bilir! ”
Be hey kendini bilmez beni bana sorduysan Adım “insan-ı kâmil” soyadım “Haydar” benim. Hep susuyorum diye bunca cümle kurduysan Sustuğum bildiğimin yarısı kadar benim.
Ne sandığın kadar kör ne kara ne zifirim Üç günlük bir konakta an kadar misafirim Eğer sen ulemaysan ben en büyük kafirim Rêcm eylesen ne çıkar ruhum payîdar benim.
İster Hallacı gibi benim de yüz derimi İster Maraş’a taşı dinmeyen kederimi Nasılsa Hızır Paşa (!) biliyor kaderimi Taşlara gülümserken güle küsmüş dar benim.
Bu yüzden “Yavuz” adım, bu yüzden çokum sana “On iki” olsa adın birinde yokum sana Bu yüzden “dergâh” olsan, aç değil tokum sana Çünkü “Hünkâr-ı Bektâş”, “efkâr-ı didar” benim.
Sense Yezid demişsin haddini zorlayarak Öfkeni cehaletin narıyla korlayarak Oysa sen Hüseyn`imi susuz uğurlayarak Kerbelâ’da gülerken yitirdiğin ar benim.
Peki sen, sûr üflenip doğrulunca Îsrafil Vereceğin hesabı düşünmez misin gafil? Beni neden sorarsın, be hey ekber-î sefil Bir yanım tövbe eder,bir yanım bozar benim.
Yani sen, yarattığın kinle baş başa kalıp Hayrı şerrine ortak meçhul bir düşe dalıp Sahra-yı Kerbelâ’da yavaş yavaş azalıp Kaybolurken, düşlerim “ Cennet”i arar benim.
Bil ki Kalubela’dan beri dimdikken başım “Mertlik” tek şiarımdır, “şerefim” tek yoldaşım. Hâlâ kim olduğumu sorarsan arkadaşım Bir Aslan`ın tuttuğu suskun Zülfikâr benim.
|
|
|
Acaba Nedir?:
aç
,
adım
,
ben
,
benim
,
bir
,
büyük
,
cümle
,
en
,
gibi
,
günlük
,
hep
,
hey
,
hızır
,
kadar
,
kara
,
kim
,
kör
,
meçhul
,
oysa
,
sur
,
susuyorum
,
susuz
,
üç
,
yani
,
yezid
,
yüz
|
|
|
09 Kasım 2007 Cuma 20:47:01
Söyleyecek söz mü koydun Yavuz abi.... :)
Ne demeli bilmem ki
saygılarımla
|
|
|
|
07 Kasım 2007 Çarşamba 12:03:37
"Önce insan" anlayışının egemen olduğu bir anlayış...Kutluyorum.Kaleminle bin yaşa...
|
|
|
|
06 Kasım 2007 Salı 23:17:59
Bil ki Kalubela’dan beri dimdikken başım “Mertlik” tek şiarımdır, “şerefim” tek yoldaşım. Hâlâ kim olduğumu sorarsan arkadaşım Bir Aslan`ın tuttuğu suskun Zülfikâr benim.
severek okudum şiirinizi ..yürekten katılıyorum duygularınıza.....tam puan yüreğiniz dert görmesin
|
|
|
|
06 Kasım 2007 Salı 23:02:36
Tek kelime... harikaydı..Kutlarım...Selam ve Saygımla...
|
|
|
|
06 Kasım 2007 Salı 18:13:07
Teşekkür ederim Sayın Makman. Anladığınız gibi efendim, Yavuz Sultan Selim'i çağrıştırmalı. Babamın "halkların kardeşliği"ne örnek olmam adına koyduğunu söylediği bir isimdir benimki. Ve ben "Bu yüzden" derken, yukarıda bahsettiğim sebep kastediliyor aslında...
Selamlarımla...
|
|
|
|
06 Kasım 2007 Salı 17:04:49
Sayın Doğan'ın her şiiri zevkle okunuyor. Bu şiir, özel bir kültürün aynada yansıması konu olarak. Şair, şiirdeki altyapısı ile bu kültüre belki biraz uzak olanları bile hayran bırakıyor kendine. Yapısal anlamda gerçekten mükemmel bir şiir. Konu da elbet güzel yakalanmış. Zaten bir şiir ne kadar teknik anlamda mükemmel olursa olsun, konu yoksa değersizdir bence. Şiirde anlamakta zorlandığım bir tek nokta oldu, bunu da samimiyetle itiraf edeyim. "Bu yüzden Yavuz adım..." Elbet buradaki Yavuz'un mert, vs. anlamında kullanıldığını anlıyorum ama konu itibariyle hemen Yavuz Sultan Selim'i çağrıştırıyor ve bu konu ile ters mi düşüyor acaba? Belki bana öyle gelmiştir. Yavuz Doğan şiirlerini zevkle okumaya devam.
|
|
|
|
06 Kasım 2007 Salı 00:15:58
Tebrikler, selamlarımla.
|
|
|
|
05 Kasım 2007 Pazartesi 23:46:58
ve suali doyuran, deyim uygun ise suali boğan bir final...
saygı ve selam ile...
|
|
|
|
05 Kasım 2007 Pazartesi 22:06:09
“ Muhatabı kendini bilir! ”
Be hey kendini bilmez beni bana sorduysan Adım “insan-ı kâmil” soyadım “Haydar” benim. Hep susuyorum diye bunca cümle kurduysan Sustuğum bildiğimin yarısı kadar benim.
Ne sandığın kadar kör ne kara ne zifirim Üç günlük bir konakta an kadar misafirim Eğer sen ulemaysan ben en büyük kafirim Rêcm eylesen ne çıkar ruhum payîdar benim.
İster Hallacı gibi benim de yüz derimi İster Maraş’a taşı dinmeyen kederimi Nasılsa Hızır Paşa (!) biliyor kaderimi Taşlara gülümserken güle küsmüş dar benim.
Bu yüzden “Yavuz” adım, bu yüzden çokum sana “On iki” olsa adın birinde yokum sana Bu yüzden “dergâh” olsan, aç değil tokum sana Çünkü “Hünkâr-ı Bektâş”, “efkâr-ı didar” benim.
Sense Yezid demişsin haddini zorlayarak Öfkeni cehaletin narıyla korlayarak Oysa sen Hüseyn`imi susuz uğurlayarak Kerbelâ’da gülerken yitirdiğin ar benim.
Peki sen, sûr üflenip doğrulunca Îsrafil Vereceğin hesabı düşünmez misin gafil? Beni neden sorarsın, be hey ekber-î sefil Bir yanım tövbe eder,bir yanım bozar benim.
Yani sen, yarattığın kinle baş başa kalıp Hayrı şerrine ortak meçhul bir düşe dalıp Sahra-yı Kerbelâ’da yavaş yavaş azalıp Kaybolurken, düşlerim “ Cennet”i arar benim.
Bil ki Kalubela’dan beri dimdikken başım “Mertlik” tek şiarımdır, “şerefim” tek yoldaşım. Hâlâ kim olduğumu sorarsan arkadaşım Bir Aslan`ın tuttuğu suskun Zülfikâr benim.
hocam tekrar tekrar kopyalayıp yapıştırılca bir şiir. kaleminiz daim olsun. bugün O Şah-ı Velayet'e doyduk sayenizde.
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|