 |
|
 |
| |
Şiir Bilgi
31.08.2007 tarihinde eklendi.
163 çoğul gösterim yapıldı.
112 tekil gösterim yapıldı.
6 yorum yapıldı.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
20061120-20070202- dişi hint keneviri
-I-
“katlini nadide bir çiçek gibi içinde büyütürdü…”
küfrü tılsımlı bir ecza gibi gözlerinden okunurdu ne vakit bakışlarımdan cenazeler kalksa elleri ellerimi bulurdu inanacak gibi olurdum inatla uçmaya çalışan bir sürüngen koynuma süzülürdü ağlamaklı olurdum kara tarihlerin sayfalarından fışkırmış kahkahalar patlatırdık geceye bilmezdik niye öyle orada nasıl durduğumuzu kesişme desem aşk kendine dar gelirdi düpedüz bir çığlıktı olanca sessizliğin kendini ifadesi susmayı beceremeyenlerin erdemiydi yalan kurgular ve bilincin kadavrasıydı aramızda boylu boyunca yatan ispermeçet balinaları geçerdi aramızdan bütün çirkinlikleri yutan bir gayya kuyusu açılırdı aramızda gözlerim gözlerini bulunca yüreğimin bütün sokaklarında dünyanın bütün karnavalları ayaklanır kralları bile dize getirecek bir tılsım hücrelerimi tetiklerdi
bedenlerimizde esatirler boy verir ve yuvarlanırdık hayatlarımızı sarmalamaya hazır boşluğun koynuna yarılmış bilincin arka bahçelerinde asi hayatların ihtilallerine iktidarlar bahşedip karmaşık düşler salardık sokağa bu yüzden ne vakit karşılaşsak ağır yenilgilerden arta kalmış bir krallığın yeni bir varisiyle yüzleşirdim
acılarımız yakışıyordu biri birine kendimizi neresine yerleştirsek bir sanat eserine dönüşüyordu hayat bir başka yüreğin o bilinemez sularının yoğunluğunda acılarımızı tanımlarken yeni acılar da ediniyorduk kendiliğinden bir sezgiydi hepi topu kendini ele veren bir ihtimalin gölgesiydi ve o denli usul ve bir o kadar da sarmal
sürekli değişen rollerimizle ana ve oğulduk dede ve torun tanrı ve elçi usta ve çırak şarap ve kadeh biri birine sarmaşık ve tutkulu ne varsa oyduk oradaydık
-II-
“çığları göğüslemek de güzeldi acıyla yeniden karşılaşmak da ve onunla çok eski iki dost olduğunuzu hatırlamak da”
sonra susuşunda yerleşik acıların fay hatları tetiklenirdi yaşanmışlıkların türküye bakan yamaçlarında yine de tarifsiz uçarılıklara dalardık parmakların buluşmasının sus paylarında daha güzel ne ısıtabilirdi ki tutkuya ayarlı yürekleri bakışların sarışmasından duyguların usul ve munis akışmasından başka
gün günden zorlaşırken belgeleri tahrif etmek tutanaklardan çıkarılacak ne çok halimiz oluyordu öyle artık kaçınamadığımız
zımni ittifaklarımızın altında yeşermiş eski bir aşinalığın koynundan fırlattığı kahpe dölü belalarla bitirim alemlerinin raconlarında yamuk yapmamak gibi düsturlarla gecede kürsü sahibi olduk bundan böyle Kordon bir başka görünecek bir çift göze
kendimize yabancı yanlarımızla patolojik sahiplenmelerimizle “inadımız nagant gibi koltuğumuzun altında” yürüyüp geçiyorduk zamanın içinden sular akıyor güneşler doğup batıyordu bizse uzanıp dokunmuyorduk “…ne güzel!…”
-III-
sonra bir suskunluk yarıyordu geceyi savrulmuş hayatların korku duvarlarında bilenmiş öyle karşılıklı oturup olmazlığını yudumluyorduk gecenin o izbe saatlerinde kalsam zulüm gitsem isyan
bi ara prometheus ateşi çalmaktan vazgeçti sanki
ve sanki o ara gözleri içime devrildi ve o anda ikarusla aramızdaki zaman duvarları yıkıldı
sonra bi vakit yalnızlığıma kapalı gişe oynadım
dilimde dilinin tadı dolaştım sokaklarda bi başıma her şeyi inkar etmek kolaydı ya kendimizi neremize saklayacaktık
-IV-
nasılsa tutanaklardan çıkarıyorduk bütün yaşanmışlıklarımızı gömüyorduk yerin yedi bin kat altına yedi bin kilitle mühürleyerek yedi bin dua ederek
ve ben “yapma” diyordum “biliyorsun inanıyorum sonra” bütün bildiklerime kahrederek ve tanrım sen bana “inan” diyordun bir vahiy gibi işte o zaman büyülü bir dinin peygamberi oluyordum tek müridi kendi olan uzanıp tutuyordun ellerimi ve ben bütün bildiklerimi bütün ezberlerimi unutuyordum üstelik dikiyordun bakışlarını derinime ne kaçacak bir yer ne saklanacak bir ücram kalıyordu ve yeniden başlıyordu üryan bir sabi bozkırlarımda at koşturmaya susuyor susuyor susuyordum üstelik akıyorken gecede bin ırmak her biri bin bir pınardan beslenerek
-V-
acıların tarifi mümkünsüz halleri vardı bir tek yüreklerden gözlere ve ellere süzülen sezmek gibi ince ve manalı zaman gibi dipten ve hüzün yüklü
kim bilir belki de gecede patlayan kahkahalar acıyla baş etmenin yollarındandı yaşayabilsin diye kendine kilitli sırları
nurhan barut
|
|
|
Acaba Nedir?:
artık
,
aşk
,
ben
,
bi
,
bir
,
böyle
,
çift
,
dize
,
dua
,
fay
,
gayya
,
gibi
,
güzel
,
hatırlamak
,
hüzün
,
ırmak
,
iki
,
kadar
,
karşılaşmak
,
kordon
,
korku
,
kürsü
,
nasıl
,
o
,
prometheus
,
sanat
,
sarmaşık
,
sus
,
sürüngen
,
ve
,
yalan
,
yamuk
,
zaman
,
zımni
|
|
|
04 Eylül 2007 Salı 22:16:09
"sonra bi vakit yalnızlığıma kapalı gişe oynadım dilimde dilinin tadı dolaştım sokaklarda bi başıma her şeyi inkar etmek kolaydı ya kendimizi neremize saklayacaktık " ... dostum neremize sakladık kendimizi? senin uzun soluklu şiirlerini, soluksuz ve hep bir sonra söyleyeceklerini merak ederek okumak ne kadar keyifli...
|
|
|
|
01 Eylül 2007 Cumartesi 17:07:39
bir o kadar okunası ve içine düşülesi...
uzun şiirleri hep sevmişimdir...bir çırpıda nefesimi tutarak bitirdim...ne güzeldi ne güzel...
alkışlıyorum sizi...
|
|
|
|
01 Eylül 2007 Cumartesi 10:10:19
söyleyecek mısrası bitmeyen bereket dolu şairleri seviyorum
bir hasbihal ki soluksuz...
tebrikler
saygılar...
|
|
|
|
01 Eylül 2007 Cumartesi 09:25:43
gerçekten güçlü bir kalem kutlarım
|
|
|
|
01 Eylül 2007 Cumartesi 00:09:40
bu güzel ve güçlü, ebedî kıymeti olan şiiri okuduğum için kendimi çok şanslı görüyorum ki kutlarım çok güzeldi
ille yürekten ille acıma hint acıma biberim ...
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
31 Ağustos 2007 Cuma 22:30:35
sindire sindire okudum .
ve yine gelecegim bu siirinize ..
yine yine okuyacagim ...
sectiklerimde ...
bu sitede siir yazan bir sair var .. siir .. bir fazlasi .. bir ... bir ... fazlasi ...
böyle .. sairin ilk yorumcusu olmanin gururunu yasiyorum ..
tesekkürler ...
sevgilerimle ...
_ZERRE_ tarafından 9/3/2007 12:11:14 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|