|
|
17 Temmuz 2007 Salı 08:43:49
‘Ve gece…
Bir şiir daha bırakmalı sana Bilekteki kan sızmadan’
Okunan girişi şiirin, kurgunun öncesinin de var olduğunu haykırıyor bizlere… Bu noktada ‘ve’den öncesi önem kazanıyor… Neler oldu, neler yaşandı? Bin bir türlü olasılık olsa da şairin dizelerinden ortaya çıkan bir intihar göze çarpıyor… ‘Bilekteki kan sızmadan’ ile birlikte… Ve elbette sana bırakmalı gece, şiiri… Arada geçen ‘daha’ kelimesi önceden de sana şiirler bırakıyordu bu yürek anlamına geliyor…
‘Dönmeli / Ayyaş şarkılarda dünya’ dizesinde ‘ayyaş’ kelimesi sanırım olay kurgusunda başkahraman olan kişinin alkollü bir anında dinlenen tüm şarkıların ayyaş olduğunu bilmesi ile çakırkeyif bir ana işaret etmektedir…
‘Sabah düşlemeli koynunda / Çiğ damlasını’… Öncelikle ‘çiğ’ kelimesinin asıl kullanımı ‘çiy’dir… Tabi ki - Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem (http://www.tdk.gov.tr) – anlamında kullanılmış ise… Ki öyle görünüyor… Sonrasında sensizken ben, sabaha yaratmalıyım bir senli anı… Ferahlama hissi olmalı koynumda…
Ve sen düşmelisin gecenin düşünden… Düşünden gecenin… Sensizliğin ne kadar zor olduğu dile getirilmek isteniliyor bu dizelerde… Düş gecemden içeri… Düş düşten gerçekliğin tam ortasına…
Ve ben, sensiz karalanan her bir dizede seninle sevişirken yakalanayım, boş ver… Bu kader değişecek bir gün… Bir yerlerde isyankâr zambaklar yetiştiğinde…
Şiir, baştan sona hüzün barındırıyor dizelerinde… Kimi zaman yokluğuna sitem ederken dizelerde kimi zaman da varlığı ile – ki varlığı tamamen düş – sevişiyor… Bunların bizlere oldukça güzel ve içten aktarılması şiirin artılarından bence…
Kısa kısa bölümlerden oluşması, okuyucuyu sıkmayan bir yapıya bürüyor şiiri… Ve en çok geceleri insanların nasıl da bir ‘sen’i düşlerinde yarattığına dikkat çekmesi ile ön plana çıkıyor şiir… Bu sebeple oldukça başarılı olan şiirini tebrik ederim Sevgili karagül…
|