Edebiyat Defteri

Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın. (Mark Twain)
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
02.12.2008 tarihinde eklendi.
100 çoğul gösterim yapıldı.
73 tekil gösterim yapıldı.
4 yorum yapıldı.
 

   

 

ARON’A MEKTUPLAR (1)



(Sevdam ve Davam)

kaç fersah ki uzak kalmışlığım kaleme
gıcırdıyor sanki parmaklarım pasa bulanmış
kekremsi bir küf kokusudur yayılan
ve damladı mürekkep beyaza…

/sen şimdi kaçıncı düşlerine gebesin riyalarının
kim bilir ?
saklandıkça gerçeğimizden, artan…/

“bir yerden başla işte” demişti heval, anlatmaya
davan ile sevdanı
sen ki…

ben ?

sahi kolay mıdır anlatmak seni ?
beni
bendeki yerini…

/ve kolay mıdır gene
anlatabilmek, acıya nikahlanmış memleketimi ?/

dışarıda gaza basan bir serseri
saat sabahın bir öncesi
havada intikam kokusu
bir yanımda seyirlik kolu çocuğumun
kırığında nemrut sancı
yutkunduğum biber gazı keskince
kazanan hep üniformadır ya bizde?
anlamsızlığında boğuluyorum…

mertebesiz şehitler mezarlığı diğer yanım
kör kulaklar duyar mı çığlığını anamın
kanla mı yeşerir bu topraklar
gençlerim hangi kana doymazın düşlerinde şimdi
Mehmet mi asker , asker mi Mehmet ?
kim bizi kutsamış bize
kör bakıyoruz sırıtışlarına sahte tanrıların
şatolarında el ense
ipimiz ellerinde
bu ne sonuçsuz, soysuz bilmece

ötemde dirhemine tutunan, Pazar/lık topraklarımın çaresizliği
kim kimi kimden peydahlamış, ne gam
koltuk panayırında eli defli kravatlılar sürüsü
aylardan baharın yorgun abasıyla Kasım…

/ve üstelik yoksun sen
ve bana ıramış en garibin hilkatı, ben !/

sıyrılmak istiyorum acıdan
soyunmak istiyorum
en süslüsünün anlatmaya aciz kalacağı seni, imgelerden
çizmek istiyorum bakışlarını dizelere
en yalınından
gülüşünü
sesini…
nerden çıktı şimdi bu ürperme ?

/sahi gözlerin ne renkti ? /
bu kadar mı ıradın usuma sevgili ? /

bu kadar mı çaresiz memleketim yabana
bu ne deli özlemdir savaşa / kana
çöreklendikçe yüreğime zalim hazzıyla cellat
çözemediğim denklemlerin basıncı şakaklarımda
kan sızıyor çenemden
korkuyorum galiba, geçsem mi senden
geçsem mi birilerince ben de memleketimden
zaten çakmaz mıydım hep aritmetikten ?

/ geçmek senden
yaşamdan geçmektir oysa, mümkün mü diye sorsan
geçmek memleketimden
öpmek firavun eteğini, ceddimi toprağında titreten
yaşamaksa onursuzca
var mıdır ötesi ölümden, dara assan ? /

anlatabilmek seni
asırlar ötesine gidişini benden
ve zirvesinde deliliğin özleyişimi sana
susamışlığımı, yokluğunun çölünde sarı sıcak
kavgalarımı kendimle
kan göllerinde sarpa saran
her düştükçe yaprağı takvimin
davamı !


/ boğazımda iki pençe iki denklem
asırlardır çözül(e)meyen
biri memleketim
diğeri sen ! /


hani
bir sevda bu kadar mı kutsal yaşanırdı ? demiştim
sorma zamanıdır sevgili
bu sevda bu kadar mı satılırdı ucuza ?
yenik düşebilir miydi yenilesi zihniyete bu kadar
Demokles’in kılıcıysa ensemizde aşiret
içmekse kanını sevdanın , kalaysız bakırlarda marifet
hani tutunduğumuz
hani umudumuz
nerde Aron ne re de !
bumuydu yeminlerle kutsadığımız yürek ?

/ ne zaman yalana adaş oldu aşklar
sevdaya bedel, ne zaman tabular ? /

diyetin diyeti olur mu Aron
bu kaçıncı yenilgi
bu kaçıncı feda yozlara
bak kaymakta ucundan parmaklarımızın hayat
bırakma
tut hadi
yakala !

sevda dolu kaldırımları sanalın /sevdaysa (!)
kamaşır mıydı böylesi kolay, mert bakışların
üç beş ışıklı neondan ?
ne demişti arif
“yıllar değil, yaşayamadığı duygularıdır insanı yaşlandıran”
unuttun mu Aron ?

sustun…
mu ?

/ sen hiç vazgeçmeyecek misin? diyor kulağımda yaban bir ses
vaz geçmek…
kolay mı satabilmek onuru iki soysuz yalana ?
ve yok saymak sevdayı iki pula, satırlık /

sen susarsın da
ha belki o gün ben de..

ama…?

dokunsana soluna
en avazınla sorabilsen(e)
susar mı yürek
susar mı ?
böylesi sevmek seni ilahi
bu kadar tapmak toprağıma
bana ar mı?

/ anlat demişti heval
anlat ki duysun tüm yürek mahkumları
sevdanın en onurlusunu !
ve kutsalını davanın /

yanıtsız bıraktım tüm sorularını
bıraktığın kadar beni yarım

can çekişirken davam
pay edilirken arsızca memleketim evlek evlek soysuza
tüketilirken sevdam topluma
ne solumda huzur var ne sağımda bayram
son yutkunuşum değildir yine de
pes etmek namert işi
vazgeçtim pembelerden morlardan
mavi yeşerecek gülleri memleketimin
biliyorum Aron görüyorum
maviye çalacak bu sevda
kazanacak bu dava
umut hep var/dı dağlarca
hala umut var !

/ doğan güneşe çökecek gamzelerimiz
sıyrılıp suskunluğundan geçmişin /

ve elim solumda hala
dilim duada
bilesin ki ,
aşkın, “aşk olası” inadına
bekliyorum
senin ve
cennet yarısı memleketimin
son doğumunu !

Gülten Kahraman
   
Acaba Nedir?:
 Yorumlar
 
02 Aralık 2008 Salı 22:00:14
sahi kolay mıdır anlatmak seni ?
beni
bendeki yerini…

/ve kolay mıdır gene
anlatabilmek, acıya nikahlanmış memleketimi ?/

kutluyorum değerli dost.şiiri kimliğiyle buluşturan harikaa çalışmalarından..emeğiniz daim olsun.
saygımla.
 
02 Aralık 2008 Salı 14:30:44
Çok güzel dizeler...tebrik ederim...güzellikler dilerim....sizi de beklerim.
 
02 Aralık 2008 Salı 13:41:58
Sevgili Gülten!
Değerli şiir dostum

Şiiri defalarca okudum
ve içinde söylemek istediğim bütün düşler ve düşünceler vardı
ama bir farkı vardı harika bir şiirdi

bizim tek sorunumuz sevmek galiba
şu panda ayılarıyla uğraşıyor bilim adamları
bir türlü çoğalamıyorlar
Bizler de ülke olarak panda ayılarına benzedik. Unuttuk sevmeleri

ne hazindir bu
çok üzülüyorum yaşananlara
geçmişe ilgisizliklere - sevgisizliklere
yanlışların tümüne

bazı şairler de cennet diye tutturmuşlar
iyi de
cennet gibi bir ülkeyi yaşanamaz duruma getiren insanları kim sokar öyle bir yere
olsa da

çok takdir ve sevgimle

mutluluk ve başarı dileklerimle
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
02 Aralık 2008 Salı 03:44:27
demiştim daha çok şirrlere gebe bu destansı ARON ve MEZO aşkı ... ve öyle oldu...
ve şair yitirilen sevgilinin hüznünü acısını memleketinin içinde bulunduğu hassas ve trajik ve üzücü olaylarla eş tutarak aynı anda birden fazla acıyı damıtmaya çalışıyor kalemiyle. lakin satır aralarına gizlenmiş onca duygu bu destanın devam ediceğini göstermekte. çünkü şair yitirilen sevgiliyi unutmak değil yaşatmak dileğinde. buna paralel olarak yaşanılan bu topraklar da iç ve dış simsarlar emellerine ulaşıncaya kadar bu memleket üzerinde oynanan oyunlarından vazgeçmeyeceği aşikardır. bu etmenler bu modern destansı hikayenin devamına işarettir.

ki yazılsın biz okuyalım....
ki yazılsın biz uyanalım...

hepimiz böylesi bir sevinin özleminde değil miyiz?

teşekkürederim mezopotamyanın Asi kızı....

özgürdeniz tarafından 12/3/2008 9:33:32 AM zamanında düzenlenmiştir.
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
Haberler Fıkra Dünyası
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Türkü -  Prefabrik -  Estetik -  Reklam verin