
ARON’A MEKTUPLAR (1)
(Sevdam ve Davam)
kaç fersah ki uzak kalmışlığım kaleme gıcırdıyor sanki parmaklarım pasa bulanmış kekremsi bir küf kokusudur yayılan ve damladı mürekkep beyaza…
/sen şimdi kaçıncı düşlerine gebesin riyalarının kim bilir ? saklandıkça gerçeğimizden, artan…/
“bir yerden başla işte” demişti heval, anlatmaya davan ile sevdanı sen ki…
ben ?
sahi kolay mıdır anlatmak seni ? beni bendeki yerini…
/ve kolay mıdır gene anlatabilmek, acıya nikahlanmış memleketimi ?/
dışarıda gaza basan bir serseri saat sabahın bir öncesi havada intikam kokusu bir yanımda seyirlik kolu çocuğumun kırığında nemrut sancı yutkunduğum biber gazı keskince kazanan hep üniformadır ya bizde? anlamsızlığında boğuluyorum…
mertebesiz şehitler mezarlığı diğer yanım kör kulaklar duyar mı çığlığını anamın kanla mı yeşerir bu topraklar gençlerim hangi kana doymazın düşlerinde şimdi Mehmet mi asker , asker mi Mehmet ? kim bizi kutsamış bize kör bakıyoruz sırıtışlarına sahte tanrıların şatolarında el ense ipimiz ellerinde bu ne sonuçsuz, soysuz bilmece
ötemde dirhemine tutunan, Pazar/lık topraklarımın çaresizliği kim kimi kimden peydahlamış, ne gam koltuk panayırında eli defli kravatlılar sürüsü aylardan baharın yorgun abasıyla Kasım…
/ve üstelik yoksun sen ve bana ıramış en garibin hilkatı, ben !/
sıyrılmak istiyorum acıdan soyunmak istiyorum en süslüsünün anlatmaya aciz kalacağı seni, imgelerden çizmek istiyorum bakışlarını dizelere en yalınından gülüşünü sesini… nerden çıktı şimdi bu ürperme ?
/sahi gözlerin ne renkti ? / bu kadar mı ıradın usuma sevgili ? /
bu kadar mı çaresiz memleketim yabana bu ne deli özlemdir savaşa / kana çöreklendikçe yüreğime zalim hazzıyla cellat çözemediğim denklemlerin basıncı şakaklarımda kan sızıyor çenemden korkuyorum galiba, geçsem mi senden geçsem mi birilerince ben de memleketimden zaten çakmaz mıydım hep aritmetikten ?
/ geçmek senden yaşamdan geçmektir oysa, mümkün mü diye sorsan geçmek memleketimden öpmek firavun eteğini, ceddimi toprağında titreten yaşamaksa onursuzca var mıdır ötesi ölümden, dara assan ? /
anlatabilmek seni asırlar ötesine gidişini benden ve zirvesinde deliliğin özleyişimi sana susamışlığımı, yokluğunun çölünde sarı sıcak kavgalarımı kendimle kan göllerinde sarpa saran her düştükçe yaprağı takvimin davamı !
/ boğazımda iki pençe iki denklem asırlardır çözül(e)meyen biri memleketim diğeri sen ! /
hani bir sevda bu kadar mı kutsal yaşanırdı ? demiştim sorma zamanıdır sevgili bu sevda bu kadar mı satılırdı ucuza ? yenik düşebilir miydi yenilesi zihniyete bu kadar Demokles’in kılıcıysa ensemizde aşiret içmekse kanını sevdanın , kalaysız bakırlarda marifet hani tutunduğumuz hani umudumuz nerde Aron ne re de ! bumuydu yeminlerle kutsadığımız yürek ?
/ ne zaman yalana adaş oldu aşklar sevdaya bedel, ne zaman tabular ? /
diyetin diyeti olur mu Aron bu kaçıncı yenilgi bu kaçıncı feda yozlara bak kaymakta ucundan parmaklarımızın hayat bırakma tut hadi yakala !
sevda dolu kaldırımları sanalın /sevdaysa (!) kamaşır mıydı böylesi kolay, mert bakışların üç beş ışıklı neondan ? ne demişti arif “yıllar değil, yaşayamadığı duygularıdır insanı yaşlandıran” unuttun mu Aron ?
sustun… mu ?
/ sen hiç vazgeçmeyecek misin? diyor kulağımda yaban bir ses vaz geçmek… kolay mı satabilmek onuru iki soysuz yalana ? ve yok saymak sevdayı iki pula, satırlık /
sen susarsın da ha belki o gün ben de..
ama…?
dokunsana soluna en avazınla sorabilsen(e) susar mı yürek susar mı ? böylesi sevmek seni ilahi bu kadar tapmak toprağıma bana ar mı?
/ anlat demişti heval anlat ki duysun tüm yürek mahkumları sevdanın en onurlusunu ! ve kutsalını davanın /
yanıtsız bıraktım tüm sorularını bıraktığın kadar beni yarım
can çekişirken davam pay edilirken arsızca memleketim evlek evlek soysuza tüketilirken sevdam topluma ne solumda huzur var ne sağımda bayram son yutkunuşum değildir yine de pes etmek namert işi vazgeçtim pembelerden morlardan mavi yeşerecek gülleri memleketimin biliyorum Aron görüyorum maviye çalacak bu sevda kazanacak bu dava umut hep var/dı dağlarca hala umut var !
/ doğan güneşe çökecek gamzelerimiz sıyrılıp suskunluğundan geçmişin /
ve elim solumda hala dilim duada bilesin ki , aşkın, “aşk olası” inadına bekliyorum senin ve cennet yarısı memleketimin son doğumunu !
Gülten Kahraman
|
|