Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. Bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (Teresa Ana)
sarı yaprak pamuk şeker yeşil portakal ve ilk serinlerle başlar böyle gelip böyle giderdi her sonbahar
eylüller kitap kokar sıra kokar toz kokardı okullar
düşünenler onlar önder öndeydiler onlar sesleri öğretmenlerin hâlâ kulaklardalar hâlâ yaygınlar bitmezce bir nefes yük ağır yük çok yük yedi bucak kaç düvel dünyanın her yanında çok şey var sorgulanacak böcekler kuşlar ağaçlar dağlar ovalar gök ve deniz ve insanlar
sarı yaprak pamuk şeker yeşil portakal ve ilk serinlerle başlar böyle gelip böyle giderdi her sonbahar
eylüller kitap kokar sıra kokar toz kokardı okullar
düşen sarı yapraklar uzun iki çizgiden bir rüzgar silme odun yüklü koşulu atlar çember tekerlekli arabalar böyle başlardı ilk sayfalarında kitaplar hava birden soğurdu üşürdük henüz ilk sayfaları okurken
oyunlarla sınıfa giren kocaman çocuk sıcacık bir insan Recep öğretmen düşünürken yalancıktan ne de güzel kokardı kömür uclu ağaçtan kalem
sarı yaprak pamuk şeker yeşil portakal ve ilk serinlerle başlar böyle gelip böyle giderdi her sonbahar
eylüller kitap kokar sıra kokar toz kokardı okullar
Tevfik öğretmen Muvakkar öğretmen öğretmen Güzide ve öğretmen Recep başbaşaydılar hep duruşları dik sürekli neyi tartışırlardı acep duyulurdu kimi “enstitüde altı çukurum var benim kiminde kayısı dikildi kiminde nar şimdi hiç biri yoklar kara binalar kuru binalar”
bir andaçtı bitmeyen baş öğretmenlerden Şükrü öğretmen ulu sedir sekseni aşmış koca kitap koca insan son anlarında bile hâlâ eğitmen hâlâ öğütmen hâlâ öğretmen alacası bir sabah serçeler seslerini henüz duyururken okumaya aç okutmaya aç yaşatmakmış bir daha hevesini iki büklüm yararak sessizliği duyulmuştu Şükrü öğretmenin titrek sesi gitmek istiyordu okula “bırakın çekin elinizi çocuklar bekliyor beni!” yorgun bedenine yapışmış öğretileri bir defter bir kitap koltuk altındakiler baş öğretmen bahçe kapısında yalınayak ve bitap duyguları hâlâ dipdiri hâlâ sımsıcak tutabilene aşkolsun kucaklanmıştı heykelliğinde kararlılığının ibadet eder gibi yatırılmıştı yatağına ve öpülmüştü elleri kozasının örgüsü sanki sarmıştı bilgi ipeğiyle bütün belleğini
varıp geçse kaç on yıl varıp geçse kaç birkaç bin yıl varlığında insanın sırrı ve imgesi buydu öğretmenin
ve yine eylüller kitap kokar ve yine başlardı okullar ve yine gelip giderdi kitap kokulu portakal kokulu pamuk şekerli nice nice sonbaharlar
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.