
...Telvenin İzdüşümleri...
Fallar açmalı maskaralığıma, Ya da kahramanlığım yüzüme tükürmeli, Böyle ölümsüz düşler kurduğumdan beri,
Kahve telveli, büyücü kadınlara, Üç beş harçlık vermeli, haramımdan. İzdüşümü lanetlerimi ayırsınlar, yeter, Aşkla şehvet arasındaki lades kemiğimden, Şeytan ve kadının elinden. Özletemediğim kendimi kadınlarımın, Hatırlandığımda, şeytan kulağına kurşun aynalarımda. Eski kâinatlı kubur düşlerinde, Ağlamasın fareler ve kedilerin hepsi balık burcu kokmasın, Yakamoz dilencisi, şarapçıların, Şaraplı ekmeğinden yedikten sonra. Ve salgın başlamasın benim yüzümden. Boş yere azmasın dullar. Durup duramadıkları yerde, Uslanmayan tayların bütün şapşal pedikrisi, Potada, kaybederler kafa burun. Ve ben hep son ayakta yatandım beş tekle.
Ha durup durduğum yerde, Filozofça çok yaptığım kendini sevmişliğime, Borçlu olduğumu, unutmadım. Bir kadını henüz kendim kadar sevememişliğime. Ben ölümlü olmayı daha çok sevdim, Hatta ne çok sevdim, Senin ölümsüz olacağını düşünmek için.
Kâbuslarımdan çamur sıçrayınca sür direk acılarıma, Ben bir tek falcı kadınları masum gördüm. Beş para etmeyen yalnızlığımda, Çamurdan yaratıldığına denk bir sebepten,
Seni yarattıkları için telvede. HÂŞÂ.
|
|