
Yüzün bende olsaydı.,
Yüzün bende olsaydı, mihraba döner evsafımı Yed-i eminlerin yoluna koyardım, ben bu başımı Vaat vakti saatinde, korkma kıyamete yanar, bu fener! Kaçmak mı? Ruz-u mahşerden, metre yerine kullanıp ta arşını Hangi kudret? Levh-i mahfuzda kalem oynatmayı dener Ve bir günah keçisi bulup ta, sırtına vurur telaşını
Yüzün bende olsaydı, ey utanmasını bilen Vecdini haktan bilir, güneşin eteklerine yüz sürerdim Ve arzın menatıkında izini sürerde, bizzat ve fiilen Lebbeyk! Der, hürriyetimin defterini dürerdim Dün aşkı meşki terennüm eden dudaklar Bu gün, korkuyla ümit arasında sehl Zorun aşılmasına adanmış adaklar
Yüzün bende olsaydı., Yürümeyi bilmeyenlerin göz karasında Yürümeyi biliyormuşçasına efelenir, övünürdüm Yürümeyi bilseydim eğer, gök gürültüleri arasında Başı dik, gözü pek korkusuz kahraman görünürdüm Halbuki, her yürek hoplatan naraların farfarasında Toplayamadan kaçtığım yanlarıma dövünürdüm Ah! gönül, gözün hepte kuzu sarmasında Yüz yüze bakınca, izmihlal olmasın! ...
Mehmet Sani Özel 21.11.2008
|
|