
-Başlıksız-
Yorgun, çıkagelmiş göç yollarından uzatmış Toroslar’a ıslak saçlarını, turkuaz yatağından görüyor: sıcak ve terli hâlâ Keyhüsrev’in, Attalos’un atları geçiyor kaldırımlarından; dalgın deniz örtmüş ayaklarını.
Yaseminli akşamlar yıldızlardan, gece Akdenizli, tepede değirmi bir ay uzun bir çay olmuş tarih: akıyor surlarından, portakal kokusu sokaklardan Pamfilya, Attalia, Antalya.
Kent görüyor: bağlandıkça biz, bağlandıkça böyle hayata; ağlarda hep deniz, asıldıkça küreklere; hep Antalya.
Ah bir bilseniz, bu nasıl bir düştür nasıl bir yürektir ki, kanatır avuçlarını, bulutta bir adam, elinde mavi bir fırça turuncuya boyar yağmur kuşlarını: hep Antalya, hep Antalya...
Kent görüyor, gözlerinde bilge bir gülümseyiş, güneşle tarıyor ıslak saçlarını.
ŞERİF ERGİNBAY
|
|