
KAF’IN MASALI
Bir masaldı Yaşanan: Güler yüzlü bulutlarda gördüğüm, Eski bir Kaf masalı! Bulutlar mı gülerdi, Ben miydim, bulutları Fırtınalar ortasında Güldüren?
Ruhumdu; Kaf dağı’na Dolu dizgin taylarla Bin umutla biteviye koşturan.
Ya da Akılalmaz kanatlarında Anka’nın Sunulan kımızdı; Esrik başımı daha da Estiren.
Aradığım hayaldi; Bir camdan kule, Tıkırtısında karıncanın Bir anda çöküveren.
Şimdi: Hüzünler kaldı geriye Gülüşlerden. Anka, uçtu!
Bilemedi: Kaf’tan ötede yaşam olmadığını! Uçtuğu ufuklarda, Kaf’dan daha güzel bir masal, Bir sevda masalı olmadığını, Göremedi.
Göremedi; Ruhunu hırpalayan fırtınanın, Yaşamın özü olduğunu! Var oluş, Gerçek, Hayatın kendisi Ta kendisi. Acı ama, gerçek.
Ve belki, Kaf’dan ötelerde, Onu bekleyen sonsuzluğun; Hiçlik, yalan Ya da bir son Olduğunu, göremedi.
Anka uçtu Başka diyarlara. Kaf sustu. Bir şarkı kaldı geriye Hüzünlü ve mağrur, Derin ve acı. İçin için söylenen.
Bir masal; Kaf’dan ve Anka’dan. Yanık sesinde kopuzun Yürekleri titreten...
13. 11. 2008
G. K.
|
|