Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey. SCHOPENHAUER [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

4 10 1
Toplam: 0.0 puan
0 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
07.09.2006 tarihinde eklendi.
1293 çoğul gösterim
1371 tekil gösterim
2 yorum
1 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
Şiiri Beğenenler
En son eklediği şiirler

Yetim Çocuk


Zamanların çarkında sönen yıllar
Sislerin perdesinde solan yıllar
Hatıralarım da hep yer edinen acı sahneler
Mahzun, mazlum duruşuyla zihnimin duvarına yapışan

Ne zaman, nerde görsem mahzundu
Herkes şad, o ise durgundu
Meçhullere yüzen sala benziyordu
Babasını yitirmişti küçük yaşında bu çocuk

Bir anacığı vardı, birde gelinlik çağında ablası
Anacığını, ablasını hasret demleri ile kaynatarak
Küçük göz odadan çıkarak,
Bir avuç toprağından koparak
Gurbetin yapraklarıyla İstanbul’un ensesine kapanarak
Sancıların terleriyle yoğrulmuş,
Elleri, alnı nasırlı olan.
Maişet temininin gayretiyle köşelere sığınmış yetim çocuk

Kimi yerde boynunda şeker kutusu çıngıraklı
Dolaşırdı sokaklarca: “Şekerci keskin naneli, şekerci “
Kimi yerde ayaklı tezgah: Simit - poça satar dururdu
İstanbul’da kimseleri yoktu, kimsesizliğe gömülmüş
Kaldığı yer ise nem kokulu,
Duvarı yosunlu bekar odasıydı.

Yetim çocuk ellerini kafasına sıkıştırmış
Saatlerce öylece durup saklanırdı kendinden
Duman... duman üstünde efkarlı duruşu
Boynu bükük, ürkek bakışlarıyla inilticiydi

Yetim çocuk gözleri İstanbul aynasında yağmurluydu
Dertlerin kabuğunda bedenini sarsarak ağlardı
Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan çocuk azimliydi de
Daha delikanlılığın baharında...
On yedi yaşında olan çocuk

Sılanın bağrında tam on dört ay olmuştu
Hicranın çilesi yüreğini kanatmaya başlamıştı
Anacığının ve ablasının özlemleri kanatlanmış
Uykusunu bölen rüyalardan sonra kalbine inmişti
Gurbet hapsinden koparak dönüşe karar verdi
Kurban bayramına da sayılı günler kalmıştı

Akşamın ılık serinliğinde sokaklarca süzüldü
Cebinde parası, hülyaların kıskacında dalıp durdu
Bir gün sonra köyümün gözlerimde bulutluğu dağılacak
Birkaç gün sonra tarlamızın başında bulunacak
Birkaç yıl sonra askere uğurlanacak
Ondan sonraki yıllarda evlenecek
Ondan sonra... Daha sonra, diye düşünüp duruyordu
Fakat Rabbimizin kader defterinden habersiz
Biraz sonra ruhunu uçuracak sonundan habersiz

Karanlığın içinde iki çift yırtıcı gözler izinde
Takip ederler insana benzeyen eşkıyalar
Loş ışığın altında önünü kestiler yetim çocuğun
“Para, parayı ver çabuk “... Çıkar haydi
Yetim çocuk irkildi, gözleri büyüdü ve haykırdı
“Hayır, vermem paramla memleketime gideceğim”
Eşkıyanın suratsızlığına patlayan yumruk
Ve... Diğer hain keskin bıçağı sapladı. Yetimin kalbine
Çocuk kesik “ hı “ diyebildi. Oracıkta yere kapaklandı
Eşkıyalar ise karanlığın bağrında uzaklaşmıştı
Kurban bayramına yakın, üç kuruş için kurban edilmişti...

Özkan Karaca

Özkan Karaca (ozkankaraca)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.


 Yorumlar
 EYLÜL GÜNEŞİ
 
08 Eylül 2006 Cuma 00:35:25
İşte acı bir gerçek daha ne güzel ifadeler kullanmışsınız
Nerde bir karıncayı bile incitemeyenler, nerde kurbana yakın can kurban edenler hemde öksüzzzzzzzzzzzzzzz
Allah tüm muhtaçların yardımcısı olsun bu mübarek günde
Saygılar
 nisan
 
07 Eylül 2006 Perşembe 20:24:00
Çok etkileyiciydi.
Tebrik ederim.


Nisan




Yetim Çocuk şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum