
BULGUR
07-11-08 BULGUR
*Yunlukta yıkandı geldi yük yük (1) Sekiz asbap kazanı dizildi büyük Altına ateş yakıldı tezek ve kütük Kavruldu pişti buğday oldu hedik
Serildi sergilere toprak damların üstüne Günün anlında ana bacıların ellerinde Dönderile dönderile kuruyunca güzelce Sofra tahtaları kuruldu serginin üstüne Tane tane elden geçirildi bulgur ...........Taşları da ayıklandı böylelikle
Bulgur sahibi kadın telaşlı Tandırda pişerken bulgurun aşı Daha çok ışıtsın diye siliyor Gaz lambasının *bezazını (2) Kör kırklık ile tıraşlıyordu Gaz emen ipliğin yanık başını
Kendi bulgur taşı yetmezdi biliyordu Uzak komşularından iki bulgur taşını daha Dört seferde sırtında getirdi Üç direkli avlunun ortasına palazı serdi Köyün bütün genç kızları avluya doldu Taşın eşini yere yatırdılar Öteki, uzun tutacaklı ortası delikli taşı ......................Eşinin üstüne oturttular Üç taşı da kurdular palazın üstüne
Şimdi her taşın tutacağında dört kız eli Çevirmeye başladılar Deliğine avuç avuç bulguru .......................... dolduru dolduru
Akşam üstü giderek yükseliyordu Ahenkle söyledikleri manileri Hiç kimsenin yüzünde yoktu ................Yorgunluğun emaresi Acaba ne zaman geleceklerdi Köyün delikanlıları Nasıl olup ta gönüllerini .......Ve yorgunluklarını alacaklardı Kızların hepsi, kaz şişesi Beş numara bezazın ışığında Tanınmaz halde ...Değirmenciye dönmüşlerdi
Delikanlılar bir bir dökülmeye başladılar Selam verip kolay gelsin dediler Kadınlık gururuyla selam aldı kızlar Gönlü gönlüne kayan .......................Al elma attı önüne Gönüllü olan Kaptı elmayı soktu koynuna Kaptırtmadı başkasına
Delikanlı Ahmet söylendi mert mert -Yük olmasın koynuna ................Isır da bak tadına
Kız alınganlıkla yanıtladı -Gözün varsa elmanda ..........Al çalınsın başına Gözüm görmesin seni ..................Var git işine
-Bir elma ne ki kız Fatma Ben senin için kıyarım canıma Yorulmuşsundur sen kalkta Ben oturayım o taşın başına Birde buse kondurayım ...................O gül yanağına
Hele sen taşı bir döndür Bakalım erkekliğin ne dediler.
Fatma’nın eli ayağı titredi Söyleyecekleri boğazında ..........Düğüm düğüm oldu Utancından kafası ...................Göğsüne düştü
Ahmet büyük aşkla oturdu taşın başına Yine dört kişi şimdi taşın başında Ama üç el vardı taşın tutacağında Öbür kızlar avuç avuç bulgur ...Yetiştiremiyorlardı taşın deliğine
Ahmet taşın başından kalkerken Bir buse kondurdu Fatma’nın yanağına aniden Fatma kadar tepki gelmedi yine .........................Hiç kimseden Çok mutluydu Ahmet .................Kaçıp giderken
Bu ilk öpücükler ömre bedeldi O elmalar ısırılmaya kıyılmaz Koklanır koklanır saklanırdı Ve o bulgurun başında olanlar ............Bulgurun içinde kalırdı
Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.
*(1) Yunluk – Bir ark kadar akarsuyun, palazda buğday yıkanan yeri. “Unluğumuzu, bulgurluğumuzu, yunlukta yuduk” gibi söylenir.
*(2) Bezaz – Gaz lambasının aydınlatan camı.
Hüseyin Zengin.
|
|
|
|
28 Kasım 2008 Cuma 11:39:17
EN ÇOK SEVDİĞİM GIDA MADDESİ.
NE KADAR GÜZEL ANLATMIŞSIN AĞAM.
SELAM VE DUA İLE.
|
|
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe 03:55:02
çok güzeldi köye yolculuk yaptım dizelerinizde, yaşadım oraları o kadar güzel anltmışsınız ki, yüreğinize sağlık tebrikler, allah eksikliğini vermesin buğdayımızın dilerim, o çok büyük bir nimet, saygılarımla
|
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba 11:37:14
çok güzel bu çalışmalara bu renge ihtiyacımız var..Hedik istemedi canım desem yalan olur
saygılarımla
|
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba 09:10:27
ne güzel anlatmışsınız resimde güzel o annelererimizin kızlarımızın ellerine sağlk sizinde güzel yüreğinize sağlklar
|
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba 07:11:32
Fim gibiydi. İzledim, okurken. Tebriklerim ve teşekkürlerimle.
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:57:00
''Bulgur buğdaydan yapılan geleneksel bir Türk yiyeceğidir. Köftelik ve pilavlık olmak üzere iki çeşitte satışa sunulan bulgurdan çiğ köfte, bulgur pilavı, kısır gibi yiyecekler yapılır.
Bulgur kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıdadır. Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir. Ayrıca bulgurda bulunan B1 vitaminleri, sinir ve sindirim sisteminde önemli rol oynamaktadır.
• İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir
• Doymamış yağa sahiptir ve toplam yağ oranı düşük olduğu için sağlıklı bir besin maddesidir.
• Kollesterol içermez.
• Hububat ürünlerinin en büyük dezavantajı olan fitik asit , bulgurun sahip olduğu pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, bulgurda bulunmaz.
• Yüksek mineral ve selülozdan dolayı besin emilimini hızlandırır, kabızlığı engeller ve bağırsak kanserini önler.
• Bakliyatlarla karıştırıldığında dünyadaki en önemli besin kaynağı durumuna gelmektedir.
• Radyasyonu emmez ve radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerdendir.
• Pişirme işlemi esnasında tanenin ruşeymin kısmında bulunan besin maddeleri tane içerisine nüfuz ettiğinden besin değeri diğer ürünlerden (ekmek, makarna) daha yüksektir.
• Pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, küf oluşumuna karşı dayanıklıdır ve raf ömrü diğer ürünlerden daha uzundur.'' ( ALINTI )
Yani kısaca bulgur deyip geçmemek lazım, buralarda yani Avrupa'da bu besine son zamanlarda ilgi oldukça artmıştır ve benim oturduğum ülkede neredeyse bizlerden daha fazla tüketir duruma gelmişlerdir ve poşetlerin üzerinde de BULGUR diye yazılıdır ...
Ve ben memleketimdeyken daha doğrusu çocukken bulgur yapma seremonisini oldukça iyi bilirim, önce onu devasa kazanlarda kaynatırlar ve beyaz çarşafların üzerinde kurutup ondan sonra bulgur, simit veya un haline getirirlerdi ve bu oldukça eziyetli ve uzun sürerdi ama bizler kimbilir belkide çoçuk olmamızın avantajını kullanıp bundan büyük bir zevk alırdık hele o hedikler olduğu zaman bizlere tasların içinde verirlerdi ama kaynamış nohutlada karıştırıp ve bizlerde onun üzerine toz şeker katıp kaşıkla yerdik, ahhh arkadaşım benim nerelere götürdün yine beni sen böyle, bak şimdi canım çekti, neyse can şiirin çok ama çok güzeldi, seviyorum senin hayatın içinden kopup gelen gerçekçi şiirlerini, sen hep yaz, sevgilerim çokça Hüseyin ...
Guldane Dal tarafından 11/12/2008 3:05:01 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
| Guldane Dal |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
12.11.2008 15:16:22 |
Rica ederim ne demek benim can arkadaşım resmin lafı mı olur ?.. O taşlar ne kadar ağırdır gerçekten de, ben de az kaldırmadım o taşları ve çok da çevirdim ama ne güzel günlerdi o günler senin de dediğin gibi imece usulü yapmak bazı şeyleri insana ne kadar çok huzur verirdi hele bu bir de sevgiyle harmanlanırsa ... Sevgilerimle ...
|
| kehya |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
12.11.2008 00:17:13 |
| O güzel yüreğine sağlik can kardeşim! yine aydınlatıcı yorum ve de o benim bulamadığım bulgur taşı resmini gönderdiğin için ne kadar memnun oldum bilemezssin. işte bizim analarımızın bacılarımızın çocukları gibi sırtlarında taşıdıkları o taşlar. ne desem azdır. tekrar teşekkür eder, sevgiler, saygılar sunarım. |
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:51:58
Rahmet yolları kesmiş
Orhan Kemal mecburen kalmış,
Bu şiirde bir gece yatmış.
Kusursuz bir şiir koydun soframıza KEHYA.
Uğurlar ola...
Er Oil tarafından 11/11/2008 11:53:39 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:45:21
Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.
ESKİDEN ÇOK YAPILIRDI...ŞİMDİ AZALDI...YÜREĞİNİZE SAĞLIK.RABATLI
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:34:42
bulgurun hatırası köyden gelen bizleri etkilemezmi demekki yörelere göre ufak tefek farklılıklar olsada aynı gibi maziden bir damla su içtik tebrikler teşekkürler
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:31:30
Nefis folklorik bir lezzetti şiirin, öyküyse öykü tadı, manisel ve masalsı gezintiler diğer yandan, haa! oyun formuyla canlandırmaları da unutmadan, bir de türkü tutturdun mu yandan değme keyfime!!! Çok çok keyif aldım Can Dostum! Seni çok özledim, sonra arayacağım! Yüreğinden öptüm Koca Kehyam!!! Dostçakal. Müjdat Eraslan.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:26:48
Yine köye götürdünüz beni. Bir de bulgur pilavı da olsaydı , yanında da ayran ne güzel olurdu .(kızım Yağmur Sinem(8)öyle diyor ) Benim de canım bulgur pilavı istedi şimdi .
Akşam üstü giderek yükseliyordu Ahenkle söyledikleri manileri Hiç kimsenin yüzünde yoktu ................Yorgunluğun emaresi Acaba ne zaman geleceklerdi Köyün delikanlıları Nasıl olup ta gönüllerini .......Ve yorgunluklarını alacaklardı
Ve o bulgurun başında olanlar ............Bulgurun içinde kalırdı
Anladım neden lezzetli olduğunu şimdi. Demekki içine sevgi karışıyormuş.
Dostum şiir mi okutuyorsun,geçmişimi hatırlatıyorsun,hayatımı tanıtıyorsun?. Yoksa hepsini mi?. Takılıp kaldım yine şiirin de. Kutluyorum. SAYGILARIMLA.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 23:14:19
Bu ilk öpücükler ömre bedeldi O elmalar ısırılmaya kıyılmaz Koklanır koklanır saklanırdı Ve o bulgurun başında olanlar ............Bulgurun içinde kalırdı
bu güzel şiiriniz beni çocukluğuma, çocukluğumun köyüne aldı götürdü...ne güzel günlerdi.... yok olmaya yüz tutmuş geleneklerimizden bulgur yapma ve yardımlaşma damgasını vurmuş şiirinize... bu güzel değerlerimiz hızla yok oluyor... kutlarım efendim...selam ve hürmetler...
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 22:56:37
yüreğine sağlık sevgili kardeşim ah o bulgur ah köydeki fakir soframızın en gözde aşı
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 22:39:37
Kutluyorum güzel dizelerinizi. Saygı ve selamlarımla.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 22:32:52
Ah sevgili dostum Bir mevsim kadar uzundur o bulgur sefaları ve ne güzel canlandırıp yaşattın beni o demlerde bu enfes dizelerinle
var ol dostum
sevgimle
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 22:29:49
sürükleyen bir çırpıda alıp götüren güzel bir anlatımdı...tebrikler...saygılar...
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 22:18:20
Bu ilk öpücükler ömre bedeldi O elmalar ısırılmaya kıyılmaz Koklanır koklanır saklanırdı Ve o bulgurun başında olanlar ............Bulgurun içinde kalırdı
Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.
oldukça başarılı ve dolu dolu dizelerdi , eksik olma dostum
|
|