Edebiyat Defteri

Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. Bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (Teresa Ana)
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
11.11.2008 tarihinde eklendi.
196 çoğul gösterim yapıldı.
116 tekil gösterim yapıldı.
17 yorum yapıldı.
 

   

 

BULGUR



07-11-08
BULGUR

*Yunlukta yıkandı geldi yük yük (1)
Sekiz asbap kazanı dizildi büyük
Altına ateş yakıldı tezek ve kütük
Kavruldu pişti buğday oldu hedik

Serildi sergilere toprak damların üstüne
Günün anlında ana bacıların ellerinde
Dönderile dönderile kuruyunca güzelce
Sofra tahtaları kuruldu serginin üstüne
Tane tane elden geçirildi bulgur
...........Taşları da ayıklandı böylelikle

Bulgur sahibi kadın telaşlı
Tandırda pişerken bulgurun aşı
Daha çok ışıtsın diye siliyor
Gaz lambasının *bezazını (2)
Kör kırklık ile tıraşlıyordu
Gaz emen ipliğin yanık başını

Kendi bulgur taşı yetmezdi biliyordu
Uzak komşularından iki bulgur taşını daha
Dört seferde sırtında getirdi
Üç direkli avlunun ortasına palazı serdi
Köyün bütün genç kızları avluya doldu
Taşın eşini yere yatırdılar
Öteki, uzun tutacaklı ortası delikli taşı
......................Eşinin üstüne oturttular
Üç taşı da kurdular palazın üstüne

Şimdi her taşın tutacağında dört kız eli
Çevirmeye başladılar
Deliğine avuç avuç bulguru
.......................... dolduru dolduru

Akşam üstü giderek yükseliyordu
Ahenkle söyledikleri manileri
Hiç kimsenin yüzünde yoktu
................Yorgunluğun emaresi
Acaba ne zaman geleceklerdi
Köyün delikanlıları
Nasıl olup ta gönüllerini
.......Ve yorgunluklarını alacaklardı
Kızların hepsi, kaz şişesi
Beş numara bezazın ışığında
Tanınmaz halde
...Değirmenciye dönmüşlerdi

Delikanlılar bir bir dökülmeye başladılar
Selam verip kolay gelsin dediler
Kadınlık gururuyla selam aldı kızlar
Gönlü gönlüne kayan
.......................Al elma attı önüne
Gönüllü olan
Kaptı elmayı soktu koynuna
Kaptırtmadı başkasına

Delikanlı Ahmet söylendi mert mert
-Yük olmasın koynuna
................Isır da bak tadına

Kız alınganlıkla yanıtladı
-Gözün varsa elmanda
..........Al çalınsın başına
Gözüm görmesin seni
..................Var git işine

-Bir elma ne ki kız Fatma
Ben senin için kıyarım canıma
Yorulmuşsundur sen kalkta
Ben oturayım o taşın başına
Birde buse kondurayım
...................O gül yanağına

Hele sen taşı bir döndür
Bakalım erkekliğin ne dediler.

Fatma’nın eli ayağı titredi
Söyleyecekleri boğazında
..........Düğüm düğüm oldu
Utancından kafası
...................Göğsüne düştü

Ahmet büyük aşkla oturdu taşın başına
Yine dört kişi şimdi taşın başında
Ama üç el vardı taşın tutacağında
Öbür kızlar avuç avuç bulgur
...Yetiştiremiyorlardı taşın deliğine

Ahmet taşın başından kalkerken
Bir buse kondurdu
Fatma’nın yanağına aniden
Fatma kadar tepki gelmedi yine
.........................Hiç kimseden
Çok mutluydu Ahmet
.................Kaçıp giderken

Bu ilk öpücükler ömre bedeldi
O elmalar ısırılmaya kıyılmaz
Koklanır koklanır saklanırdı
Ve o bulgurun başında olanlar
............Bulgurun içinde kalırdı

Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar
Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.

*(1) Yunluk – Bir ark kadar akarsuyun, palazda buğday yıkanan yeri. “Unluğumuzu, bulgurluğumuzu, yunlukta yuduk” gibi söylenir.

*(2) Bezaz – Gaz lambasının aydınlatan camı.

Hüseyin Zengin.
   
Acaba Nedir?:
 Yorumlar
 
28 Kasım 2008 Cuma 11:39:17
EN ÇOK SEVDİĞİM GIDA MADDESİ.

NE KADAR GÜZEL ANLATMIŞSIN AĞAM.

SELAM VE DUA İLE.
 
13 Kasım 2008 Perşembe 03:55:02
çok güzeldi köye yolculuk yaptım dizelerinizde, yaşadım oraları o kadar güzel anltmışsınız ki, yüreğinize sağlık
tebrikler, allah eksikliğini vermesin buğdayımızın dilerim, o çok büyük bir nimet,
saygılarımla
 
12 Kasım 2008 Çarşamba 11:37:14
çok güzel bu çalışmalara bu renge ihtiyacımız var..Hedik istemedi canım desem yalan olur

saygılarımla
 
12 Kasım 2008 Çarşamba 09:10:27
ne güzel anlatmışsınız resimde güzel o annelererimizin kızlarımızın ellerine sağlk sizinde güzel yüreğinize sağlklar
 
12 Kasım 2008 Çarşamba 07:11:32
Fim gibiydi. İzledim, okurken. Tebriklerim ve teşekkürlerimle.
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
11 Kasım 2008 Salı 23:57:00

''Bulgur buğdaydan yapılan geleneksel bir Türk yiyeceğidir. Köftelik ve pilavlık olmak üzere iki çeşitte satışa sunulan bulgurdan çiğ köfte, bulgur pilavı, kısır gibi yiyecekler yapılır.

Bulgur kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıdadır. Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir. Ayrıca bulgurda bulunan B1 vitaminleri, sinir ve sindirim sisteminde önemli rol oynamaktadır.

• İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir

• Doymamış yağa sahiptir ve toplam yağ oranı düşük olduğu için sağlıklı bir besin maddesidir.

• Kollesterol içermez.

• Hububat ürünlerinin en büyük dezavantajı olan fitik asit , bulgurun sahip olduğu pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, bulgurda bulunmaz.

• Yüksek mineral ve selülozdan dolayı besin emilimini hızlandırır, kabızlığı engeller ve bağırsak kanserini önler.

• Bakliyatlarla karıştırıldığında dünyadaki en önemli besin kaynağı durumuna gelmektedir.

• Radyasyonu emmez ve radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerdendir.

• Pişirme işlemi esnasında tanenin ruşeymin kısmında bulunan besin maddeleri tane içerisine nüfuz ettiğinden besin değeri diğer ürünlerden (ekmek, makarna) daha yüksektir.

• Pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, küf oluşumuna karşı dayanıklıdır ve raf ömrü diğer ürünlerden daha uzundur.'' ( ALINTI )

Yani kısaca bulgur deyip geçmemek lazım, buralarda yani Avrupa'da bu besine son zamanlarda ilgi oldukça artmıştır ve benim oturduğum ülkede neredeyse bizlerden daha fazla tüketir duruma gelmişlerdir ve poşetlerin üzerinde de BULGUR diye yazılıdır ...

Ve ben memleketimdeyken daha doğrusu çocukken bulgur yapma seremonisini oldukça iyi bilirim, önce onu devasa kazanlarda kaynatırlar ve beyaz çarşafların üzerinde kurutup ondan sonra bulgur, simit veya un haline getirirlerdi ve bu oldukça eziyetli ve uzun sürerdi ama bizler kimbilir belkide çoçuk olmamızın avantajını kullanıp bundan büyük bir zevk alırdık hele o hedikler olduğu zaman bizlere tasların içinde verirlerdi ama kaynamış nohutlada karıştırıp ve bizlerde onun üzerine toz şeker katıp kaşıkla yerdik, ahhh arkadaşım benim nerelere götürdün yine beni sen böyle, bak şimdi canım çekti, neyse can şiirin çok ama çok güzeldi, seviyorum senin hayatın içinden kopup gelen gerçekçi şiirlerini, sen hep yaz, sevgilerim çokça Hüseyin ...






Guldane Dal tarafından 11/12/2008 3:05:01 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
11 Kasım 2008 Salı 23:51:58
Rahmet yolları kesmiş

Orhan Kemal mecburen kalmış,

Bu şiirde bir gece yatmış.

Kusursuz bir şiir koydun soframıza KEHYA.

Uğurlar ola...



Er Oil tarafından 11/11/2008 11:53:39 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
11 Kasım 2008 Salı 23:45:21

Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar
Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.

ESKİDEN ÇOK YAPILIRDI...ŞİMDİ AZALDI...YÜREĞİNİZE SAĞLIK.RABATLI
 
11 Kasım 2008 Salı 23:34:42
bulgurun hatırası köyden gelen bizleri etkilemezmi
demekki yörelere göre ufak tefek farklılıklar olsada aynı gibi
maziden bir damla su içtik
tebrikler teşekkürler
 
11 Kasım 2008 Salı 23:31:30
Nefis folklorik bir lezzetti şiirin,
öyküyse öykü tadı, manisel ve masalsı
gezintiler diğer yandan, haa! oyun formuyla
canlandırmaları da unutmadan,
bir de türkü tutturdun mu yandan
değme keyfime!!!
Çok çok keyif aldım Can Dostum!
Seni çok özledim, sonra arayacağım!
Yüreğinden öptüm Koca Kehyam!!!
Dostçakal.
Müjdat Eraslan.
 
11 Kasım 2008 Salı 23:26:48
Yine köye götürdünüz beni.
Bir de bulgur pilavı da olsaydı ,
yanında da ayran ne güzel olurdu .(kızım Yağmur Sinem(8)öyle diyor )
Benim de canım bulgur pilavı istedi şimdi .

Akşam üstü giderek yükseliyordu
Ahenkle söyledikleri manileri
Hiç kimsenin yüzünde yoktu
................Yorgunluğun emaresi
Acaba ne zaman geleceklerdi
Köyün delikanlıları
Nasıl olup ta gönüllerini
.......Ve yorgunluklarını alacaklardı

Ve o bulgurun başında olanlar
............Bulgurun içinde kalırdı

Anladım neden lezzetli olduğunu şimdi.
Demekki içine sevgi karışıyormuş.

Dostum şiir mi okutuyorsun,geçmişimi hatırlatıyorsun,hayatımı tanıtıyorsun?.
Yoksa hepsini mi?.
Takılıp kaldım yine şiirin de.
Kutluyorum.
SAYGILARIMLA.
 
11 Kasım 2008 Salı 23:14:19
Bu ilk öpücükler ömre bedeldi
O elmalar ısırılmaya kıyılmaz
Koklanır koklanır saklanırdı
Ve o bulgurun başında olanlar
............Bulgurun içinde kalırdı


bu güzel şiiriniz beni çocukluğuma, çocukluğumun köyüne aldı götürdü...ne güzel günlerdi....
yok olmaya yüz tutmuş geleneklerimizden bulgur yapma ve yardımlaşma damgasını vurmuş şiirinize...
bu güzel değerlerimiz hızla yok oluyor...
kutlarım efendim...selam ve hürmetler...
 
11 Kasım 2008 Salı 22:56:37
yüreğine sağlık sevgili kardeşim
ah o bulgur
ah köydeki fakir soframızın en gözde aşı
 
11 Kasım 2008 Salı 22:39:37
Kutluyorum güzel dizelerinizi.
Saygı ve selamlarımla.
 
11 Kasım 2008 Salı 22:32:52
Ah sevgili dostum
Bir mevsim kadar uzundur o bulgur sefaları
ve ne güzel canlandırıp yaşattın beni o demlerde
bu enfes dizelerinle

var ol dostum

sevgimle
 
11 Kasım 2008 Salı 22:29:49
sürükleyen bir çırpıda alıp götüren güzel bir anlatımdı...tebrikler...saygılar...
 
11 Kasım 2008 Salı 22:18:20
Bu ilk öpücükler ömre bedeldi
O elmalar ısırılmaya kıyılmaz
Koklanır koklanır saklanırdı
Ve o bulgurun başında olanlar
............Bulgurun içinde kalırdı

Otuz kırk teneke bulgur gece sabahlara kadar
Böyle imece usulüyle aşkla çekilirdi.

oldukça başarılı ve dolu dolu dizelerdi , eksik olma dostum
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
Haberler Fıkra Dünyası
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Türkü -  Prefabrik -  Estetik -  Reklam verin