|
|
|

-Başlıksız-
Özlem
“-onu-bunu boş verin ben size bi bayramda başımdan geçenneri deyivireyin görün bi nassı bayram geçirmişiyin, bakın bakalım bi bayram nası olurumuş” “……”
“-o aralar tam bi yeniyetmeyin, yeni yeni deliganlı oluyon nerdeyse her gün tıraş oluyon, aynaya bakıp duruyon hele senin Müslük Ebe bile gördü müydü “-len çocuuuuk, valla seni gördüm müydü başım dönüyo leeyn seme ğibi oluyon gadi(u) ğrayasıcanın dölüüü, ……… hinciki ğızların hiç aklı yok töbossun eşşek sıpası gancıklar … ben olsam valla, dikilirin garşına “yiğit ben sana havasın” derin olmadı çıkar-varı evinize oturagorun…
bi de ilaf çıkarıvırın beni gaçırdı deye gözelliğinenise-gözelliğinen gavurluğunanısa gavurluğunan olmadı, tüfeğise tüfenen dabançaysa dabançaynan
gözel çocuk, gel bakayın seni bi afsınlayıvırayın maazallah göze-möze ğelisin neminazım aman ha gıyaman sana lenn” derdi
biz de eşek değiliz ya o keyfinen avcına bişiyler sıkışdırıdık, davılcı parası cinsinden “-ğözel o(ğ) lan senden para alırmıyın heş”
dese de, kirli guşağının arasına saklardı o bir arabuluculuk sevdasındaydı hep keyif bağışlardı “-madem izbar etdin Omar’ıma vereyin mekdep harşlığı etsin değilise nineyeyin alman valla essaaah, ben netçen hindikten keyri parayı-marayı para deği(l) i(h) saanıg ilazım bireşde”
de(h) ! ben de o ğünnerde beyaz laylom gömlek, ütülü pantul-iskarpin dedikleyin saşlar arkaya daralı ıldır ıldır arko grem filen sürünüyon kokular demişsin cabası Okarı Gaşara’lı kokucu Yedidağ Çiçekcisinin• en birinci müşderisiyin almana gerek yok ki, fısladıyo şırıngaynan garakedi kokusu üstünden bi hafta çıkmaz valla
emme ben de köşeden çıkdım mıydı garşıkı damlarda perdesiz camlarda yeniyetme etişgin gızları hep benim yolumu gözlerlerkene buluyon çakdırmadan esbap silkeleyenneri mi, el sallayannarı mı, fırsantını bulup -gaş atannarı - mı ayna dutannarı mı ararsın “ben buradayın” deye
yalan-yanlış ona-buna başkasına bağırannarı mı “len gardaşım valla zıpıtçan bak” goya ortalığı velveleye veriyo yalan söylemiş olmayan gayfaya vardığım bille önşe ğız bobaları “-buyur gara yeğen bi çay iç” “-boban neytdiyo” file deye muhabbet guruyollar akılları sıra tabi biz de yuduyoz yutmazsaz n’olcak
düğünnerde ben davılın öğünde oynarkana de(y) zelerim-halalarım para dakıyollar gula(ğı) ma da işde “-………………..” hinci ismi-cismi ilazım deği şundan, falandan” deye fıslayollar “-len gad(i) uğrayasıca yoluna ölüyo len” falan deye böğrümü dirsekleyollar tenimi buruyollar emme i(n) sanın içi bi hoş oluyo(r) canııım
Allah sizi inandırsın düğün ertesilerinde yannarım, gollarım mosmor-çümçürüg oludu
işdeee işde tam o ğünnerde, Özlem geldi köye Özlem de Özlem hani ne zaman sokağa çıksam, gözlerim Özlemin olabileceği yerleri darayo emme valla bi ben deği herkeş birbirinden gizli Özlemin hayalını guruyo farkında olmamıyın eşşek gibi farkındayın tabi emme arın bokuna kimseye de bişiy deyemeyoz
Musduğa attığımız havayı saymazsan yazık “-valla dünür file yollamadım” deyo emme -osdurmasa kokmaz- de(ğil) mi zengin çocuğu belasını da öyleynen savışdırdık Allah mafaza “-heyt len” file deyvicek belaya garılıp galcaz bi çuval inciri bok etcez bereket inkar geldi çocuğu bida(ha) da o yollarda görmedim zati
bi de aklıma zavallının ordan geşmesi mezbur da niza çıkmasın deye başga yerlerden gediyosa da ayıp edtik valla, ne de olsa yaşca-başca bizden ilerde üsdelik uzakdan da olsa akrabalık var bi de bobalarımızın arasında bunca yıllık hukuk..
nayeti, kader işde, o’da gaderine küssün neydeyn hinci tekerime daş gomaya gakmasaydı öte yannın beri yüzü ben biliyon mu, ne bok yediğimi aşığa Bağdat sorulmaz hesabı o zamannnar öyle olcak zannediyoduk zahır hele bi de Özlemin gulağına gederse onun uçun elin adamına hava atdığım “hoşuna ğeder” deye “keyfden dört köşe köfte” oluyon insan gözünü daldan-budakdan sakınmayo öyle zamannarda aklımız bi garış havada….
dahası… sabah ovaya mı getdim tabii esgisi ğibi işe gederkene esgi-püsgü keyinmeyon n’oluur, n’olmaz ovadaykana, köye gelikene, köyde yolda-belde Özleminen garşılaşma(ya) ca(ğı) m ne malim de(ğil) mi? ben kuş uşsa da Özlem sanıyon tee uzakdan bi eşşekli ğeşsede bi vızıltı, bi gürüldü eşitsem de hissetsem de heyvah Özlem gediyo deye yüre(ği) mi alıyo bi gümbürtü..
işe ğetdim ya hani alelacale işe duman atdırıyon guşlukdan önşe yallah köye uçarcasına arkadan biri mi ünneyo duyan aldıran eden kim boba
emme köye gelelekten, sankı Özlem’e geliyomuşuyun gibi gönlüm akıp gediyo Kara Dayısı gillerin evden yana
emme oraya varana gadar düşlerim dovalarım neyise tam da görebileceğim an! onu görmekten değil de, ona yakalanmakdan gorkuyon haralda gözlerim pencelerde onu arayokan bi de içimden “-işallah yokdur” deyon neyeyse belki de daha fazla hasret galmağ uçundur zevda çekmek bu mudur? haralda, gara zevda işdee böyle bişiy
gıreşşek bizim evden yana sapınca sanki zıyana gediyomuş gibi söğelek-siğlek çevirmeye gakıyon o yanna
neçeden sonura aklım başıma geliyo olur yaa Şeddeli görü(r) de olmadık yerde anar, onun-bunun yanında gınamaya fala gakar deye betim benzim atıyo uygunsuz yakalanmışıyın gibi “aman neyderse etsin” deyon kendi-kendime gülesime ğediyo valla
Aça’nın köşeyi dönünce yolum düşüyo her tefasında Ortamelle ye nerden geli(r) , nere ğedersem gözüm anında o yanna gayıyo biriynen gonuşuyokana bile bulduğum her fırsantta
öte yandan işin aslı ben de Özlemine(n) bir-kaş kere göz göze geldiğimde oldukça mahçubudu gariben zavallı kirpikleri uzun uzun gözlerinin içi ıldır-ıldırıdı yüzünde bi allık uçuşurdu gece yarı, zehmeride Daşkesdiye kamyon girmiş çıkmış gibi helecandan her seferinde saklardı gözlerini yere bakardı yürek yakardı
seninen gonuşurkana gamzeleri alana çıkar yüzüne bakınca, gözleri, taa içine işler işte o zaman kalbim durcak gibi olurdu nutgum dutulurdu valla bilmez anlamaz bu hali, zevdayı çekmeyen
sonura efendime söyleyen, insan uçar mı valla uçuyodum o aralar, tabii sevincimden o haylaz hallarım filen getdiiiii melaike gibi bişiy oldum canıım..
onun o gözel yüzü gözlerinin parıltısı, gülüşü yüzünün alı utancından, gözlerini gaçırışı beni bekleyişi yolumu gözleyişi gözlerimin öğünden getmeyo bu nasıl bişi(y)
havaslık bu mu ki: insan başgasının uçu ölümü göze alır mı deyodum ya Yusufunan Züleyha Kereminen Aslı Leylaynan Mecnun hekayelerinde ben onun bi gülüşü uçun bile canımı vermeye dünden ırazıyın arayer lafı çoğ oludu da gülesime gederidi
hinci benim durumum o annadılanlardan bin gat beter valla billa
Esmecik “-len çocuk sen havasmın” dediydi hollukdan yumurta çalarkana yakalanmışıyın gibi yüzüm gıpgırmızı “-kime be(h) ” dediydim “-Özlemee” “-ne havaslığı ya! bi de o lafı çıkarman …. bacım” “-yani sen o ğızı sevmeyon mu” “-şeyyy seviyon da beni beğeni mi” “-civan gibi deligannısın neyini beğenmeycek” “-o okuyomuş zahır okuyana varı” “-sende oku! üç otuzuna mı girdin” “-seviyosan, götünü sıkacan sende” “……” “-adam getirip de “sen benim gıza havasımışsın me(h) ! ” mi deycek” ………..
“-haaaaa! gız da seni seviyosa o başga! ! ! okumasan da çoban olsan da geli, okumuşsun okumamışsın fark etmez emme… bu senin başını göğe değdirmez” … “-ebi-cetdi mutlu olaman, gönlün ıra(ha) t etmez” “-sağol Esme Aba ……. okuycan, anasına satayın, gecemi gündüzüme ğatıp” …. havasın havasın işde aşığın seviyoooon Özleeeemmmm
herkes onun hakkında bişiyler annadıyo yok filana megdup yazmış da yok filanca isdetceğmiş de yok şonnara anası “olabili(r) ” demiş de yok falanın gardaşıynan sıkıymış da yok falancalara ağşam çorbası işmeye getmişler de kimi de aklı sıra beni avıdıyo “-yanal almaya daş atan çoğ olu” deye bi ğızı bin gişi isderimiş de bi gişi alırımış da gönül kimi severse sultan oyumuş da “-ee Özlem de seni isdediğine ğöre” demeye getiriyollar akılları sıra” yani sağa-sola sataşma demeğ isdeyollar öye ya gari demek kiyne Musduğa atdığım havayı duymuş herkeş zengin çocuğu deye belki onu goruyollar ya da bana “bak asdanım zengine çatma belanı bulusun” demeğ isdeyollar umrumdaydı sanki emme açcık da aklıma onnara yaranmak isdeyenner bi bok yemesin kim vurduya getmeyelim deye de aklıma ğelmeyo deği valla-talla
ne çalıya taş atannarı gale alıyon ne enayi avıdannarı duyuyon emmeee! anası olcak cadaloz garı
o yok mu o! “-tahsılı neyimiş” deye benden uçu sormuş da! “-bana damad olaca(ğı) n tahsılı gızımın tahsılından yünsek olması gereğir” demiş de! “-önşe gızın beğenmesi ilazım deği mi” demiş de! “-bobası köye ğız verceğdi de neye şe(hi) re getmiş” de! sankine kendi şerli “-okuyan ğız köye gelin olu(r muy) muş” da! “-bu dul ğarı mıy mış, gız oğlan ğızımış ” da! “-onun da gursağında havası varımış” da! “-gızının daha vahtı var”ımış da! neyimiş de neyimiş ne olmuş da ne gonmuş ohooo! ! !
hiş başga bi zaman koca köyde sadaca bi konu bilmeyon bu ğadar gonuşuldu mu ne anası, ne bobası, ne de bi başgası varısa da Özlem, yoğusa da
Özlem-aşşa, Özlem yokarı Özlem filan yerde Özlem falan yerde Özlem honnarda hinci şonnarda dün şurdaydı zabala hordaydı falanca filancalarda görmüş öteyki feşmekancalarda görmüşümüş
yau! ! ! size ne, bana nee.. kimeee ne!
Özlem hunu demiş, Özlem bunu yemiş, Özlem böğün mor keyinmiş, Özlem saşlarını höyle daramış Özlem hu türküyü ça(ğı) rmış Özlemin dik topuğu, Özlemin uzun boyu, Özlemin çentesi, Özlemin mavı eteği, Özlemin gök ponturu bana ğöre de ille Özlemin gözleri, parıl-parıl parıldayan gülümseyen gözleri gamzeleri Özlemin her şeyi sankı başka bişiyi gale alacan
elimden gelse, başga ağızlara Özlem adını anmayı yasaklaycan yahu gerçi valla gula(ğı) m file duymayo garşımda datlı-datlı gülüyo Özlemin hayalı benim gözlerim parıldayvırıyo Özlem………. göz parıltılarımın kaynağı yaşama şevkimin can suyu
o serseliklerimiz, haylazlıklarımız filen… galmadı gari canımm anam olmaycak bişiy bile istesin derakab! hu işi höyle edersem bobam sevinir deye aklıma bişiy gelse, anında!
esgisi gibi, bobamı gızdırıp sinirlendirecek evdeki asabiyet gatayısını yünseldecek bi durum asla! ve kat’a
valla bi hanımevladı oldum evde mübala(ğa) deği o olur-olmaza sinirlenen, köpeğe oş, tavığa kiş deyen ayağıma bastı deye bücüğü mızıldadı deye çocuğu çitme attı deye beygiri dengi davşımadı deye eşşeği topal eşşek sudan gelinşeye gadak döğen her şeye zıt geden çoluk-çocuğa het-hüt deyen söğüp-sayıp, silip-süpüren ben garıncayı incidirin deye yere basmaya gorkar oldum elhasılı kelam melaike gibi bişiy oldum canım o kert-kortluğum filen galmadı görseniz inanmazsınız valla
zevda böyle bişiy işdecik
kelimeler: seme:alık, ahmak efsun: afsun, tılsım, gözbağı, büyü, keramet hindikten keyri: bundan sonra, şu andan itibaren, bundan böyle • Yedidağ Çiçekçisi nam Aşağı Kaşıkara’lı Karaadil’li (ya da Karadilli) Hasan isimli eşarp, yağlık vs satıcısı (Kaynak Sülleyman Çelikli’ye teşekkürler) kaş atmak: göz kırpmak, cinsel ilgi gösterisi arayer: ortalık, çevre, etraf, köydekiler kastediliyor gülesine gitmek: komik bulmak hiç evlenmemiş, bakire kız kursak: (karın) iç anlamında dik topuk: yüksek ökçeli ayakkabı ka’ale (gaileye) almak: aldırmak, aldırış etmek, umursamak, hesaba katmak anlamında derekap: derhal kat’a: katiyetle zıt: ters, uyumsuz Havas olmak: aşık olmak sevdalanmak
|
|
|
|
21 Kasım 2008 Cuma 09:39:44
Unutulmuyor değilmi hocam ilk aşklar çokmu özlüyorsunuz özlem(le)o günleri hiç çeşme başında bekledinizmi hocam yada kibriti bulduysanız kutusunda aşk değilde yüreğinizdekini verdinizmi ahhhh özlemmm ahhhh hocayı bile eritmişsin yaa ..ha bu arad özlem ne yapıyo habar aldınızmı hocam
|
|
|
|
20 Kasım 2008 Perşembe 13:55:36
Özlem-aşşa, Özlem yokarı Özlem filan yerde Özlem falan yerde Özlem honnarda hinci şonnarda dün şurdaydı zabala hordaydı falanca filancalarda görmüş öteyki feşmekancalarda görmüşümüş
.........okudukça sardı mısralar güzelliğini ortaya koydu . .......teşekkürler .......tebrikler.
|
|
|
|
15 Kasım 2008 Cumartesi 22:55:58
Şaşrdım kaldım bu nasıl bir emek . Maaşallah ! şive farklı. Anlatım olağanüstü. Serisini okumaya söz ama bu gece bu kadar yeter. selam ve hürmetle.
|
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba 06:10:25
Müthiş bir emek ve müthiş bir gözlem,Özay Gönlüm'ün o yöresel asker mektupları kadar değerli ve seslendirmesini de mutlaka yapıp TRT ekranlarında okumalısınız bunları.Zamanala olır inşallah.Ben gönlümün beyaz topunu verdim.Varsın kurdele bağlamasın seçici kurul;şiir mis gibi türül türül TÜRKLÜK kokuyor.Saygıyla.İkincisi de çok güzel devamı bütünüyle mükemmel.
Şaban Aktaş tarafından 11/12/2008 6:13:32 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 21:54:32
Harika...tebrikler...maşallah... Selam ve saygılarımla
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 21:42:15
kökümün şivesi ile yazılmış, güzel bir hikaye okutturduğunuz için teşekkür ederim İbrahim bey
sevgiyle kalın, Saygılarımla
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 18:34:07
ewt hocam sizi burada görmek güzeldi.. ve şivenizi tabiki..
saygımla..
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 16:22:48
Ege köylüsüne has bir halk diliyle yazılmış güzel bir şiirdi...Kutlarım başarıların devamını dilerim
selamlar
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 10:34:45
ŞAİRİM KONU HARİKA. MANZUM HİKAYENİZİ ,UZUN OLMASINA RAĞMEN BİR SOLUKTA OKUDUM. KALEMİNİZ DAİM OLSUN.SİZ YAZIN BİZ DE OKUYALIM. KUTLARIM.SELAMLAR.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 04:05:10
Cok guzel yazmissiniz ,hani bizim egenin siveside yamandir ,o kadar guzel olmuski bu siir sanki karsimda konusan bir koylum duruyor ,kutlarim guzel kaleminizi ve bu guzel siirinizi ,kaleminiz daim olsun siir dostu...saygilarimla.
|
|
|
|
11 Kasım 2008 Salı 03:33:59
Özlem Köyde İlk aşk
devam edecek bir seri
köye dışarıdan gelen bir kıza aşıktır köyün bütün gençleri, o güne kadar bildiklerinden farklı, cazip, daha güzeldirler ya bu bildiğiniz aşklardan biri,
tanığım bütün olanlara, onlar kendilerini biliyorlar.. sen de tanıyorsun, sen anladın kim olduklarını Sen.. Sen de varsın bu hikayede
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|