Edebiyat Defteri

Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. Bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (Teresa Ana)
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
11.11.2008 tarihinde eklendi.
308 çoğul gösterim yapıldı.
202 tekil gösterim yapıldı.
28 yorum yapıldı.
 

   

 

BARIŞ








Siyah düşlerden maviye boyanan bir önlükle yürüdü barış
Lekeli kitaplara önsöz bulmanın izcisi olacaktı belki de
Küçük parmaklarını kaldırıp ‘’burdayım’’ dedi, her sabah
Oradaydı, göğsüne çevrilen soğuk namluya kadar





Zaman kendine intihar pimi oluyordu habersiz
Kara kaplı sayfalarda tutulacaktı güneşin parlaklığı
Davullar emanet bir lanetle çalınacaktı üstüne kaderinin
Eli kanlı cellatlar üfledi sur’una miadsız
Bedel bir metreye sığan bir kefenle ödendi





Kurşuni renklerde hüznün adıydı şaibeli her gece
Her faili meçhulde biriken gözyaşıydı dinmeyen
Toprağın susamışlığı özüne
Dağın özlemiydi yangınsız
Bir hicran yaraydı barış
Ölüme bir zafer de ‘’o’’ kazandırdı


-Zılgıtlar adressiz-
-Çığlıklar sessiz-



Sol bir çizgiydi aptal falcıların yolu açık dediği
Sağdan yürüdükçe üstüne gelen kalabalıkta kayboldu
Damarda durmayan kandı artık
Barut kokusuna karışıp toprağa tohum saldı





Kırılganlıkla yeşeren filizlere dört mevsim bahardı
Düşleri çocukluğuna takılan tebessümle son buldu
Hep uzaktan baktığı uçurtmaların kanadıdır Barış
Sınırsız, dikensiz coğrafyalarda bir yolcudur artık



Henüz yazılmayan tanımsız bir öyküydü Barış
Güvercinlere yem verirken üç kurşunla vuruldu
Esmer bir sancı doğurarak kendinden çoğaldı
Geride yırtık papuçları
Toz bulanık saçları
Meyvesini görmeyeceği ağaçları kaldı





Adı geçmeyecekti hiçbir defterde artık
Kimliksizdi Barış!
İklimsizdi her mevsimde
Dili dönmedi hiçbir zaman
Ne mutlu türküm demeye!



Faik danışman
   
Acaba Nedir?:
 Yorumlar
 
13 Kasım 2008 Perşembe 00:47:11
günün yorumunu yapmak isterdim lakin kendimde o beceriyi bulamıyorum sevgili ustam..
barışı güvercin kanadına bizler bağlarken top tüfekleriyle kuşu öldürmeye çalışan zihniyetleri hala yaralıyoruz..
ama anlamak istemiyorlar..
bizler bir güvercinle değil bir güvercin sürüsüyle dadanmış barışın kapısına..
kimse inanmak istemiyor ..
inandıkları tek şey..

Kurşuni renklerde hüznün adıydı şaibeli her gece
Her faili meçhulde biriken gözyaşıydı dinmeyen
Toprağın susamışlığı özüne
Dağın özlemiydi yangınsız
Bir hicran yaraydı barış
Ölüme bir zafer de ‘’o’’ kazandırdı

işte yeni bir adak daha barışa..
kanlı da olsa gül yollar yaratacağız..
savaşla da olsa bu vatanı kardeşce el ele yaşatacağız..
başka yol yok!!!!

emeğinizi kutlarım hocam saygımla..

 
12 Kasım 2008 Çarşamba 14:09:05
hayranlıkla alkışla kutladım can dert görmeyesin
 
11 Kasım 2008 Salı 23:36:45
Henüz yazılmayan tanımsız bir öyküydü Barış
Güvercinlere yem verirken üç kurşunla vuruldu
Esmer bir sancı doğurarak kendinden çoğaldı
Geride yırtık papuçları
Toz bulanık saçları
Meyvesini görmeyeceği ağaçları kaldı

barış tüm evrenin adı olsun dostum
harikaydı şiirsellik
ve anlamca da

sevgimle
 
11 Kasım 2008 Salı 22:56:18
Hafif ve söylenmesi inanılmaz ağza yakışan başka kelime biliyor musunuz bilmiyorum.
Barıştan söz ediyorum! Barış.
Hani şu sokaklarda yetmiş yaşına inat, çocuklarına gelecek yaratmak için cansiperane duran annenin “bijî aşitî” demesi var ya! İşte ondan.
Barış insan ağacının vermiş olduğu en narin meyvedir.
Ama her ne hikmetse barış denince bazılarının kulaklarını tıkaması bu ülke insanına mahsustur.
İşte bu yüzden her insanın belinde bir silah kendi savaşının peşinde…

Derler ki;

“Barış zamanında oğullar babalarını toprağa verir, savaş zamanında da babalar oğullarını toprağa verirler”

şiire bin selam ile...

 
11 Kasım 2008 Salı 22:50:04
Adı geçmeyecekti hiçbir defterde artık
Kimliksizdi Barış!
İklimsizdi her mevsimde
Dili dönmedi hiçbir zaman
Ne mutlu türküm demeye!


final ,barışın terçih etmediği ölümü o kadar can alıcı bir şekilde ifade etmiş ki,barışın yitip gitmesinede sebep şeyleride..saygımla kutluyorum duyarlığını arkadaşımın..
 
11 Kasım 2008 Salı 22:42:44
ben özellikle seçtim ....seçilenlerden yine bir şiir beyaz değil iki kurdele yetmez çok samimiyim ..
çok özeldi çokta güzel okudum yine değerli sayfanızdan
sizin gibi kalemler daim olsun ki geleceğe adı anılası şairler yetişsin
takdir ve tebriklerimi bırakıyorum bu değerli sayfanıza
 
11 Kasım 2008 Salı 22:32:13
Zılgıtlar adressiz-
-Çığlıklar sessiz-



Sol bir çizgiydi aptal falcıların yolu açık dediği
Sağdan yürüdükçe üstüne gelen kalabalıkta kayboldu
Damarda durmayan kandı artık
Barut kokusuna karışıp toprağa tohum saldı
...........................................
TÜMCESİ EMEGİN SESİ BİZİM SESİMİZ
AMA BU DİZELERE BENDE YASLANDIM

SAYGILARIMLA
YÜREGİN YÜREGİMİZDİ ŞAİR
 
11 Kasım 2008 Salı 21:17:53

herkes herşeyi söğlemiş...
bana susmak ve takdir etmek düştü...
 
11 Kasım 2008 Salı 17:51:42
....
....

mavi ve aydınlık günlere kucak açacaktık
beraber koşacaktık yeşillikler içinde
tepine tepine oynayacaktık
mutluluk oyunlarımızı seninle
halkalar boyu söyleyecektik
barış ve özgürlük şarkılarımızı...

sokaklar bizim..!
alanlar bizim..!
acılardan ve kötülüklerden uzak
avazımız çıktığı kadar bağıracaktık
haykıracaktık neşemizi, gülüşlerimizi
bütün dünyaya...

"hey millet duyun sesimizi biz geldik" der gibi
inletecektik yeri göğü..!
uçuracaktık mavi bulutlara
uğruna can verdiğimiz umutlarımızı
ve de kartopu tanesi beyaz güvercinlerimizi...

ama olmadı...olmadı be kuzum..!
gerçekleştiremedik bu güzel hayallerimizi
darağacında asılı kaldı pembeli düşlerimiz
boynu bükük öylece asıldık
dünyaya tersinden bakar gibi...

s e v g i l e r i m l e...
 
11 Kasım 2008 Salı 14:03:48
Bu iyi ama gayet iyi bir şiirdi. Hatta eserdi.
Tebrikler saygılarımla.
 
11 Kasım 2008 Salı 11:58:51


yüreğinizin sesi susmasın
yine güzel ve akıcı


saygılarımla
hilal.
 
11 Kasım 2008 Salı 11:39:14

canıma, kanıma dokunan
dokunan nedir bilir misin can

ne zaman dokunsam yurduma
ne zaman sokulsam
korkularımı avuçlarım
kaybolan seslerin ardından

ah be can
anlasana
asi dokunur yüreğime bu rüzgar
özgürlüğün güneşe hasret türküsü
kendine tutsaklıktı ya

sızlar bütün yanıklarım
parçalanır yaralarım

katran karası ellerdeki kan
katran karası her yan
gayya kuyusundan beter

çocuklar ölüyor can
analar ağlıyor
feryat figan

çekip gidemem ben
ardıma bakmadan

güneşi söndürdüler
ellerinde zifir karanlık
kabus gibi geldiler
bebelerin gözlerini götürdüler
babaların dağ yüreklerini

o çiğnedikleri
acımasızca
yol sandıkları
yağmurun aklayamadığı
taşların bağrında saklı
onlarca parçalanmış can
ciğerlerinden akan kan

gidemem can
gidemem yüreğinden bir parça damlamadan


 
11 Kasım 2008 Salı 11:20:24
BARIŞ...

O kadar konuya deyinmişsiniz ki... O kadar cok ders var ki satırlarınızda sadece ANLAYANA...

Anlatmak istediklerinizi gizlemenize her zaman hayranım... Satırlarınız kan kusarken Barış diye haykırmanız da sizin ustalığınızın bir göstergesi... Su satırlarının değerini belki de en cok anlayabilen benim... Belki de anlatılanları yaşanmışlıklardan söküp alabilen ve kimseyi incitmeden sadece ders olsun hayatınız siyah ve beyazdan ibaret değil diğer renkler de var özellikle KIRMIZI can var diyebilen yegane insanlardansınız...

Yüreğiniz o kadar güzel ki kin duyduğunuz insanlara da dahi kucak acabilecek yüceliktesiniz.. Sizin gibi insanlara sahip oldukca bu vatan ins. Hiç bir Barış isminin anlamını bilmeden Yok olmayacaklar...

Tebrikler harika yüreğinize...
 
11 Kasım 2008 Salı 10:45:23


seni yürekten kutlarım şair...
bilesin heybemdedir bu şiir...


KUTLARIM Sevgili Dost...

sevgiyle
saygıyla
dostlukla

 
11 Kasım 2008 Salı 10:29:27
Adı geçmeyecekti hiçbir defterde artık
Kimliksizdi Barış!
İklimsizdi her mevsimde
Dili dönmedi hiçbir zaman
Ne mutlu türküm demeye!


güzeldi insanınkendinde kayboluşunu anlatan dizelerdi..saygımla
 
11 Kasım 2008 Salı 09:36:18
Henüz yazılmayan tanımsız bir öyküydü Barış
Güvercinlere yem verirken üç kurşunla vuruldu
Esmer bir sancı doğurarak kendinden çoğaldı
Geride yırtık papuçları
Toz bulanık saçları
Meyvesini görmeyeceği ağaçları kaldı

BARIŞ DÜŞTÜĞÜ TOPRAĞIN KAN KIRMIZI AĞIDINDA ÖLÜMSÜZLÜĞE GİDERKEN GÜNEŞİN ANAÇ SARILIŞINDA YARINA YENİ UMUTLAR EKEREK GİDECEK.....

GÜNÜN YARININ ŞİİRİYDİ ....

SEÇKİMDE BİR ŞİİR...

TEBİRKLER ŞAİR....
 
11 Kasım 2008 Salı 08:44:26
bu şiire dokunmamak olduğu gib alıp afişlemek
bu şiire dokunmamak olduğu gibi alıp tüm dünyanın kalbine asmak
insanlığın yüreğine
kendi yüreğime asmak geliyor içimden

faik
bu edebi duyarlılığına
bu usta yorumuna
ve şair yüreğine hayralığımı
vede saygılarımı iletiyorum
bu çalıman benim için günü hatta haftanın şiiri
çok etkili,kalemine yakışan bir çalışma

saygılarımla
 
11 Kasım 2008 Salı 07:58:41
"Koyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı
Bu barış var ya, bu barış
Cephedekiler için o kadar barış "


çocuğun gözlerindeki tatlı bir düş "barış"
anne yüreği barış
ve ailece yenilebilen bir akşam yemeği daha


Özlemle...
Sevgiler


 
11 Kasım 2008 Salı 07:17:37
emeğinize sağlık
 
11 Kasım 2008 Salı 02:12:24
Barış toprakta

Savaş ise toprağa

Daha kaç Barış'lar düşer kimbilir bu uğurda

Küf kokan kan kokan toprağa

Ama Barış barut kokusunu aldı göğsüne

Ve ve...

Allah kahretsin işte.

Bir zılgıt eşliğinde.

Can Dostum,canım kardeşim yazıyorsun işte gerisi gerçeğin masal yanı uyurken Barış'lar son uykusunda.

Saygılar
 
11 Kasım 2008 Salı 01:39:06
ya gelirse demeden edemiyor insan ama eksik olan o kadar çok şey varki...nereye yama edilir bilmem yetişirmi nefesi...ürkek bir güvercin gibi...kalemine sağlık dost... kalemine...
 
11 Kasım 2008 Salı 01:33:58
Meyvesini görmeyeceği ağaçları kaldı


Ne kadar çok mehmetler ve barışlar var değil mi ?

Baharda yeşili ve meyveleri özlemeyecekler artık.

saygılar
 
11 Kasım 2008 Salı 01:06:00
Hep uzaktan baktığı uçurtmaların kanadıdır Barış
Sınırsız, dikensiz coğrafyalarda bir yolcudur artık

sustum..gözlerimle konuşacağım..kimse görmesede..
saygılarımla
 
11 Kasım 2008 Salı 00:58:06
kendi ellerimizle bozduk
kendi kurşunuyla vurduk...çoğu zaman
şimdi
hangi hakla istiyoruz ki...
gelmeyecek
gelemeyecek olanı
BARIŞI...

saygı ve sevgimle
harika bir şiir okuttun aspendos
kalbine ve kalemine sağlık



o kadar güzel anlattın ki...dilim dönüyor ama kalbim...

mutluluk ve barış
hem denizlerde boğuldu
hem de gülen bir çocuğun yüreğinde...

değil mi ???
 
11 Kasım 2008 Salı 00:54:52
Barisi hic tanimayanlara; Baris icinde yasayanlara özünden anlatmis gibi oldu bu siir.
Barisa dokunmak umudu ile Ellerinize saglik.
 
11 Kasım 2008 Salı 00:47:56
Siyah düşlerden maviye boyanan bir önlükle yürüdü barış
Lekeli kitaplara önsöz bulmanın izcisi olacaktı belki de
Küçük parmaklarını kaldırıp ‘’burdayım’’ dedi, her sabah
Oradaydı, göğsüne çevrilen soğuk namluya kadar



ilk kıtada herşey okadar açıkki gerisinde ise tokat yedik, ama hakda ediyoruz...kutlarım...maviler yüreğine şair...
 
11 Kasım 2008 Salı 00:40:17


anlıyorum seni şair



selam ve saygıyla



 
11 Kasım 2008 Salı 00:30:19
Sizi tenzih ederim ama; herkes bildiği şeyi yapsın. Şiir yazmak için yazıyorlar.Yok öldüm, bittim, arabesk kapkara tablolar... Bu iş biraz da tanrı vergisi, mayanda olacak bişeyler. Yorum yazarken şiirin bir bölümünü copy leyip teşekkür ediyorduk da, santimine dokunamadık yine.Ustasının elinden herşey güzel.
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
Haberler Fıkra Dünyası
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Türkü -  Prefabrik -  Estetik -  Reklam verin