Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. Çünkü o kurşunların gittiği yoldur. Jerzy Lec [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

4 10 1
Toplam: 0.0 puan
0 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
02.04.2006 tarihinde eklendi.
1999 çoğul gösterim
2087 tekil gösterim
2 yorum
1 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
Şiiri Beğenenler
En son eklediği şiirler

ADI : PAPATYA




trajik bir gecenin ardından
ansızın yok oldu; düzensiz ve ansızın
yüreğimde kocaman bir boşluk
Fansızca kitaptan çıkardığım birkaç not
ayrıntılı ve kesin
kısa ya da orta uzunlukta metinler
birkaç yüz sayfa öykü ve masal savrukları
usun alabileceği her türlü karamsarlık
fiziki çaba ve yoğun dürtüsel heyecan anları
İspanyolca bir nüsha; gölgeli gizeme bürünmüş
yedi güne ayrılmış
ateşleri tüm İtalya ve Fransa’yı boğmakta
gizemli ve yalıtılmış dünyasında
yedi günde yedi ölümle süren


söz vardı, gerçek onunla yüz yüze gelmeden
parça parça, kötülüğe yönelik istemin alaşımı
zavallı bir günahkarın yaşamından başka bir şey olmayan
ıssız kutsallığın dipsiz kuyusunda
kutsal rütbeleri alıp-satan
- bir aynadan ve bilmece gibi -
tek bir taht için iki imparator
düşünsel yaşamın sınırları
kırılgan nesneler,resimlenmiş anlar
doğanın maymunu yaşam
saatin, usturlapın ve m
mıknatısın yarattığı mucizeler
ruhun yarattığı hortlaklar
dervişlerin işe koyuldukları gün
taşa kazınmış kuşku








dirilen İsa’nın simgesi
gün ışığında ötmeyen tembel horozlar
gece yarısı duası, saatler dolunca
çan çalarak dolaşan kilise tonozları
altmış ses,karanlık tehditler
Tanrı Baba’nın adında birleşip
yok olur gider
insan bacaklarıydı kanla dolu küpün içi
hiçbir anlam taşımaz
kimse Poetica’nın ikinci kitabını okumamıştı
etin alçaltıcı günahı
kuzey kulesinden doğu kulesine
öykü içine dokunur. ne deve ne kuş
yüksek sesle gülen deli; Parisli mantıkçı

Tanrısal öfkenin kötülükleri
başka yalnızlıkların kıyısı
ne denli çok işlenirse, o denli çok istenir
bedenin günahı
cennet dingin ama yeryüzü karanlık
boynumuzda on taç, dilinde üç küfür
kemik mezarlıkları ölü rahiplerin nöbet tuttuğu
sunak taşından bin iskelet
-- sağdan 4. kafatası:gözlerine bas
bin yıl olalı 3 bin yıl geçti
birinci melek ilk borazana üfledi
kanla karışık is ve ateş çıktı
yasağı çiğnedi, labirentlerin mührünü kırdı
murana balıklarını besliyormuş
gölgeye çekildi sur
giysimin altında lamba,bronz üç ayaktan
kukuletalarını yüzlerine çektiler
hücrelerine yağmak üzere
şamdanın parıltısıyla aydınlanan kilise bomboş
bir kemik mezarlığını andırıyordu
kaval kemiği yığını üstüne
kabartma içinde görünen göz uçları
boş ve derin bir dizi kafa tası
yüreği korkuyla doluyordu
sözcükleri alçak sesle yineledi
etsiz yüzün çukurlarına
boğuk bir gıcırtı işittik
sunak kımıldadı

birkaç nemli basamak
eller gördüm,ölü parmaklarıyla iç içe geçmiş
bir gıcırtı bir devinim
sütunlar arasında yankılandı
güneş sunağı aydınlatıyor
zaman duygumu yitirdim
suskunluk ve karanlığın nedenleri
en iğrenç duyguların arasında
o garip diliyle gülümsedi


kuş leşleri mezarları kazıp
bir güldürü oyuncusuymuş gibi
yüzünde,
ölü eti yiyen umarsız bir insanın yüz buruşturması
çılgına dönen kalabalık
kırık dökük sözcükler
beylerin zorbalığına boyun eğmiş
sahte buyruk ve papalık mührü
günah bağışlayanlar,af satanlar
kahinler,falcılar ve kara büyücüler
bedenleri su toplamış saralı deliler
ağızları kan rengi
suyun ateşi arıtması gibi
cinlerin kendine özgü adları
akıp giden çamur seli
kutsal değerleri alıp-satan
bacılar dediği kurbanlar,
onların çıplak etleri
Tanrı’ya sunuyor “barış öpücüğü” dediği öpücüğü
yabanıl yüzlü tatlı bir ışıltıyla
gezgin yoldaşların dillerinde
çobanların anlayabildikleri sözcüklerle
devinimin görkemli özeti gibi
Şeytan’ın yasasını Tanrı’nınkinin yerine koyarak
büyük, çamurlu sapkınlık ırmağında
-ayrım sorunun kendisi katarlar ise başka-
Tanrı ve sağtöre anlayışını öngörüyor
yaşatan şeyle öldüren şeyi
aykırı şeytanca çelişkiler yumağı
kendi kendini lanetlediğine inanmakta

iyi koyunlarla kötü koyunlar
çobanlarla köpekler savaşır
parçalamaktan başka şey düşünmeyen
sürünün kıyısında kalan insanlar
birbirlerinden nefret ederler
hortlak sürüsü gibi
Tanrı’nın kullarını değiştirmek olanaksızdır


leşle beslenen yırtıcı kuşlar konuşmaya başlamış
-- özgür ve tutsak tüm insanların atini yiyin!!!
demek ki iyi kuşlar değildi bunlar
İsa’nın izinde ; çıplak,yalınayak oradan oraya
alım-satım sevgisi arasında
burç kadranını dış çembere koyarak
labirentin bilmecesi
kendi dilinde bir ünlem koyuverdi
sözcük, açık saçık bir şekilde çınladı
bir öğretim harikası
mucizenin olduğunu varsaysak bile:
labirent labirenttir
düzenle sağlanan karışıklık,ince hesaplar


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.


 Yorumlar
 yaprak
 
28 Mart 2007 Çarşamba 14:28:39




yaprak tarafından 9/15/2009 9:33:32 AM zamanında düzenlenmiştir.


ADI : PAPATYA şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum