aşkımın gerçeksel tarifi
( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )
Şiirin Hikayesi
[ kalin ] “Eğer seni tanımasaydım, nerdeyse adamlığın ne manaya geldiğini unutacaktım” dedi kadın ve ekledi: “Adamlığın karşısında bana kadınlığımı sergileme olanağı tanıdığın için binlerce kez teşekkürler.” O adam ve o kadın el ele tutuşup yürüdüler buluta doğru. Bulut, ketçapsız patates kızartması yeme hastasıydı; gözü zeytin karası, tüyleri kar beyazı, sesi kemansıydı. Göğü berrak, havası ayaz, suyu kaynak, çok aşrı ama yaşanası bir yerdi işte orası. O özel adam ve o kadın el ele tutuşup yürüdüler aşka karşı. Aşk, fiyatı olmayan ulvi bir kavram; alınıp satılamayan, toplayıp çıkartılamayan gözyaşıyla acısı bol, kimilerinin aklının al(a)mayacağı bir sevgi hesabıydı. Kişi, inandığı gibi yaşarken birdenbire çevrenin de etkisiyle yaşadığı gibi inanmaya başlarmış. Kısacası; “Eğer seni tanımasaydım, nerdeyse bilinen yanlışların doğruluğuna, asıl doğruların ise yanlışlığına inanacaktım” dedi kadın safça ve adamın avuçlarının içini öperken gözlerinin içinde yiterek ekledi: “Seni karşıma Yaradan çıkardı, ben şimdiye dek hiç kimseye böylesine güvenmemiştim.” İki gün üst üste o tekadam ve o kadın ele el tutuşup bedenlilerden, yani tehlikelerden ırak, üstü yazılı betonlarla örülü boz topraklardan yürüdüler yeşiller içinde göçenlerin yanına doğru. Orda yemin içtiler, ahdettiler ölesiye dediler, birbirlerine söz verdiler kutsalın ve suskunların tanıklığında. O özel adam ve o kadın korkusuzca can cana yürüyorlar şimdi ama ayrı ayrı… Bir gün ansızın “Sensiz hiç yaşamamışım” diyerek o adam geri döndü. Gökkubbede bir sevgi şulesi oluştu doğum sancıları üstüne, buna (Aşk) dendi. O adam ve o kadın, Kerem ile Aslıhan, Ferhat ile Şirin, ya da Kays’la Leyla’dan kalan mirasa ortaktılar artık, her şeye karşın bir yargının iki davalısı oldular ölümüne. Elif ve Ruşen’diler belki de…
“Hani iftardayken/kulağınız ezanda/gözünüz zeytinde/eliniz suda olur da/oruç açamazsınız ya…
İşte böylesi benim sevdam/aşkın çok ötesinde/adı henüz konmamış
bambaşka…
Hani arife gecesi bayramlıklarınızı/başucunuza koyar/defalarca uyanıp uyanıp bakarsınız da/bir türlü sabah olmak bilmez ya…
İşte böylesi benim sevdam/aşkın çok ötesinde/adı henüz konmamış
bambaşka…
Hani “bak erkek olacaksın”/diyerek sizi sünnete razı ederler de/yastığa iliştirilen takılarla/kafanızda oyuncak yatırımı yaparsınız ya…
İşte böylesi benim sevdam/aşkın çok ötesinde/adı henüz konmamış
bambaşka…
Hani uzun boylu bir öğrencinin/en ön sıralarda oturabilme hayali olur da/öğretmence izin verilmez/hep arkalardan sesini duyurmak zorunda kalır ya…
İşte böylesi benim sevdam/aşkın çok ötesinde/adı henüz konmamış
bambaşka…
|