|
|
|

ölüm kokuyor istanbul
kurumuş yapraklar değil görmek istediklerim penceremden izlerken yağmurları sımsıkı örtülü kanatlarından cam fanusumun bakar ve hayatını seyrederim başkalarının
kimler ve nereye giderler böylesi telaşlı ne düşünürler bakmazken birbirlerine ve nedir içlerindeki köhne yalnızlıkla ettikleri savaş kimdir galip ve kimdir mağlup bu keşmekeşte
birer isim veririm her birine güne düşerken dirilişleri küçük kahramanları olurlar kısa hikayelerimin birden bire çok şey değil…hiç de değil
ne kadar şanslısın sen ey insanoğlu ve farkında bile değilsin bunun yürüyor…koşuyor kimi zaman geç kalıp erken varıyorsun kimi zaman kavga edip büyük bir öfkeyle deli gibi sevişiyorsun aynı gece
ama görmüyor…göremiyorsun
ya ‘bir’ kaldıysa bitmeye ya susturacaksa istanbul senin ezgini…de umursamaz telaşlı bir devinimdeki kara caddelerinde
ki zaten bitiriyorken zaman beni işte böyle çığlık çığlığa bağırıyorsun sen…hep “neden söylemedin bana daha önceden” diye
sus n’olur görüyor ama anlamıyorsun değil mi çalışmıyor artık bu yaralı kalp yitiriyor günden güne hayata karşı ritmini
ne güzeldi eskiden ben olmak ahh tanrım canlıydım…hayattaydım yazık ki çıkaramadım ben olmanın tadını ve maalesef veremedim bir şans daha …şansa
şimdi işte hastayım ve gidiyorum bırakıp elini hayatın
takıyor gözlüklerini zaman daha iyi görsün diye geçenleri ve geliyor ölüm ön sıralara devam ederken gün aceleyle
hiç sorun değildir nereye gittiğin her neresi olursa olsun istikametin ya hayattır bekleyen ya da kara meleğin
ve bir gün düzüşünce hayat ölümle sen kaybedersin galata’dan dağılıverir küllerin kanatları altındaki istanbul’a hazerfan’ın
pencereme yapışan kuru yaprak gibi artık bedenim söyleyin yağmura beni beklemesin…gelmeyeceğim ve unutmadan küllerimi martıların kanatlarına serpeleyin
Atilla Güler
Fotoğraf : Mehmet Kemal MERT
|
|
|
Acaba Nedir?:
artık
,
ben
,
bir
,
büyük
,
cam
,
eskiden
,
galip
,
geç
,
gibi
,
görmek
,
gün
,
hayat
,
isim
,
kadar
,
kalıp
,
kara
,
kavga
,
maalesef
,
mehmet
,
mert
,
nedir
,
nereye
,
olsun
,
ölüm
,
ve
,
yaprak
,
yaralı
,
zaman
,
zaten
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 19:41:44
sN KALEM ...Hiç duraksamadan okudum dizelerinizi...serbest çalışmanız bir kısa öykü gibi sürükledi düşüncelerimi...Özgün bir anlatımla insan ömrünü İstanbul'A ithaf etmenizde başka bir ayrıcalık....tebriklerle saygilar...
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 19:40:55
sN KALEM ...Hiç duraksamadan okudum dizelerinizi...serbest çalışmanız bir kısa öykü gibi sürükledi düşüncelerimi...Özgün bir anlatımla insan ömrünü İstanbul'A ithaf etmenizde başka bir ayrıcalık....tebriklerle saygilar...
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 18:45:29
off off her dem hüzün var bu yürekte.. bu sayfaya ziyaret eden herkese de bir pay var şiirde..
muhteşem muhteşem.. yüreğinize sağlık
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 13:23:50
sizi okumak şiir okumak.
saygılarım derinden sevgili atilla.
cemilmelih.
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 13:21:05
ve ölür adam istanbul devam eder öğütmeye ki her yer istanbul
herkese
Sevgim ve teşekkürlerimle
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 11:10:55
Dıştan içe seyreden bu şiir, sonbahar kokuyor... Gün devam ederken ben de bir sonraki şiirinizi bekleyeceğim aceleyle.
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 10:53:44
şimdi işte hastayım ve gidiyorum bırakıp elini hayatın
takıyor gözlüklerini zaman daha iyi görsün diye geçenleri ve geliyor ölüm ön sıralara devam ederken gün aceleyle
hiç sorun değildir nereye gittiğin her neresi olursa olsun istikametin ya hayattır bekleyen ya da kara meleğin
ve bir gün düzüşünce hayat ölümle sen kaybedersin galata’dan dağılıverir küllerin kanatları altındaki istanbul’a hazerfan’ın
pencereme yapışan kuru yaprak gibi artık bedenim söyleyin yağmura beni beklemesin…gelmeyeceğim ve unutmadan küllerimi martıların kanatlarına serpeleyin
‘serpelemek…’desenize küller bile sürüncemede kalacak... Allah ömür versin değerli şairim... kutluyorum saygımla...
gönül gençyılmaz tarafından 10/2/2008 11:05:42 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 10:47:45
cok güzel anlatım dizeler kutlarım sizi
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 03:05:35
susuyorum yaşadıklarıma inat şahit olan İstanbula bırakıyorum beni savunmayı mücadele etmiyorum artık ilizyonlarıyla acıların boş bir oda ve yıkıntılar bir kaç çivi ile asılı yalnızlık duvarda ağlamıyorum kurudu gözler buğulandı konuştukça kelimeler duruyorum zaman almış bende bıraktıklarını yaşlanıyorum tükeniyorum aydınlığında bekleyişlerin bir kadeh şarap ay'a içiyorum... İstanbul dinle sana konuşuyorum....
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 01:14:55
... tüm lanetleri kucakladı bu şehir lanetlileri de seyirlik bir cinnet şevkinde yaktı şairi "istanbul istanbul olalı" hiç bu kadar sen olmadı iki yakadan geçen hasret iki yakanda yutkundu dalamadı gecenin masumiyeti boğaza -boğazına- kurumuştu aşk'ın kursağı ılık ılık geçti bu şiirle ahh gözleri istanbul kadar meçhûl sevgili sıyır şimdi üstünden eylül'ü ki ölüm sen kadar hak yeditepeye yedisinden tek ışık yayılacak mahyalarda -martı mavisi- üzülme sen şimdi istanbul'a küllerinden doğacak her şiirianka...
...ölüm herkese hasret cancağızım...ama istanbul bir tek sana...
alicengizoyunu
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 01:07:20
Her köşesinde bir pişmanlık sarılı yüreğimin, şanslarıma şans verememek ne kadar kötü ki. Ne yazık ki kıymetini bilemedi, kıymet bilmeyen insan oğlu, hiç doymadı doyamadı. Hep daha fazlasını istedi ki isterken bile sonunu hiç düşünmedi. Halbu ki, ne kadar güzeldi yaşanak (!)
Kendi etti, kendi buldu olacak sonları.
Kül ve martı, gerisi yalansız bir teslimiyet.
-dellysevgimle-
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 00:57:59
İstanbul, evet büyük bir keşmekeş, insanların birbirinin yanından geçip gittiği, kimsenin kimsenin ruhuna inemediği, kimsenin bir diğerinin gözünün içine bakmadığı, insanın insanı umursamadığı, büyük şehirlerin yaşam kavgasının en acımasızca sergilendiği şehir.
Ve ömür bir sürü şeyi farkedemeden avuçlarımızın içinden kayıp giden zaman dilimi. Ne zaman ki sekteye uğramaya başlıyor birşeyler kıymetini anlıyoruz ama geç kalmış oluyoruz sanırım.
Yaşadıklarımızdan çok yaşayamadıklarımız geliyor gözlerimizin önüne ki yaşadıklarımızın kıymetini bile bilememişken biz.
Ah şiir uyarı gibi, anla der gibi...
Güzel şiir.
Tebrikler.
Saygıyla.
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 00:53:26
Dil; düşüncenin evidir. Dil; güçlükleri aşan güçtür. Şiirde dili güzel dillendirmişsiniz… Dilinize sağlık… Tebrikler.
|
|
|
|
02 Ekim 2008 Perşembe 00:27:54
pencereme yapışan kuru yaprak gibi artık bedenim söyleyin yağmura beni beklemesin…gelmeyeceğim ve unutmadan küllerimi martıların kanatlarına serpeleyin.
tebrik ederim.güzel yazmışsınız
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|