|
|
|

Gözlerini kapa istanbul
denize düşen ay kıyıya tutunurdu kırağı gibi İstanbul gayri meşru doğurmuştu mehtabı bütün sokak çocuklarını pide açlığı tutmuştu simit, susam; rüya. ayaküstü oyunlar sahurda sevişenler ve öpüşenler ve cami avlusunda yatan hırsızlar bu şehrin aristokratları, centilmenleri, en karizmaları en fahişeleri uykusuz…
şimdi beş parasız baştan başa düşünebilir seni insan ama dolaşamaz kanatsız vakit dudaklarından akan ıslak bir arzu olunca damalarım kızgın ve şehvetli bulutları taşır içinde şimşekler çakıyor akarsularıma
gözlerini kapa İstanbul beni bir fahişe doğuracak az sonra piç gözlerim olacak gözlerini kapa! Babaları her zaman analar doğurmaz. bazen yağmurlu bir sonbaharda demini tutar ve bir korulukta veyahut bir yol kıyısında içmek ister gibi çoğalır… susar… ve doğurur bacak aralarından güneşi
unutma! beni centilmen bir tanrı sandılar başka çare yok sütleri inek memelerinden göğsüne ben taşıdım inan. kar şimdi beni rengine mevsimin kar ki harcım kıvamını tutsun
gözlerini kapa işçiler müstehcen fıkralar anlatır yoksulluğa inat minibüsler ter kokar patika platonikleri yolcu güzergahlarında aşklarda yaşanıyor inan aşklarda… ateşten, sudan duru köylü akşamlara sanırsınız tuzdan, şekerden ve soğandan yana hücrelerine kadar aşk…
aklımı kaçırma gözlerini kapa trenleri ve vapurları çıkar rahminden bağırsak bütün martılarla sus!... kulaklarını da kapa intihar ederim kalbinde ihtilal var bu akşam nasıl olsa başarmazsakta…
biz seninle Eylülde yağmur sabahlarındaki parke taşları kadar yorgun masallar olurduk. ellerimiz kelepçelere hiç alışmamış firar eden kalbimizde kurşunlar firar eden kalbimizde paslı hançerler bu elma şekeri kaçamaklar ve topaç hızı dönen çocuktur sana ağlayışlarım dün gece sen boşaldın denize yağmur yağmur bugün ben göğsümün düğümüne gel etme böyle
çünkü zina bir tek gözyaşlarıyla olur günah içimi kanatıyor babam ölmeseydi eğer göğsünün sepeti dağ açardı gururdan
intihar ediyorum kendimi hücrelerine kadar aşkla kanımla metropol şehirde spartaküs aşk gel tut beni proleter terimi sil.
|
|
|
Acaba Nedir?:
arzu
,
ben
,
bir
,
centilmen
,
dağ
,
elma
,
fahişe
,
gece
,
hiç
,
ıslak
,
kadar
,
kızgın
,
müstehcen
,
nasıl
,
sana
,
şimdi
,
tanrı
,
ve
,
yağmur
,
yolcu
,
zaman
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı 00:07:51
denize düşen ay kıyıya tutunurdu kırağı gibi İstanbul gayri meşru doğurmuştu mehtabı bütün sokak çocuklarını pide açlığı tutmuştu simit, susam; rüya. ayaküstü oyunlar sahurda sevişenler ve öpüşenler ve cami avlusunda yatan hırsızlar bu şehrin aristokratları, centilmenleri, en karizmaları en fahişeleri uykusuz…
Nekadar şiir okadar gerçek-nekadar gerçek okadar şiir. Kırmızı kurdeleyi size taktım(Şiire kurdele gerekiyorsa). HADİ ÇAMAN' a da ışıklar içinde yatsın diyerek nobeli... Kutlarım.
Ildız tarafından 9/23/2008 12:09:34 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi 02:05:16
çünkü zina bir tek gözyaşlarıyla olur günah içimi kanatıyor babam ölmeseydi eğer göğsünün sepeti dağ açardı gururdan
duyguların en bakir halini işleyen bir kalem her daim zevkle okuyorum şiirlerinizi şair tebrik ve saygıyla
|
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi 00:56:40
sen hep şairsin
kötü zamanların iyi şairi...
tebrik ederim kardeş...
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 20:47:48
İstanbul tüm acıların ve faişe duyguların barınağı
deniz gökyüzü ve egzoz dumanları arasında yaşamaya çalışan sokak çocukları tüm kaderine yenilmiş ve sövülmüş bir şehir
yağmur ve kaldırım çaresizliği aşklarına saygı duyulmayan kent
ama her ne olursa olsun seviyorum ulan seni İstanbul seviyorum ihanetlerinin bende bıraktığı şiirleri
içimi döktüm,affola şair affola..
Saygılarımla
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 20:37:08
şiirdeki imgesel tasvirleri en iyi kim kullanıyor ? diye bir soru sorsalardı zirâ - oydere isari - yanıtını verirdim.
bu akşamda yüreğime şiir oldunuz. saygılarımla hep.
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|