|
|
|
|
Eklediği son sesli şiirler
|

UZAKLAR
Ezel…. Kirazın köklerine kurduğum salıncağın ipiyle, yüzüne hiç dokunmamış ellerimi yamalıyordum Evvel… Küçük kelebeklerin kocaman gölgeleri altında Yasak öyküler ezberleyecektik Kavgasız, kaygısız yurtlara hasret Aydın bakışlı yüzler çizecektik karanlığa
Evvel… Yolumuz vardı raylarca uzayan Dilleri kilitli, kaşları korkak kızları Okul bahçelerinde büyütecektik Satırlarda bulacaklardı yarınlarını Belki kerpiç evlerin ışığı Cilo dağının buzdan aydınlığı Ya da Fırat’ın umut türküsü olacaklardı
Evvel… Şiirler yazacaktın yol boyu Kızılırmak türküleri söyleyecektin Bir köyün madalyalı ışıkları altında ilk defa öpecektin Ve seni sırf tecavüzden, cinayetten kızlarımızı kurtardın diye Sırf devrimin bekçisi olduğun için sevecektim Sana balkonumdaki emanet yumurtaları bırakacaktım
Evvel… Hani Sen, günaydınında bir baba Ben, göğsünün deltasından barış sağan ana olacaktım
Evvel… El, ayak nasır Sırt yara Yüz çıban Emek heba Toprak çorak Bulut olup yağacaktık Biraz su, biraz aş, biraz can olacaktık
Evvel… Ayazda donmuş çocuklarına Analar ağıt okurken okul yolunda Yemin ettik Yol olacaktık Bir adımlık, bir nefeslik kadar kısa
Evvel… Açlık; koca küflü bir ekmeğin ortasında ki, o taze yere ulaşmaktı, gördük Açlık; lüks lokantaların arka kapısında beklemekti atılanları, gördük Bir gülüş çizecektik ki yanaklara hiç silinmeyen Başka, bambaşka bir dünya düşlerdik Artık; çöpten artık toplamayacaktı çocuklar! Bal kiraz olacaktık dudaklara, bolluk, bereket olacaktık
Sonra… -Gittin! Mektuplarında eski kent masallarını Yaldızlı saray sözcükleriyle anlatırken Hayallerimiz için; “Uzak oralar” derdin, artık çok uzak!
Ve ben bir miting alanında gömülecek güvercinler toplarken Sen unuturken beni Unuturken yavaş yavaş her şeyi Ankara’nın ağırlaşan çamurunda kaybettim o sonsuz vadimizi
Sonra… Hatırla ve üzülelim Kırmızı perdeli, kara bir trenle Oyuncak atlar, kuyruklu uçurtmalar taşıyacaktık kar altındaki kentlere
Büyümeyecektik!
Sonra… Birileri o kirazın bileklerini keserken Senin bir fesleğeni balkondan intihara sürükleyişini gördüm İşte o an Ankara’da Bir ben Bir de kuşlar öldük
Her gün öldük Şimdi… O hiç kalkmayan trenin kulpsuz kapısını araladıkça — mayası tutmuş acılardan kocaman şiirler yazıyorum
Şimdi… O hiç gitmediğimiz yerlerin yasını tutuyorum Senin rüzgârına bile haram artık eteğim Haram oldu dilim, gözlerim
Kat katlarımı giyiniyorum Yoksul kollu kazak Efkârlı bir şal Sessiz pabuçlar
Ölüm gibi telaşsız Yetim gibi ağlamaklı Üst üste yanılgımı giyiniyorum Çözülen saçlarımı tekrar tekrar örüyorum Sana yabancı, onlar gibi olmak için
Simdi… Yanı başımda o senin uzakların! İçimde buğday yangınları Ağrı’ya, Van’a, ta Iğdır’a Gözüm kapalı, ağzım kapalı Senin adına, bizim adımıza özürler sunuyorum Ve her saat başı umut dolu, şiirden trenler yolluyorum
Şimdi… İçini bildiğim, şeklini benim çizdiğim Bir haritanın küçük ölçeklerinde Panayırlar kuruyorum en ücralara Elimde yüzlerce okul zili
“hadi çocuklar ders saati”
Şimdi… Hatırladın mı? Ben o yelken saçlı kızım Güverteye şiirler asan
Ve hiç susmayan…. Şu an… Ne zaman ki Karanlıkta sözcükler peydahlandı Yeniden doğdu umut Yarı nesnel- yarı soyut bir meyvenin içinde
—oğullar, kızlar gördüm —cesur, hür ve aydın
barış nidalarıyla, kiraz bahçelerinde!
SERMİN İREN SAMSUN/ 2008
|
|
|
Acaba Nedir?:
ağıt
,
ana
,
artık
,
barış
,
ben
,
benim
,
bir
,
can
,
çocuklar
,
dünya
,
emanet
,
en
,
gibi
,
gün
,
hiç
,
ilk
,
kadar
,
kar
,
kara
,
kerpiç
,
kızlar
,
koca
,
kuyruklu
,
küçük
,
o
,
okul
,
saat
,
umut
,
ve
,
zaman
|
|
|
15 Kasım 2008 Cumartesi 11:58:41
bu sitede ilk defa bir şiir ama şiir okudum
|
|
|
|
15 Kasım 2008 Cumartesi 11:58:41
bu sitede ilk defa bir şiir ama şiir okudum
|
|
|
|
15 Kasım 2008 Cumartesi 11:58:35
bu sitede ilk defa bir şiir ama şiir okudum
|
|
|
|
15 Kasım 2008 Cumartesi 11:58:01
bu sitede ilk defa bir şiir ama şiir okudum
|
|
|
|
09 Ekim 2008 Perşembe 21:19:53
Evvel; Biz ölümü yaşam bilirdik... Gidilmemiş yolların ardı Kaf dağının ardı...
Bilirdik ya sevdayı, ulaşılması zor engebeli, telli dikenli sınırların ardında arar idik...
Kendimize sınırlar çizerdik, ülkesi başkenti şehri caddeleri sokakları olmayan... Hep olsun isterdik, hiç olmadan...
Evvel; Yaralı kalplere kan taşırken güvercinler Bir hain avcının kurşunuyla vurulup yarım kalırdı sevdalar... Hala öyle... Hala bildik...
Evvel; Sevgilinin avuçlarındaki coğrafyaya göğü yağdırırdık gözlerimizden Denizler, okyanuslar bile şaşardı tuzun bolluğuna... her kavuşmak istediğinde dağ, karşısında o duvar atasözünü bulurdu... "Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur..."
Oysa biz insanken bile kavuşamadık, buluşamadı ellerimiz, sözlerimiz dudaklardan dudağa geçmedi sevgili...
Evvel; Kördüğümler çözülürken böğrümüzün sol yanından... Biz karın ağrısını niyetine aspirin içerdik Nereden bilirdik ki sevdanın, sevginin, düşlerin... Kısacası herşeyin bir aspirine kanmayacağını...
Evvel; Masallar anlatılır uyutulurduk kara sevdalara Ağrı'ya, Ardahan'a, Sivas'a, Diyarbakır'a dökerdik analarımızın al al ağıtlarını...
Evvel; ...
Bağışla şair, yazamadım daha fazla...
Alen tarafından 10/9/2008 9:22:08 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
05 Ekim 2008 Pazar 00:15:39
çok güzeldi...bu kadar etkileyici bir uslup...açıkçası yazılanlar.... daha ne diyeyim kocaman tebrikler...
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
03 Ekim 2008 Cuma 11:45:53
Bu şiir aldı götürdü beni ABD ile sovyetlerin soğuk savaşının başladığı 1950 yılının temmuz ayına. O tarihte bay ve bayan Rosenbergler Rus casusu olmakla suçlanır ve tutuklanır. Her ne kadar suçlarını kabul etmeseler ve tüm dünya kamuoyu tarafından desteklenseler de yeterli delilin olmamasına rağmen elektrikli sandalyede idamlarına karar verilmiştir. Kararın duyulmasıyla birlikte tüm dünyadan amerikaya protesto mektupları yağmaya başlar. insanlar bu karara isyan etmekte ve cinayeti durdurmak için sokaklara, meydanlara dökülmektedir. Bu beklenmeyen durum karşısında amerika rosenbergler'le pazarlığa oturur; rosenbergler'e suçlamaları kabul etmeleri halinde tüm dünyanın adalet dağıtıcısı olan amerika'nın 'imajının' düzeleceği, karşılığında da ölüm cezalarının kaldırılacağı teklifi yapılır. rosenberg çifti her seferinde bu teklifi reddeder. öyle ki, ethel rosenberg, yaşamının bağışlanacağı yönünde yapılan teklife şu karşılığı verir: ''ey yoldan çıkmış para yiyiciler, ey satılmışlar, ey bu güzel dünyamızı kirleten iğrenç, kötü insanlar, işte size yanıt: sizin lanetlenmiş lütfunuza başım eğik yaşamaktansa kocamla birlikte ölmeyi yeğlerim.'' Rosenbergler'in infazında bulunan devlet bakanı william a. carroll, ''bir çift güvercin'' in cansız bedenleri taşınırken yaptığı açıklamayla herkesin kanını dondurur: ''rosenbergler'e, boyun eğip, suçu kabullenmeleri halinde hattın öbür ucunda washington'ın olduğu telefon ile idamın durdurulacağı ve de kendilerini bekleyen oğulları 6 yaşındaki robert ile 10 yaşındaki michael 'e kavuşacaklarını söyledik...'' yaşam ve ölüm sınırında yapılan bu teklife rosenbergler'in verdiği yanıtı bakan şöyle açıklar: ''peki ya suçsuzluğumuza inanan onca insan, onlar da bizim çocuklarımız değil mi? satar mıyız hiç onları!..''
Mahkeme rosenbergler'in 18 haziran 1953 tarihinde öldürülmesini kararlaştırmıştı... Ama Rosenbergler, o gün değil, bir gün önce ya da sonra ölmeyi istediler. infaza az bir süre kala istekleri kabul edilir ve 19 haziran'da öldürülmelerine karar verilir...
Rosenbergler 18 haziran günü öldürülmek istememişlerdi; çünkü o gün evlilik yıldönümleriydi!
Velhasıl... Olaya duyarsız kalmayanlardan biri de Melih Cevdet Andaydır. Anı adlı şiirini Rosenberglere ithaf eder.
Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak şey değil Apansız geliyor aklıma
Nerdeyse gün doğacaktı Herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı Geceniz geliyor aklıma
Sevdiğim çiçek adları gibi Sevdiğim sokak adları gibi Bütün sevdiklerimin adları gibi Adınız geliyor aklıma
Rahat döşeklerin utanması bundan Öpüşürken o dalgınlık bundan Tel örgünün deliğinde buluşan Parmaklarınız geliyor aklıma
Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm Kahramanlıklar okudum tarihte Çağımıza yakışan vakur, sade Davranışınız geliyor aklıma
Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil, unutulur şey değil Çaresiz geliyor aklıma.
Ve ben Sermin İren'in "uzaklar" adlı şiirini okurken bir kez daha yaşadım Rosenbergleri. Belli ki isimleri farklı duyguları aynı nice Rosenbergler varmış ülkem içinde.
Kültür hazinemize yön veren, eğiten ve öğreten şair Sermin İren'e bir alkış rica ediyorum...
|
| sermin iren |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
05.10.2008 00:15:04 |
Rahat döşeklerin utanması bundan Öpüşürken o dalgınlık bundan Tel örgünün deliğinde buluşan Parmaklarınız geliyor aklıma ********************
ne denir ki... harika yorum. teşekkürler. |
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı 00:55:55
Bu şiiri ben daha önce okudum ama o yukarıdaki çocuk resmi var ya dağıttı beni ve çıkıp gittim. Yine karıştırdı gönlümü... ... Yolumuz vardı raylarca uzayan Dilleri kilitli, kaşları korkak kızları Okul bahçelerinde büyütecektik Satırlarda bulacaklardı yarınlarını Belki kerpiç evlerin ışığı Cilo dağının buzdan aydınlığı Ya da Fırat’ın umut türküsü olacaklardı ... Olacaklar, olmalılar. Umut kesmek yok. O beni dağıtan kız çocğunun bizim çocukluğumuzdan çok farkı yok. Umutsuz olmayacağız
Şu an… Ne zaman ki Karanlıkta sözcükler peydahlandı Yeniden doğdu umut Yarı nesnel- yarı soyut bir meyvenin içinde
—oğullar, kızlar gördüm —cesur, hür ve aydın
barış nidalarıyla, kiraz bahçelerinde! Kutlarım
|
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı 00:55:42
Bu şiiri ben daha önce okudum ama o yukarıdaki çocuk resmi var ya dağıttı beni ve çıkıp gittim. Yine karıştırdı gönlümü... ... Yolumuz vardı raylarca uzayan Dilleri kilitli, kaşları korkak kızları Okul bahçelerinde büyütecektik Satırlarda bulacaklardı yarınlarını Belki kerpiç evlerin ışığı Cilo dağının buzdan aydınlığı Ya da Fırat’ın umut türküsü olacaklardı ... Olacaklar, olmalılar. Umut kesmek yok. O beni dağıtan kız çocğunun bizim çocukluğumuzdan çok farkı yok. Umutsuz olmayacağız
Şu an… Ne zaman ki Karanlıkta sözcükler peydahlandı Yeniden doğdu umut Yarı nesnel- yarı soyut bir meyvenin içinde
—oğullar, kızlar gördüm —cesur, hür ve aydın
barış nidalarıyla, kiraz bahçelerinde!
|
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi 16:02:30
Ben geç kalmışım bu şiire, sesimi çıkarmadan şiiri okudum ve kaçtım....çokca şiirdi be dost...cokca.
|
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi 15:03:58
Malesef hafta sonları şiirleri okuyamıyorum . bir de 16.00 24.00 arası yazılanları. Kaleminize sağlık arkadaşım. Seçkiyi fazlası ile hak etmiş bir emek şiiri olmuş.
|
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi 14:44:35
kutluyorum yüreğine sağlık
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 23:44:41
uzuyor karanlığın sivri dişleri ezilirken ışıltı fideleri birer birer gömüldüler narinliklerine dokunuşa dayanamayan gelincikler
ey yüreğinin tenhalığında şimşekler büyüten inatçı dünün harabelerinde yarına uzanan yurtsuzluğa adanmış kimliktir benliğin tozlu arşivlere kaldırdığın sınırlar ve yasaklardır o zaman bırak her şey mülteci olsun bakışlarının sıcaklığıyla koruduğun herkese yetecek kentlerde
içtenliği,sevgiyi ve farkındalığı bu kadar güzle yansıtan yüreği selamlıyorum.. sevgilerimle Aspendos
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 23:40:40
ezelle başlayan evvelle süren sonra ile devam eden ve şimdi ile son bulan yada son bulmayacak a dan z ye içine alan çok mükemmel bir şiiir okudum. öyleki fıratta kızılırmakta doguda batıda herşey varı sevgili sermin çok güzel ve temiz bir yüreğin var ne olur kirletme kirletilmesine izin verme bu şiir için seni çoook kutluyorum tebrikler paylaşım için tebrikler şiir yazan o güzel yüreğin iin saol iyiki varsın selam ve sevgilerimle mehmet girişit
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 23:35:47
şiir yazmışsınız işte...kusursuz.
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 23:26:46
tebrikler kalemine gönlüne sağlık
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 20:11:31
Şimdi… Hatırladın mı? Ben o yelken saçlı kızım Güverteye şiirler asan
Ve hiç susmayan….
Şu an… Ne zaman ki Karanlıkta sözcükler peydahlandı Yeniden doğdu umut Yarı nesnel- yarı soyut bir meyvenin içinde
—oğullar, kızlar gördüm —cesur, hür ve aydın
Dönüp dönüp bir kez daha okuduğum, bazı dizelerde kilitlenip kaldığım güzel şiiriniz için aklınız ve yüreğinizi kutlarım,tebrikler,sevgiler..
Adile Soylu tarafından 9/21/2008 8:22:16 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 15:32:46
yüreğim çocuğu görünce titredi, şiirini okuyunca parelendi hepten. bu nasıl bir şiirdi. övgüye gerçekten değer bir yürek çünkü bu şiiri yazdıran. harika duygu seli ve gerçekleri anlatan , insancıl bir duygu yüklü dizelerdi. tebrikler . kutlarım şaire.
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 08:20:34
her dizesi şiirdi.
umarım hâk ettiği yeri bulur bugün. çokça tebriklerimle
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 04:41:46
günümün şiiri ne desem az olacak yürekten tebrik ediyorum ...emeğinize yüreğinize sağlık...
|
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar 02:08:43
"Şimdi… Hatırladın mı? Ben o yelken saçlı kızım Güverteye şiirler asan
Ve hiç susmayan…. "
zaman dün bugün yarın
arada öğütülen umutlar...
çok güzeldi, kutlarım...
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 23:38:55
saklan çocuk.. kıyametin tiyoları göz kırpmakta...
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 23:38:38
saklan çocuk.. kıyametin tiyoları göz kırpmakta...
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 23:07:25
Şiirlerinizi ve bu yüreği daha önce tanıyamadığım için çok şey kaybettiğimi düşündüm bir an.Temiz bir dil ve olağanüstü derin bir yürek zenginliği imgeler yalın ve oturaklı şiir gibi şiir.Kutlarım şaire gün içinde gözüme ilişen en başarılı çalışma, gıptayla okudum, seçtiklerime ekledim.Selam saygı ve sevgimle.
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 22:03:35
hangi çocuğa sorarsanız sorun büyümek istediğini söyleyecektir. halbuki çocukluk işte toz pembe gözleri. bilmezler ki hayalini kurdukları dünya büyüdüklerinde onlarıda içine katacak bitirecek en güzel renkleri çalacak tüm zilleri koşuşturun hadi oyun yok artık. beğenilerimi sundum.aslında çok fazla şey daha yazmak geçti içimden.ama sayfanızı fazla işgal etmeyeyim. saygılar. şiir kanburu:))
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 19:56:46
İçim ürperdi. Kutluyorum.
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 18:46:13
gözlerim dolu dolu okudum bu şaheseri.
bir destan ve yara ve imge ve sen sermin iren sen ! sana yazacaklarımı ben çoktan yazdım zamanında ama ...
o uzaklar hiç bir zaman senin uzakların olmadı, bizim uzaklarımızda olmamalı.şairin sözünün ulaştığı yere, birilerinin de eli uzansa ne iyi olur.
işte şiir! ayağa kaltım alkışlıyorum ; yüreğini ,beynini ... o güzel ellerini öpüyorum... her defasında seni tanıdığıma daha çok seviniyorum. ülkem insanına yazılan bu şiirden çok etkilendim ve gözlerim dolarak okudum inan.
öptüm güzel yüreğinden.
seni çokkk seviyorum arkadaşım.
saygılar
geceninkanatlarıaltında tarafından 9/21/2008 4:18:42 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
| sermin iren |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
20.09.2008 19:30:17 |
| ..........beni iyi tanıdığın için nasıl bir duyguyla okuduğunu tahmin ediyorum. bu şiiri senin o eşsiz sesinden dinlemeyi isterdim. biliyorum ki şiir yorumunda, ülkem sınırlarında eşin yok. ve şiirlerim senin sesinde hakettiği değeri ve yeri hep buldu. ve keşke bu şiiride okusanda gidemediğim o yerlere senin nefesinle, sesinle şiirim ulaşsa. bunu tv programında oku tamam mı arkadaşım. adımı sanımı geç , hiç önemi yok bilirsin. yeter ki şiir uzaklara gitsin.seviyorum seni.............. |
|
|
| |