Edebiyat Defteri

Sevmek birbirine değil, birlikte aynı noktaya bakmaktır. EXUPERY
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   

Okunası Şiir
Özel Seçki
Günün Şiiri
Okuduğunuz şiir 19.9.2008 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.

 
Şiir Bilgi
18.09.2008 tarihinde eklendi.
809 çoğul gösterim yapıldı.
402 tekil gösterim yapıldı.
55 yorum yapıldı.
 

Eklediği son resimli şiirler
   
 

PRANGA








“sakalımda beyaz her gidişin
geldiğinde say kaç kez öldüğümü tel tel”







ışıyan yıldız
yalım bir yel yüzümde
yıldız vadisi
yarının rüzgarıdır ardımda

içime akıttığım denizlerim
ve patikalarım
dudaklarından ne çok iz

bereket

ve kutsallık

ne ki
bir yolculuğa çıkmalıyım şimdi
denize doğru
ya da kenarından doğru bu sevdanın
yalın ayak

zindandır zaman zafiyetsiz düşlerde yorgun
şöyle rahat ölmek için
takip ettiğim
tüllere sarılmış ellerin
yüzüme yansısa ah

dolunay
ay on dört

ve sen

ve ses

ve yağmur

göğsüm mü yoksa kör kuyulardan çekip çıkardığım
kanatlarım mı dolunay ah

ayın on dördü simsiyah
kamer gökte ölüme eş
ve yokluğundan peştir
ak peşkirlere sarmaladığım düş

şöyle rahat bir ölüm için
düşümde ol çocuk
düşümde
düşümde sesler bir ayinde
ve ak gelinlikler
sessiz ve pür-i pak

oysa dudakların
kan sızdırır
kızıl sarı aşkın son yudum şarabında

ah dolunay

bir ses
ayın bu hali sadece ses
gördüğüm değil duyduğumdur esas

ve kâhinlere sormam bilirsin çocuk
kıymıklar saplanır dilime
ve sana mahkum olmak düş değil

aşk

ve ölüm denize karşıdır
ve hiç önemsemediğin bir martının ayağına takılı altın prangadır

hastayım gel
bana fasulye kavur






Zebercet FIRAT

   
Acaba Nedir?: ay , beyaz , bir , çocuk , doğru , dolunay , dört , düş , hiç , kan , kibir , kör , oysa , ölmek , ölüm , sadece , sana , ses , son , ve , yudum , zaman
 Yorumlar
 « Önceki 40 yorum   1   2   Sonraki 40 yorum » 
 
20 Eylül 2008 Cumartesi 02:19:31

Tebriklerimi ve selamlarımı bırakmaya geldim,

saygı ve sevgimle hep..
 
20 Eylül 2008 Cumartesi 00:19:54
-kutlarım günü şiiri olma başarınızı

ama; şiiri açıklarken yaptığınız kavramlara ve açıklamalarınıza takıldı aklım Sayın Fırat,

Maddeler halinde yazmak sizin ve benim için önemli değildir elbette.Bizi okuyanların anlaması için yazıyorum. (Bundan daha önemlisi bu sayfadaki değerli yazınları daha net tahlil etmesi için ki şiiriniz bunun en başında gelir)

-Dramatik tiyatro demek yanlıştır. Bütün tiyatro oyunları dramatiktir. Dramatik kelime anlamı olarak izlenilebilir eser, izlenilmek için yazılan eser anlamına gelir. Sanırım orada Tragedya yada trajik demek istediniz. Çünkü Epik tiyatro klasik tiyatronun Katharsis (Arınma ) kavramına karşı çıkarak yeni bir kuram ortaya koymuştur. Bertolt Brecht bu tiyatro anlayışına alternatif bir anlatışı Marksist kuram ışığında ete kemiğe büründürmüştür.

-Yabancılaştırma etmeni ya da efekti; bu unsur oyunun içindeki duygusal arınmayı engellemek içinde yapılmıştır. Oyunun baş karekterinin acıları ile üzülen mutlulukları ile sevinen bizi(Seyirciyi ) durdurmaktır asıl amaç. Nedeni sudur; Tragedya da kendimizi baş karakterin yerine koyar ve onunla o serüveni patlaşırız. Onun ilahi ya da sosyal dersinden bizde ders alırız. Komedyada ise; gülmemiz için onun biz değil de başkası olması gerekir. Komşumuz ya da sokaktan gecen biri gibi. (Zaten bu değimlidir ki birine gülerken “Canım bu aynı bizim Ahmet o da böyle” deriz ama başkarakter acı çekiyorsa “aynı ben” durumu ortaya çıkar.

İçerikten uzaklaşma değil sorguyu ayakta tutar, ki oyun bittikten sonra da oyun oynandığı anda da algı karışmasın.

Elbette Bertolt Brecht’in kuramlaştırdığı anlayış diğer sanat alanlarına da sirayet etmiştir.

Şimdi şiire yaklaşacak olursak; yabacılaştırma etmeni dediğiniz

“hastayım gel
bana fasulye kavur” mısrası şiirin sonunda verilmiştir. Hangi oyun da bir dramatik eylemin sonunda verilmiştir yabancılaştırma etmeni. Eğer dramatik eğri olarak gözetirsek şiiri. Yani şiir epik kurama dayanarak yazılmışsa bu hatadır. Çünkü yabancılaşma yapılacak yer kaçırılmıştır. Eylemin ortasında biz kendimizi kaptırırken yapılmalıdır bu. Şiirin bu kısmından önceki kısmında böyle bir yaklaşım olmadığından bu kısmı hata olarak göze çarpıyor (Teknik anlamda) Sayın Fırat

sizi ilgi ile okumaya devam ediyorum. Şiirin yanı sıra teknik yaklaşımısınız için de kutlarım.
Daha nice güzel şiirinizi okumak dileği ile…


Teşekkür ederim.



pastav tarafından 9/20/2008 12:36:04 AM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 6 cevap yazılmış.
 
19 Eylül 2008 Cuma 23:40:30
aşk

diyemem

ve ölüm denize karşıdır
ve hiç önemsemediğin bir martının ayağına takılı altın prangadır

hastayım gel
bana fasulye kavur
--------------------
gerçekçi gel gökyüzünde bulutların üzerinde uçalım demiyor
gel fasulye kavur....
ellerine sağlık sıradışı bir şiirdi okuduğum anlatımıyla. kutlarım kalemin kırılmasın...

 
19 Eylül 2008 Cuma 22:56:22
ölüm bir yere kadar ama aşk ölümden ötesidir,bitmez tüketilemez,sonu yoktur...ölümle herşey bitmez,daha doğrusu birşeylerin sonu değildir ancak aşktan daha ötesi yoktur..güzel ve yüreği elinde olan insan ölümü öyle güzel tasvir etmişsinki biran içimden ölmek geçti:)güzel şiirin için tebrikler Allah yüreğine sağlık kalemimine güç ve keskinlik versin..
 
19 Eylül 2008 Cuma 22:37:48


Nefisti,Kutluyorum kaleminiz daim olsun...
 
19 Eylül 2008 Cuma 22:01:11

Ne kadar hasta olsa da...

Gururu dik duran bir hasret hissettim şiirde...

Haklı mıyım acaba ?

Tebrik ve SAYGILARLA

 
19 Eylül 2008 Cuma 20:55:13

"şiirde yabancılaştırma efekti"

gelen yorumlara baktığımda bu açıklamanın ya da bir bilginin paylaşımının gerekli olduğunu düşündüm...

bir tiyatro terimi olan "yabancılaştırma efekti" epik tiyatro anlayışının en önemli fonksiyonlarının başında gelir...
ve çok genel anlamıyla dramatik tiyatroda olan yoğun "seyirci - oyun/cu" özdeşleşmesini kırmak üzere yola çıkar...

çünkü der ki;
seyirci oyuna kendisini öyle kaptırdıki artık oyunu izlemiyor,yaşıyor...
oysa benim anlattıklarım daha önemli
şimdi bir şey yapmalıyım ve bu özdeşliği kırmalıyım...

işte bu noktada bu özdeşliği kırmak üzere bir şey yapar ve bu seyirci üzerinde elektrik şoku(abartılı olabilir) etkisi yaratır,yani seyirciyi kendine getirmektir esas olan...

özetle;
epik anlayış, dramatik yok oluşlara (özdeşleşme ile içeriğin kaçırılması) karşı bir duruştur...

ve tabidirki, bu anlayış diğer sanat dallarına yansımış ve yerini almıştır...
ilgi alanımız olan şiirede de...

ve benim şiirimdeki

"hastayım gel
bana fasulye kavur"

dizeleri de bu anlayışla ve fakat şiirden kopmadan yapılmış bir uygulamadır...

ve bunu ifade eden yorumuyla sevgili chaotica'ya teşekkür ederim...




sevgilerimle...
 
19 Eylül 2008 Cuma 20:37:45
tebrikederim selamlarımla.
 
19 Eylül 2008 Cuma 19:31:38
ayın ondördü gibi düşmüş sayfaya şiir yürekten kutluyorum sevgili Semih günün şiirini ve yazan yüreğini dostum ..
Sevgiyle ve sevdiklerinle kalmanı dilerken prangaları çözüp ayrılıyorum sayfandan..
Sevgilerimle..

Çınar GÖLE
 
19 Eylül 2008 Cuma 17:22:10
Bir kez daha buradayım...Sayfada

Şaire tebriklerimi bırakmaya ve okumaya şiiri yeniden

Saygılarımla
 
19 Eylül 2008 Cuma 17:20:03
ŞAİRİ VE GÜNÜN ŞİİRİNİ YÜREKTEN KUTLUYORUM GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ HAK ETTİGİ YERDE
SEVGİYLE VE ŞİİRLE KALIN
 
19 Eylül 2008 Cuma 16:53:43
hastayım gel
bana fasulye kavur

Günün şiirini seçenler,000
 
19 Eylül 2008 Cuma 16:24:38
Tebrikler yüreğinizden dökülen güzel dizelere saygılar
 
19 Eylül 2008 Cuma 16:02:01
Tebrik ederim...
 
19 Eylül 2008 Cuma 15:18:24
Kutlarım fasulye kavurması Çoruma özel zannediyordum...güldürren düşünderen dizeler
 
19 Eylül 2008 Cuma 14:58:47


yürekten tebrik ederim.



 
19 Eylül 2008 Cuma 14:52:23
hastayım gel
bana fasulye kavur

ELLERİNE SAĞLIK GÜNÜN ŞAİRİ VE ŞİİRİ
 
19 Eylül 2008 Cuma 14:34:56
Şairi ve şiirni kutlarım
 
19 Eylül 2008 Cuma 14:31:21
Yüreğinize Sağlık... Tebrikederim..
 
19 Eylül 2008 Cuma 14:30:17

Mükemmel bir şiirdi

Günün şiirini ve şairini

kutluyorum

saygımla
 
19 Eylül 2008 Cuma 14:11:39
sana mahkum olmak düş değil
düşün gerçek hali

harika şiirdi ustalığına yakışan
kutlarım güne yakışan emeğini yüreğini

ve final ne kadar doğaldı ne kadar bizden
özlemişim anamın sofrasında yediğim fasulye kavurmasını
hatırlattın için sızladı



 
19 Eylül 2008 Cuma 13:10:06
Dolunay,yağmur ve haliyle ruhu kaplayan bir hüzün...

Şiir gibi şiir dedikleri bu olsa gerek...
Kendinize özgü ifadelerinizle kurulu bir şiir okudum sayfanızda ve hayran kaldım, hak ettiği yerde dedim şiir...

Ama itiraf etmeliyim ki beklemediğim bir finaldi :)

Kaleminize ve yüreğinize sağlık...

 
19 Eylül 2008 Cuma 12:51:46
düşündüğüm şeyin
uygulmaya geçtiğini görmek güzel..

şiiri hakettiği yerde görmek güzel..

tebrikler tekrar
 
19 Eylül 2008 Cuma 12:46:04
şiir mehtapsız gece gibidir bazen
el yordamı ile görülür
bazan ise bir köre denk gelir
tiz sese ihtiyaç duyar

şiiriniz
askıda duran haliyle
iç dünyaya sürüklenmiş değerdi

saygılar...
 
19 Eylül 2008 Cuma 12:16:43
...tebrik ederim...
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
19 Eylül 2008 Cuma 11:53:40
Ne güzel şey şu şiir. Hele ki şairin ayakları hep yerdeyse. Hele ki şair sevgiliyi ilahe gibi anlatıp şiirin sonunda onun sadece bir insan olduğunu, hani yokluğunda sakalda ağarmaya neden olsa da tel tel, hani yokluğu zindan da olsa fasülye kavuran bir insan olduğunu unutmuyor, unutturmuyorsa... Saygılarımla...

Not: Bu elma kızarmış ve seçki sepetinde yerini haketmiş...
 
19 Eylül 2008 Cuma 11:48:39
Günün şiirini ve şairini kutlamak düştü bize de...

Selâm ve sevgilerimle...