|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 02:19:31
Tebriklerimi ve selamlarımı bırakmaya geldim,
saygı ve sevgimle hep..
|
|
|
|
20 Eylül 2008 Cumartesi 00:19:54
-kutlarım günü şiiri olma başarınızı
ama; şiiri açıklarken yaptığınız kavramlara ve açıklamalarınıza takıldı aklım Sayın Fırat,
Maddeler halinde yazmak sizin ve benim için önemli değildir elbette.Bizi okuyanların anlaması için yazıyorum. (Bundan daha önemlisi bu sayfadaki değerli yazınları daha net tahlil etmesi için ki şiiriniz bunun en başında gelir)
-Dramatik tiyatro demek yanlıştır. Bütün tiyatro oyunları dramatiktir. Dramatik kelime anlamı olarak izlenilebilir eser, izlenilmek için yazılan eser anlamına gelir. Sanırım orada Tragedya yada trajik demek istediniz. Çünkü Epik tiyatro klasik tiyatronun Katharsis (Arınma ) kavramına karşı çıkarak yeni bir kuram ortaya koymuştur. Bertolt Brecht bu tiyatro anlayışına alternatif bir anlatışı Marksist kuram ışığında ete kemiğe büründürmüştür.
-Yabancılaştırma etmeni ya da efekti; bu unsur oyunun içindeki duygusal arınmayı engellemek içinde yapılmıştır. Oyunun baş karekterinin acıları ile üzülen mutlulukları ile sevinen bizi(Seyirciyi ) durdurmaktır asıl amaç. Nedeni sudur; Tragedya da kendimizi baş karakterin yerine koyar ve onunla o serüveni patlaşırız. Onun ilahi ya da sosyal dersinden bizde ders alırız. Komedyada ise; gülmemiz için onun biz değil de başkası olması gerekir. Komşumuz ya da sokaktan gecen biri gibi. (Zaten bu değimlidir ki birine gülerken “Canım bu aynı bizim Ahmet o da böyle” deriz ama başkarakter acı çekiyorsa “aynı ben” durumu ortaya çıkar.
İçerikten uzaklaşma değil sorguyu ayakta tutar, ki oyun bittikten sonra da oyun oynandığı anda da algı karışmasın.
Elbette Bertolt Brecht’in kuramlaştırdığı anlayış diğer sanat alanlarına da sirayet etmiştir.
Şimdi şiire yaklaşacak olursak; yabacılaştırma etmeni dediğiniz
“hastayım gel bana fasulye kavur” mısrası şiirin sonunda verilmiştir. Hangi oyun da bir dramatik eylemin sonunda verilmiştir yabancılaştırma etmeni. Eğer dramatik eğri olarak gözetirsek şiiri. Yani şiir epik kurama dayanarak yazılmışsa bu hatadır. Çünkü yabancılaşma yapılacak yer kaçırılmıştır. Eylemin ortasında biz kendimizi kaptırırken yapılmalıdır bu. Şiirin bu kısmından önceki kısmında böyle bir yaklaşım olmadığından bu kısmı hata olarak göze çarpıyor (Teknik anlamda) Sayın Fırat
sizi ilgi ile okumaya devam ediyorum. Şiirin yanı sıra teknik yaklaşımısınız için de kutlarım. Daha nice güzel şiirinizi okumak dileği ile…
Teşekkür ederim.
pastav tarafından 9/20/2008 12:36:04 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
| zebercet fırat |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
20.09.2008 14:31:11 |
sevgili pastav;
"lisans eğitiminiz için sizi kutlarım"
benim lisans eğitimim tiyatro üzerine olmamasına karşın bu konuda uzun süre emek harcadım ve işin doğası gereği teorisi üzerine de epey uğraş verdim ki bunların hiçbir önemi yok önemli olan bu sürecin ben de nasıl bir birikim oluşturduğu ve bu birikimin şu an uğraştığım işe nasıl yansıdığıdır...
daha doğrusu hayata nasıl yansıdığı...
buradan şiire gelirsek; bu konuşmaların daha olumlu bir zemine oturacağı düşüncesindeyim...
yazdığım şiir epik bir şiir değildir öncelikle bunu anlamak gerekir...
ve benim yabancılaştırma efekti diye bahsettiğim dizenin o şiirde olması sonunda ya da başında olması veya ortasında o şiiri epik bir şiir yapmadığı gibi teorisine de asla ters düşmeden ama bizatihi bir yabancılaştırma efekti olarak durabilir ve hiçbir mahsuru yoktur...
bu konunun dramatik tiyatro söylemi üzerinde dönmesi diğer okuyucular açısından açıklayıcı olmuştur hiç süphesiz ama şiire pek yararı olduğu düşüncesinde değilim...
ayrıca şiirin sonunda kullanılması açısından söylediğiniz "Cünki Eylem bittikten sonra uyuyanı uyandırmak önemsizdir." yaklaşımınıza katılmıyorum bu bir oyun için olabilir ama bir şiir için doğru değildir çünkü okuyucu zaten kısa bir metin okumuştur ve büyüsü onun için hala devam etmektedir ve bunu kırmakta elbetteki bir etmendir ve şiire yabancılaşmasını sağlar...
burada bahsi geçen konu tamamen bir sanat dalındaki bir unsurun diğer bir sanat dalına yansıması konusudur ve bu yansıma tamamen yansıdığı yerde tartışılması gerekir
özetle konuya buradan yaklaşırsak daha sağlıklı bir sohbeti sürdürüyor olacağız ayrıca sizin lisans eğitimi aldığınız konuda sizinle tartışacak değilim ki konumuz bence zaten bu da değil bu konuyu gündemimizde tutarsak bu konuşma (ben) bilirime dönüşür ki beni bu tartışmalarda kimse göremez...
konuya gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim...
sevgilerimle...
|
| pastav |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
20.09.2008 02:44:27 |
Ben Dramatik yazarlık ve Dramaturgi bölümünde lisans yaptım. Yani benim üst öğretimim dramatik yazarlık ve dramaturgi ananında. Şimdi Dramatik yazarlık dendiği zaman ; Sinema,tiyatro,reklam metni gibi yazım alanlarını kapsar. Denildiği gibi dramatik yazarlık. Dramaturgi de kaba anlamı ile tiyatronun genel sanat bilmi olrak geçer. Tezini epik tiyatro üzerine oluşturan biri olarak diyorum ki hata vardır. Nedeni de eylemin etki alanıdır. Final bunun alanı değildir. Bütün epik oyunlar acık biçim başlar ama bütün açık biçimler epik değildir. Oyunda giriş olarak seyirciile diyalog ya da acık biçim unsular gözetilir ki bu da oyunun uslubunu ortaya koyar. Eleştiri kuramlarında da gördüğüm/üz gibi eğer oyunun biçimi oyun içine yansımıyorsa usluta kakafoni ya da uslupsuzluk söz konusudur.
Yani her isteyen istediği gibi kulanma lüksüne sahip değildir. Nedeni; kuramın Şarkı,seyirci ile diyalog,seyir alanı içine inme gibi alanları kapsar ve hatta bunları aşabilir eylemlerde söz konusudur. Gelelim yönetmenlk konusuna İstediği yerde uygulamay geçirebilir yönetmen ama bu hata yapmayacağı yad a yapmadığı anlamına gelmez. Eğer her istediğini yapma özgürlüğü bulunsaydı dramatuglar oyunlar üzerinde çalışmalar yapmazlardı.
Tartışma Brecht le bitmiştir zaten aslolan yorum değil kuramdır her zaman. Gelelim yine şiire Eğer "yabancılaştırma etmeni" diyorsanız bunu eğirinin içinde kullanmalısınızdır. Cünki Eylem bittikten sonra uyuyanı uyandırmak önemsizdir. Epik unsur seyirciyi A noktasından alıp B noktasına bırakmaz. A noktasından alır B noktasına Gestus ve yabancılaştırma etmeni ile getirir ama seyirciyi yaşamına C noktasından devam etmesini sağlar. şiir eğer bizi C noktasına taşımıyorsa problemi vardır. Eğer epik demeseydiniz şiire bu sorun teknik ve bağlantısız bir mısra olarak söylenebilirdi. İş epik boyutuna geçince eleştirinin rotasın da değişir sizinde bildiğiniz gibi. başka bir tenikle yaklaşılır.
1) Konuşmanın, hareketlere desteklendiği tiyatro. 2) Epik Tiyatronun çıkışından sonra, estetik nitelikleri ve yanılsamacı yanı göz önüne alınarak duygusal boşalım sağlayışından dolayı Aristolesçi Tiyatro olarak ta alınmıştır.
internetten bulduğum bu bilgi de gösterir ki kuram değildir. Yorumsal duruşla da yanlıştır cünkü
Dramatik :1-Dram’a yani oyun türüne ilişkin olan. 2-İçinde gerilim,çatışma çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen herhangi yapıt ya da olay. dır...
Dikkat ederseniz Aristo'nun tutumuna yani dramatiğe karşı bir tutum olduğunu da bulucaksınızdır.Bütün Tiyatro oyunlaru dramatiktir zaten hepsi.... Böyle bir kuram yoktur. Epik bir kuramdır sadece. Saydığınız Akımlar ve ara akımlar içinde kuram olmayanlar vardır mesela Absürd tiyatro bir kuram değildir. bir akımdır...
VE son olarak Alicengiz Hoca benim ilk tiyaro hocamdır ve ilk adımı onunla atmışımdır. Ondan sonra ben lisansımı ondan daha başka bir alanda yapmışımdır. Kendisi oyunculuk mezunudur. ben se Dramatik yazarlık ve Dramaturgi bölümünden mezunum.
ve bir şiirle bitiriyorum
AŞK DERSİ
Ama kızım, diyorum ki Biraz istekli olsun sesin: Ete bürünürse severim ruhu Ve eti ruh doluysa severim
Azaltamaz masumluk coşkuyu asla Hem daha güzel doyar insan açken. Severim erdemin arkası varsa Ve erdemliyse bir arka.
Tanrı kuğuya bindiğinden beri Fena olur bazı kızların içi Zevkle katlansalar da acıya: Duymak ister Tanrı kuğunun türküsünü
BERTOLT BRECHT
Göreceğiniz gibi başta ve bitimden hemen bir önce olduğu görünecektir.Bende herzaman sohbet etmek ve bilgilerimi paylaşamak isterim. sevgilerim ve saygılarımla |
| zebercet fırat |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
20.09.2008 01:23:50 |
DRAMATİK ANLATIM ve DRAMATİK TİYATRO
Tragedya, tiyatronun kaynağıdır. Bu anlamda günümüz tiyatrosunun da çıkış noktasını tragedyaya dayandırabiliriz. Bunun gibi epik tiyatro, dramatik tiyatro, absürd tiyatro, vahşet tiyatrosu, politik tiyatro gibi türlerin doğması da tiyatronun varlığına bağlıdır. Bu türlerin bir kısmı tragedyaya tepki olarak doğmuştur, bir kısmı tragedyanın kuramlarını temel alarak oluşmuştur, bir kısmınınsa tragedyayla ilgisi yoktur
hemen netten indirdim uğraşmayayım diye...
sevgili pastav;
konuyla ilgilsiniz belli sevgili alicengiz'i zaten biliyorum ve sizin onun öğrenciniz olduğunu yanılmıyorsam söylemişti... yanılıyorsam affedin...
benim bahsettiğim yabancılaştırma efekti konusu yıllardır gerek oyun eleştirmenleri ve gerekse de diğer sanat dallarına yansımalarından dolayı diğer eleştirmenlerce çok yoğun tartışıldı... epik tiyatro kuramı da...
fakat artık bu tartışma bitti...
özellikle belirtmek isterim...
haa! hala bir takım çıkıntı sesler var ama temelden yoksun seslerdir onlar size kadar gelirse önemsemeyin...
şimdi bir yabancılaştırma efektinin oyunun içinde,ortasında,ortasının bilmem neresinde olması çok önemli değildir... yazarı onu nerede uygun görmüşse oradadır o...
ki bir başka sanat dalında tam da yazanın hükmedeceği bir sondur bu...
bu na ne tiyatro eleştirmenleri ne de şiir eleştirmenleri hiçbir şey söyleyemez...
yani benim şiirimde ben istediğim yerde kendi alışkanlıklarım ve yazım kurallarım dahilinde bunu kullanırım ve ilan ederim...
ve şiirimde sözünü ettiğim bölüm tam da bir yabancılaştırma efektidir... (dikkat) çoğu yorumcu rahatsız olmuştur bu sondan çünkü dramatik çizgileri kırılmıştır...
max frisch "bay bedermam ve kundakçılar" oyununda bu efekti oyunun ilk sahnesinde ilk repliklerde kullanır, örnek olsun istedim...
ayrıca kuram üzerine sohbet etmek isterseniz bunu seve seve yapacağımdan emin olabilirsiniz...
sevgilerimle... |
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 23:40:30
aşk
diyemem
ve ölüm denize karşıdır ve hiç önemsemediğin bir martının ayağına takılı altın prangadır
hastayım gel bana fasulye kavur -------------------- gerçekçi gel gökyüzünde bulutların üzerinde uçalım demiyor gel fasulye kavur.... ellerine sağlık sıradışı bir şiirdi okuduğum anlatımıyla. kutlarım kalemin kırılmasın...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 22:56:22
ölüm bir yere kadar ama aşk ölümden ötesidir,bitmez tüketilemez,sonu yoktur...ölümle herşey bitmez,daha doğrusu birşeylerin sonu değildir ancak aşktan daha ötesi yoktur..güzel ve yüreği elinde olan insan ölümü öyle güzel tasvir etmişsinki biran içimden ölmek geçti:)güzel şiirin için tebrikler Allah yüreğine sağlık kalemimine güç ve keskinlik versin..
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 22:37:48
Nefisti,Kutluyorum kaleminiz daim olsun...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 22:01:11
Ne kadar hasta olsa da...
Gururu dik duran bir hasret hissettim şiirde...
Haklı mıyım acaba ?
Tebrik ve SAYGILARLA
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 20:55:13
"şiirde yabancılaştırma efekti"
gelen yorumlara baktığımda bu açıklamanın ya da bir bilginin paylaşımının gerekli olduğunu düşündüm...
bir tiyatro terimi olan "yabancılaştırma efekti" epik tiyatro anlayışının en önemli fonksiyonlarının başında gelir... ve çok genel anlamıyla dramatik tiyatroda olan yoğun "seyirci - oyun/cu" özdeşleşmesini kırmak üzere yola çıkar...
çünkü der ki; seyirci oyuna kendisini öyle kaptırdıki artık oyunu izlemiyor,yaşıyor... oysa benim anlattıklarım daha önemli şimdi bir şey yapmalıyım ve bu özdeşliği kırmalıyım...
işte bu noktada bu özdeşliği kırmak üzere bir şey yapar ve bu seyirci üzerinde elektrik şoku(abartılı olabilir) etkisi yaratır,yani seyirciyi kendine getirmektir esas olan...
özetle; epik anlayış, dramatik yok oluşlara (özdeşleşme ile içeriğin kaçırılması) karşı bir duruştur...
ve tabidirki, bu anlayış diğer sanat dallarına yansımış ve yerini almıştır... ilgi alanımız olan şiirede de...
ve benim şiirimdeki "hastayım gel bana fasulye kavur"
dizeleri de bu anlayışla ve fakat şiirden kopmadan yapılmış bir uygulamadır...
ve bunu ifade eden yorumuyla sevgili chaotica'ya teşekkür ederim...
sevgilerimle...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 20:37:45
tebrikederim selamlarımla.
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 19:31:38
ayın ondördü gibi düşmüş sayfaya şiir yürekten kutluyorum sevgili Semih günün şiirini ve yazan yüreğini dostum .. Sevgiyle ve sevdiklerinle kalmanı dilerken prangaları çözüp ayrılıyorum sayfandan.. Sevgilerimle..
Çınar GÖLE
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 17:22:10
Bir kez daha buradayım...Sayfada
Şaire tebriklerimi bırakmaya ve okumaya şiiri yeniden
Saygılarımla
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 17:20:03
ŞAİRİ VE GÜNÜN ŞİİRİNİ YÜREKTEN KUTLUYORUM GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ HAK ETTİGİ YERDE SEVGİYLE VE ŞİİRLE KALIN
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 16:53:43
hastayım gel bana fasulye kavur
Günün şiirini seçenler,000
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 16:24:38
Tebrikler yüreğinizden dökülen güzel dizelere saygılar
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 16:02:01
Tebrik ederim...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 15:18:24
Kutlarım fasulye kavurması Çoruma özel zannediyordum...güldürren düşünderen dizeler
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:58:47
yürekten tebrik ederim.
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:52:23
hastayım gel bana fasulye kavur
ELLERİNE SAĞLIK GÜNÜN ŞAİRİ VE ŞİİRİ
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:34:56
Şairi ve şiirni kutlarım
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:31:21
Yüreğinize Sağlık... Tebrikederim..
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:30:17
Mükemmel bir şiirdi
Günün şiirini ve şairini
kutluyorum
saygımla
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 14:11:39
sana mahkum olmak düş değil düşün gerçek hali
harika şiirdi ustalığına yakışan kutlarım güne yakışan emeğini yüreğini
ve final ne kadar doğaldı ne kadar bizden özlemişim anamın sofrasında yediğim fasulye kavurmasını hatırlattın için sızladı
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 13:10:06
Dolunay,yağmur ve haliyle ruhu kaplayan bir hüzün...
Şiir gibi şiir dedikleri bu olsa gerek... Kendinize özgü ifadelerinizle kurulu bir şiir okudum sayfanızda ve hayran kaldım, hak ettiği yerde dedim şiir...
Ama itiraf etmeliyim ki beklemediğim bir finaldi :)
Kaleminize ve yüreğinize sağlık...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 12:51:46
düşündüğüm şeyin uygulmaya geçtiğini görmek güzel..
şiiri hakettiği yerde görmek güzel..
tebrikler tekrar
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 12:46:04
şiir mehtapsız gece gibidir bazen el yordamı ile görülür bazan ise bir köre denk gelir tiz sese ihtiyaç duyar
şiiriniz askıda duran haliyle iç dünyaya sürüklenmiş değerdi
saygılar...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 12:16:43
...tebrik ederim...
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 11:53:40
Ne güzel şey şu şiir. Hele ki şairin ayakları hep yerdeyse. Hele ki şair sevgiliyi ilahe gibi anlatıp şiirin sonunda onun sadece bir insan olduğunu, hani yokluğunda sakalda ağarmaya neden olsa da tel tel, hani yokluğu zindan da olsa fasülye kavuran bir insan olduğunu unutmuyor, unutturmuyorsa... Saygılarımla...
Not: Bu elma kızarmış ve seçki sepetinde yerini haketmiş...
|
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma 11:48:39
Günün şiirini ve şairini kutlamak düştü bize de...
Selâm ve sevgilerimle...
|
|
|
|