|
|
17 Eylül 2008 Çarşamba 17:09:26
"sevgilerini söyle korkma haykırırcasına hem de bundan daha ilahi bütünleyici var mıdır ki...
bak ama öküzün trene baktığı gibi bakmak için değil görmek için ilahi güzellikleri ve O ’ nun yansımalarını derinlemesine bak..."
Erteledik sevgilerimizi söylemeyi,der bir şair...oysa,vakitlerimiz azdı ve erteledik sevmeleri...Attık, ta derinlere,çıkmaz lekeler gibi,sindirdik avazlarımızı, dünyamızın dehlizlerinde,çıkmaz sokaklarında...Gün gelecekti,yıl gelecekti,mevsimler gelsindi de söylenecekti sevgiler...İşlerimiz vardı, yarıştaydık at başı yarışlarda,komşularımızla...kardeşlerimizle...mahallelimizle...akrabalarımızla...dostlarımızla,hem de sinsice...ne yarış hem de...moda,ev,makam,dolar,araba,estetik,yazlık ve yarışlardan yarış beğeniyorduk,kapasitelerimizce...ve de,erteledik sevmelerimizi birbirimize...haliyle kendi içimize sızmayan sevgilerimiz ile,dönemedik,yönelemedik Yaradan'ın huzuruna...Tolore edemedik hazları, kendimize özel dünyalarımızda...
Afyon yutmuş dünyalara döndü ,dünyanın bitmez tükenmez yarış ve hazlarında benliklerimiz...Haliyle de,"güzel gören,güzel düşünür,güzel düşünen de,hayatından zevk alır..."vecizesinin çok ötelerine düştük...O Yaradan ki,kendi güzelliklerini görmek ve göstermek istiyordu yeryüzünde...tüm yaradılmışlıklar bu amaç için "kün "emriyle basit bir sudan ve kuru bir topraktan merhaba diyordu yaşama...O öyle istiyordu,takdir edilmek,teşekkür edilmek,övülmek,secde edilmek,güzelliklerine hayran hayran bakılıp da "sübhanallah" denilsin, istiyordu hep..."herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir,göz ise Yaradanın sırlarına bakmakta kördür..."Evreni okyanus kabul edersek,o okyanusta,bir zerreydi yerküre belki de,işte bu yüzden,"Sen ne büyüksün Ya Rab denilsin istedi Yaradan...Bize çay söyleyene teşekkürü esirgemeyen bizler,nimetleri verene teşekkür etmeliydi elbet...
"temizle kendini sana zikredilen zehirlerden yalandan, riyadan, kibirden...
üstün değilsin hiç bir yaradılmıştan sende olan O hepsinde yok mu sanırsın ve O ’ nun gözünde bütün yaratılmışlar kadarsın..."
Oluklar çiftti..birinden kir,diğerinden sevgi akıyordu...birinden nefret,diğerinden şefkat akıyordı..akmalıydı insanlık,hak,adalet,huzur ve sevgiler oluklardan...dinmeliydi yalanlar,fitne ve fesatlar,kibirler ve maddeye endeksli dünyaların kirleri...Neydi o tek parmağıyla yeri göğü inleten hakanlar,krallar,sultanlar...atlas örtülere sarmalandılar gittiler ve dönmediler...döndüler geri,Yunuslar...Mevlanalar...Tüm canlılar masumdu halbuki doğuştan...tercihlerini kendi kullandı kullar...ayrıldı elmas ile kömür ruhlar, O'nun gözünde bir bir...
"bitti sandığın hiç bir şey bitmez varolan hiç bir şey yok olmaz... bitmedi içinde ki iyi sustu bekliyor seni...
uyup içinde ki kötüye paramparça etme kendini...
aradan binyıllar geçse de bin kerede doğsan yeni hayatlara parçalanmış benliğini bütünlemek olacaktır aradığın..."
tasavvuf imbiklerinden süzülmüş ilahi mesajlarla başbaşayız dizelerde...bitmedi içindeki iyi,bekliyor seni,diye diye,Mevlana'nın "gel, yeter ki gel...putperest,mecusi olsan da gel...bin kez tövbeni bozsan da gene gel...seslenişinde aslolan,ümitsizliğe asla kapılma,güneş doğudan batıncaya kadar ümit vardır her yaratığa diye...parçalanmalara maruz kalmış kimliğinin ardındaki ruhun,hep bütünlemeyi isteyecektir ebediyen...Şaire,ümit dünyasını çok iyi tanıyor...süzmüş ki dünyasına,tolore etmiş ve bizlere sunuyor damla damla ...
"atom paramparça olsa da en küçük parça bütünü içinde barındırır... sen paramparça olduğunda O içinde bütünlen diye haykırır...
ancak ve ancak bütünlenmiş insanlığın seni ve dünyayı karanlığın gölgesinden arındırır..."
O sesi duymaya yönelmeliydi tüm ruhlar...bütünlen,eşref-i mahlukatsın sen...sen ki yaradılmışların en sanatlısı ve Yaradan'a en yakınısın...Ta ki,ne zaman sen ve tüm insanlar bütünlendi,o zaman insan olduğumuzun farkına varacağız...ne gözyaşı,ne zerre kadar hak yemeler,ne savaşlar...ne ırkçılık...ne insanın insana tahakkümü...ne de nefretler kalacak önce iç dünyalarımızda,sonra yeryüzünün tüm köşelerinde....karanlık tek köşe ve ruh kalmayacak,insan ebede namzet olduğunu anlayacaktır...
Tebriklerim,tasavvufun o engin ve sevgi dünyasından süzüp,kendi dünyanızda yaşadığınız sevgileri,şeffaf avazlarla bizimle paylaşmanızdaki güzelliklere,ve de,illa da illa,bütünlenmiş insanlığın,insanları ve dünyayı kurtaracak tek reçete oluşuna olan inancınızın arkasındaki sevgi dolu dünyanızın içtenliğinedir...teşekkürler...selamlarımla...
yetim ali tarafından 9/21/2008 7:37:38 AM zamanında düzenlenmiştir.
|