|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba 12:44:00
Ruhlara kattığınız çığlık dolu anlamlar adına tebrikler...
|
|
|
|
09 Eylül 2008 Salı 19:17:53
farklı bir tema ve şiirsellik müthiş...
|
|
|
|
08 Eylül 2008 Pazartesi 15:54:04
Kadının adı yok... Yüzünü zihnimde lanetlediğim onca ibneden sonra...
Adını var eder duruşların Çakıl yüreğime!...
Kutladım tüm kalbimle...
Okumanın keyfine varmak pek güzel...
|
|
|
|
06 Eylül 2008 Cumartesi 22:38:59
yalçın amca farkı... şiir tarzıma inat diyorki oku beni...oku ezberle.. ki bir gün gecenin birinde birileri ahkam keserken durun hele birde bunu dinleyin deme şansı olsun...
keyifle ve zevkle okumaya devam ediyorum sizi.. yüreğimi fazla cızlatmayın olur mu şair? sevgilerimle...
|
|
|
|
06 Eylül 2008 Cumartesi 02:58:15
... ne çok adın var atılan her erkek adımında yatay vaziyette alınmış düşlerin geçiyor şehrin isli sisli pisli puslu paslı namuslu kaldırımlarında kim seslense dönüp bakan gözlerin oynak senin hey sen deyince ben niye bakmazsın ad/siz kadın...
...
|
|
|
|
06 Eylül 2008 Cumartesi 00:28:59
Duygu ASENA'YA çoğu kişi karşı çıkmış ve hep Feminist olması nedeni ile suçlanmıştı.
Duygu ASENA ayrıldı aramızdan ve ben ne yazık ki onun kadar yürekli ve onun kadar cesaret sahibi olabilen başka hiç kimseyi tanımadım ve okumadım. Sanırım okuyamayacağım da bundan sonra.
Kadının adı yok, Evet ne kadar doğru ve ne kadar bilinen bir gerçek. Ama hala bilinen gerçekleri yok muş gibi göstermek ise bizlerin yaptığı ikiyüzlülük ve riyakârlıktan başak bir şey değil.
Hala 212. yy da kadın varlığını kabul ettirme çabası içinde ise bunun nedenlerini artık oturup düşünmek zorundadır.
Özellikle biz kadınlar kendi haklarımızı kendimiz teslim ettik karşı cinsimize. Kendi rahatımıza olan düşkünlüğümüz ve ebeveynlerimizden aldığımız eğitim ne yazık ki bizlerin biraz daha yok olmasına neden oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü kendi varlığımızı biz kadın olarak kabul etmiyoruz ki. Kadın kadına yapıyor en büyük haksızlığı ve en büyük kötülüğü. Karşı cinsin yapmasına gerek kalmıyor ki.
Nasıl adımızı var edecek ve nasıl insan olduğumuzu kabul ettireceğiz. Artık bunun çözüm yollarını bulmaktan başka yapabileceğimiz hiç bir şey yok. Umarım kadınlarımız uyanır ve umarım kendi varlıklarını kabul ettirmek için haklarını kullanmayı öğrenirler.
Yoksa hep isimsiz ve kimliksiz kalmaya mahkûm olacağız.
Çok çok özel bir konu seçmişsiniz. Kutluyorum kaleminizi ve saygılar yüreğinize. Kendi adıma teşekkür ediyorum size.
|
|
|
|
05 Eylül 2008 Cuma 15:44:35
TEBRİKLER
NE DENİRKİ MÜKEMMEL
YÜREĞİNİZE SAĞLIK
|
|
|
|
05 Eylül 2008 Cuma 09:11:11
Bir gün Can Yücel,Salih Bolat ve Hüseyin Ferhad Ankarada Sakarya caddesinde birlikte yürürler.Bir yaz günü akşamüstü Sanatsevenler Derneğinin önünden geçerlerken durur ve şöyle der."Türkiyede hayatta kalmak için üç şeyden birini yapmak lazım:Ya işi deliliğe vuracaksın,ya içeri girip rahat rahat küfredeceksin ya da sarhoş olacaksın.Ben üçüncüyü seçtim!
Şiiri dilindeki küfür cılız bir sesin değil,cesaret sahibi bir şairin, tatlı şefkatli küfrüydü...
Devam şair,takibinizdeyim...
kutluyorum...
Sevgimle her dem...
|
|
|
|
05 Eylül 2008 Cuma 01:23:53
gitme...
ibnelere ve haysiyetsizlere yumruk dize eyleyenleri...bırakıp gitme...
dışarı sansür intihar olur...böyle bir yüreği bırakıp gitme...
kuşlar sana küser...istanbul sana ağlar gitme...
ille de gideceğim diyorsan...
al bu dizeleri öyle git....
ezilsen de...
gözetik yine koşar sana....
|
|
|
|
05 Eylül 2008 Cuma 00:38:15
Saygılar Sayın Gözetelik.. Beğeni ile okuyorum sizi..
Çizginize ve şiirselliğinize, süreklilik anlamında sağlık..
İyi geceler efendim.
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 23:33:01
Kanırtan bir şiir...
Diğer tüm şiirleriniz gibi...
Gözlere,kulaklara şenlik...
Tebrikler...
Sonsuz saygımla...
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 22:59:42
Değerli goody ile aynı fikirdeyim "ilk cümlesi" :)
Biraz daha üstü kapalı bir geçiş olsa ?
Kadının adı... var...
mesele... adının kadınını bulmakta... değil mi ?
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 21:44:57
kadının da aşkın da ayrılığın da gidişlerin de adı var bilmesek de isimsiz olan yalnızlık korkusu
Sevgimle
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 21:31:18
kent soğuk ve ihanet kokulu dışarda adam öldüren ayrılıklar kol geziyor sokakların adı yok ve kadın gibi k/adın da
peki ya neredeler hangi öksüz İstanbul semtinde yanıyor ardımızda kalan kül duvarları
arsız bir sövmenin dul kalmış kaldırımlarında hepsi yalan hepsi birer ibneler
durma Yalçın bırak aksın içimizdeki zehirler
gitme sana yakışmaz ölümler..
Saygılarımla
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 21:28:14
kadının dili var adı yok
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 21:25:51
Yakışmamış küfür şairin asaletine.. :))
Bir melek nasıl da salınır İstanbul düşlerinde.. Ve kadının adı yok aşka ölüm biçildikçe....
Saygı ve sevgimle..
|
|
|
|
04 Eylül 2008 Perşembe 21:24:45
*Duygu Asena'nın kitabı ve tokadı geldi göz önüne (Antre parantez kalabalık eden sersemliktir.)
kavganın ölümün ve kanın mevsiminden kendini bulan o güzelim insanların güzelim yüreğe verdiği emanet serzeniş. yeni rüzgarda Yalçın bir rüzgarda şimdi...
Cemal Süreya bir şiirinde dramatik geçiş olarak veriri Marshal yardımında Gelen süt tozu ile duvarını badana eden ve sütyenle kandine kulaklık (kulağını soğuktan korumak için yapılan ilkel ve içinde yüksek modernlik bulunduran icat) yapan Ve Kars tren istasyonunda trene binerken ayakabılarını çıkaran o güzelim cocuğun resmini izini taşıman ne güzel
Emanetcisin sen / ben gibi
ustanında dediği gibi
"keşke yalnız bunun için sevseydim seni"
dahası var...
pastav tarafından 9/4/2008 9:25:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|