Edebiyat Defteri

Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.. DOSTOYEVSKİ
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
18.08.2008 tarihinde eklendi.
424 çoğul gösterim yapıldı.
350 tekil gösterim yapıldı.
18 yorum yapıldı.
 

   

 

İPEKBÖCEĞİ





Kızgın sularda haşlanan bir kozanın
Emektar tırtılıydın sen!
Ölümüne koşturmuştun iç-deniz atlarını;
Başkalaşan cisminle uçmak heveslerinden
Mahrum bıraktı yurduna göz dikenler,
İpeksi kanatlarını...



Geçen gün,
Rast gele katıldığım bir defilede,
İşveli mankenlerin yakaza çiğinlerinde,
Dal-çiçek desenlerle tiril, tiril,
Savrulurken gördüm de içim ezildi,
Dekolte dışavurumlar da parıldayan
Muhteşem umutlarını...



O gün, orada yaşadım, gördüm:
Emin ol (!) , pek çok kişi,
Ellerinin tersiyle alınlarından silmişti,
Fokurdayan kazanların buharında terleyen
Ölümcül feryatlarını...



Yıllar öncesi,
Devletimizin ikinci bânisi
Kara Osman Gâzi Bey’in türbesini,
Ziyârete gittiğimde uğramıştım:
Bursa’da, Uzunçarşı’da
Bir ’ Koza Han ’ vardı;
Her kim gezerse onu,
Âhın merkezi sayardı;
Kasvetine Uludağ tutulur,
Duvarları sarıya çalardı.



Çağırsam tüm koza simsarlarını,
Dağıtırlar mı dersin,
Gözlerimi tutsak alan,
İntizârınla ezgilenmiş,
Hüzzam bulutlarını?
Yüreklerinde duyarlar mı bir kez olsun,
Hoyrat ellerin sağdığı,
Çile sarmallarında buğusu tüten
Ve çıkıntı darasında diyeti ödenmeyen,
O telif yazgıların,
Kavruk ağıtlarını?



Taze dut yapraklarından süzdüğün,
Değişimin geçici barınağı
Mahreminden kaçman mümkün olsa da,
Bu yakıcı tutku dimâğında var;
Ateşböcekleri görse kıskanır,
Her özgür pervâne bir alev arar;
Benliğe güdümlü şifre komutla
Sanki yok etmeğe programlılar,
Kurtuluşun özden kanıtlarını...



Böylesi bir sonu kabullenmekle
İrâden ürktüğün korkuya teslim;
Değişmek isterken ördüğün duvar,
Gerçekte,
Bezirgân destekli kör coşkularla
Ruhuna kazdığın soyut bir mezar...



Doğrusu, anlamakta zorlanıyorum:
Kim öğretti sana umarsızlığı,
İstismar döngüsü duyarsızlığı?
Bir ateşten kurtuluyor
Diğerine koşuyorsun;
Sorgula kendini, sonlandır artık,
Düşmana ram eden kararsızlığı!



"Belâyıberzâh"ın salıncağında,
Panik-atağını hayat sandıkça,
Özgelik tahtından nemâlandıkça,
Ürettiğin değer can ister naçar;
Azatlığa cezâ,
Nemrut’a sezâ,
Er veya geç sana değmekte bu hâr...



Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden...




YUSUF BİLGE
   
Acaba Nedir?: bir , can , değişmek , destan , gazi , geç , hayat , kızgın , kim , kör , masum , o , olur , osman , özden , özgür , pervane , saf , sana , telif , tutku , tutsak , tüm , ve , yakaza
 Yorumlar
 
19 Ağustos 2008 Salı 23:16:30
Değerli dost her emek verenin olmasa bile bir çoğunun sonu gereksizleşiyor, yani manasızlaşıyor, ancak emek veren koza içerisindeki işçilere kurtçuk yada kelebekcik deyip geçilebiliniyor. Oysa ki, tüm emeklerin sonunda kendi yaşamlarına eş değer bir motifi olgunlaşıyor, kendisi görülüyor süregiden yaşamda. Ayrıca o çarşıyı ve diğerlerini görme imkanım oldu güzel aksettirdiniz. Koca yüreğinize selam ve saygılar diyorum.
 
19 Ağustos 2008 Salı 16:33:41
Hayatın tebessüm eden yüzü kimbilir ne dramlar barındırıyor gerisinde....Hissedebilmek ve böyle ustaca anlatabilmek büyük maharet...Tebrik ederim....
 
19 Ağustos 2008 Salı 11:28:27
ipek böceğini dile getirmek güzeldi tebrik ediyorum.
 
19 Ağustos 2008 Salı 00:45:45
tebrik ve selamlarımla.
 
19 Ağustos 2008 Salı 00:42:28
Kutlarım başarınızı değerli dostum

sevgilerimle
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 23:43:37

""Belâyıberzâh"ın salıncağında,
Panik-atağını hayat sandıkça,
Özgelik tahtından nemâlandıkça,
Ürettiğin değer can ister naçar;
Azatlığa cezâ,
Nemrut’a sezâ,
Er veya geç sana değmekte bu hâr...

Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden..."

Dar alanda paslaşmanın, bir yürek genişliğinde,
Duygulular yaylasında pekala salınımıydı...
Kainat kitabından dokunaklı ve tumturaklı bir sayfanın,
Bütün ihtişamıyla, dolaylı ve dolunaylı hem de doluca,
İlmek ilmek kalınımıydı...

Selam, saygı ve Edip'çe tebriklerimle..

Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 18:07:52
Sayın BİLGE,durmuş oturmuş bir şiir dili ve tekniği ile kaleme aldığınız şiirlerinizden kalıcı bir şair kimliği yansıyor okuyucuya.Klasik şiirimizin (Halk ve Divan şiiri diye ayırmadan "klasik Türk şiiri")en vazgeçilmez içuyak(redif)uyak,ses tekrarı öğelerini şiirin mafsalı yaparak,gerçek Türkçe'nin(konuşulan-yaşayan Türkçe)lezzetini içtenlikle,yapmacık tavırdan uzak ve abartısız;üstelik ne dediğinin, nasıl denmesi gerektiğinin farkında olan bir şiir işçiliği ile sunuyorsunuz. Şiirinizin bu genel niteliği,serbest-hece fark etmez, "İpekböceği" için de geçerli.Türk aydınının ve emekçisinin(aydın ve emekçi kavramlarını sol klişe söylemin bir kaldıracı yapmadan)ülke kalkınmasına katkısını,önündeki engelleri,anlaşılmama-yanlış anlaşılma açmazlarını,ipek böceği simgesiyle toplumsal bir uyarma-uyandırma bildirisine dönüştürürken bile estetik kaygılardan kopmuyor,şiirden taviz vermiyorsunuz.Tebrik ve teşekkür ederim. Saygılarımla.

Abdurrahman Günay tarafından 8/18/2008 6:10:01 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 17:29:18
Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden...
İZLER GİBİ OKUDUM KUTLARIM SİZİ
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 16:11:30
Yaşadığımız ve uğruna kanlar dökülmüş bu cennet vatanımızda ne yazıkki herşey pamuk ipliğine bağlanmış.Ama siz naif kalemınızle bunu ipek gibi işlemişsınız .Bilmem yeterli olbilirmi*Yüreğinize kaleminize sağlık.....
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 15:02:16
Böylesi bir sonu kabullenmekle
İrâden ürktüğün korkuya teslim;
Değişmek isterken ördüğün duvar,
Gerçekte,
Bezirgân destekli kör coşkularla
Ruhuna kazdığın soyut bir mezar...



Çok farklı buldum anlatımı .Normalde bu tip şiir demek istemiyorum düz yazıya yakın yazılmış olanlarda bir anlam sıkıntısı görüyordum ama burada akışkanlık ve uyum var yüreğinize sağlık.Teknik konuları bilmem ama duygu benim işim.Evet etkisi var.Anlatılmak istenilenler anlama kapasitesi olana hitap edebilecek kadar açık.Yüreğiniz sevgiye açık olsun sevgi ve saygılarımla....
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 12:26:01
Belâyıberzâh"ın salıncağında,
Panik-atağını hayat sandıkça,
Özgelik tahtından nemâlandıkça,
Ürettiğin değer can ister naçar;
Azatlığa cezâ,
Nemrut’a sezâ,
Er veya geç sana değmekte bu hâr...



Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden...
******************
ŞİİR BÜTÜNÜYLE BİR HARİKAYDI.BURSADA AYAK İZLERİ OLAN BİRİ OLARAK BİR İPEK BÖCEĞİ SABRI İLE İPEK İNCELİĞİNDE DİZELERİNİZLE ONUN GERÇEĞİNİ ANLATMIŞSINIZ. KUTLUYORUM.
SAYGILARIMLA EMEĞİNİZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK
ŞİİR VE SEVGİYLE KALIN.

 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 09:39:41
Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden...

kutlarım üstat....baştan sona güzel şiirdi....okunması ders alınması gereken bir şiirdi...
selam ve hürmetler...
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 02:02:38
Gecenin en beğendiğim bir eseri duruyor karşımda
Uzun olmasına rağmen, her bölümün kendine has mana yoğunluğu ile okunmaya değdi.
Tebrik ediyorum.
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 01:27:55
Baştan sona çok güzel bir eser gerçekten ziyadesiyle övgüyü hakediyor.Saygılarımla...
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 01:08:59
mükemmel ötesi bir çalışma üstad...
tebrikler...uzun ama akıcı ve sorgulatıcı...
saygılar...
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 00:41:22
şair nutkum tutuldu inanın nasıl bir zerafettir dizelere yansıyan tıpkı o kelebeğin kanatları gibi ince ve kırılgan
tebrik ve saygımla
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 00:18:59
Şiir kısa olmalıdır diyenlere inat, uzun uzun ama bozulmadan ne güzel de işlemişsiniz duyarlılığınızı. Şiir anlatılmak istenen ne kadar da sonlanıyorsa o zaman biter, tabii kelime kıtlığı yoksa şairin!

Tebrik ve saygılarımla hocam

db

gölgesiakdeniz tarafından 8/18/2008 12:20:30 AM zamanında düzenlenmiştir.
 
18 Ağustos 2008 Pazartesi 00:17:46
Oturdum, bin pişman bir destan yazdım,
Kopuksuz çözdüğüm saf ipeklerden;
Okuyanlar, haberdar olur mu (?) , bilmem,
Kalplerinin kaynarında kavurmak için,
Kor-kütükçe yanıp tutuştukları,
O mahzun ve mâsum kelebeklerden...

Tebrikler usta kalem. Güzel bir anlatım okudum. Yüreğine sağlık. Selamlar, saygılar...
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
Haberler Fıkra Dünyası
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Türkü -  Prefabrik -  Estetik -  Reklam verin