|
Özel Seçki
|
 |
|
 |
| |
Şiir Bilgi
24.07.2008 tarihinde eklendi.
491 çoğul gösterim yapıldı.
219 tekil gösterim yapıldı.
28 yorum yapıldı.
|
|
 |
|
 |
Eklediği son resimli şiirler
|
|
|
|
|
|
|

İstanbul Hâtırası
Beheri, seyrû seferinde Kaytan bıyıklı GÜLCEMÂL VAPURU Fe Suphan Allah! Tarifeli, tarifesiz Laf atar durur imiş, rivayet KIZ KULESİ’ne
Hayâsızlık zinhaaâr!.. Serde delikanlılık var Kendi meşrebince.
Çımalar burma, İstimler salma, Maziden kalma Ah..İstanbul Hatırası
Koskoca HAYDAR PAŞA Zaten kalmış mış KARAKÖY-KADIKÖY arasında Bir de Balkan Harbi’nin hicabından muzdarip Yine de, çatık kaşlarının arasından Gülermiş bu duruma.
Martılar çağma, Temaşâ gırla, Alkış kıyamet Ah..İstanbul Hâtırası
Kaç Konstantin’e polim yapmış Kaç Konstantin uyutmuş koynunda Nâmı Müseccel Marka Bizim nazlı kız, geçmişi KANDİLLİ Biraz da korka korka Anlatmış Hâl-i pür melâlini Baba bir, ana ayrı Ceneviz kırması, Korsan yarması, Acemi oğlan mübdelâsı Abisi ya…GALATA KULESİ
Haayt ulaaan!.. diye naralanınca Lacivert bir öfke düşmüş KULEDİBİ’ne NEVE ŞALOM demiş ki… “Karışmadık kaç yüz yıldır Bu haytanın işine Yine de karışmayalım, Bize ne.”
BEBEK uyanmış, ağlamış, HAYIRSIZ, KINALI, HEYBELİ Saklanmışlar BÜYÜK ADA’nın arkasına Üç aylık düşük yapmış korkudan, KANLICA.
Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda Öyle bir ah ki…çekilirken derinden, Dört Murat Han hatırası Süzüldü gözlerinden. Neyse…Kısa keselim Lale devri kapandı Nedim düşünce damdan.
Duyunca şamatayı SARAYBURNU’ndan gelmiş GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları İri kıyım, kapkara, Mazisi loş vapurlar. Hepsi kopuk takımı, Hepsi de ARABALI.
Haydaaa! Bu da bir nev’i Pehlivan Tefrikası.
Binbir Gece İstanbul Masalları’ndan. I.fasikül
Erol GÜRCAN
|
|
|
Acaba Nedir?:
ana
,
bir
,
büyük
,
delikanlılık
,
düşünce
,
gece
,
istanbul
,
kopuk
,
murat
,
nazlı
,
oğlan
,
öfke
,
yüz
|
|
|
05 Ağustos 2008 Salı 16:44:08
Bir İstanbul aşığı olarak şiirinizi beğenerek okudum. Şiirinizin yüzüme kondurduğu tebessüm için teşekkürler...
|
|
|
|
30 Temmuz 2008 Çarşamba 11:23:36
Çok güzeldi... Tarihi gerçekler ne de şık duruyor dizelerde. Beğeniyle okudum. Tebrik eder, Selamlar, saygılar sunarım.
|
|
|
|
26 Temmuz 2008 Cumartesi 00:16:57
Bu resmin önünde poz vermek isterdim. Nükteler Şairâne, insanda gam, kasvet bırakmıyor. Kalemine sağlık. Tebrik eder, saygılar sunarım...
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 21:51:31
ey şuh-u nedima ile bir... seyrin işittin...tenhaca bir yere varıp göksuda.. yazılmış.......galata kulesinin görkemine iç çekmiş bir şiir okudum.. tebrikler..
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 21:37:36
şimdi şair demeye bin şahit gerek demeyedilim varmıyan şiir yazan adam. çok iyi bir dilin olabilir çok ustada olabilirsin. ki bizşairin ustalığınıa yorum atarız . kişiliğine değil. bu ne bozmabir yanıttırki insanlıktan çıkarak bu denli alçalarak çok güzel bir dilde kişilksiz karakter taşıyabiliyor kovulmak mı dert değil atılmaksa o da dert değil. bursalımınsın kadifeli yarim çaydan hiç geçmedinmi sen . he canım annem... yahut çaydan geçerken şeftalinin tohumlarından şiir serpiştirip koyamadınsa kibrit kutusuna yazık sana . canımız sıklıldıkca açar açar yakardık. bu neterbiyesizbir akıldırki bu denli hitabet gücünü kendinde buluyor çokmu tanıyorsun beni. evet herşey paradeğil şair herşey şiirde değil insan olamammışsa yazdığı şiirlerinden hükmü kalmaz. aldığı nefesinde ve herşeyparolmaktan çıkıp insan onuruna gönderme yapar canım annem... ah bide canım babam deseydin kıyamet kopmazdı yaher neyse önemli değil bizaldık başımızakoyduk. her ikiside makbulumüz. budabizden istanbul hatırasıo olarak kalsın sana oldumucanımı annem. amasen bu tarzla ikiyüzlü bir karakterle ki bunu yorumlaraattığın yanıtlardan söylüyürum insan olmakdanuzak olmayı bir yanabırak canlı türü bile olamazssın boşunaşiir yazma ... tarihte belirttiğin gibi istanbul üç yanlı denizinde çok pislikleri vurdu karaya lodoslu havalarda. ve dahaçok pislik vuracak bunaemin olabilirsin istanbul bursadan uzak şair adını bile anman şiire abes . birde günün şiiri demişizkendimizce nede çok yanılmışız şairini görünce haklıymış seçki seçmemekte... saygılarımla
unutmadasn yanıt yazdığı şair dostları gördüğümzaman içim burkuldu. ki bilirler çoğu kimseyi kırmakadınabir eylem yapmayacağımı ... artık takdir onların ne deyim başka
umutca tarafından 7/25/2008 9:44:34 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 19:32:48
Bizim gibi ülkelerde güya vatansever geçmişine bağlı,düşünce veya sözer hamasetten ileri gitmiyor,insanların içi başka dili başka şeyler söylüyor,riya ve ikiyüzülük herşeye yansımış durumda.Umasırca harcanan geçmişimiz zamanı gelecek bize utanç verecek farkında bie değiliz,şimdi hatırlayamadım ismini,Osmanlıdan kalan tek torun olarak Türkiye'ye gelen bir hanımın röportajında okumuştum,yaşadığı avrupa ülkesinde sanıyorum İsvişre idi,hanımı koruma atına almışlar,asletten dolayı ve ona bundan ötürüde yüksek bir maaş ta ödeniyormuş.Düşünebiliyormusunuz,bizim genlerimizi taşıyan ve yaşayan tek osmanlı torununa kimler sahip çıkıyor,ama bizim de sahip çıktığımız değerler de küsümsenemeyecek kadar fazla,şimdi yiğiti öldür hakkını ver demişler...Sevgili Cumhurbaşkanımızın segili eşi Harinüsagül hanım efendinin girişimiyle dolmabahçede ki eşsiz eserlerde korumaya alındı ama bakın.Hem nolucak ki,Kızkulesinde çay içiliyorsa yarısınımı yediler,aslında orasını çok verecek bir arap şeyhine satabiliriz ülkeye katkı olur işte.İçimin cız ettiği yerler ve konular bunlar yakında bizide pazara dökücekler,bundan korkuyorum....Böyle yazmak zorundamısın yaaa sevgili şair sinirlendim yine durup dururken,yoksa ben böyle unutmaya çalışan yorgun demokrat modasına girmişken !Ellerin yorulmasın diyorum,yaralarımı kanatıyorsun ama olsun,sevgiler........
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 16:47:34
İstanbul adına yazılan bütün şiirleri seviyorum ve sizin şiiriniz, benzetmeleriniz mükemmeldi.Ağlayan Bebek, düşük yapan Kanlıca...
Zaten kurdelasını da takmış yakasına...ah İstanbul İstanbul...
Sevgi ve selâmlarımla...
cemrece tarafından 7/25/2008 4:48:48 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 16:45:18
Ben 30 yıllık bir İstanbul'lu olarak ve eşimim yabancı uyruklu olması nedeniyle yurt dışından gelen konuklarımıza rehberlik ederim.Her yıl nerdeyse şiirinizde konu alan önemi ilk sırada yer alan tarihi ve turistik yerleri gezdiririm.Onlar hayran hayran bakarken ben gömülürüm anılarımda kalan İstanbula.Anlatamıyorum ki talan olanarı utancımdan.(MİSAFİRİM GELDİ SONRA DEVAM EDERİM )
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 12:22:35
Binbir gece İstanbul Masalı... Binbir yüzüyle hayatın...
Beğeniyle okudum...
Tebrik ve saygımla
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 12:02:39
tebriklerim saygılarımla yakışmış seçkiye şiir
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 10:38:52
Haydaaa! Bu da bir nev’i Pehlivan Tefrikası.
şiirden öte hiciv tarih vapurda gezinti bugün acaba şiiriniz varmı diye bakarken ooooooooo siz takmışsınız rozeti
hayranım şiirlerinize
|
|
|
|
25 Temmuz 2008 Cuma 00:39:20
susmam gerekecek şair istanbuldan dünden bugüne temaşa sanatınn hicvinden ironi üretip koydu ya önümze istanbulu susmak gerek şiirdi şairine sevgiler bizden gönülden. şimdi istanbul uzak bizden ama olsun. martılar taşır mavileri dizelere kabul buyrun. saygıyla eğildim şair bu şiirin karşısında
|
| Er Oil |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
25.07.2008 01:24:20 |
Umutça,
Ben ki yirmi gündür burdayım. Senin elinde bir kaynak makinası,
Yaldır yaldır aynı yeri yakıyorsun.
Kendine acımıyorsan, bize acı be annem.
At kaynağı elinden Bin parçaya bölünsün Dökülsün meyler yere Hatıralar, na na nay... (güfteyi hatılayamadım ama beste nasıldı beste)
Hadi git azıcık dinlen,
Para her şey değildir.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 23:44:32
Beheri, seyrû seferinde Kaytan bıyıklı GÜLCEMÂL VAPURU Fe Suphan Allah! Tarifeli, tarifesiz Laf atar durur imiş, rivayet KIZ KULESİ’ne tebrkler... yüreğine sağlık..
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 21:03:08
Gülümseten şiirinize teşekkürler, İstanbul'u dolaştık sayenizde...
Sevgiyle...
Bilge Dişsiz tarafından 7/24/2008 9:03:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 17:11:38
Can Dostum! Şiir yayına girer girmez okumaya başladım. Sabah ezanı okunuyordu ben okuduğumda sonra birşeyler karalayayım dedim. ki; böyle bir güzellik karşısında kimse sessiz kalamaz. Bu sefer de nazar değdi deftere. Açsam açılmaz, kapatsan kapatılmaz türde
Binbir gece masalının hâtırasıyla uyudum ve yine sayfanızda buldum kendimi ilk fırsatta
Göz okudu gönül sevdi dilin ne haddine, hele hele sözün ne haddine yorum yapmak Gül hanım bütün şifreleri çözmüş. Onun elinden birşey kurtulmaz. Ona hep söylerim -"seni gümrüklerin başmüdürü yapmalı" diye
Nasreddin Hoca hiç sevmezmiş keçi boynuzunu israr ettiklerinde dermiş ki; bir dirhem bal için kucak kucak odun parçası çiğneyemem
Ama dostum senin şiirin baştan sona katıksız baldı. Özdü. Şiirdi. böyle şiirler pek seyrek yazılıyor ayda yılda
sadece teşekkür ediyorum bu güzel emeğini biz dostlarınla paylaştığın için
dönüp dolaşıp ziyaret edeceğiz ve bir şair kalemiyle yakaladığın bu hatıra fotoğraflarını izleyeceğiz özledikçe
sevgimle
kardanadam tarafından 7/24/2008 5:17:51 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
| Er Oil |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
24.07.2008 21:00:57 |
Kardanadam'dan özür dileyerek sözümü bağlıyorum Gül Hanım. Çook eskiden Kuledibi ve cıvarı daha çok fakir ve mütevâzi Musevi Dostlarımızın oturduğu bir semt idi. Bundan yedi sekiz yıl önce nedense Fransız ve Amerikalı Entellektüel Şahsiyetler buraları ederinin çok üstünde satın almaya başladılar. Gerçek sahipleri çoktan uçup gitmişken. Lahmacun kokan haramiler parayı ceplerine İNDİRA GANDİ...
Eğer GALATA KULESİ'nin önüne Fıstık Gibi bir otel yaparlarsa. GALATA KULESİ fortçu olur biline... |
| Guldane Dal |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
24.07.2008 20:07:19 |
Beni çekiştiriyorsunu haa, yakaladım sizi :))) Ben Gülcemal'i geçtim Kuledibi'ne bakıyorum belki altın bulurum diye :))))) Ama bak çok kısa yazacağım söz bu çok önemli çünkü Kuledibi diye bir yer de kalmayacak yakında yani yer olacak da yerin üstü tamamen değişecek , hani bu Sulukule ve Tarlabaşından sonra şimdi Kuledibi merkezi yerde kentleşme projesine girdi ve Galata Kulesinin etrafı böylece SİT alanı ilan edildi ve yine bu bölgedeki bir çok bina yıkılacak ve yine ne yapılacak dersiniz : OTEL ! Bu arada söylemeden geçemiyeceğim şu GÜLCEMAL'i ama bu değişik bir inanç gemiyle alakalı , okurken birazcıkda gülmüştüm :))) Sen de bahsediyorsun Ünye'de '' oyalanma '' manasında '' sakın GÜLCEMAL VAPURU gibi her yere uğramadan git gel '' derlermiş ve bir de Rize Limanında kayıkla 7 kez etrafında dolanırlarmışki hastaları iyileşsin diye :))) Ben kaçıyorum ama yeniden gelebilirim :)))))))) Sevgiler Erol ve kardanadam ........
|
| Er Oil |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
24.07.2008 17:57:53 |
Güldane Hanım az daha açık ediyordu şiirin devamını. Gülcemal Vapuru'nun daha sonra neden Boğaz'a sürüldüğünü, ve nerede ve nasıl öldüğünü. Boğaz Hattında her iskeleye uğradığı içindir ki,
Gülcemal Vapuru gibi dolaşıyor derler ya. |
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 16:24:28
Önce öylesine okudum...Her sözcüğü takip eden gözlerim daha sonra şaşırmaya ve ardından bir kahkahaya uyanan yanaklarımda tebessümlere yayıldı...Daha sonra mı?...Sonrası yok desem yalan olur...Hüzün yerini aldı...Neden mi? Özlemin ta kendisi hakimdi...Ve nostalji acı bir gerçeğe dönüşeceğini düşünerek, yüreğim için için ezildi...,Hele o SEVDA TEPESİNİ petro dolarıyla alan Arap Prensinin aldığını düşününce...Devir mi değişti, devran mı döndü? Hayırdır inşallah!..Bu bir kabus gibi...Geleceği düşündüm, satır aralarınızda...İnanın çok beğeniyle okudum...Tekrar tekrar okuyacağım...İzninizle şu FİNALDE çok şık duran dizelerinizi yorumlarımın finaline kopyalayacağım...
"...Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda Öyle bir ah ki…çekilirken derinden, Dört Murat Han hatırası Süzüldü gözlerinden. Neyse…Kısa keselim Lale devri kapandı Nedim düşünce damdan.
Duyunca şamatayı SARAYBURNU’ndan gelmiş GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları İri kıyım, kapkara, Mazisi loş vapurlar. Hepsi kopuk takımı, Hepsi de ARABALI.
Haydaaa! Bu da bir nev’I Pehlivan Tefrikası..."
İda'nın zümrüt yeşili eteklerinden sevgi ve saygılarımla...
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 15:32:26
Evet yine geldim sayfana :))
İlk kıtada bahsetmiş olduğun vapur yani GÜLCEMAL VAPUR'u öyle sıradan bir vapur değil . --Osmanlı döneminde yolcu gemisidir . Birinci dünya savaşında görev yapan bir vapur ki daha sonra bunu Atatürk de kullanmış, bir çok şiirlee konu olan bir vapur , romanlarda adı sık sık geçen bir vapur ve en son sökülmek üzere yabancı enkazcılara verilen bir vapurumuzdu. --O güzelim GALATA KULESİ , geçmişini uzun uzun anlatmıyacağım ama şimdii hali iç burkan bir şey olduğu için ufak bir belirtme yapmak istiyorum ve benim de asla anlıyamadığım hatta anlamak istemediğim bir şey var ki o da bu tür tarihi yerlerimizin eğlence yerleri ( bar, restorant gibi ki kumar da kesin oynanıyordur ) ya da oteller olması durumu , ne kadar acı değil mi ? Ben Avrupa'da yaşıyorum ve buralarda 100 yıllık bir bina tarih eser sayılıp devlet tarafından koruma altına alınıyor ve daha da eski bir yapı ya da yerse müzeye dönüştürülüyor ve bu yerler çok sıkı kontrol altına alınıyor .. Bu güzelliklerin benim ülkemde olmuyor oluşu beni bir Türkiye'li olarak gerçekten çok üzüyor ...
Ben yorumuma ara vereyim, moralim bozuldu biraz, tekrar gelebilirim Erol , ben bu şiirini daha çok okur ve yorumlarım Erol ama şunu demeden geçemiyeceğim seni tekrar kutluyorum ki bizlere bazı değerlerimizi ve nelere sahip çıkmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattın, teşekkürler Erol ........
Guldane Dal tarafından 7/24/2008 3:38:13 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
| Guldane Dal |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
24.07.2008 17:17:39 |
| Sevgili Erol öncelikle bana tarih sayfalarını tekrara karıştırma fırsatı verdiğin için teşekkür ediyorum , inanır mısın dünden beri okuduğum kitapları bile karıştırı oldum :)))) Hani bazılarını biliyorum ama bu Emirgan hikayesini bilmiyordum ve şu an da okuyorum ve çok ilginç bilgiler ediniyorum gerçekten de ve senin şu bahsettiğin Yusuf Han'a takıldı aklıma :)) Bu şu namı değer Emir Güney olmasın hani 4. Murat onun kalesini kuşattıktan sonra öldürülmesin diye taaa İran'dan alıp İstanbul'a getirdiği adam ? O değilse bile ilginç gerçekten de bu adam çünkü senin dediğin EMİRGAN'la da alakalı bir adam ..Murat bunu getirdikten sonra o zamana kadar bilinen '' Ferudun Bey Bahçeleri '' adıyla anılan ve bugün EMİRGAN'ın yer aldığı semti bu adama bağışlıyor ..Ve bu adam burda envayi çeşit içki üretiyor ki aynı dönemde Murat bilindiği üzere içkiyi yasaklıyor hatta kahvehaneleri bile ama garip olan Murat'ın bu adamın yanına gelip burda içki alemleri düzenlemesi ve en ilginç yanı da Murat'ın içkiden ölmüş olması :))))) Ayyy güldüğüm için kusura bakma sinirimden birazcıkta ....... Neyse ya ben kendimi fazla kaptırdım bugün ama bırakmaya hiç niyetim yok bu arada :))))))) Seviyorum senin şiirlerini okumayı, sevgiler can ...... Ben okumaya kaldığım yerden devam edeyim :))))))) |
| Er Oil |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
24.07.2008 16:15:36 |
Sultan 4. Murat Han'ın, Yusuf Han isimli bir erkeğe áşık olduğu, onun halk arasında "Emiri Kûn" olarak bilindiği, bugünkü Emirgan semtinin adının da Yusuf'a bağışlanan dev korunun ve içindeki köşkten ileri geldiği rivayet edilir. Reşat Ekrem Koçu, "kûn" kelimesinin anlamı için Farsça sözlüklere bakılmasını öneriyor.
Alıntı: M.Y.Yılmaz- Hürriyet Gazetesi |
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 14:32:39
Bir İstanbul gördüm.! Her şeyiyle..
Saygıyla.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 14:12:13
Bir zamanlar o mistik havasıyla, apayrı bir yaşam kültürünün tarlası İstanbulun modernleşen Dünya içinde bu lokum tadındaki eski havasını yitirmesi hep şiirlerimize konu oldu. Amma bu anlatım o eski havaların dili ile yazıldığı için hala bir umudun içimizde yeşermesine neden oldu. Yeniden neden olmasın, belki bir gün hayat mücadelesi kolaylaştırılıpta, sosyal refah düzeyi istenilen ölçüye gelirse. İnsanlar aslında değişmeyen o eski İstanbul'u yeniden görmeye başlayıp. O dili tekrar geri getireceklerdir.
Çok Teşekkürler Erol Bey.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 12:36:02
hoş bir anlatı...
tebrikler ndr
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 09:25:23
Kent şairlerin dilinde mi bizleşir, yoksa biz mi kentlerin duvarlarına, iskelelerine, insanlarına bakarak kentleşiriz? Canlı cansız arasındaki bu uyum ve değişim süreci, düşsel boyutta bir yelpaze sunmuş bu soruya; kutlarım şair !
Şaban Aktaş tarafından 7/25/2008 3:58:39 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 09:10:41
Güzel bir stanbul şiiri. Kutlarım.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 08:48:38
Güldan hanımın selzenişine bir ekleme yapayım istedim...Eğer ki bu şiiri görürlerse inanın bunu da özelleştirip satmaya kalkarlar haberiniz olsun.Ama o zaman kadar umarım bu şiir günün şiiri seçilir de unutulmaz bir hatıra olarak bize yaşattığı şu üç dakikanın damağımızdaki tadı ölümsüzleşir. Selam sevfi ve saygılarımla...Ayaktayım,alkışlıyorum şairimi.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 07:01:17
Temaşâ gırla, Alkış kıyamet Ah..İstanbul Hâtırası cok güzeldi dizeler anlamlı zerzeniş yaşatı bana tebrikler hocam...kutlarımMartılar çağma,
EMRUL tarafından 7/24/2008 7:03:47 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 06:13:59
Duyunca şamatayı SARAYBURNU’ndan gelmiş GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları İri kıyım, kapkara, Mazisi loş vapurlar. Hepsi kopuk takımı, Hepsi de ARABALI.
çok çok güzeldi üstadım.. yüreğine sağlık.. haz aldım.. selam ve saygımla..
|
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe 05:43:24
Martılar çağma, Temaşâ gırla, Alkış kıyamet Ah..İstanbul Hâtırası
Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda Öyle bir ah ki…çekilirken derinden, Dört Murat Han hatırası Süzüldü gözlerinden. Neyse…Kısa keselim Lale devri kapandı Nedim düşünce damdan.
Sayenizde bir İstanbul'lu olarak uzun zamandır gezemediğim yerlere gittim şair...Kız kulesi özellikle ne güzeldir...Ben birde Pierre Loti'de kahve içtim bu şiirin şerefine... kutlarım kalemi ve şairi... saygımla...
|
|
|
| | | | | |