Edebiyat Defteri

Sözünün eri olmayan, mertlikten söz edebilir mi? SHERWOOD ANDERSON
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
24.07.2008 tarihinde eklendi.
491 çoğul gösterim yapıldı.
219 tekil gösterim yapıldı.
28 yorum yapıldı.
 

   

 

İstanbul Hâtırası


Beheri, seyrû seferinde
Kaytan bıyıklı GÜLCEMÂL VAPURU
Fe Suphan Allah!
Tarifeli, tarifesiz
Laf atar durur imiş, rivayet
KIZ KULESİ’ne

Hayâsızlık zinhaaâr!..
Serde delikanlılık var
Kendi meşrebince.

Çımalar burma,
İstimler salma,
Maziden kalma
Ah..İstanbul Hatırası

Koskoca HAYDAR PAŞA
Zaten kalmış mış
KARAKÖY-KADIKÖY arasında
Bir de Balkan Harbi’nin hicabından muzdarip
Yine de, çatık kaşlarının arasından
Gülermiş bu duruma.

Martılar çağma,
Temaşâ gırla,
Alkış kıyamet
Ah..İstanbul Hâtırası

Kaç Konstantin’e polim yapmış
Kaç Konstantin uyutmuş koynunda
Nâmı Müseccel Marka
Bizim nazlı kız, geçmişi KANDİLLİ
Biraz da korka korka
Anlatmış Hâl-i pür melâlini
Baba bir, ana ayrı
Ceneviz kırması,
Korsan yarması,
Acemi oğlan mübdelâsı
Abisi ya…GALATA KULESİ

Haayt ulaaan!.. diye naralanınca
Lacivert bir öfke düşmüş KULEDİBİ’ne
NEVE ŞALOM demiş ki…
“Karışmadık kaç yüz yıldır
Bu haytanın işine
Yine de karışmayalım,
Bize ne.”

BEBEK uyanmış, ağlamış,
HAYIRSIZ, KINALI, HEYBELİ
Saklanmışlar BÜYÜK ADA’nın arkasına
Üç aylık düşük yapmış korkudan,
KANLICA.

Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda
Öyle bir ah ki…çekilirken derinden,
Dört Murat Han hatırası
Süzüldü gözlerinden.
Neyse…Kısa keselim
Lale devri kapandı
Nedim düşünce damdan.

Duyunca şamatayı
SARAYBURNU’ndan gelmiş
GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları
İri kıyım, kapkara,
Mazisi loş vapurlar.
Hepsi kopuk takımı,
Hepsi de ARABALI.


Haydaaa!
Bu da bir nev’i
Pehlivan Tefrikası.


Binbir Gece İstanbul Masalları’ndan.
I.fasikül

Erol GÜRCAN





   
Acaba Nedir?: ana , bir , büyük , delikanlılık , düşünce , gece , istanbul , kopuk , murat , nazlı , oğlan , öfke , yüz
 Yorumlar
 
05 Ağustos 2008 Salı 16:44:08
Bir İstanbul aşığı olarak şiirinizi beğenerek okudum. Şiirinizin yüzüme kondurduğu tebessüm için teşekkürler...
 
30 Temmuz 2008 Çarşamba 11:23:36
Çok güzeldi... Tarihi gerçekler ne de şık duruyor dizelerde.
Beğeniyle okudum. Tebrik eder,
Selamlar, saygılar sunarım.
 
26 Temmuz 2008 Cumartesi 00:16:57
Bu resmin önünde poz vermek isterdim. Nükteler Şairâne, insanda gam, kasvet bırakmıyor. Kalemine sağlık. Tebrik eder, saygılar sunarım...
 
25 Temmuz 2008 Cuma 21:51:31
ey şuh-u nedima ile bir... seyrin işittin...tenhaca bir yere varıp göksuda.. yazılmış.......galata kulesinin görkemine iç çekmiş bir şiir okudum.. tebrikler..
 
25 Temmuz 2008 Cuma 21:37:36
şimdi şair demeye bin şahit gerek demeyedilim varmıyan şiir yazan adam. çok iyi bir dilin olabilir çok ustada olabilirsin. ki bizşairin ustalığınıa yorum atarız . kişiliğine değil. bu ne bozmabir yanıttırki insanlıktan çıkarak bu denli alçalarak çok güzel bir dilde kişilksiz karakter taşıyabiliyor kovulmak mı dert değil atılmaksa o da dert değil.
bursalımınsın kadifeli yarim çaydan hiç geçmedinmi sen . he canım annem... yahut çaydan geçerken şeftalinin tohumlarından şiir serpiştirip koyamadınsa kibrit kutusuna yazık sana . canımız sıklıldıkca açar açar yakardık. bu neterbiyesizbir akıldırki bu denli hitabet gücünü kendinde buluyor çokmu tanıyorsun beni. evet herşey paradeğil şair herşey şiirde değil insan olamammışsa yazdığı şiirlerinden hükmü kalmaz. aldığı nefesinde ve herşeyparolmaktan çıkıp insan onuruna gönderme yapar canım annem... ah bide canım babam deseydin kıyamet kopmazdı yaher neyse önemli değil bizaldık başımızakoyduk. her ikiside makbulumüz. budabizden istanbul hatırasıo olarak kalsın sana oldumucanımı annem. amasen bu tarzla ikiyüzlü bir karakterle ki bunu yorumlaraattığın yanıtlardan söylüyürum insan olmakdanuzak olmayı bir yanabırak canlı türü bile olamazssın boşunaşiir yazma ...
tarihte belirttiğin gibi istanbul üç yanlı denizinde çok pislikleri vurdu karaya lodoslu havalarda. ve dahaçok pislik vuracak bunaemin olabilirsin istanbul bursadan uzak şair adını bile anman şiire abes . birde günün şiiri demişizkendimizce nede çok yanılmışız şairini görünce haklıymış seçki seçmemekte... saygılarımla

unutmadasn yanıt yazdığı şair dostları gördüğümzaman içim burkuldu. ki bilirler çoğu kimseyi kırmakadınabir eylem yapmayacağımı ... artık takdir onların ne deyim başka

umutca tarafından 7/25/2008 9:44:34 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
25 Temmuz 2008 Cuma 19:32:48
Bizim gibi ülkelerde güya vatansever geçmişine bağlı,düşünce veya sözer hamasetten ileri gitmiyor,insanların içi başka dili başka şeyler söylüyor,riya ve ikiyüzülük herşeye yansımış durumda.Umasırca harcanan geçmişimiz zamanı gelecek bize utanç verecek farkında bie değiliz,şimdi hatırlayamadım ismini,Osmanlıdan kalan tek torun olarak Türkiye'ye gelen bir hanımın röportajında okumuştum,yaşadığı avrupa ülkesinde sanıyorum İsvişre idi,hanımı koruma atına almışlar,asletten dolayı ve ona bundan ötürüde yüksek bir maaş ta ödeniyormuş.Düşünebiliyormusunuz,bizim genlerimizi taşıyan ve yaşayan tek osmanlı torununa kimler sahip çıkıyor,ama bizim de sahip çıktığımız değerler de küsümsenemeyecek kadar fazla,şimdi yiğiti öldür hakkını ver demişler...Sevgili Cumhurbaşkanımızın segili eşi Harinüsagül hanım efendinin girişimiyle dolmabahçede ki eşsiz eserlerde korumaya alındı ama bakın.Hem nolucak ki,Kızkulesinde çay içiliyorsa yarısınımı yediler,aslında orasını çok verecek bir arap şeyhine satabiliriz ülkeye katkı olur işte.İçimin cız ettiği yerler ve konular bunlar yakında bizide pazara dökücekler,bundan korkuyorum....Böyle yazmak zorundamısın yaaa sevgili şair sinirlendim yine durup dururken,yoksa ben böyle unutmaya çalışan yorgun demokrat modasına girmişken !Ellerin yorulmasın diyorum,yaralarımı kanatıyorsun ama olsun,sevgiler........
 
25 Temmuz 2008 Cuma 16:47:34
İstanbul adına yazılan bütün şiirleri seviyorum ve sizin şiiriniz, benzetmeleriniz mükemmeldi.Ağlayan Bebek, düşük yapan Kanlıca...

Zaten kurdelasını da takmış yakasına...ah İstanbul İstanbul...

Sevgi ve selâmlarımla...

cemrece tarafından 7/25/2008 4:48:48 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
25 Temmuz 2008 Cuma 16:45:18
Ben 30 yıllık bir İstanbul'lu olarak ve eşimim yabancı uyruklu olması nedeniyle yurt dışından gelen konuklarımıza rehberlik ederim.Her yıl nerdeyse şiirinizde konu alan önemi ilk sırada yer alan tarihi ve turistik yerleri gezdiririm.Onlar hayran hayran bakarken ben gömülürüm anılarımda kalan İstanbula.Anlatamıyorum ki talan olanarı utancımdan.(MİSAFİRİM GELDİ SONRA DEVAM EDERİM )
 
25 Temmuz 2008 Cuma 12:22:35
Binbir gece İstanbul Masalı... Binbir yüzüyle hayatın...

Beğeniyle okudum...

Tebrik ve saygımla
 
25 Temmuz 2008 Cuma 12:02:39
tebriklerim saygılarımla
yakışmış seçkiye şiir
 
25 Temmuz 2008 Cuma 10:38:52
Haydaaa!
Bu da bir nev’i
Pehlivan Tefrikası.

şiirden öte
hiciv
tarih
vapurda gezinti
bugün acaba şiiriniz varmı diye bakarken
ooooooooo
siz takmışsınız rozeti

hayranım şiirlerinize
 
25 Temmuz 2008 Cuma 00:39:20
susmam gerekecek şair istanbuldan dünden bugüne temaşa sanatınn hicvinden ironi üretip koydu ya önümze istanbulu susmak gerek şiirdi şairine sevgiler bizden gönülden. şimdi istanbul uzak bizden ama olsun. martılar taşır mavileri dizelere kabul buyrun. saygıyla eğildim şair bu şiirin karşısında
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 23:44:32
Beheri, seyrû seferinde
Kaytan bıyıklı GÜLCEMÂL VAPURU
Fe Suphan Allah!
Tarifeli, tarifesiz
Laf atar durur imiş, rivayet
KIZ KULESİ’ne
tebrkler...
yüreğine sağlık..
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 21:03:08
Gülümseten şiirinize teşekkürler,
İstanbul'u dolaştık sayenizde...

Sevgiyle...

Bilge Dişsiz tarafından 7/24/2008 9:03:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 17:11:38
Can Dostum!
Şiir yayına girer girmez okumaya başladım.
Sabah ezanı okunuyordu ben okuduğumda
sonra birşeyler karalayayım dedim. ki; böyle bir güzellik karşısında kimse sessiz kalamaz.
Bu sefer de nazar değdi deftere. Açsam açılmaz, kapatsan kapatılmaz türde

Binbir gece masalının hâtırasıyla uyudum ve yine sayfanızda buldum kendimi ilk fırsatta

Göz okudu
gönül sevdi
dilin ne haddine, hele hele sözün ne haddine yorum yapmak
Gül hanım bütün şifreleri çözmüş. Onun elinden birşey kurtulmaz. Ona hep söylerim -"seni gümrüklerin başmüdürü yapmalı" diye

Nasreddin Hoca hiç sevmezmiş keçi boynuzunu
israr ettiklerinde dermiş ki; bir dirhem bal için kucak kucak odun parçası çiğneyemem

Ama dostum senin şiirin baştan sona katıksız baldı. Özdü. Şiirdi.
böyle şiirler pek seyrek yazılıyor ayda yılda

sadece teşekkür ediyorum bu güzel emeğini biz dostlarınla paylaştığın için

dönüp dolaşıp ziyaret edeceğiz ve bir şair kalemiyle yakaladığın bu hatıra fotoğraflarını izleyeceğiz özledikçe

sevgimle



kardanadam tarafından 7/24/2008 5:17:51 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 3 cevap yazılmış.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 16:24:28
Önce öylesine okudum...Her sözcüğü takip eden gözlerim daha sonra şaşırmaya ve ardından bir kahkahaya uyanan yanaklarımda tebessümlere yayıldı...Daha sonra mı?...Sonrası yok desem yalan olur...Hüzün yerini aldı...Neden mi?
Özlemin ta kendisi hakimdi...Ve nostalji acı bir gerçeğe dönüşeceğini düşünerek, yüreğim için için ezildi...,Hele o SEVDA TEPESİNİ petro dolarıyla alan Arap Prensinin aldığını düşününce...Devir mi değişti, devran mı döndü?
Hayırdır inşallah!..Bu bir kabus gibi...Geleceği düşündüm, satır aralarınızda...İnanın çok beğeniyle okudum...Tekrar tekrar okuyacağım...İzninizle şu FİNALDE çok şık duran dizelerinizi yorumlarımın finaline kopyalayacağım...

"...Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda
Öyle bir ah ki…çekilirken derinden,
Dört Murat Han hatırası
Süzüldü gözlerinden.
Neyse…Kısa keselim
Lale devri kapandı
Nedim düşünce damdan.

Duyunca şamatayı
SARAYBURNU’ndan gelmiş
GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları
İri kıyım, kapkara,
Mazisi loş vapurlar.
Hepsi kopuk takımı,
Hepsi de ARABALI.


Haydaaa!
Bu da bir nev’I
Pehlivan Tefrikası..."

İda'nın zümrüt yeşili eteklerinden sevgi ve saygılarımla...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 15:32:26

Evet yine geldim sayfana :))

İlk kıtada bahsetmiş olduğun vapur yani GÜLCEMAL VAPUR'u öyle sıradan bir vapur değil .
--Osmanlı döneminde yolcu gemisidir . Birinci dünya savaşında görev yapan bir vapur ki daha sonra bunu Atatürk de kullanmış, bir çok şiirlee konu olan bir vapur , romanlarda adı sık sık geçen bir vapur ve en son sökülmek üzere yabancı enkazcılara verilen bir vapurumuzdu.
--O güzelim GALATA KULESİ , geçmişini uzun uzun anlatmıyacağım ama şimdii hali iç burkan bir şey olduğu için ufak bir belirtme yapmak istiyorum ve benim de asla anlıyamadığım hatta anlamak istemediğim bir şey var ki o da bu tür tarihi yerlerimizin eğlence yerleri ( bar, restorant gibi ki kumar da kesin oynanıyordur ) ya da oteller olması durumu , ne kadar acı değil mi ? Ben Avrupa'da yaşıyorum ve buralarda 100 yıllık bir bina tarih eser sayılıp devlet tarafından koruma altına alınıyor ve daha da eski bir yapı ya da yerse müzeye dönüştürülüyor ve bu yerler çok sıkı kontrol altına alınıyor .. Bu güzelliklerin benim ülkemde olmuyor oluşu beni bir Türkiye'li olarak gerçekten çok üzüyor ...

Ben yorumuma ara vereyim, moralim bozuldu biraz, tekrar gelebilirim Erol , ben bu şiirini daha çok okur ve yorumlarım Erol ama şunu demeden geçemiyeceğim seni tekrar kutluyorum ki bizlere bazı değerlerimizi ve nelere sahip çıkmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattın, teşekkürler Erol ........





Guldane Dal tarafından 7/24/2008 3:38:13 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 14:32:39


Bir İstanbul gördüm.! Her şeyiyle..


Saygıyla.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 14:12:13
Bir zamanlar o mistik havasıyla, apayrı bir yaşam kültürünün tarlası İstanbulun modernleşen Dünya içinde bu lokum tadındaki eski havasını yitirmesi hep şiirlerimize konu oldu. Amma bu anlatım o eski havaların dili ile yazıldığı için hala bir umudun içimizde yeşermesine neden oldu. Yeniden neden olmasın, belki bir gün hayat mücadelesi kolaylaştırılıpta, sosyal refah düzeyi istenilen ölçüye gelirse. İnsanlar aslında değişmeyen o eski İstanbul'u yeniden görmeye başlayıp. O dili tekrar geri getireceklerdir.

Çok Teşekkürler Erol Bey.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 12:36:02
hoş bir anlatı...




tebrikler
ndr
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 09:25:23
Kent şairlerin dilinde mi bizleşir, yoksa biz mi kentlerin duvarlarına, iskelelerine, insanlarına bakarak kentleşiriz? Canlı cansız arasındaki bu uyum ve değişim süreci, düşsel boyutta bir yelpaze sunmuş bu soruya; kutlarım şair !


Şaban Aktaş tarafından 7/25/2008 3:58:39 AM zamanında düzenlenmiştir.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 09:10:41
Güzel bir stanbul şiiri. Kutlarım.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 08:48:38
Güldan hanımın selzenişine bir ekleme yapayım istedim...Eğer ki bu şiiri görürlerse inanın bunu da özelleştirip satmaya kalkarlar haberiniz olsun.Ama o zaman kadar umarım bu şiir günün şiiri seçilir de unutulmaz bir hatıra olarak bize yaşattığı şu üç dakikanın damağımızdaki tadı ölümsüzleşir.
Selam sevfi ve saygılarımla...Ayaktayım,alkışlıyorum şairimi.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 07:01:17

Temaşâ gırla,
Alkış kıyamet
Ah..İstanbul Hâtırası
cok güzeldi dizeler anlamlı zerzeniş yaşatı bana tebrikler hocam...kutlarımMartılar çağma,


EMRUL tarafından 7/24/2008 7:03:47 AM zamanında düzenlenmiştir.
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 06:13:59
Duyunca şamatayı
SARAYBURNU’ndan gelmiş
GÜLCEMÂL’in amcaları, dayıları
İri kıyım, kapkara,
Mazisi loş vapurlar.
Hepsi kopuk takımı,
Hepsi de ARABALI.

çok çok güzeldi üstadım..
yüreğine sağlık..
haz aldım..
selam ve saygımla..
 
24 Temmuz 2008 Perşembe 05:43:24
Martılar çağma,
Temaşâ gırla,
Alkış kıyamet
Ah..İstanbul Hâtırası



Önce düştü bayıldı EMİRGÂN Korusunda
Öyle bir ah ki…çekilirken derinden,
Dört Murat Han hatırası
Süzüldü gözlerinden.
Neyse…Kısa keselim
Lale devri kapandı
Nedim düşünce damdan.


Sayenizde bir İstanbul'lu olarak uzun zamandır gezemediğim yerlere gittim şair...Kız kulesi özellikle ne güzeldir...Ben birde Pierre Loti'de kahve içtim bu şiirin şerefine...
kutlarım kalemi ve şairi...
saygımla...