|
|
|
|
Eklediği son sesli şiirler
|

GÜNEŞİ DOĞURAN KIZ
(Mecbur doğmaktır bazen hayat...)
göğe yükselirmiş toprağa dökülen kanların buğusu katmanlarını zorlayıp bulut bulut akarmış toprağa yeniden gözlerinden göğün ve atmosferi sararmış havanın bir önce/bir sonra doğmuş canların ruhunu diyordu bilim adamları ısrarla...
altmış sekizin baharı diyordu takvimler yas sarmışken havayı yerle göğün tarihsel deviniminden ve bir ruh daha sancısına tutulmuştu işte havanın Mezopotamya’nın kurağından...
zemheriyi üşütmüştü önce Güneş’e kastıyla zorlamıştı geceyi, günden önce doğma inadıyla hırçın çamurundan işleyen iliklerine asiliğiyle... yazgısının karalığına nispet çok renkli gözleriyle ben geldim demişti deli kız, göbek bağını tutarak sımsıkı nasılsa hep ona kalacaktı kesmek göbeğini elleriyle... hücrelerinde altmış sekizin acımtırak ruhuydu depreşen...
gene mi kız? demişti doğurtan şeyh ebe ekşitip suratını saklarken yaşlarını genç ana boynu yana düşerek çaresizliğe bir can daha katmak mı olmuştu katkısı kendince? dalıp giderken çocukluğuna, sıkmıştı boğazını sızı inceden ince...
ilki değildi sonu da olmadı aitsiz yuvanın peş peşe canlar döküldü ardından dört mevsimce... her defasında fark etti deli kız bir kez daha garipliğini ve fark etti çoklar da akranlarından kopukluğunu gördükçe...
üç var mıydı, dört müydü yoksa? söktüğünde hesabı okumaya sevdalandığında beş olmuş muydu yaşı bilinmez ama bilinmişti işte mektep denilen iki oda barakaya yolu düşünce erken yol almak mıydı hızlı yaşamanın diğer adı kalacak mıydı dermanı kırka merdiven tutunca? yine de şans saymalıydı hemcinsleri berdellere bedel verilirken yaşınca mürekkebe bulaşmasını parmaklarının, bırakacağı derin izce...
bölük pörçük okumak bedeli miydi memur çocuğu olmanın tanımak mıydı yoksa toprağını adım adım sessizce?
Lice depremi demişti tarih yetmiş beşe iz vuran afete güne doğururmuş her karanlık gece anlamıştı bunu muallim mektebine yolu düşünce adam mı olacaktı deli kız, yoksa ademin başına belamı ömrünce?
Çalışıyordu sistem aralıksız gündüz gece aldılar nasiplerini yetmişin gençliği de kendilerince öğretmen olamasalar da öğrenmişlerdi işte sağı solu Marks’ı Lenin’i ve eylemleri duyumsamıştı iliklerinde...boykotları... açlık grevlerinde dermansız sesiyle slogan atınca altmış sekizin ruhu kabarıyordu göz bebeklerinden, daha dünce değiştirmeye soyunuyordu deli kız Dünya’yı kökünden gücünün yettiğince!
söker mi devrimci ruhu aşiret kızı yazıyorken alnında derince yeter mi gücü deli kızın engel olmaya biçilen fermana meclisçe?
nasılsa dönmüştü direğinden haksız “hukukun” yaş haddi denen bela tüm şanslarına kara bulut gibi çökünce
verdiler duymadan yüreğinin sesini, birine, adı şimdilerde kuzence on beşini devirmeden bir sarhoşun kollarında açtı gözünü bir gece!
çektiği hep aklından olmamış mıydı zaten ömrünce? emretti akıl, salladı başını o...ve sustu... yoktu zaten başka umarı ölümse bir nefes kadar dosttu yıllarca!
çocuktan çocuğa ana olurmuş (!) ferman ucunda sunulunca kılıcın keskin boğarmış suskular düğüm düğüm onuru dil ağlar/yürek lal/ amade edermiş bedeni şuursuzluğun tövbesi
isyan dağlarca, öfke deli boran fırtına ve dişler terkedilmişliğin pasıyla gıcırdamakta!
geceler korkuya gebe gün, tiksindiren kokusuna alkolün, geceden kalma nicedir yastık altında saklanmıştır ölüm yaşasın uykuya gömen tabletler avuç avuç bulamadan deli kız bebe emziren elini kana!
bir yudum güneştir yakınlığı Dünya’yla yavrum demeyi ezberlemek zorundalığı da olmasa kelamsızlığın suskunluğuna yeniktir beyin asma kilitli kapılar ardında!
ve bir yerlerde paneller veriyordu birileri hala tanı/ya/madıkları kadınlar adına!
ne nohutluğunun farkındadır odanın ne umurundadır sofanın baklalığı bir elinde bir kucakta, bir karında bir belde sıpa/sopa denklemini yaşıyor dört mevsimde bulduğunda şükrettiği lokmalar engel değildir kokmasına nefesinin gerisi işkencedir...gerisi kirli soluğu ölümün
umut arar umarsızlığında deli kız var git baba evine der aklı evvel birileri ya katil olacaksın,ya genç bir ölü, ya deli! Duyar da anlamaz/ anlar da yapamaz kapatır her takıldığında gözü günahsız can yarılarına çarpmak istediği kapıyı sıkı sıkıya yapamaz!
eş kılınmıştır gelinlik kefene namus ayağa düşerse cümle arif koymaz mı defe eğemezsin şapkaları yerlere kaderdir bir adı, diğeri yazgı...aşiretin imzaladığı!
Ya çekecek ya çekeceksin ya da isyan edip yaradana/ yaradılmışlığına?
.........................! ! !
ve bir yerlerde paneller veriyordu birileri hala tanı/ya/madıkları kadınlar adına! tek benzer yanları sarı saçları olan “PAPATYALAR”a (!)
suskunluk yanıt olmaktan çıkalı kaç devinim yaşamıştır gün? azalmıştır yudumu bile, yutkunmalarını yaşam saymıştır damlaları ve ölümü özlemiştir deli kız böylesi yaşamaktan!
hükmü de kalmamıştır diplomaların baskın gelmiş, ezilmiştir altında toplum ağırlığının
acı da biter ya bir gün yorulur ya acıtmaktan ve kaybedecek neyim kaldı der ya hani insan? bilmediği tek gerçek “insanlığı” olan!
Kırılmıştır zincirler yer yarılmış/ çığlıklar atmıştır yedi arş mevsimlerin hırıltısı bozmuştur düzenini evrenin akacaksa aksındır kan yağacaksa yağsındır yaş!
bakmadığı ardında yükselmiştir alevler her biri zaten yüz karası ar enkazı gemilerdir yakılan!
Güneşe bakar deli kız yırtılmış rahminden korkunun yılların susturulanı, asrın deli avazı olmuştur artık
ey Güneş! Korkmuyorum bak,sana geldim fütursuzca bir elimde yokluk,diğerinde ölüm,solumda can yarılarımla ensemde siyahi celladıyla toplumun sana koşuyorum acıt sana hasret bakışlarımı yak/ kanat/ erit her bir hücremi kaçarsam namerdim! hesabım var hesapsız, kadere isyan, yazgısız sökmeyene dek ciğerlerinden çalınmışlıklarımı şeref / sizlerin ölmeyeceğim bu da sana yeminim!
ve birileri hala haykırmaktadır hakları, her Mart’ın sekizinde adına tanı/ya/madıkları kadınların bilinçsizce! Gülten Kahraman (...DEVAMI VAR)
|
|
|
Acaba Nedir?:
acı
,
adam
,
adım
,
ana
,
anlar
,
artık
,
baba
,
ben
,
bilim
,
bir
,
bulut
,
can
,
cümle
,
daha
,
deli
,
derin
,
devinim
,
dil
,
dört
,
düğüm
,
düşünce
,
ebe
,
engel
,
eş
,
fark
,
ferman
,
fırtına
,
gece
,
geceler
,
gelinlik
,
gerçek
,
gibi
,
git
,
gün
,
gündüz
,
hasret
,
hep
,
hırçın
,
hızlı
,
iki
,
kadar
,
kahraman
,
kan
,
kara
,
katil
,
keskin
,
merdiven
,
namus
,
nefes
,
oda
,
okumak
,
olmadı
,
öfke
,
öğretmen
,
ölüm
,
ruh
,
sana
,
sımsıkı
,
sistem
,
slogan
,
tarih
,
tüm
,
umut
,
üç
,
ve
,
yas
,
yaşam
,
yeter
,
yudum
,
yüz
,
zaten
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar 03:04:23
DEVAMINI BEKLIYORUZ CAN OKUMAKTAN NEFESIMIZ KESILDI AMA COK GÜZELDI:TEBRIKLER
|
|
|
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi 04:52:55
yak/ kanat/ erit her bir hücremi kaçarsam namerdim! hesabım var hesapsız, kadere isyan, yazgısız sökmeyene dek ciğerlerinden çalınmışlıklarımı şeref / sizlerin ölmeyeceğim bu da sana yeminim! ............... Dost... Ölmeyeceğiz bu da size yeminimiz ...... Ben de yanındayım... ... Yüreğine sağlık.
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 12:03:54
ve bir yerlerde paneller veriyordu birileri hala tanı/ya/madıkları kadınlar adına!
Kutlarım...Daha başkada anlatılamazdı... sevgimle arkadaşım... Maviler yüreğine...
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 11:45:22
GEÇMİŞİ İRDELEMEK...YAZAN VE DÜŞÜNEN YÜREK DERT GÖRMESİN.RABATLI
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 10:42:51
Çok uzundu gerçekten...Bu kadar önemli bir konu ve güzel bir anlatım olmasa okumazdım..Yalanı sevmem bilirsin...Ama tam anlayabilmek için bir kaç kez okumalı bu şiiri..Okurdum Vaktim olsa...
Ama anladığım kadarı yetti...Yüreğim parçalandı zaman zaman..Özellikle Çocuğun çocuğa Ana olduğu bölümde...Sarsıcıydı tamamı..Kutlarım...Selam ve Sevgimle..
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 09:02:45
Gülten emeğine saygı duymamak mümkün değil ama, bir ricada bulunsam, daha kısa yazman mümkünmü en azından bunuda bölebilirdin.evet anlatılanı, mesajı vermek için belki daha detaylı yazıyorsun budauzun yazmanızı gerektiriyor ama, okurken nefesim kesildi, bak biz yaşlıları yorma:))))............sevgilerimle
|
| Mezopotamyanın Asi-l Kızı |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
17.07.2008 00:17:12 |
3 DİZELİK ŞİİRLERİMDE VARDIR...AMA BEN ŞİİR YAZARKEN OKUYUCUYU YAŞ VS GİBİ KISTASLARA BÖLMEDEN YAZARIM... O AN VE O ESER NEYİ GEREKLİ KILIYORSA ONU YAPARIM... OKUNUR YA DA OKUNMAZ..BU ÖNEMSİZ BİR KISTASTIR BENDE...
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 08:59:09
Çalışıyordu sistem aralıksız gündüz gece aldılar nasiplerini yetmişin gençliği de kendilerince öğretmen olamasalar da öğrenmişlerdi işte sağı solu Marks’ı Lenin’i ve eylemleri duyumsamıştı iliklerinde...boykotları... açlık grevlerinde dermansız sesiyle slogan atınca altmış sekizin ruhu kabarıyordu göz bebeklerinden, daha dünce değiştirmeye soyunuyordu deli kız Dünya’yı kökünden gücünün yettiğince!
Ve halâ namus adına katledilebiliyor kadınlar birilerince İnsanlık boy atar güneşe, kadına insan değeri verilince.
Çok güzeldi...Beğeniyle okudum. Tebrik eder, selamlar, saygılar sunarım.
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 08:16:48
Güzel ve hoş bir şiir olmuş. Kutlarım yazan yüreğinizi. Selamlar.
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 07:41:16
ey Güneş! Korkmuyorum bak,sana geldim fütursuzca bir elimde yokluk,diğerinde ölüm,solumda can yarılarımla ensemde siyahi celladıyla toplumun sana koşuyorum acıt sana hasret bakışlarımı yak/ kanat/ erit her bir hücremi kaçarsam namerdim! hesabım var hesapsız, kadere isyan, yazgısız sökmeyene dek ciğerlerinden çalınmışlıklarımı şeref / sizlerin ölmeyeceğim bu da sana yeminim!
ve birileri hala haykırmaktadır hakları, her Mart’ın sekizinde adına tanı/ya/madıkları kadınların bilinçsizce!
güzel bir çalışmaydı, tebrikler.
|
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 05:52:13
Yüreğinize sağlık. Tebrik ederim.
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|