Şiirler
Aşk Şiirleri
Şiirler

Her çocuk sanatçıdır. Mühim olan büyüyünce de öyle kalabilmektir. Pablo Picasso
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
07.07.2008 tarihinde eklendi.
191 çoğul gösterim yapıldı.
114 tekil gösterim yapıldı.
30 yorum yapıldı.
 

   
 

DÜĞÜN


07-07-08
DÜĞÜN

Üç köye yetecek
Tandırda yufka ekmek
Üç gün öncesi pişirilerek
Hazır edildi

Kuru duttan
Kazan kazan rakı vuruldu

Gelinin bineceği at
Gelin gibi allanıp süslendi

Gelinin yanında at sürecek
Beş cengaver yenge belirlendi

Bayraktar
Bayrağı dikemiyorum diye bağırdı
Bir havlu gelince avundu
bayrağını salavatla
Mahmut’un evine dikti
Davulcu davula vurdu
Düğün başladı

Yarın düğüncüler geliyor diye
Fatma’nın köyüne salıkçı gönderildi

Zaten köyün gençleri
Salıkçıyı dört gözle bekliyordu

Selam verip içeri geçmek isteyen salıkçıyı
Tutup çeşmenin kurununa bastılar

Salıkçı hiçbir şey olmamış gibi
Düğüncüler için serilen döşeği minderi
Bir bir yattı yattı ıslattı
(Kışta olsa, edebince ıslatmak adettendir)

Yengelerin anlı altın döşeli
Başları kasnak fesli
Fesleri renk renk filik ve ipek poşulu
Yengelikte at sürmek var
..................Ama düşmemek koşullu
Bir başka görevleri de
Halaylarda baş tutup
Maniler söylemeleriydi

Sabah erkenden
Bayraktar bayrağını çekti
Yola koyuldu düğün alayı
Ve köyde kalanlar
Çoban adayları
.........Ve damattı bir tek

Düğün alayı
Fatma’nın köyüne girerken
Yolları kesildi
Seğmen yolu istendi

Düğün kahyası
Duttan oluşturulan rakılarla yolu açtı
Ve Emmi yolu, Dayı yolu.
Bir çok yoldan da geçirildi Kahya

İki gün yemekler yenildi
Halaylar manilerle çekildi
Gençler oyunlar sergiledi eğlenildi
Güreş tuttular
*Tolu sinsiği oynadılar

Gelinin yüzüne duvağı örtüldü
Eline kınası yakıldı
Anası bacısı ve arkadaşlarının
..........Gözleri sel olup aktı
Ata bindirildi
Davul zurna eşliğinde
Köyünde son kez tur attırıldı
Yeniden yola koyuldu düğün alayı

Bir çoban gelinin önüne bir koç çıkardı
“Bu koçu kaldırırsan senin olsun
Yoksa karşılığınca bahşiş isterim” dedi.

Düğüncülerin boynu kıldan ince
Dene dediler geline

Fatma gelin atladı indi attan
Koçu kaldırdı duvağını açmadan

Helal olsun sana
İlk doğurduğun oğlan ola
..............Dedi çoban

Damat başka bir evde tutulur
Düğün bitene kadar
Konuşup gülmemesi
................Hayra sayılır
Üç gün boyunca konuşturmak
Ve güldürmek için
Evin yanıyor dediler
Kılı kıpırdamadı
Babanın kafasını kırmışlar dediler
Hiç aldırmadı
Yüzüne un çaldılar
Değirmencimisin dediler
Hiç oralı olmadı
Demediğini etmediğini bırakmadılar
Kilit vurdu ağzına sanki damat
............Ağzını açamadılar.
Bu kafayı takmış geline
Verelim eline
Daha başına neler gelecek
Görelim dediler
Birer tokat vurdular verdiler geline

*Tolu sinsiği - Boksun bir benzeri

Hüseyin Zengin

Not; Kız Beğenme ve Okuntunun devamıdır.
   
Acaba Nedir?: bir , cengaver , dört , düğün , gelin , gibi , gün , kasnak , oğlan , olsun , rakı , sel , son , ve , yanında
 Yorumlar
 
12 Temmuz 2008 Cumartesi 01:18:27
Bizim oralarda hala köy düğünleri böyle yapılır ve daha keyif vericidir şehir düğünlerinden keyif alarak okudum

sevgiyle
 
08 Temmuz 2008 Salı 03:04:14
Çok keyifle okudum üstad, beni geçmişte ki güzel düğünlere götürdünüz, kaleminiz hiç susmasın..

UMUT ve DOSTCA
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 21:52:59
Damat başka bir evde tutulur
Düğün bitene kadar
Konuşup gülmemesi
................Hayra sayılır
Üç gün boyunca konuşturmak
Ve güldürmek için
Evin yanıyor dediler
Kılı kıpırdamadı
Babanın kafasını kırmışlar dediler
Hiç aldırmadı
Yüzüne un çaldılar
Değirmencimisin dediler
Hiç oralı olmadı
Demediğini etmediğini bırakmadılar
Kilit vurdu ağzına sanki damat
............Ağzını açamadılar.
Bu kafayı takmış geline
Verelim eline
Daha başına neler gelecek
Görelim dediler
Birer tokat vurdular verdiler geline

Harikaydı efendim mutlu sonla biten harika bir hikaye okuduk kaleminizden tebrikler sevgiyle kalın esen kalın...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 20:05:06
can dost şiirini okuyunca köydeki dügünler aklıma geldi hala untamadıgım o güzelim dügünler ne yazıkki şimdi şehirde dügünler yardımlaşma dernegine dönmüş bir günsana bir gün bana nerdeyse tanışma gününede davetiye gönderecekelr o günlere geldik beni geçmişi sorgulamaya alıp götürdün yürekden teşekür ediyorum güzel insan...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 16:45:45
gelsin devamı kehya...soluksuz okuyorum boğazımdaki düğümler her seferinde çoğalıyor ve uzun uzun düşünüyorum...yorumum içimde saklı hüzünce...
saygım ve sevgimle dost kalem...
maviler yüreğinize...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 16:39:52
Dost sonunda düğünü yaptık onlar muradına erdi bizler çıktık kerevetine darısı evlenemeyenlerin başına diyelim...Çok güzel dizeler halinde sonunu mutlandırdın yüreğine sağlık kutluyorum ..
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 16:39:04
ESKİ DÜĞÜNLER AKLIMA GELDİ BİR AN.YAZAN YÜREK DERT GÖRMESİN.RABATLI
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 16:26:48


İlk bölümü okumuştum bu bölümde harika olmuş..

Devamı yine geldin bence...


 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 15:35:10
insanlarımız köyden kente göç edeli unutulur oldu böylesi gelenekler
şehirdekilere özenti
düğün okuntusu havlu,gömlek,terlik vs idi kart çıktı
ne çok şey unutuldu
ve ne çok şey masumiyetini kaybetti

bazı konuklar okuntu beklemeden düğüne geldi
gözlerini kapatıp geçmişe yolculuk ederken
beyaz yeleli atıyla yenge bile oldu
Fatma nın al tülünden gözyaşını sildi..
.....
seni tanıdığımdan beri
belleğimizin dehlizlerinde sakladığımız ne çok şey hatırlattın

dost yazdıkların kitaplaşmalı,unutulmasın diye
iyi ki tanıdım seni ve kalemini
ssevgiyle saygıyla hep




gülenaz tarafından 7/7/2008 3:41:53 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 15:32:48
Ne güzel anlatmışsınız be dost..Benim köyümde de çalı düğünleri yapılırdı daha on yıl öncesine kadar..
Mutlaka Konya'dan kaşık ekibi getirilirdi.Gelin atla giderdi...Kayboldu bu adetler maalesef...
Kutlarım...Selam ve Saygımla...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 13:38:36
Vay be!.. Okudukça zevke bürünen öykü kıvamında bir çalışma olmuş..
O anlara götürüyor insanı ve dinletiyor kendini..

Kutlarım..
Kalın sağlıcakla..
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 13:04:46
"Düğün"ü de okuduk sayenizde sayın kehya...
'Sözlüğümüz'e yeni kelimeler,deyimler eklendi...
Bunlar az şey değildir...Teşekkürler...
Sevgi ve saygıyla...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 12:46:03

''Nişandan sonra gelen tören düğündür. Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar. Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir. Geline, eşya, elbise, altın vb. alınır. Bazı köylerde buna "yük" de denilmektedir. Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar. Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır. Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir. Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur.

Düğüne davet; köylerde "okuntu' denilen çağırma şekliyle olur. Okuntu dağıtana bahşiş verilir. Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır. Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma, cumartesi, pazar günleri de yapılmaktadır. Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evinin damına Türk bayrağı asılır. Bayrağın asıldığı uzun sopanın ucuna bazı köylerde elma konur. Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur. Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır. Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır. Arapgir ilçesinde klarnet, keman cümbüş vb. çalgılar kullanılmaktadır.

Köylerde; bayraktar, düğün vekili, aşçı, kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir. Gelin getirmeye gitmeden önceki gün, kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir. Kınada, oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır. Kına yakımanda tepsi başlar üzerinde dolaşırken Malatya'nın kına havası olan "Yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir. Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır, içerisine bir madeni para konularak dolakla (yazma) sarılır. Sonra diğer eline yakılır. Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir. Kına sırasında "gelin övme" ya da "gelin ağlatma" törenleri yapılır. Bu törenler sırasında çeşitli türküler ve maniler söylenir. Kına gecesinin sabahı oğlan evinde toplanan gelin alayı dağlık yörelerde at ile diğer yörelerde traktör ve otomobil ile gelin almaya giderler. Gelincik adı verilen gelin arabası dikkatle süslenir. Kızın köyüne yaklaşıldığında gelin alayı durdurularak "sapancalık" denilen bahşiş alınır. Ayrıca kız evinin kapısı kapatılarak bahşiş alınır, sonra açılır.

Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir. Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler. Buna "Haftasına gitmek" adı verilir. Kız tarafı ise onbeş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder. Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" âdeti bugün önemini kaybetmiştir. Gelinlik etmek; kaynana, kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak, çok sessiz konuşma gibi davranışlardır.'' ( ALINTI )

Güney Doğu bölgemizdeki düğün seremonilerimizden bir kesit ekliyeyim dedim yorumuma Hüseyin ..
Güzeldi şiirin
Umarım mutludurlar şimdi
Sevgilerimle arkadaşım ......

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 12:18:57
Damat başka bir evde tutulur
Düğün bitene kadar
Konuşup gülmemesi
................Hayra sayılır
Üç gün boyunca konuşturmak
Ve güldürmek için
Evin yanıyor dediler
Kılı kıpırdamadı
Babanın kafasını kırmışlar dediler
Hiç aldırmadı
Yüzüne un çaldılar
Değirmencimisin dediler
Hiç oralı olmadı
Demediğini etmediğini bırakmadılar
Kilit vurdu ağzına sanki damat
............Ağzını açamadılar.
Bu kafayı takmış geline
Verelim eline
Daha başına neler gelecek
Görelim dediler
Birer tokat vurdular verdiler geline

----------------------------------------------------------------
Çok şükür mahmutla fatmayıda evlendirdik nihayetinde.Ne güzel oldu düğünleri öyle.
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.
Kutlarım üstadım resmen düğüne gittim yani bu kadar olur.
Kaleminiz daim olsun.
Yüreğiniz dert görmesin.
Selam ve saygılarımla.
Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 11:31:57
Bayraktar
Bayrağı dikemiyorum diye bağırdı
Bir havlu gelince avundu
bayrağını salavatla
Mahmut’un evine dikti
Davulcu davula vurdu
Düğün başladı

yüreğinize sağlık dost.
sevgilerimle


hilal.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 11:31:11
Tebrikler çok ama çok güzeldi...selamlarımla
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 11:29:50
Hüseyin bey, cok hos bir tarz oldu bu, bence bunlari devam ettirin.
Cok büyük zevk bu siirlerinizi okumak.
Okurken yasiyoruz bu olaylari, bize memleket hatirlatan bu güzel kalemi kutlarim...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:45:57
Bayraktar
Bayrağı dikemiyorum diye bağırdı
Bir havlu gelince avundu
bayrağını salavatla
Mahmut’un evine dikti
Davulcu davula vurdu
Düğün başladı


hüseyin bey sizin kalemi nerde okusam tanırım
ve seviyorum
çükü adetlerimize göreneklerimize önem veren şiirler kaleme alıyorsunuz
yazan bu yüreğinizi her zaman taktir ediyorum
sağolun var olun
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:41:25
Bir çoban gelinin önüne bir koç çıkardı
“Bu koçu kaldırırsan senin olsun
Yoksa karşılığınca bahşiş isterim” dedi.



tebrik ediyorum....


Yüreğine şiirler yağsın...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:32:01
hayatın ta içinden ustaca içten ve sadelikle damıtılan hikayelerin şiirlenişini bu sayfada hep gördüm
işte bir tane daha..
yüreğine sağlık üstad
saygımla
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:21:24
Ne güzeldir Anadolumun adet ve görenekleri.
Siz de çok güzel dile getirmişsiniz. Kutlarım dostum.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:17:49
tebrikler...
güzel şiirdi...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:12:11
İlhamınız bol olsun gönlünüze sağlık,selam ve sevgiyle...
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 10:07:12



çok güzeldi dost, beni nerelere sürükledi dizeleriniz bilemezsiniz..............sevgilerimle..
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 09:33:27
Yüreğinize sağlık. TEbrik ederim.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 09:14:58
Selamlar,saygılar
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 08:38:15
Çok değişikti zevkle okudum güzel açıklamalar için sizi kutlar başarılarınızı isterim.
Saygılarımla.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 08:33:03
Güzel bir şiir okumanın tadını aldım şiirinizden. Kutlarım.
 
07 Temmuz 2008 Pazartesi 08:29:29
ÇOK GÜZEL BİR HİKAYE... ANLATTIKLARINIZ GÖZÜMÜN ÖNÜNDE CANLANDI... Fatma nın serüvenleri sürecek mi?